6 Yorum

Çektiklerimiz, çekeceklerimizin teminatıdır

Siz bu yazıyı okuduğunuz sıralarda ben Çağlayan’a doğru yola çıkmış olacağım. Otizmli Ozan Sanlısoy’un annesi Sedef Erken’in, bundan üç sene önce özel bir okulun anaokuluna alınmamasıyla başlayan, Türkiye’deki dava yolları tıkanınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne intikal eden süreçle ilgili basın açıklamasına katılacağım.

Geçen gün Türkiye’deki eğitim suçları ve hak ihlallerinin listesi tutulsa sonu gelmez demiştim. Fiziksel ya da zihinsel gereksinimlerinden dolayı ihtiyaç duyduğu eğitimi alamayan, başörtüsünden dolayı okula kabul edilmeyen, anadilde eğitim alamayan onca çocuğun yanında, bir de kitlesel eğitimin oradan oraya sürüklediği milyonlarca çocuk var bu ülkede… Her sene değişen sınav sisteminin sömürdüğü bir sürü parlak akıl…

Bunlardan ikisi yakınımda… İkisi de 8. sınıfta, daha önce SBS olarak anılan, geçen sene adı TEOG’a dönüştürülen sınav belasıyla uğraşıyor.

Biri, eğitimine istediği gibi devam etmek için kapağı iyi bir anadolu lisesine atmak üzere uğraşan olan bir öğrenci. 6 ve 7. sınıf ortalamaları 87 ve 92 olmasına ve geçtiğimiz haftaki TEOG sınavlarında ‘full çekmesine’ rağmen, ikinci sınavda da bütün soruları eksiksiz yanıtlasa bile 500 tam puan alamıyor, çünkü okul ortalaması buna izin vermiyor. Devlet okullarının not konusunda daha ketum olduğunu, özel okulların, öğrencilerin sınavda daha başarılı olmaları için notları tabir-i caizse bol keseden verdiğini söyleyen annesi bu sene imkanlarını zorlayarak oğlanı bir özel okula aldı. Bu anne, benim çevremde en rahat, en bu işi takmayacak gibi görünen annelerden biriydi (bekar olduğu için maddi-manevi tüm yük onun üzerinde). Gel gör ki şimdi en önemli gündemi bu…

Bir diğeri ise bir özel okulda okumakta olan, yine Türkiye’nin sayılı okullarına girmek için uğraşan bir öğrenci. 120 soruluk sınavda 4 yanlış yapmış. Dört. Ve şansını ciddi ölçüde kaybetmiş. ’48 saat aralıksız ağladı’ diyor annesi. ‘Susuyor, 15 dakika sonra yeniden başlıyor. Sürekli aynı şeyleri söylüyor.’ Oğluna ‘Hiçbir şey senden önemli değil; imkanımız var, gerekirse bu okuluna devam edersin’ demesi de fayda etmemiş. Oğlanın morali yerlerde, tabii tüm ailesinin de…

Bu annelerin ikisi de arkadaşım. İkisi de öyle sınavı hırs yapacak, gözleri kararacak tipler değil–Dİ. Ancak sistem her ikisini de girdap gibi içine aldı. Kaldı ki, ebeveynler rahat olsa bile -ki etrafınızdaki herkes dershaneden kursa koşarken çok zor sakin kalmak- çocuklar arkadaşlarından görüp etkileniyorlar, tıpkı bir zamanlar arkadaşlarından gördükleri jelibonu yemek istedikleri gibi…

Olan en çok da çocuklara oluyor. İlk örnekteki anne, sınavdan bir gün önce stres atmak için oğlunu sinemaya götürdüğünü, oğlanın film boyunca tırnaklarını yediğini, yerinde duramadığını anlatıyor. Diğeri ise oğlunun okulda düzenlenen partiye gitmek istemediğini, ‘Arkadaşlarıma nasıl anlatırım?’ diye endişelendiğini söylüyor. 13-14 yaşında çocuklar, spor yapacak, sinemaya-tiyatroya gidecekleri yerde, inanılmaz bir yükün altına giriyorlar.

Bu çocukları bu yaşta hırs küpüne dönüştüren, maddi-manevi kanlarını emen eğitim sistemi, Allah seni bildiği gibi yapsın.

Ve bize bir haberim var: İlkokul sürecinin sancılı mı olduğunu sanıyorduk? Hele şu sınav belası kapımıza bir dayansın, asıl o zaman göreceğiz biz zorluğu…

Seneye ilkokulun son sınıfı… Sonra ver elini ortaokul… Bir yanım yine eve en yakın okula gitsin derken, oğlan ‘Anne n’olur ortaokulda da servise binmeyeyim’ diye ısrar ederken diğer yanım bunları çıkarıp koyuyor önüme: TEOG. Ortalama. Okul başarı puanı…

Çok korkuyorum. Çocuklarıma hiç böyle şeyler yüklemek istemiyorum. Bilmiyorum ne yapacağım…

6 yorum

  1. Daha ilkokula baslayacak büyük oğlum ama ben ilkokula başlayıp çocuğuyla odev yaparken intiharın eşiğine gelen arkadaşlarımı görüp tirsiyorum. Çocuk ilokull birinci sınıfta 5+2 saat des görüp eve gelip anca ödev yetistirebiliyor yatma saatine kadar. Uyku saatinde ‘ama hiç oyun oynayamadiiiim’ diye ağladı, içim acıdı. Universite mi arkadas altı üstü okuma öğrenecek. Ama ortaokulda başarılı çocukları olan arkadaşım ‘kusura bakma başarı istiyorsan sen de böyle olacaksın’ dedi ki hanlarim hamamlarim olmadığı için cocuklarimin akademik başarısı benim için onemli. E çocuklar doğdu sosyal hayatimiz çocukları gezdirme seviyesine indi derken simdi odev yapicaz diye evden cikamayanlari görüyorum. Bunun bir de ‘çocuk sinava çalışıyo’ diye misafir kabul etmeyeni var. Resmen midem buruluyor okul zamanını düşündükçe.

  2. Merhaba,
    Kızım bir devlet okulunda 4. sınıfa gidiyor.Teccrübeli,başarılı,sevecen ve çok iyi eğitim veren bir öğretmeni var.Öğretmenine göre Melek çokkk başarılı…Sınıfın çoğu çocuklarını ortaokulda koleje vermeyi düşünüyor.2 hafta önce Melek de Doğa koleji’nin seviye belirleme sınavlarına girdi.Sınav sırasında bizlere de okulu gezdirip,tanıttılar,çok etkileyici tabii,ama ondan da etkileyici olanı senelik ücret.Yıllık 21.000 tl’lerden bahsediyorlar.
    Bu sadece okul ücreti,sene içinde eminim bir o kadar da-o parası,şu parası adı altında -extra ücretler isteyeceklerdir.
    Ben de zamanında gerçekten Anadolu lisesi olan bir bal mezunu olarak kızıma İngilizce eğitimini kendim vermeye ve bu arada hem biraz sosyalleşebilsin,hem de vücutça gelişsinler ,hem de eğlensinler diye 5 yaşındaki oğlum ile birlikte ikisini yüzme klübüne yzdırmaya karar verdim.
    Kolej masraflarının altından kalkmak her yiğidin harcı değil,koleje vermek de zaten kesin çözüm değil…Başarılı çocuk her okulda,her ortamda başarılı olur diye avutuyorum kendimi….. 🙁
    Elif Demirbaş

  3. Bu arada bu sınavlar başarıyı gercekten gösteriyor mu emin olamıyorum, gecen sene çoğu veliden ‘ bizim çocuk ortaokulda çok başarılıydı ama kiytirik bir liseyi zor kazandı/ kazanamadi’ diyen de çok gördüm. Ilkokul beşte yapılan anadolu lisesi sınavı çok mu kötüydü de yerini her sene sinava bıraktı. .. bir yandan da kasmayim diyorum oğlum o yaşa gelene dek nasılsa yüz kere daha değişir sistem. En iyisi para birikimi yapıp çocukları üniversite de yurt dışında okutmak. Özel okuldan daha ucuza gelir hem de okula gaz atıldı mı, kız arkadaşı var diye dövdüler mi, mini giydi diye tacize uğradı mı falan diye düşünmeyiz kara kara.

  4. Almanya da kindergarten (anaokulu) herkes icin ayni..zengin yada fakir farketmiyor daha sonra ilkokul, ortaokul, ve lise sistemi var. Basariya göre 4. Siniftan sonra bu ūc okuldan birine gidip oradan diploma alip okulu bitiriyorlar.. tabi alternatiflerde var ve ben tr deki sacmaliklari gõrdükce, okudukca sasip kaliyorum..bilmiyorum banami öyle geliyor ama burdaki cocuklar daha cok ülke geziyor,daha cok aktivitelerle ugrasiyor, genel kültürleri daha iyi, kendilerine güvenleri daha cok.üniversiteye basladiklarinda para yardimi aliyorlar,aile onlar icin gece gündüz calismak zorunda degil.parttime calismalari icin is imkanlari veriliyor onlara vs vs. Yeter artik nedir bu cocuklara cektirdikleri allah askina?! Daha kre$ yasinda basliyor iskence. Anne babayi cocuk sahibi olduklarina,cocuklarida dünya ya geldiklerine pisman etmenin ne anlami var?!!

  5. Bu maildeki annelerden birisinin ben olduğumu şimdi okuyunca gördüm 🙂 Eline sağlık Elif.

    Evet, Elif’in yazdığının eksiği yok, fazlası var. Oğlum hala kendine gelemedi. Niye sıfır yanlış yapamadığını sorup duruyor kendine. Aptal olduğuna karar verdi önce, sonra bu saatten sonra yaşamanın gereksizliğine, o saat neresiyse… Sıfır hata stresi öyle bir şey ki, bir soruda takılıp, full yapamayacağını anlayınca tüm sınavını ağlayarak bitirmeye yol açtı benim oğlumda. Günahtır, yazıktır, çocuğumdan önemli mi gideceği okul?? Gel de anlat oğlana. Okul ayrı dershane ayrı şartlamış sen sıfır hata yaparsın diye,

    Sıfır hata nedir yahu? Yıllardır yaptığım bir yemekte bazen bir malzeme koymayı unutuyorum, insanlık hali. Çocuktur, gergindir, uykusunu alamamıştır, olur yani. 4 değil 40 hata olsa ne olur; bana evladım gerek..
    Bindik bir kıyamete…