8 Yorum

Rahat bırakın anneleri

Aşağıdaki yazı, Blogcu Anne okurlarından Eylem İlgün Bekircan Tarafından, HT Hayat’ta yayınlanan ‘Kalitesiz Zaman’ başlıklı yazıma cevaben kaleme alındı.

Sevgili Eylem bunu, yazıyı paylaştığım Facebook bağlantısının altına yorum olarak bırakmıştı. Ancak bu güzel yazıyı yorumlar arasında kaybetmek olmazdı. Buradan paylaşmama izin verdiği için kendisine teşekkür ederim. 

***

Bu konuda o kadar çok söyleyecek sözüm var ki..

Benim çocukluğumda annemle hatırladığım zamanlarım onun evin içinde işlerle şunla bunla uğraşırken devinim halindeki haliydi. Sadece evdeki varlığı bile öyle güvenli, öyle huzurlu hissettirirdi ki… Belki 15 yaşıma kavuşmadan sonsuza dek ayrıldığımız için şimdi böyle geliyor, belki de gerçekten öyleydi… Ama kağıt kesip yapıştırmamıza, boya yapmamıza, küpleri dizmemize, etkinlik kitaplarımız olmamasına rağmen o devinimin içinde bana bir sevgi sözcüğü söylemesi, şakalaşması, fondaki radyoda birlikte dinlenen bir radyo tiyatrosu, söylediği bir türkü, mani, birlikte komşu gezmelerine gitmemiz, pencere önlerinin tozunu alması ve niye önem verdiğini anlatması, şeftali soyup vermesi, beyaz kovada yoğurt mayalamak için dolaptan eski yoğurdu istemesi, kara tepside pişirdiği keki çırpışı… Hepsi sanki benimle ve benim için yapılmış gibi… Kalitesi sadece zamanı paylaşmakta, birbirinin farkında olarak ve farkındalığı fark ettirerek paylaşmakta.

Çocuğunun her anını birşeyle doldurmak, üstelik yaptığı şeyden de, çocuğuna yaptığını düşündüğü iyilik dışında hiçbir zevk almayan, yani özetle hiç de samimi olmayan, “hadi anneciğim şimdi küpleri üst üste koyalım” derken bir anda sesine o ana kadar hiç kimseyle iletişiminde rastlamadığınız bir “anne rolü” download eden, “aaaa ne kadar ….. dimiiii” derken rolünü biraz daha köpürten anneler var her yerde. Rol iyidir, ama kurgu için iyidir. Bir tane gerçeğimiz var. Onun için de ne ısmarlama annelik rollerine ne de eğlenmiyorken eğleniyormuş gibi yapmaya ihtiyaç var.

Son bir şey de çocukla geçirilen tüm zamanını “içi dolu” etkinlikle geçirmesi gerektiği düşüncesine, çocuğu bir “anne” dediğinde dünyayı unutup tüm varlığıyla ona yöneldiği için iyi anne etiketine yaklaşmaya çalışanlara:

Çocuğumuz doyumsuzluk yaşamasın, kıymet bilsin, har vurup harman savuran olmasın diye mümkünse bile her şeyi önüne sermeyelim kafasını yaşarken maddi olmayan şeyler için de bunun geçerli olabileceğini düşünüyor muyuz acaba? Yani ben arkadaşımla konuşurken yanıma gelip anne anne diyen çocuğuma dönüp, “dur bi yavrum, sen de ordasın biliyorum ama ben de burda başka birşeyle ilgileniyorum” demek çocuğa haksızlık mı? Arkadaşına arkanı dönüp çocuğun talebini o anda karşıladığında o çocuk kendini hep hayatın merkezinde ve kimden ne isterse o anda ve o yerde karşılanmalı mesajı almıyor mu, hatta onun karşısında anne olarak sen de sadece onun taleplerini karşılamakla yükümlü bir nesneye dönmüyor musun aslında?

Yo bunu yargılamak değil aslında niyetim, aksine derdim sadece çok bilenler tarafından yargılanmamak.

Rahat bırakın anneleri. Yapıyorsam da yapmıyorsam da bir bildiğim var demek ki.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

8 yorum

  1. Bu “kaliteli zaman geçirme” meselesi çalışan annelerin içini biraz rahatlatmak için icat edilmiş bir şey sanki. Çalışmayan annenin çocuğuyla Eylem Hanım’ın yazdığı gibi kurgu diyaloglara girmesi pek mümkün olmuyor. Yani anne zaten çoğunlukla evin içinde her işe yetişmeye çalıştığı, bazen neredeyse çocuğuyla bunalıncaya kadar zaman geçirdiği için ‘bunu böyle koyalım, şunu şöyle yapalım’ rolüne giremiyor. Çalışan anneyse belki de vicdan azabından akşamları ve haftasonları çocuğuyla ne yapsa da beraber olamadığı zamanların acısını çıkarsa diye etkinlikten etkinliğe koşuyor. Bir arkadaşım geçenlerde anlattı. Çalışmıyor ve oğlu yeni anaokuluna başladı. O okuldayken biraz daha kendine vakit ayırabildiği için oğluyla daha az bağrışarak iletişim kurmaya çalıştığı bir zaman (şunu şöyle yapalım bunu böyle yapalım vb.) oğlan annesinin değişen tavrından işkillenip ‘anne sen öğretmen mi oldun’ demiş:)) yani çocuk zaten hiçbirşeyi yutmuyor. Dilerim tüm çalışan annelerin mesaileri hiç uzamasın, trafikte vakitler kaybolmasın herkes çocukluğunu Eylem Hanım’ın hatırladığı gibi sevgiyle hatırlasın.

  2. ben de bazen kendimi sırf onun istediği şeyi yapmak için kasarken buluyorum.. sonra uyusun diye gözünün içine bakıyorum sonra uyuyunca özlüyorum filan.. saçma..
    çalışan annelik halleri

  3. Aa valla icimi aydinlattiniz, tesekkur ederim…Daimi vicdan muhasebesi annelerin kaderi, ama en azindan sebeplerden biri ortadan kalkti 🙂

    Isten eve gelip de yemek yapmaya ugrasirken, ah iki lego yapamadik kuzumla diye üzülmeyecegim artik.

    Sevgiler.

  4. Kendi çocukluğumuzla şimdi çocukların dönemini malesef cok farklı bugün anne evde olsa da cocuklar oyun gruplarında neden çünkü eskisi gibi sosyalesebilcekleri sokaklarımız yok.Kosup oynaycakları alanlar yok diye haftasonlarını spor kurslarıyla donatıyoruz.Biraz büyüdüklerinde ya özel okullarda tam gün yada yarım gün devlet okulunda yarım gün etüdteler neden çünkü sağları solları sınav zırvalarıyla dolu.Daha 31 yasındayım ama nerde o eski çocukluk gÜnlerimiz demeden geçemiyorum.

  5. Kaliteli zaman konusunda size katiliyorum. 3 yasindaki kizimla birlikte mutfakta salata yaptigimizda bile oyle mutlu oluyor ki. Ille oturup oyun oynamamiz etkinlik yapmamiz gerektigini dusunmuyorum. Ama cocugum arkadasimla konusur ken yanima gelip bir sey isterse en azindan Biraz beklemesini soylerim. Bazen ise yariyor bazense bekleyemiyor. O zaman Onun istedigini yapmanin onu dunyanin merkezine koymak oldugunu dusunmuyorum. Ona deger verdigimi gosterdigini kendini degerli hissettigini dusunuyorum.

  6. eylem hanımın ağzına sağlık. Pek güzel yazmış… Da kazın ayağı öyle değil artık. Eskiden çevremizde kardeşlerimiz, konumuz komşumuz, akrabalarımız vardı. Sabahtan akşama sokakta, bahçede oyun oynardık. Şimdi kendi kızıma bakıyorum mesela sabah okula ordan eve. Yemek bilmem ne derken ihtiyacı olan ilgi&sevgi eksik kalıyor. Anne&baba yok ortada, varlıklarında da ordan oraya koşturmaca. İşte kaliteli zamanın tam bu noktada çıkıp gelmesi imdada yetişmesi lazım. Kaliteli zamanın tanımıysa çocuklarla küp dizmek falan değil. Zaten dar olan zamanda da çocuğa birşeyler öğretme derdinde olmak en korkuncu bence. Zaten okulda kusana kadar resim yapmış, hamur yoğurmuş. Ebeveynin asıl derdinin çocuğun duygusal tatminini birlikte gidermeye çalışması olmalı. Hayvan taklidi yapmak mesela, evde maymunlar gibi hoplayıp zıplamak, ya da tavuklar gibi gıdaklamak:) bir seminerde öğrenmiştim, dışardan ‘bu deli galiba’ dediklerinde çocuğunuzla iyi oyun oynuyorsunuz demektir. İşte tam da o zaman kaliteli zamanı geçirmişsinizdir:)

  7. Yapmam gereken isleri birakip cocugumla oyun oynayayim diyorum, ihmal ettim diyorum. O agirlikla oturup “hadi boyama yapalim”, “lego’ya ne dersin?”, bidi bidi… Iste o an farkediyorum kendime yabanci gelen sesimi

  8. Incir'in Annesi

    Hay bin yasayin e mi!