2 Yorum

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 15. hafta

İkiz gebesi Şimal, yazılarına devam ediyor:

***

Doktorların haftalar önce hamileliğimi evde ve çoğunlukla yatarak geçireceğimi söylediklerinde karalar bağlamamıştım. İnsan nelere ve ne koşullara alışıyordu! Gebelik günlüğündeki yorumlardan ve dinlediğim hikayelerden de savaşçı annelerin varlığı bana güç verdi ve vermeye devam edecek. Herkese tekrar tekrar teşekkürler. Yatmak veya sabit oturmak, hayatı boyunca koşturmaya alışmış, her işini kendi halletmiş birey için elbette ki zor ama koca bir ay bitti işte.

Simal15

Bu hafta dileklerim konusunda dikkatli olmanın önemini kavradım, kavratıldım… Henüz ben hamilelik kitapları konusunda kendi içimden ve buralardan şu kitabı okusam ne de güzel olur derken evrenin gücü bunu emir telakki etmiş olacak ki “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” kitabı salı günü bana gelmişti… Hikayesi şirindi, yazılarımdan bihaber eşimin iş arkadaşının eşini yaşadığı sağlık sorunu bağlamında geçmiş olsuna aradığımızda pat diye gebelik için kitaplar aldın mı sorusu düştü havadan, hayır düşünüyorum cevabıma “ben sana yollarım yarın bendekileri” dedi içtenlikle ve kitap bende muhafaza ediliyor amacını tamamlayana kadar. O kadar sıcak geldi ki bu iyi niyet… Dileklerimi sıralasam her gün duvarlara kapılara post-it yapsam yapıştırsam aynı etkiyi gösterir miydi? Abartmasam iyi olurdu.

Yıllar önce, anavatana geri geldiğim ay bir sabah madeni para büyüklüğünde kızarıklarla uyanmıştım. İlkin az sayıdalardı, çoğaldılar ve büyüdüler. Ürtiker dedi doktorlar, halk dilinde kurdeşen deniliyordu. Kendisi sabah çıkıp akşam geçse de kimi zaman canıma göz dikti. Bir sabah dudaklarım ve özlerim şişmiş olarak uyandım, zombi gibiydim. Beklemeden yakındaki bir hastanenin aciline koştuk, gitmekle çok doğru bir hareket yapmıştım. Diliniz şişerdi ve şişlik soluk borunuza inerdi dediler, bastılar kortizon iğnesini.

Bunu takip eden yıllarda çantamda kortizonlu kremle dolaştım, ağırlaştığında da acillere taşındık. Sağolsun son yıllarda kendisini göstermiyordu, geçen haftaya kadar. Minik minik kabarıkları kollarımda görsem de “şimdi seninle uğraşamam cınım” diyor geçiyordum. Alınmış olacaklar, bir gece uykumdan uyandırdı kaşıntılar. Elimin içi, parmaklarım kollarım ve göbeğim ciğer gibiydi. Soğuk kompres yaptım geri yattım. Doktorcumla görüşmeyi bekliyorum, bakalım bu eski dost ile neler yapacağız bu süreçte.

Ve gelelim geçmişimin diğer kanayan yaralarına, demir eksikliği. Geçtiğimiz hafta rutin kan tahlilleri yapılmıştı. Teknolojinin gözünü seveyim, pazartesi günü kan sonuçlarıma internet üzerinden baktım. Kalın harflerle belirtilmiş, normalin altındaki ya da üstünde olduğu belirtilen kan değerlerim vardı. Aklıma geçenlerde doğum yaptıktan kısa bir süre sonra daha bebeğini koklayamadan aramızdan ayrılan gencecik anne geldi. Haberdeki genel kanı keşke bir hematolog kontrolünden geçse yönündeydi. Doktorlarımdan ikisini sıra ile aradım, biri bunlar hamilelikten kaynaklı sapmalar, endişelenmenize gerek yok dedi, diğeri de bence sorun yok ama yine de isterseniz bir Hematoloğa görünebilirsiniz dedi, içimdeki ses tonunu arttırdı ve olaya el koydu hemen. Hematologdan randevu alındı, oh gitmediğim bir bu birim kalmıştı, onu da görmemek ayıp olurdu!

Doktorum endokronoloji doktorum gibi dünya tatlısı bir kadındı. Kan tahlillerimin yapıldığı hastane doktoru olduğu için tüp bebek ve hastanede yattığım süreç dahil olmak üzere tüm kan ve idrar sonuçlarımı inceledi, gözlüğünü zarifçe masaya bıraktı ve anaç bir sıcaklıkla anlatmaya başladı. Bu garip değerler demir eksikliğimden dolayı bu haldeymiş! Kendisi ile beraber yaşadığım için bende şaşkınlık yaratmadı ama sorunsal içtiğim onca demir şurubuna rağmen neden bu eksiklikten kurtulamadığımdı. Detaylı inceleme için tekrar kan verildi ve beklemeye başlandı. Sonuçlar bu hafta çıkacak, takip edilmesi gerekliler listesine ekledik kendisini.

Tüm bu “yapılmalı-edilmeli” trafiğinde ben bebeklerimle ilgili hayaller kurmadım şimdiye kadar. Cinsiyetleri ne olur acaba diye, neye-kime benzerler diye, hiç düşünmedim ve eşimle hiç bu konuyu konuşmadım. Doktorum bize ikiz minnaklarım cinsiyetleri hakkında bir tahminde bulundu ama bu tahmine sıkı sıkı yapışmadım, hatta bahsini bile yapmadım.  Sanki düşünürsem nazar değdirecektim kendime. Önce sağlıklı doğsunlardı, anneleri onları sağ sağlim zamanında dünya ile tanıştırabilsindi de nasılsa güzel olurlardı, ama hayali yoktu. Bu hafta sonuna kadar…

Eşimin sosyal medya ile arası pek yoktur, sadece arada başkalarının paylaştığı videolara ve makale tarzında yazılara bakar. Boş bulunduğum bir anda bir video uzattı telefonundan, yeni doğmuş yıkanan ikiz bebeklerin videosu. Omuzlarının kolları ile birleşimine baktım, birbirine sarılmış kollarına. Birbirlerine sokulmaya çalışıyorlardı, gözleri kapalı, dudakları öne doğru uzamış…

Defalarca izledim, her ayrıntısını, hıçkıra hıçkıra gözyaşları ile, sanki hamile olduğumu yeni öğrenmişim gibi. Bu iki minik mucize işte bu duygusal haftamda bedenime daha çok yuvarlaklık kattılar, artık dışarı çıktığımda hamile gibi görünüyorum, karşı komşum sonunda fark etti mesela…

Bu hafta kayınvalidemin başladığı bebek battaniyesine örebilirim diye cahil cesareti ile el attım, şimdilik iyi gidiyor. Yüksek bir görev bilinci ile kendime kota dahi koydum, hergün en az 10 sıra örmek gibi. Malum battaniye uzun ebatlara sahip olduğu için 10 sıra bile ciddi vakit alıyor benim için, keza acemi sürücü gibiyim.

Simal152

Ankara’dan sevgilerimle…

Şimal

***

Şimal’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

2 yorum

  1. ahh o video benim de aklıma geldi şimdi! sizinkiler de öle tatlı mı tatlı olacaklar endişelenmeyin 🙂

  2. Merhaba simal, o videoya ne aglamistim ilk izledigimde. Hala bazen kücücük mezarlarinda öyle yattiklarini düsünürüm ogullarimin 🙁 neyse, sen bana bakma dogumum yaklastikca duygusallastim iyice.gelelim sana: Sanirim hamileligim boyunca tip biliminin bütün dallarini denemeye kararlisin 🙂 demir eksikligi önemli bir konu, hele de ikiz bebek beklerken… kan bankasindaki bir calisandan bir tavsiye almistim zamaninda, her sabah bir corba kasigi pekmez ve limon suyu karistirip icin diyordu. Miden bulanir mi bilemedim ama dene istersen. Ankarali ikizlere ve sansli annelerine selamlar sevgiler efendim 🙂