34 Yorum

Oysa ben Barbie’yi ne severdim…

1985 yazıydı. 9 yaşındaydım. Tatil için İstanbul’a gelmiştik. Gezerken gezerken, Pabetland diye bir yer açılmış, görün dediler. Gittik görmeye… Nerede hatırlamıyorum, Maslak’taydı sanırım. O zamanlar Maslak çok uzaktaydı tabii…

Değişik bir mağazaydı. Daha önce hiç öyle bir yer görmemiştim. Mersin’de öyle yerler hiç yoktu o zamanlar… Sanırım İstanbul’da da yoktu.

Neyse, gittik. Vitrininde bir bebek evi. Barbie evi. Daha doğrusu, Cindy eviydi yanlış hatırlamıyorsam. Barbie o zamanlar ya yoktu, ya da yeni yeni çıktıydı. Her neyse, bebek eviydi işte…

Böyle… kat kat… Odalar, mutfak, banyo… Neredeyse boyum kadar bir ev.

O ana kadar bebek evlerini sadece Amerikan filmlerinde görmüştüm. Şimdi karşımda duruyordu. Cama yapıştım. Kendimi alamadım seyretmekten. Aklımı yitirmiştim.

O bebek evini tabii ki almadık biz o zaman. Alamadık. Yalan söylemeyeyim, yanlış hatırlamıyorsam o zamanın parasıyla 70 bin lira mıydı, neydi. Her ne idiyse, aşırı anormal süper pahalıydı. O kadar parayı bir bebek evine vermenin mümkünü bırak, mantıklı olmayacağını o yaştaki aklımla biliyordum.

Bir Cindy bebek alıp çıktık bana. İlk ve tek Cindy bebeğim. En sevdiğim. Ki o da az para değildi.

Cindy

İlk ve tek Cindy’m. Kıymetlim. Sadece üzerindeki hırkası ve ayağındaki tek terliği orijinal.

Cindy bebekler Barbie’lerden daha güzeldi bence. Daha gerçekçi. Parmakları ayrı ayrıydı bir kere, Barbie’ninki gibi tek parça değil. Bir de kirpikleri vardı eline gelen. Barbie’ninki çizimdi. Ama bir süre sonra Cindy, Barbie’ye yenildi, her yer prenses Barbie’lerle doldu.

1985 yazında Pabetland’a gittiğimiz o gün aklım o bebek evinde kaldı benim. Hala da öyledir. Hala, çocukluğumda sahip olamadığım o bebek evinin hayalini kurarım ben…

Nereden aklıma geldi bu? Geçen akşam Deniz’in bir arkadaşının doğum gününe gittik. Daha doğrusu iki arkadaşının. İkizler. İkiz kızlar…

Ev küçük diye annesi sadece çocukları ağırlıyordu. Derin’i de davet etmişler sağ olsunlar, hem çocuklara göz kulak olmak, hem de annesine yardım etmek için gittim ben de. Kendimi davet ettirdim gibi bir şey aslında…

Bir sürü çocuk, iki anne. Evin içinde. Güzeldi. Çok keyifliydi. Çoğunluğun kız olmasından mütevellit (şöyle söyleyeyim: davete icabet eden tek oğlanlar bizimki, gerisi kızdı. Bir de kızların abisi) sakin sayılabilecek bir partiydi.

Zaten çoğunlukla odada oynadılar. İkizlerin bebek evinde… Çok istemişler bebek evi. Anneleri de ‘paranızı biriktirin, kendiniz alın’ demiş. Bu kızlar da birkaç bayram boyunca para biriktirmişler. Harçlıklarını birleştirmişler. En nihayetinde almışlar. Na bu kadar Barbie evi. Öyle güzel ki! Asansörlü falan!

Annesi kurmuş kızların evini… Gece 11 buçuğa kadar uğraşmış. Sonra da oynamış kızlar.

Ertesi gün kız kardeşi aramış. İkizlerin teyzesi yani. ‘Abla, kurdun mu Barbie evini?’ demiş. ‘Kurdum’ demiş ablası. ‘Geliyorum!’ demiş. Gelmiş. Beraber oynamışlar kızlar yokken. ‘Bizim zamanımızda almamız mümkün değildi ki!’ diyor o da…

Bir nesil için erişilmez bir şeydi Barbie bebek… Benim küçüklüğümde yoktu, olduğunda çok pahalıydı, ‘erişilebilir’ olmaya başladığında ise ben ‘koca kız olmuştum.’ Bana bıraksan oynardım aslında ama işte, yaşım geçmişti anlayacağın. Kız kardeşim oynarken ona yancılık yapıyordum ben de…

Şimdi artık marketlerde satılıyor Barbie bebekler. Migros’ta falan var. Çocuklar bayram harçlıklarını biriktirip alabiliyorlar kendilerine… Değerini biliyorlar mı? Bilmem.

O zamanlar Barbie bebek tapılası bir şeydi. Disneyland’e gitmek hayallerimin ilkiyse Barbie bebek ikincisiydi. Bilmezdik öyle cinsiyetçiliği pompaladığını, yok efendim vücut ölçülerinin aslında normal olmadığı, kızları anoreksik olacak kadar zayıf kalmaya özendirdiğini falan… Saçlarını taramak isterdik sadece… Giysilerini değiştirmek… ‘Kız gibi’ olmayı özendirirdi, evet. E biz de kızdık zaten…

Gerçekten de biz büyüdük ve kirlendi dünya…

34 yorum

  1. Benim kirmizi sacli inanilmaz tatli.

  2. Bizim durumumuz çok kötüydü ben küçükken. Hiç Barbie’m ya da Cindy’m olmadı. Biraz acıların çocuğu gibi oldu ama her neyse 🙂 Şimdi küçük bir kız çocuğuna ne zaman hediye alsam hemen gidip Barbie’ye yapışıyorum 🙂 Utanmasam kendime de alacağım bir tane 😀

  3. Ay Elif , fotoğraf yanımda olsa gönderecektim neredeyse, benim de Cindy bebeğim vardı, biz de Mersin’den İstanbul’a tatile gittiğimizde Beşiktaş’ta bir oyuncakçıda görüp almıştık epey bir paraya .. Çok kıymetliydi benim için,heyecandan uyuyamamıştım,aldığımızın ertesi günü sabahın köründe uyanıp elimde Cindy ile fotoğrafımı çektirmiştim anneme..Sana kesinlikle katılıyorum,kesinlikle Barbie değil Cindy.. Gerçek hayatta Cindy yenilse de bizim neslin gönlünde taht kurdu bence .. Yazıyı okurken çocukluğuma gittim geldim resmen, sen çok yaşa Elif , sevgiler..

  4. Daha yaziya baslamadan elim gönder tusuna basti:-( neyse benim kirmizi sacli, mavi gözlü, inanilmaz tatli bir bebegim vardi.iki teyzem, ilk maaslarindan almislardi sanirim 1993’tü. O zamanlar 7 yasindaydim. Ilk ve en cok sevdigim bebegimdi. Sonra bir iki tane daha oldu ama onun yerini kimse dolduramadi..zaten ben hic bebek, oyuncak vs almazdim. Babam almanya’da yasardi (batasica almanya tüm cocuklugumu eksik ve yarim birakti..)gönderdigi paradan annem harclik verirdi bana, bense toplar ceyrek altin alir sonra anneme sürpriz yapardim. Kiyamazdim harcamaya. Zaten kocasiz.adam fakirlik yüzünden gitmis gurbet ele onu yalniz birakmis bari ben üzmeyeyim derdim kendimce.. ama yinede cok mutluydum, iki parca ile bulup bulusturup evcilik oynamak icin kuzenim ve arkadaslarimla, sabahtan kalkar seker kagidi bulup, camurdan baklava yapip, onlarca hazirlik görürdük aksama kadar (güyya bayram hazirligi) sonra ne olurdu bilmem birden kavga ederdik ve tam evciligin en güzel yerinde keserdik oynamayi:-))gün’e bukadar aglayarak baslayacagimi hic tahmin etmezdim(zaten sulu gözlü biri bide hamile olunca böyle oluyor demek)Hersey gözümün önünden bir film seridi gibi gecti suan..aslinda yazmak istedigim tek sey kizil sacli, dünya tatlisi bebegimdi..kalemine saglik Elif. cok güzel yazmissin.iyiki varsin, iyikide birseyler bu blog’u bulmama vesile olmus..

  5. Hepimizin hayaliydi o yaşlarda 🙂 Alınamazdı ve sahip olunamazdı. Sonradan da yaşımız geçti. Çok eskiye gittim 🙂

  6. Cindy bebek benim de cocukken en sevdigim bebeklerimdendi. O bebel evlerine hala hayranlikla bakiyorum ben be Elif. Komsumuz kizina kartondan yapmisti normali cok pahali diye. Biz de basindan kalkmazdik o karton evin. Simdi olsun simdi yine oynarim. Bir sebnem bebekler bir cindyler her yasimda oynarim. Laf aramizda sebnem bebeklerle daha bir iki ay once de bit aksam boyunca oynadim. Cok zevkli cok cok zevkli 🙂 kalemine saglik harika bir yazi.

    • biz de kartondan kendi evimizi kendimiz yapardık, hayal gücümüze eminim çok faydası olmuştur. bebeklerimize her türlü kıyafeti dikerdik hem de neyden? eskiyen çoraplarımızdan 🙂 çünkü bilek kısmında hem ince lastik hem de kurdela vs süsler kıyafete cuk otururdu 🙂 hey gidi güzel masum günler…

  7. Benim de içimde kalan şeylerden biridir o evler. Durumu oldukça iyi arkadaşladım vardı, onlarda vardı koskacaman bir ev. Bayılırdım, öyle gönlümce de oynayamazdım. Hala hatırlıyorum onu görünce ne hissettiğimi.Ayrıca bence de Cindy daha güzeldi. Daha masum bir yüzü vardı onun.

  8. 🙂 ne tatlı bi yazı. benim ne barbiem ne cindy bebeğim olmuştu. istemiştim tabi bende benimde olmasını ama çok da tutturmamıştım. malum ekonomik durumların farkında olarak büyüdük. şimdi olduğu gibi ne olursa olsun ben istiyorum yapamazdık:) şimdi benim kızım 4 yaşında ve bir tane barbie bebeği var. hoş dönüp yüzüne bakmıyor aklına bile gelmiyor onun oynamak ama annem ona kendisi tığ ile elbise ve çizme ördü vede sakladı 🙂 onunda mı hevesi vardı ne bebekle oynamaya.
    şimdi barbie ye sıra gelene kadar her türde ilginç ilginç bebekler mevcut biraz da yaşı itibari ile kızım henüz istemiyor. peluş hayvanları tercih ediyor benimde işime geliyor onlar çok daha güzeller bence o zombi bebeklerden. belki ıbs de görüşürüz 😉

  9. Kesinlikle katiliyorum ! Benim de sakladigim 3 Cindy bebegim var, 5,5 yasindaki kizima verdim dikkatlice oynamasi gerektigini cunku benim icin cok ozel ve onemli olduklarini soyleyerek. Birinin saclarini kuaforculuk oynarken kestigi icin 3’unu de geri alip kaldirdim

  10. Kendiler oynamis ya gozlerim doldu, ne diyeyim, kiminin yikildi hic gerceklesmedi barbie evi hayalleri, kimi kendi yivasinin kurup oynadi, sevgilerrr

  11. Evet bizim zamanımızda Cindy bebek vardı. Siz yine de şanslıymışsınız ki bir Cindy bebeğiniz olmuş. Benim için hep ulaşılmaz oldu o bebekler, bir tane bile olmadı Cindy bebeğim. 32 yaşındayım, ne yalan söyleyeyim içimde kaldı. Ama o zaman güzeldi ona sahip olmak, o zaman cezbediciydi. Çok özendiğimden midir, sahip olamadığım için kalbimin kırıklığından mıdır bilmem şimdi ne zaman görsem hep uzağından geçerim. Hatta göz teması bile kurmak istemem. Oysa artık alabilirim, ona sahip olabilirim. Sanırım artık bir önemi yok. Herşey zamanında güzel…

  12. Elif inan her kelimesinde kendimi buldum bu yazının. İzmir’de yaşıyorum ben, senin lisenin İzmir’deki kardeş okulunu bitirdim ve 18 aylık bir oğlum var. Benim de çocukluğumdan içimde kalan uktedir Bebek evi, çok çok pahalıydı, alamadık tabi, 36 yaşındayım hala gördüğümde vitrinlere bakarım. Bir tane ve sadece bir tane Cindy bebeğim vardı, hala saklarım, saçlarını tarar, elbiseler dikerdim ben de ona. Saçları püskül püskül olsa da hala kıymetlimdir. Gerçekten de böyle az ama öz olması, kıymet bilinmesi daha güzel olmalı ki 30 yıl sonra bile hatırlayınca sıcacık hissettiriyor insana..

  13. AHH CINDY!! Benim de barbie’m yoktu, Cindy’im vardı. Saçları sarıydı. Metalik yeşil beyaz bluz etek takımı yeşil topuklu ayakkabıları vardı. Ben de para biriktirerek almıştım. Benimki mi dandikti bilmiyorum ama o dizden eklem gibi kıvrılıp oturtabiliyorsun ya, benimkini diğer yöne de kıvırabiliiyordun yani tamamen anatomiye ters:))) ve tabii ki bebek evim olmadı:( ama ben koltuk altlarında ev yapardım . ama en çok elbise dikerdim. Atkuyruğu saçını açmaya bile kıyamamıştım, içim titrerdi. ahhh biz kız doğuraydık ne oynardık be!

  14. aynen ben de cindy’ciydim 🙂 adı fln daha havalı geliyordu bana. şimdi hatırlayamıyorum pek ama ya gerçeğini yada cindy çakmasını almışlardı annemler nasıl mutlu olmuştum.. oynamaya kıyamıyordum.. geçen sene kızımın 2. doğumgününde dayısı almıştı. ”Ayy barbieee” diye attığım çığlığı unutamam, doğumgününde olan kimse unutamaz sanırım… :)) 2 yaşındaki bebe ne anlar barbieden diye deneme sürüşünü (!) ben yapmıştım, ama artık anlıyor velet.. 🙂

  15. Ne güzel yazmışsın be Elif.. Benim de tek Cindy bebeğimi halam Almanya’dan getirmişti, mahalledekilere ne hava atmıştım. Bize gelmek için annelerine yalvarıyordu arkadaşlarım. Ahh be ne güzel günlerdi..

  16. Küçük Mucizem

    Hiç Cindy’m olmadı benim. Bana hediye edilen kocaman ağlayan bebeği de vermezdi annem , kaldırmıştı vitrinin süt dolabına. Kızıma verdi 30 yıl sonra.

  17. Çiğdem-Üzüm

    Bir adet barbie bebeğim oldu, babam 90’ların başında Londra’dan getirmişti. Pembe kar kıyafetleri ve kayak takımları vardı…Pabetland biz İstanbul’da yaşayanlar için de hep ultra lüks, pahalı ama zevkle gezilesi bir mağaza olmuştur. Gerçekten bir örneği daha yoktu bildiğim. O mağazayı gezmek yeterince güzel gelirdi, uçuk etiketlere bakıp üzülmez sadece bir ah çekerdik bir zamanlar:)

  18. Hiç Barbie’m ya da Cindy’m olmadı. Fatoş bebeğim vardı bi tane, Barbie’lerin çakması 🙂 Ona habire kıyafetler diker, örer, saçlarını tarar, şekilde şekle sokardım. Yıllarca sakladım. Sonra ben üniversiteye gidince annem kapıcının çocuğuna verdi diye ne üzülmüştüm. Şimdiki çocukların 8 tane Winx’i, 15 tane Monster High’ı 22 tane Barbie’si falan var ve bazıları daha kutularından bile çıkmadan başka çocuklara ya da çöpe gidiyor 🙁

  19. Incir'in Annesi

    Oh ne iyi yapmislar oturup oynamakla. Benim Barbiem vardi iki tane. Biri balerin, digeri de kaskiyla bisiklete binen barbie. Cok severim ikisini de. Simdi bir de dedeme ait olan Barbie/Cindy var ki o daha da sahane. Zenci ve muhtesem! Zordu almasi, bisikletli olani cok istemistim, yilbasi hediyesi yapmisti annemle babam.

    Atakoy’de Galeria vardi. Orda bir Fatos bebek magazasi. Amanin o ne guzel vitrindi. Gozlerimi alamazdim. Kapandi gitti. Fatos bebek var mi hala onu bile bilmiyorum.

    Dun kuzumu oyuncakciya goturdum. Malum burda Christmas geliyor ve Noel Baba hediye getirecek. Artik icime ne kactiysa kendime oyuncak almamak icin zor durdum. Nasil guzel seyler, ne cok oyuncak. Bayagi oyalandik, yavrum oturdu oynadi, bakti. Oyle mutlu oldum ki, anlatmasi guc! Kac zamandir boyle mutlu olmamistim. Kizimin oynamasi mi beni boyle mutlu etti yoksa oyuncaklara dalmak mi bilmiyorum.

    Biz cocuklarimiz icin ne diyorsak kiymet bilme konusunda , anne babalarimiz da aynisini bizim icin derdi. Surda bir nefeste kac ornek sayabilirim “bizim zamanimizda bunlar yoktu.” dedikleri. Bence bizim cocuklarimiz da kiymet bilecek. Her oyuncak ayni derecede etkili, kalici veya hatira birakici olmayabilir ama aralarindan siyrilacak elbette ve onlar da ilerde bizim si yaziyla yaptigimiz gibi duygulanacak, cocukluklarini animsayacaklar.

    Sevgiler,

  20. Incir'in Annesi

    Aaaaa Pelin, ayni anda Fatos bebekle ilgili seyler yazmisiz. Ne guzel!

    Bu arada abimin minik oyuncak arabalari vardi ama koleksiyon gibi oyle guzel. Cok ozenirdi, zaten ozenli insandir hala! Annem komsumuzun ogluna oynasin diye cikarmis, sonra isteyince hayir diyememisti. Abim simdi 40 yasina yaklasirken hala soyler, hala bir dertlenir arabalarimi verdin diye. O komsu cocugu bilmez kiymetini, oynamayip atacak kenara ama onlar benimdi diye. Bu arada hadise 20 yil once falan gerceklesti.

  21. Çiğdem Kızılkaya

    Ya inanamıyorum. Biz de pabetland açıldığında Şişli’de oturuyorduk. Sarıyer dolmuşlarına binip gitmiştik. Benim de aklım kalmıştı. Aynen vitrine (vitrin miydi hatırlamıyorum gerçi ama o görüntüye) yapışmıştım. Bana Cindy de alınmamıştı. Yüzümü boyamışlardı bir de uzun şekerlerden. O kadar. Çok pahalıydı gerçekten. Ben de almalarını teklif dahi etmemiştim.

  22. Merhabalar,
    Yazınızı kocaman bir gülümseme ile okudum. Aynı bebekten bende de var. Sarı saçlı olanı. Hatta bende aynı anıdan var 🙂 Ben de İzmir’de alsancakta bir oyuncakçıdan bebek evini görüp kilitlenmiştim. Biz de onu alamadık tabii ki, zaten ihtimali üzerinde tartışmaya bile girmedik. Bebeği aldığımıza da çok sevinmiştim zaten. Bir de kıyafetler vardı yedek, onlardan da çok istemiştim. Annem alamayız ama ben sana örerim, dikerim demişti. Öyle de yaptı. Bende bebeğin orjinal kıyafetleri yok şu an. Ama annemin ördüğü kıyafetler ve bebeğin kendisini ben de saklıyorum hala. Size bir fotoğrafını göndermek isterim. Şimdi 2011 ve 2006 doğumlu iki kız annesi olarak bu tarz değişik bebekler var evde, oynuyoruz zaman zaaman. Ama hiçbirisi bu Cindyler gibi sağlıklı ve gerçek görünmüyor bence.
    Sevgiler,
    Özlem.

  23. Ne kadar da güzel yazmışsın sevgili blogcuanne. Ben de ne zaman bir oyuncakçıda Barbie evi görsem oturup oynamak gelir içimden. Allah’ıma çok şükürler olsun bir oğlum var. Ancak bir gün bir de kızım olursa ilk alacağım oyuncaklardan biri Barbie evi olacak sanırım.

  24. benim hic yeni bebegim olmadi sanirim.komsularin eskileriyle buyudum.anneme anne bebek al diye yalvarislarimi hatirladim ve icimdeki cocuga cok uzuldum simdi.kim bilir yuzumun hic gulmeyisinin sebebi budur hala

  25. Bizim neslin kızlarında herkesin kendine ait bir Barbie hikayesi vardır sanırım. Çok güzel bir yazı olmuş, aldı beni uzaklara götürdü, hay yaşayasın Elif 🙂

  26. benim de benzer sebeplerden dolayı hic barbim olmadı; 5,6 tane sindim oldu 🙂 cok sukur su an 9 yaşındaki kızımın barbilerinden halliceyiz. Yılbaşı yaşgünü vs gibi özel gunlerde barbi krizi tutuyor, onunla beraber bazen kendime de barbi almışlığım var. Şu özel kutuda satılan special edition tarz barbiler pek hoşuma gidiyor. Bunca yıldır feminist kuram çalışmışlığım, öğretmişliğim olsa da barbinin bana sattığı hayaller her zaman karnımı doyurmuştur. Barbinin yerinin eşsiz olduğu düşüncesindeyim. kahrolsun monsterhigh 🙂

  27. ah blogcu anne, ne fena bir yerimden yakaladın sen beni, yıl 1985, ilkenin en gri, en renksiz yılları, bir de üstüne babam öleli bir kaç ay olmuş, 4. sınıftayım. öyle kagir binadan bir ilkokul, annem yan sınıfta öğretmen. sınıfa bir kız geldi, İsviçreden, hem sarışın, sanki hepimiz esmerdik gibi hatırlıyorum sınıfta ben, belki de değildi. o renksiz sınıflarda, her sene başında boyumuza göre etek payını uzattıkları siyah önlüklerimizin içinde hepimiz böyle kara kuruyuz, ama onun, pembe, böyle şeker pembe, fuşya, hiç görmediğimiz renklerde kalemleri, boyaları, montları falan var. Bir de nasıl güzel kokuyor giydikleri inanamazsın, kolonya desem değil, parfüm mü acaba, yok değil, sonra sonra anladım ki bildiğin çamaşır yumuşatıcısı kokuyor. bu prenses bir gün bizi evine davet etti. Gittik tabi, ben, bir kaç kız daha. Evin içerden merdivenli olması ve kızla aynı kokması dışında pek bir şey hatırlamıyorum ama, odasına girince hissettiklerim bugün bile içimde, öyle nutkumuz tutulmuştu ki, uzunca bir süre kapıda öylece bakakalmıştık. aman allahım, kızın belki onlarca bebeği vardı, bir kısmı kadın gibiydi, elbette barbie ydi onlar, yıllar sonra anladım. heyt be, şirinler koleksiyonu vardı bir de, daha bizim varlıklarından bile haberimiz yoktu. sonra biz o barbie lerden hiç almadık, zaten onlar memlekete geldiğinde ben eşşek kadar kız olmuştum hem hakikaten fena pahalıydı. hiç demedim anneme, ama kızım ilk istediğinde, kasada uzatırken parayı, içim ne fena oldu. bazı bazı dokunurum parmağımın ucuyla, hep mesafeliyim ama, bu oyuncakları her gördüğümde, o kızın evinden döndükten sonra, divanda kendi kendime kurduğum hayaller gelir. uf,

  28. Elif’in yazısı güzel olmuş, yorumlarda güzel, hala çocuksu, bende de kalmıştır o günlerden alamadığım cindy bebeğin burukluğu. Zaman zaman hala küçük kız masallarını okurken bulurum kendimi. Çocukluk düş gibi.

  29. Canım blogcu annem çok ağlattın sabah sabah beni :((((

  30. benim de kuzenimin “orijinal” barbie leri vardı, dayısı Amarikadan getiriyordu. bizim durumumuz barbielere para verecek kadar müsait değildi, daha başka önceliklerimiz vardı. ne imrenirdim kuzenimin bebeklerine.. çeşit çeşit kıyafetleri, aksesuarları vardı. buralarda almak istesen de bulunmazdı zaten. kuzenim de gözü gibi bakardı ve kimseciklre elletmezdi hain:)) annem de çok özenince bana bir gelinlikli “çakma” barbie almıştı dünyalar benim olmuştu:))) ay gözlerim doldu yazarken. şimdi 4 yaşında bir kızım var, hiiiç böyle olacağımı tahmin etmezdim hatta kız anası olmadan evvel baya da saydırırdım barbie furyası teşvikçilerine! ama (biraz da utanarak söylüyorum) şuan kızımın tam 30 barbie si var, disney prensesleride eklendi tabii. ve muhteşem bir evi. beraber saatlerce oynuyoruz:)) hiç sıkılmadan. arkadaşlarım ne kadar gerçekçi oynuyorsun onunla sanki sen de 4 yaşındasın diyorlar. şeyy evet oynarken zaten 4 yaşıma dönüyorum 🙂

  31. Bence bizler bir oyuncağa çok fazla anlam yüklemeye ve herşeyi çok fazla incelemeye başladık başka değişen birşey yok. Bir barbie bebekle bir kız çocuğunun kendisi ve kilosu hakkındaki fikirleri değişebilir mi? hiç sanmıyorum. Bizim zamanımızda da aynı bedendi Barbie ama hiçbirimiz ona bakıp daha zayıf olmalıyım demedik. kendimize güvenimizi kaybetmedik. Şimdiki çocuklar bunu yapıyor mu hiç sanmam. Ama medyada ve dergideki photoshoplanmış gerçek 0 beden kadınlara genç kızlara bakıp bunu diyebilirler. Bence bir plastik parçasından değil de gerçek insanlardan bekleyelim bu tehlikeyi.

  32. benim de barbie ya da cindy bebeğim olmadı malesef. onların çakmasıydı sanırım öyle bilinen bir markası yoktu benim harçlıklarımı biriktirip aldığım bebeğimin. bozulmasın diye ya kutusundan çıkarmaya kıyamadım ya da beş dakika oynayıp,saçlarını tarayıp hemen kutusuna koyup devam ettim. bizim çocukluğumuzda oyuncaklarımız çok kıymetli olduğu için hepsi sapasağlam durur annemin evinde. 6 yaşına gelen yeğenim oynasın diye vermiş annem yaz tatilinde. bebeğimi gördüğümde inanamadım, utanmasam ağlayacaktım herkesin önünde. belki imkanlar daha iyi eskiye göre belki de oyuncaklar PRC yüzünden daha ucuz ve ulaşılabilir. sebebi herneyse şimdiki çocuklar kıymet bilmiyor azizim.. evet materyale çok anlam yüklememeliyiz ama değer vermeyi,kıymet bilmeyi öğretmeliyiz diye düşünüyorum.