2 Yorum

Elif Y’nin İkinci Gebelik Günlüğü, 18. hafta

Gebe yazar Elif Y. günlüğüne kaldığı yerden devam ediyor.

***

Merhaba Blogcu Anne okurları,

Bu haftaya Almanya’da yaşayan bir genç kızın yaşam mücadelesinin sonlanıp, yaşamını yitirmesiyle başladık. Tuğçe Albayrak duyarlı her insanın yapabileceği davranışı gösterip, tacize uğrayan 2 genç kıza yardım etmiş ve bu olayın sonucunda başına hayati darbe alıp, günlerce yaşam mücadelesi vermişti. Ama artık Tuğçe aramızda değil, yıldızı bol olsun ve sevdiklerine sabırlar diliyorum…

Çocuklarımıza duyarlı insan olmayı öğretirken, sokaklarda bir şekilde, başka bir eğitimle büyütülen bireylerle karşı karşıya olduklarını bilmek beni ürkütüyor. Biz 4,5 yaşındaki kızımıza, bizi anladığı ilk andan, bugüne kadar çevresindeki tüm canlılara duyarlı olmasını ve sahip çıkmasını öğretiyoruz. Oysa dışarda, ya da başka evlerde küçücük çocuklar şiddetle, öfkeyle beslenerek büyütülmekte…

Geçen haftadan bu yana çok sarstı bu olay beni, gencecik bir kızın bu şekilde ölümü yüreğime bıçak gibi saplandı, tıpkı Gezi’de yitirdiğimiz gençler gibi…

Ölümün, kötülüklerin hemen yanıbaşımızda olduğu bu dünyada, içimde hayata sıkı sıkı tutunan minik bir yaşam var. İçimde gün gün büyüyen bu miniğimin aşağı yukarı aramıza katılma tarihi 3 Mayıs olarak belirlendi. Elbette bu tarihi artı-eksi 1 hafta farklılıklarıyla hesaplamak gerekiyor. Miniğime 1 Mayıs’ta gel diyorum, ama o bilir işini ve ne zaman geleceğini diyorum ve sadece umut ediyorum…

ElifY18

 

Bu hafta olanlara gelirsek; bizim minnak şu an küçük bir dolmalık biber kadarmış, biberlere bakıp bakıp gülüyorum! Miniğim suan 14,2 cm. ve 190 gr. ağırlığındaymış, bu hafta hıçkırmaya başlamış, rahim ve kordon tüpleri oluşmuş. (Erkek bebeklerde ise prostat bezi gelişmeye başlarmış.) İç kulak kemikleri ve sinir uçları geliştiği için, miniğim artık kalbimin sesini duyabiliyormuş. Dışardan gelen seslere irkilebiliyormuş ki, ablasının sesi bugünlerde onu baya bir hoplatıyordur!.. Bu hafta tat duygusu da gelişmiş-miş, acı ve tatlıyı ayırt edebiliyormuş.

Son günlerde iştahta hafif patlamaların nedeni belli oldu, ayy vallahi bebeğin canı istiyor demelere başlayabilirim demektir ki ve bu ay kilo alacak bir Elif’e hazır olmalıyım. Protein kaynağı et, balık ve tavuk hala yiyemediğim kısımdalar. Tavuk olayını dışarda asla tüketmeme kararı aldım. O kadar dikkat ederken, antibiyotik yüklü bir besin tüketmek istemiyorum. Kızım için kaygı duyduğum yiyeceklerin içindeki, ne nedir içeriğini şimdi kendim içinde uygular oldum.

Arjin’de bu hafta hafif bir serzeniş başladı bebekle alakalı… Zira kucağa alınmak istiyorken hatta üstüme atlıyorken her uyarımdan sonra “Ama hep bebek, hep bebek” demeler başladı. Öte yandan bebek nasıl olur kitapları edindik ve her gün açıp bakıyoruz, öyle basit ve yalın bir dille anlatılmış ki biz ebeveynlerin -hik -mik demesine gerek bile bırakmıyor.

Bu hafta ebeyle on görüşmemi yapmam gerekiyor ve sonra alacağım randevuyla detayları konuşacağız. Bu defa doğuma girecek ebemi önceden seçmek istiyorum, hatta bu kadar iyi referansları olan bir doğum ebesini elimden kaçırmak istemiyorum.

Şimdi son iki haftadır yazılarımda yaşadığım ülkeye dair sistemi anlatıyorum, bunu başlarda kısaca belirtmem gerekiyor ki ilerleyen zamanlarda yaptığım her aktivite, ya da edindiğim her sosyal hizmette tekrar tekrar aynı şeylerden bahsetmek istemememdendir. Bu ülkede gebe olmanın çok keyifli bir süreç olduğunu anlatmıştım en başta, o halde tekrardan bakalım mı, biz gebelere Almanya’da nasıl hizmetler yapılmaktaymış.

Şimdi efendim Almanya’da doğuma girecek ebenizi ayrıca seçme hakkınız var. Ayrıca doğumdan 3 hafta öncesiyle, doğumdan sonra 8 hafta süreyle, toplam 10-12 haftayı kapsayan  sürecinizde haftada en azından 2 gün gelecek bir ebeniz olur. Eğer ilk bebeğinizse ve yalnız bir anneyseniz bu ebe servisi hayatınızın en büyük yardımı olmaktadır. Kızımda ebemiz Sonya öyle çok yardım etmişti ki bunu burada yazıya dökmem imkansızdır…

Doğum öncesi ebemizle, doğum randevumuza 2-3 hafta kala isteğe bağlı akupunktur, perine masajı, bazı bitkisel çaylarla vücudumuzu normal doğuma hazırlıyoruz. Doğum sonrasında ise 8 hafta aynı ebeyle bebeğiniz ve kendinizle ilgili tüm sorunlarınızı ya da sorularınızı paylaşıp, cevaplar bulursunuz.

Almanya’da doğumla alakalı özel hastane olayı çok nadirdir (ben daha görmedim), ama devlet hastaneleri özel hastane konforunda olmakla birlikte doğumlar ücretsizdir. Doğal doğumda hastanede 3-4 gün, sezeryanlı doğumda ise 5-6 gün yatarsınız. Bu süre içinde bebeğiniz tüm kapsamlı kontrollerden geçer ve 12 yaşına dek taşıyacağı sarıdefteri (gelbehefte) olur. Bu defterde bebeklik ve çocuklukla ilgili önemli dönemlerinin bilgilerini kapsayan, asılarının, hastalıklarının, gelişim özelliklerini kapsayan tüm bilgileri yer alır ve oldukça hayatı bir defterdir!..

Burada ebelerin bir kısmı,  4-5 ebenin beraber açtıkları kliniklerde  çalışır. Bu kliniğe sahip ebelerle de çalışılır ve sağlık kasanız her şekilde ödemeyi karşılar. Bu kliniklerde de hastanelerde olduğu gibi doğuma hazırlık “yoga-pilates-jimnastik-tekli ya da eşli doğum kursu” dahi verilir. Ayrıca ebeler doğumdan sonra “bebek masajı, anne-bebek jimnastiği” kursu vermektedir.

Doğumdan 2-3 hafta sonra sosyal hizmetlerden iki kişi gelir ve size çevrenizde bulunan bebek oyun gruplarını, emzirme gruplarını ya da emzirme kafelerini, bebeğinizin bezini ve mamasını indirimli alacağınız yerlerin adres bilgisini verirler. Hatta doğum sonrası depresyona girdiyseniz ve bunalımlı anınızda arayıp gelecek ambulans servis numarasını dahi verirler. Ve dahi bulunduğunuz şehirde yine sosyal hizmetlerle işbirliği içinde (tageşmutter) günlükanne denilen bir hizmet vardır. Bu kişi gelir ve siz kişisel, gerekli ihtiyaçlarınızı; duş, doktor ziyareti, alışveriş, vb. şeylerle ilgilenirken birkaç saat bebeğinizle ilgilenebilir.

Ben bu hizmetlerden son yazdıklarımı bilinçli olarak almamıştım, bana göre daha yeni doğmuş bebeğimi tanımadığım bir kadına bırakmak doğru gelmemişti. Kızımda siyam ikizi gibi gezdik ve asla pişman olmadım… Elbette arada nefes alıp, kendimle başbaşa kalmak istediğim anlarım çok olmuştu, öyle zamanlarda eşim elinden geldiğince yardımcı olmuştu ve elbette adı bende saklı şu an Türkiye’de olan dostumun yardımını asla unutamam.

Şimdi kendi ülkemdeki hizmetlerle, bunları elbette kıyaslıyorum ve ülkemde çalışan ya da tek başına bebek dünyaya getiren anneler adına öyle kahroluyorum ki. Yine de bizim de ülkemiz bir gün tüm bunların yaşandığı sosyal bir devlet olacak umudunu taşıyorum inatla… Tüm bunları yazarken tam şu anda uzaklardaki yalnız ve güzel ülkemde “karma eğitim” kalksın mı üzerine aptalca tartışmalar yapılmakta. Ahhh bu kadar da ileri gidilmez dediğimiz her olayı yaşadık- yaşıyoruz ve bu defa elim yüreğimde bu tartışmanın sonuçlanmamasını temenni ediyorum. Zira sonuçlanan her tartışma anti-demokratik bir şekilde noktalanıyor

Ülkemden gelen karanlık haberlere inat buralar Noel’in ışıltıları içinde ve insanların elleri-kolları sevdiklerine vermek üzere aldıkları hediye paketleriyle dolu.  Noel bambaşka bir heyecan, aynı zamanda bir hüzün veriyor. Kocaman bir yılı bitirmek üzereyiz ve ışıl ışıl, renkli bu görüntüler insanı aynı zamanda umutlandırıyor.

Bu haftaya dair bizde olanlar bunlar, bizden size kucak dolusu umut ve mutluluklar…

Elif Y.

***

Elif Y’nin tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.  

2 yorum

  1. Elif hanım sağlıklı bir gebelik süreci geçirmenizi dilerim Almanya daki durumu paylaşmanız benim gibi merak edenlere çok iyi oldu. Bir de orada doğum izni nasıl bahsetseniz:)

  2. Merhaba Betül elbette bahsedicem dogum izninden ve digerlerinden.
    Güzel dilekleriniz icin cok tesekkür ederim,
    Sevgiler ve saglicakla kalin