8 Yorum

Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftası

Deniz doğduğu zamanki evimiz iki katlıydı. Eve girer girmez de merdivenle bir kat yukarı çıkıyordun, dolayısıyla onun odası üçüncü katta kalıyordu, bizimle aynı katta…

Onu odasında yalnız bıraktığım zaman çok huzursuz oluyordum. Sanki dünyadaki herkes benim doğum yaptığımı biliyormuş ve bunu bekliyormuş ve bebeğimi çalacaklarmış hissine kapılmıştım. O odasında yatıyor, ben alt katta salonda oturuyor olduğum zamanlarda penceresini kesinlikle açmıyordum (ki Kasım sonunda doğmasına rağmen Miami’de hava babaannemin deyişiyle ‘şurup gibi’ydi.)

Doğumdan sonraki ilk haftalarda dışarı çıktığımız  zaman bir an bile gözümden ayırmak istemiyordum onu… Pusetine koyduğumuzda -düşmesiyle ilgili endişelerden de önce- biri kapıp gidecek korkusuyla hemen bağlıyordum. Çok enteresan bir ruh haliydi…

Benzer hisleri Derin’de de yaşadım. Bu sefer biri onu alıp gidecek korkusu, yerini benim ihmalkarlığım sebebiyle ona bir şey olacak endişesine bırakmıştı. Ya iki çocuğum olduğunu unutursam? Ya Deniz’i oto koltuğuna oturttuktan sonra Derin’in anakucağını koymayı akıl edemezsem ve basıp gidersem? Ya Derin’i kucağımdan düşürürsem? Ya, mesela, vapura binerken puset içinde bebekle birlikte denize yuvarlanırsa?

Eskiler, yeni doğum yapan kadının bu haline çeşitli isimler takmışlar, lohusa cinleri, al basması, … Yeni annenin yaşadığı zorluklara daha modern bir ifadeyle ‘lohusa hüznü’ (Baby Blues) de deniyor. Doğumdan sonraki hormon istilasının bir yansıması bu. Tevekkeli değil, 40 gün anneyi yalnız bırakmazlar bizde… Batı ülkelerinde böyle bir gelenek olmasa da orada da doğumdan sonraki altı haftanın önemini vurgularlar.

Bunlar, doğum sonrası tavan yapan hormonlar yüzünden birçok kadının yaşadığı geçici, enteresan buhranlar. Bunların bir de daha kalıcı ve yıpratıcı olanı var, ki doğum yapan her beş kadından birinin başına geliyor: Lohusa Depresyonu.

Lohusa depresyonu dünyada doğum yapan her 5 kadından birinin yaşadığı bir hastalıktır ve tedavisi mümkündür.  Depresyon belirtileri bebeğe bağlanma sorunu, tuzağa düşürülmüşlük hissi, suçluluk, yalnızlık, kaygı, sürekli ağlama hissi, yorgunluk, umutsuzluk, yaşama sevincinin kaybolması duygularından bir veya bir kaçının görülmesidir. Depresyon bu duyguların ara ara değil sürekli ve yoğunlaşarak hissedilmesi durumudur. Lohusa hüznünden bu noktada ayrılır. Lohusa hüznünde de benzer duygular yaşanmakla birlikte yardım geldiğinde veya bebek uyuduğunda dinlenince bu duygular geçer. Lohusa depresyonunda ise tıbbi yardım almadıkça maalesef geçmez ve sürekli hissedilir.

olarak anlatıyor Uykusuz Anneler, bu konu hakkında hazırladığı manifestoda

Uykusuz Anneler, Uykucu Bebek‘in de desteğiyle, her sene Aralık ayının üçüncü haftasını Lohusa Depresyonu Farkındalık Haftası ilan ediyor ve lohusa depresyonu hakkında anneleri ve toplumu bilgilendirmeyi amaçlıyor. Bu yolda ilk etkinlik yarın (16 Aralık) İstanbul’da gerçekleşecek. Lohusayım Farkındayım konulu ücretsiz seminere katılmak için buradan bilgi alabilirsiniz.

Geçen yaz katıldığım BlogHer konferansındaki konuşmacılardan biri, lohusa depresyonu üzerine dünyada en çok okunan Post Partum Progress blogunun yazarı Katherine Stone idi. Konferanstaki şu konuşması beni çok etkilemişti; vaktiniz olduğunda seyretmenizi isterim. (Ne yazık ki Türkçe altyazısı yok)

Türkiye’de depresyon genel anlamıyla görmezden gelinen bir konu; hele ki lohusa depresyonu hiç konuşulmayan bir konu. Uykusuz Anneler’in böyle bir yola çıkmasını çok önemli buluyor ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Dilerim ki kendini karanlıkta kaybolmuş hisseden birçok kadın bu vesileyle aydınlığa çıksın, eşikte sendeleyenlerin elinden tutulsun.

LDFH

8 yorum

  1. Yıllar yıllar önce, henüz genç bir kızken, futbolcu Oktay’ın yeni doğum yapmış eşi, evlerinin balkonundan atlayıp intihar etti diye haberlerde duymuştum ve çok üzülmüştüm. İnsan, 2 aylık bebeği varken neden intihar ederdi ki? İlk o zaman duymuş öğrenmiştim, lohusa depresyonu diye bir şeyin var olduğunu. Önlenebilir, daha doğrusu tedavi edilebilir birşey lohusa depresyonu. Ne olur, bunu yaşayan yeni annelerin bu beter şeyden kurtulmaları için elimizden geleni yapalım. Hemcinslerimizi, yaşadıkları şeyden ötürü ayıplamak, suçlamak, iğnelemek ve onları daha çok üzmek yerine onlara destek olalım. Bu geçici sürecin GEÇİCİ olduğunu, herşeyin düzeleceğini üstüne basa basa söyleyelim. Onları rahatlatalım. Çok içime dokunuyor benim lohusa depresyonu/hüznü yaşayan anneler. Hepsini sıkı sıkı kucaklamak sarmak istiyorum.

  2. Lohusalık Depresyonu yaşamış biriyim. Karanlık bir kuyunun içine düşmüş gibi hissediyordum. Yalnız, çaresiz. Uyanıkken gördüğüm kabuslar artık beni çıldırma noktasına getirmişti. Bir gün ağlayarak kollarımı kanatana kadar tırmaladığımı, çocuğu bir kenara attığımı, çocuğun kendinden geçercesine ağladığını ama yetemediğimi biliyorum. Bu proje çok güzel. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Anneler yalnız olmadığını bilmeli. Yaşadıklarını çevresindekiler anlamalı ve mutlaka destek almalı. Geçiyor. Tedavi oluyor, yaralar kapanıyor.

  3. Sürekli ama sürekli kızımın ellerimin arasından kayıp balkondan düştüğünü görüyordum, rüya da değildi uyanıkken…gözümün önünden o sahne geçiyordu sürekli ve yalnızdım. Çok zordu. Geçti bitti ama yükseklik korkusu hatıra kaldı. Koşmasına, atlamasına, düşmesine, ağlamasına diğer annelere göre çok daha soğukkanlı yaklaşan ben yüksek bir yere yaklaştığında bir canavara dönüşebiliyorum.
    Ben belki az hasarla atlattım o kara kuyunun çok derin olduğunu anladım.

  4. yeni doğum yaptığımda sürekli bebeğimi düşürdüğümü ve evin mermer zemininde hareketsiz yattığını görürdüm..hem de uyur ya da uyanık olmam fark etmezdi..bebeğimi kimse kucağına alsın istemiyodum ayaktayken, ben dahil..yavaş yavaş geçti ama hala en korktuğum şey onu düşürmek..

    bi de ben lohusayken benden başka herkes lohusaydı 🙂 yani anane ve babanne özellikle! hadi biz anneler biraz bilinçleniyoruz bu konuda okuyoruz falan az çok farkına varıyoruz lohusalık hüznünün..bence yeni doğum yapmış kadınların çevresine anlatılmalı lohusalık..

  5. Ilk dogumumdan sonra yaşadım postpartum depresyonu. 1,5 hatta 2 yila yakin sürdü. Terapi desteği de aldim kisa bir süre ama faydasını görmedim. Insana en büyük destek eşinden, sevdiklerinden gelmeli. Depresyonda olduğunu anlamak ve bunu kabul etmek çok önemli. Böylece kurtulabiliyorsun, yardım istiyorsun. Atlattım çok şükür ama rahat bi 10 yıl yaşlandım. Çeşit çeşit anısı kaldi gönülde… hep hazır gözümde iki damla bu konuya dair bir şey gördüğümde.
    Küçük oğlum 6 aylık şimdi. Çok korktum yine aynı olacak diye ama şükür olmadı. Iyiyiz. En azindan annelik hüznüyle atlattik bu sefer. Ilk günler bebegimi benimseyemedigimi düşünürdüm şimdi içime sokasim geliyor nur yüzüne baktikca. Çok zor bir durum. Allah ttecrübe edenlerin yardimcisi olsun. Geçiyor ama delip de geciyor iste…

  6. 2aylik anneyim depresyon tedavisi goruyorum:(hersey bekledigimin tersine oldu kafamda sanki bi deprem oldu ve hersey yerle bir oldu umarim ki atlatabilirim..hepinizin dua ve iyi dileklerini beklerim..

    • Destek alıyor olmanız çok önemli… Umarım en kısa zamanda kendinizi daha iyi hissedersiniz, lütfen yardım almaya devam edin.

  7. Lohusalık hüznünün depresyona dönüşmesinin en büyük faktörlerinden biri bence çevre.. malesef yeni annenin bebeği dışında o kadar çok şeyle uğraşması gerekiyor ki sonuç bu oluyor. ben de yaşadım ve bunu bana yaşatanlara hala çok öfkeliyim..