48 Yorum

Herkes anneliğini kendi kurallarıyla yaşamalı

Geçenlerde Facebook’ta ‘Çocuklarınıza bebe bisküvisi verdiniz mi, verir misiniz, verecek misiniz? Evet ya da hayır’sa neden?’ diye sordum. Gelen yanıtlar çeşitliydi. Kimi ‘Elbette vermem, ne gerek var?’ derken, kimi de ‘Ben bayılırım, ona da veriyorum’ diyordu. Yine de çoğunluk verilmemesinden yanaydı. 

İşte aşağıdaki yazı, Blogcu Anne okurlarından Seyhan Sevinçler tarafından, bu soruya gelen yanıtlara istinaden kaleme alındı.

***

Ben yakında 4 yaşında olacak bir kız çocuğu annesiyim ve 15 yıldır çocuk ve ailelerle çalışan bir uzman psikolojik danışmanım. Size bu yazıyı yazma sebebim geçen gün sorduğunuz “çocuğunuza bebe bisküvisi yedirdiniz mi? evetse neden, hayırsa neden” sorusuna yapılan yorumlar.

Bu yazıya uzman olarak değil anne olarak başlıyorum. Ben bir anne olarak sorduğunuz sorunun altına yazılan yorumları okuduğumda şaşırıyorum. Gerçekten bebe bisküvisini evde yapanların olması karşısında hayrete düşürüyorum. Ben de çocuğumun hazır gıdalar yerine ev yapımı yemesini tercih ederim ama günlük hayat benim için bu kadar rahat değil, ben çalışıyorum ve tek ebeveynim. Çocuğuma ev yapımı olduğu kadar hazır gıdalar da yediriyorum. Evde beraber kek kurabiye de yapıyoruz ama unu hazır alıyorum. Kekun tarzı almasam bile nihayetinde marketten gidip bir paket un alıyorum, bildiğiniz işlenmiş, paketlenmiş ticari bir ürün, içine aynı şekilde marketten aldığım tereyağı, yumurta, kabartma tozu ve şeker katıyorum. Bunların hepsi hazır ürün. Bunları birleştirip evde bir şey yaptığımda sanıldığı kadar masum bir ürün ortaya çıktığını düşünmüyorum.

Mutfakta tüm ürünleri organik kullanıp, kendi pişiren, aynı zamanda çalışan, aynı zamanda sosyal olan tüm anneleri tebrik ediyorum. Kendileri bir şehir efsanesi bana göre. Zira ben anlattıkları seviyeye gelebilmek için kendimi klonlatıp 3 adet daha oluşturmalıyım ki bu performansa yetişebileyim.

Ben çocuğuma vakit ayırabilmek adına, evine temizlik için yardımcı alan, mutfakta hazır ürünleri kullanan, sosyalleliğinden -belli oranda- kısan bir anneyim.

Çocuğumu sütten kestiğimden bu yana, devam sütü, hazır mama, kavanoz mama, bebe bisküvisi, hazır yoğurt ürünlerini kullandım/kullanıyorum. Bir köy evinde, arkada kümes ve ahır, yanda bostan olmadıktan sonra söylendiği kadar “organik” ve “ev yapımı” yaşanabilirliği gerçekçi bulmuyorum.

Süper anne imajının birçok insanı zora soktuğunu meslek hayatımda (hem terapist hem kreş işletmecisi olarak) görüyorum.

Doğal doğum yapmak/sezaryenle doğurmak, emzirmek/emzirememek, hazır gıda kullanmak/kullanmamak, “kaliteli zaman” geçirmek/ geçirememek gibi sınıflandırmaların “annelik stresini” arttırdığını, anneliği suçluluk duygusuyla eşleştirdiğini ve anne-çocuk ilişkisine ekstradan kaygı kattığını düşünüyorum.

Herkes anneliğini kendi kurallarıyla yaşamalı ve bir anne tercihlerinden ya da imkanlarından dolayı kendini daha suçlu, daha yetersiz hissettirilmemeli. Buna inanıyorum. Maalesef, sizin gibi sosyal medayada aktif annelerin sorduğu soruların altındaki yorumlarda yargılama, suçlama hatta aşağılama ifadelerine rastlıyorum. İnsanları klasifiye ederek, kendi sınıfına ait olmayanlardan kendini üstün hissetmenin sağlıklı olmadığını, bu davranışı rol modeli alan çocukların yaşdaş zorbalığını daha sık uyguladığını görüyorum.

Seyhan Sevinçler

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

48 yorum

  1. Hay agziniza , kaleminize sağlık Seyhan Hanım.. Ayni soruya ben de pek çok yorumu samimi bulmadigimi belirten bir yorum yazmıştım. Ayrica evde “organik” bisküvi yapmanin çok da mümkün olmayabilecegini belirtmistim. Neyse ki benim gibi düşünen birileri var. Yazinizin altina imzami atarim o denli uyusuyor düşüncelerimiz. Bu devirde kadının kadına yaptığı baskıyı kimse yapmıyor. Hep söylüyorum ama yanlış anlasiliyorum cogunlukla. Organik, kaliteli zaman laflarina da kılım. Iyi ki yazmışsınız… sevgiler…

  2. “Herkes anneliğini kendi kurallarıyla yaşamalı”
    İşte ben bu sözün altına imzamı atarım!
    Zaman zaman organik anne olmaya çabalasam da bunu sürdüremediğimi gördüm. İkizlerim 32 aylık, sütüm sadece 2,5 ay vardı ve kahvaltı ve gece atıştırması düzeyindeydi. Yani ilk günden mama hayatımızdaydı. Ve ilk günden başladı mama eleştirileri sonra doktorumuz ek gıdaya 4. ayda başlatınca organik elma baskısı… neler neler. İkiz olduğu için kaliteli zaman konsepti içimde yara… çalışıyorum eve çok geç geliyorum. Üstelik işe çok erken başlayanlardanım. Bu işin akademik tarafındaki birinden bu satırları okumak gerçekten iyi geldi. Teşekkürler

  3. Kesinlikle aynı fikirdeyim, her annenin çocuğunu sevme, ilgilenme iyi bakma tarzı farklı, zaten farklı insanlarız farklı yerlerde ve farklı koşullarda büyümüşüz aynı olması beklenemez. Bazen sosyal medya paylaşımlarında takip ettiğim anneleri gördüğümde kendimi gerçekten kötü hissediyorum ve suçluyorum, evet ben çocuğuma kendi kendine erkenden yemek yemeyi öğretememiş veya fotoğraflarına gıpta ile baktığım harika tabakları hazırlayamamış olabilirim, üstelik de çalışmıyorum

  4. Seyhan Hanım ,
    Sizinle nasıl iletişime geçebilirim ?

  5. Sizinle aynı fikirdeyim. Ayrıca bu organik ve ev yapımı baskısıyla yetişen çocukların, harçlıklarıyla özgürce yapacakları ilk alışverişin, gazlı içecek, şekerleme, hamburger vs vs olacağına inanıyorum.

  6. Helal olsun, altına imzamı atarım bu yazının 🙂

  7. Wallaha made my day!!! hele bir de en yakın arkadaşlarınızda bu tripleri görüyorsanız epey can sıkıcı olabiliyor…

  8. fatma davarcıoğlu özaktaş

    süper daha ne söylenirki. Ben de hazır gıda çok kullanmıyorum ama benimki asla abur cubur yedirmemek anlamında, gerisinde bu yaşam şartlarında sadece stres kaynağı anne için bence, belki de bir pazarlama stratejisi olamaz mı?

  9. birisinin kral çıplak demesi gerekiyordu! ağzınıza sağlık.

  10. Hay ağzınıza sağlık! Anne olmak yeterince zor değilmiş, insan zaten yeterliliğini sürekli sorgulamıyormuş gibi; bir de etraftan, arkadaşlardan, ailelerden, sosyal medyadan baskı, eleştiri. Çalışan/ çalışmayan anne kavgası, uyku eğitimi veren/ vermeyen kavgası, sizin yukarıda saydıklarınız vs… Keşke herkes içindeki öğretmeni bir sustursa, başkaları yerine kendini terbiye! etse de üzerine vazife olmayan işlere karışmasa, kimseyi yargılamasa! Bütün dünya buna inansa hayat bayram olsa 🙂

  11. Her çağın bir modası var; bugün 50 li yaşlarda olan okumuş annelere bakıyorum genelde tek çocuk yapmak ve kariyere odaklanmak yoluna gitmişler çünkü o zaman moda oymuş, 2000 sonrası moda birden çok çocuk, ev hanımlığı, organik beslenme, pedagogla çocuk büyütme. Annelik üzerinden ego tatmini.

    Ben blogcu anne niye böyle bir soru sordu onu merak ediyorum asıl?

  12. düngece kendi kendime düşündüm iyi bir anne olamadım dedim içim acıdı. Bu yazı biraz olsun iyi hissetirdi kendimi benim gibi olan annelerin olduğunu bilmek rahatlatıyo insanı. Teşekkürler samimiyetiniz için…

  13. Supersiniz Seyhan hanim, iste realite budur diyorum. Laf aramizda bizde oglumla karsilikli goturuyoruz cicibebeleri:)))
    Herkese sevgiler

  14. sanırım düşündüğümüzün başkası tarafından paylaşılmasına ihtiyacımız oluyor. bu yazının içeriğine gelen yorumlar hep yazarla aynı fikirde. yazı tam tersi olsaydı günümüz annelik kurallarına uyan organik besleyip, kaliteli zaman geçiren bir anne yazısı olsaydı altında bende şöyle yapıyorum, şunu organik yapıyorum, kendim mayalıyorum tarzında bir çok yorum okuyacaktık. Elifin sorduğu soruya gelen yorumları okumadım ama çoğunluğunun yedirmeme evde kendi yapma taraftarı olduğunu tahmin etmek zor değil. çoğumuz çıkıp da ben yediriyorum arkadaş diyememişiz demek 🙂 gıda konusu zaten kafamızı çok meşgul eden bir konu. gerçekten doğal tarım yaparak anadan babadan kalan tohumları kullanarak üretim yapan kaç yer var. olanlarda olası maliyetlerden dolayı market fiyatlarının kaç katı. alabilen tüm besinlerini bu şekilde sağlayabilen bir aileyi hem tebrik ederim hem kıskanırım valla. tüm insanların bu şekilde beslenmesinin bir lüks olmadığı zamanları görebilmeyi gerçekten çok isterdim. keşke tehlikeli ürünler sadece paketli ürünler olsaydı ve sadece onlardan uzak durmak zorunda olsaydık. yazdıkça konu başka yerlere gidiyor:) bende kızıma abur cubur denen illetten yediriyorum. kendim yapamadığımda, işlem görmüş günlük süt yada pastörize sütün yanına bir bisküvi patlatıyorum. sağlık için iyi bir yatırım olmasa da kaliteli zaman için belki bir yatırımım oluyordur çünkü biz bu fasıllarda çok eğleniyoruz. evde yaptığımız kekler kurabiyeler de oluyor tabi ama her an bunu yapabilmek gerçekten çok zor.

  15. bravo !!! kesinlikle katılıyorum..ben de emziremedim yeterince diye hala üzülüyorum..(2.5 ay emdi sonra mama+anne sütü) organik bebe bisküvisi yapayım dedim..beceremedim 🙂 ..napiym elimden geleni yapıyorum..şu meşhur çiftliklerden sütler yumurtalar getirttim ..ona da para dayanmıyo..maşallah fiyatlar aldı yürüdü..bu annelerin vicdanı hiç susmuyo bence..hep bi yetersizlik..başarısızlık..uyku eğitimi veremedim.. hala sallıyorum (29 aylık benim velet)..bloger anneleri takip etmek işime yarıyor doğru ama SÜPER ORGANİK ETKİNLİK MANYAĞI ANNELERDEN çoooooook sıkıldım..”yeterince iyi annelik” benim mottom bu artık..

  16. O yorumları okumadım, hiç de okuyasım yok. Herkesin annelik pratiği de, deneyimleri de birbirinden çok farklı. Buna rağmen çoğu anne maalesef ki kendisiyle aynı düşünmeyen diğer anneleri etiketleme derdinde. Oysa etrafımızda bu etiketlere hiç uymayan o kadar çok anne var ki. Çocuğunu olabildiğince ev yapımı besinlerle beslemeye çalışan anneler ille etkinlik manyağı olacak diye bir şey yok. Ya da etkinlik manyağı olarak tabir edilen anneler çocuklarına iyi uyku eğitimi vermiş, iyi beslemiş olacak diye bir şey yok. Kaliteli zaman geçirme deyince anlaşılanların ya da minicik çocuklara önerilen zoraki etkinliklerin safsatadan başka bir şey olmadığına inanıp, hazır gıdayı tercih eden anneler olabilir, veya tam tersi… Her annenin yaklaşımı bu meselenin ayrı bir örneğini oluşturur. Herkes kendi koşullarına göre elinden geleni yapar, veya yapmaz, kendi tercihi. Asıl önemli olan, başka anneleri sürekli yargılamak veya sürekli yargılanmaktan şikayet etmek yerine kendisi gibi olmayana, kendisi gibi düşünmeyene saygı duymak. Kendisi gibi düşünmeyen, çocuğunu kendisininkinden farklı tarzda yetiştiren anneler olabileceğini kabul etmek. Zaten her alanda insanları yalnızlaştırmaya ve ötekileştirmeye iten bir sistem içinde yaşıyoruz, bir de başkalarına empatimizi kaybedince her şey çok daha zorlaşıyor.

  17. Kesinlikle söylediklerinize katılıyorum herşeyden özellikle soyutlamak cok zor hazır gıdaları siz de tüketiyorsanız daha da Zor fakat benim doktorum sunu söylemişti ve ben her Zaman ilaçlardaki gibi kar zarar ilişkisini gözetiyorum evde değilsek yapamamışsam sadece belli bir markanın ürününü hazır olarak veriyorum fakat bunu evde iken açalım sürekli bir hazır meyve vs olayına dönüştürmek sakıncalı, hiç yemeyecek diye birşey yok bizler de yiyoruz ama alışkanlık haline getirip sürekli bunlarla beslemek yanlış diye düşünüyorum..

  18. Elinize, kaleminize sağlık, insan bazen yalnız olmadığını başka birinden duymak istiyor. İç sesim olduğunuz için teşekkürler…

  19. Ben mükemmel bir anneyim diyebilen anne var mıdır? Hepimizin bir yanlış tarafı vardır mutlaka. İnsan bu yanlış taraflarını bastırabilmek, çocuğuna yararlı olamadığı gibi düşüncelere kapılarak vicdan azabı çekmemek, en azından bir şey yapıyor olmak adına bir şeylere takıntılı duruma gelmiş olabilir. Bu kişileri de yerin dibine sokmamak gerekir diye düşünüyorum. Şahsen bende hazır bisküvi veriyorum ama evde yapanlara da helal olsun diyorum. Yani kadın ona vakit bulabiliyor demektir bu, belki uykusundan çalıyor gece yapıyor. Sonuçta amaç içine sindire sindire annelik yapabilmek. Kim nasıl yaparsa yapsın…

  20. Oh beeee bu yazıyı okuyunca nasıl rahAtladım anlatamam 😉 Aynı şeyleri düşünüyorum, calısan 2 cocuk annesiyim ve ben de evde yapmaya çalışsam da hazır ürünler de alıyorum, bunun için de kendimi suçlu hissetmiyorum. Facebookta o kadar yargı dolu yorumlar vardı ki üzerine birsey yazmak istemedim:-(

    Seyhan hanımı yanaklarından öpüyorum;-)

  21. “İnsanları klasifiye ederek, kendi sınıfına ait olmayanlardan kendini üstün hissetmek”
    işte bu laf beni benden aldı, çok güzel yazmışsınız kaleminize sağlık.

  22. “”Herkes anneliğini kendi kurallarıyla yaşamalı ve bir anne tercihlerinden ya da imkanlarından dolayı kendini daha suçlu, daha yetersiz hissettirilmemeli. Buna inanıyorum. Maalesef, sizin gibi sosyal medayada aktif annelerin sorduğu soruların altındaki yorumlarda yargılama, suçlama hatta aşağılama ifadelerine rastlıyorum. İnsanları klasifiye ederek, kendi sınıfına ait olmayanlardan kendini üstün hissetmenin sağlıklı olmadığını, bu davranışı rol modeli alan çocukların yaşdaş zorbalığını daha sık uyguladığını görüyorum.””

    bu sözler üzerine söylenecek daha güzel bir şey yok bence. Bu güzel yazı için kaleminize dilinize sağlık. Umarım bazı anneler şöyle bir durup düşünürler. Sevgiler..

  23. Benim de iç sesim olmuşsunuz Seyhan Hanım 🙂 Ben de ” çocuğuma vakit ayırabilmek adına, evine temizlik için yardımcı alan, mutfakta hazır ürünleri kullanan, sosyalleliğinden -belli oranda- kısan bir anneyim.” Onun dışında maalesef öyle şeker yerine pekmez , un yerine keçiboynuzu bilmem bişeyi falan koyup sağlıklı kekler yapamıyorum, bildiğin marketten alma malzemelerle yapıyorum pastayı, böreği..Gönül ister ki çocuklarımız her şeyin en sağlıklısını,en doğalını yesin,sağlıklı büyüsün,keşke yapabilsem , yapabilenleri de asla eleştirmiyorum, hatta çok takdir ediyorum inanın, vakti varsa, imkanı varsa ne güzel.. Ama benim koşullarımda bir anne için bana çok ütopik geliyor.. Bir de bunları yapmayan/ yapamayanların anneliğini sorgulayanlar var ki işte onları hiç anlayamıyorum.. “Arkadaşım eline sağlık,sen yap ama bana akıl verme, imkan olsa yaparım herhalde ” demek geliyor içimden, belki çok klişe olacak ama hangimiz bu kadar organik beslenerek büyüdük ki..

  24. Hay agzini opeyim denir ya 🙂 ohh dedirten bi yazi ayni ben de boyleyim ve cevrenin sacma basikisindan da yargisindan da yildim :))

  25. Yazınız çok güzel Seyhan hanım. Facebook’ta dolanırken o tartışmaya da denk geldim ve bazı annelerin sanki sözettiğimiz şey fare zehiriymiş gibi ”ıyyyyyy bebe bisküvisi mi asla, zehirlemem ben çocuğumu!” demesi beni irrite etti, ki ben ne anne ne de hamileyim. Sadece annemin ben 9 yaşımdayken 12 saat çalıştığı günler aklıma geldi ki annem şanslıydı, ben bebekken imkanımız daha fazlaydı, biliyorum ki evde bebeği beklerken 12 saat çalışan anneler hala var. Allah başta onlar olmak üzere tüm annelere sabır versin.

    Bir de, anne blogları bir çok insanın ”süper anne” imajını üzerine giymesini sağladı, bazı blogger’lar hayat tecrübelerini aktarmak ve dünyanın en zor mesleği olan anneliği beraber öğrenebilmek için yazıyorlar, bazı bloggerlar da Türk toplumunda bayağıdır var olan gösterişçiliği yansıtıyorlar, çiftliklerden yoğurt getirmeler, sürekli etkinliklerden etkinliklere koşmalar (bunlar hep fotoğraflarla,gönderilerle belgelenir,halbuki en kaliteli zaman anneyle çocuk arasında olan değil midir) falan. Amacım kavga çıkartmak değil ama bazı insanların sadece ”süperliklerini” göstermeye çalıştıklarını düşünüyorum.

    • Harika tespit! Blog yazarlığı bazı anneler için gösteriş yapmanın diğer adı. Kesinlikle katılıyorum.

    • Kesinlikle katılıyorum, maddi ve manevi şartların kendilerine verdiği rahatlıkları kullanarak , aynı şartlara sahip olmayan annelerin yapamadıklarını eleştirmek kendi egolarını tatmin etmekten başka bir şey değil maalesef…Zaten her zaman vicdan yapan annelerin içlerini acıtmaktan başka bir şey değil yaptıkları…Böyle insanları takip etmeyi bıraktım ve daha iyi hissediyorum bu şekilde….

    • Seyhan Hanım da siz de çok yerinde tespitlerde bulunmuşsunuz. kesinlikle ben de bu süper olduğunu iddia eden blogger anne tiplemelerinden çok sıkıldım. O yüzden blogcuanne ye bayılıyorum.

  26. Seyhan Hanımı kutluyorum. Bir çoğumuzun söylemek istediklerini en güzel ifadelerle anlatmışsınız.

    Oğlum 8 yaşında ve benim şimdiye kadar her müdahalede sloganım sizin attığınız başlık ” Herkes anneliği kendi kurallarıyla yaşamalı” olmuştur. Sadece bizim milletimize mi özgüdür merak ediyorum O Şu Bu bunu söyledi böyle yaptı niye dedi neden nasıl karışır kısacası ağzı olan konuşuyor işte, önemli olan o sesleri duymazdan gelip o insanları, kendi sınıfına ait olmayanları kendinden üstün gören o tip insanları hayatımızdan tamamen çıkarıp, yok saymaz isek onlar bize o een mükemmel hal davranışlarıyla hayatı zindan ederler. Devamlı iç sesimiz ne kötü aneyim diye fısıldar sonra da çocuğumuza o tip insanların anneliğiyle yaklaşırız. Kendimize geldiğimizde de mutsuz çocuk, mutsuz anne, mutsuz aile tablosu çıkar.

    Ben Sıradan Anne
    Sevgiler

  27. Bence bayanin kendini rahatlatma yazısı olmuş. Şöyle ki hazir cicibebe ile ev yapimi cicibebe nasil bir olabilir. Bir kere paketlenmis gidalarin raf omrunun uzamasi icin bir suru koruyucu emulagator yapay tatlandiricilar kivam arttiricilar vs vs. BI de calistigi icin yapamadigindan dem.vurulmus. benim cogu arkadaşım calisiyor ve birden Fazla cocugu var sabah ise gitmeden kalkip meyve puresinu corbasini ekmegini kendi yapıyor. Cogu da unu islenmeden degirmenden alip ki paket un alinsa da eminim hazir ekmek bisküviden cok farki var. Herkesin isine gelir laf omru bir yil olan kavanoz meyve vs vermek ama.omenmli olan bence evlat icin biraz fedakarlik. Yazinizda kimse kimseye karismasin demissiniz. Ama siz evde.kendisi yapanlari elestirmissiniz yok islenmis urun.kullaniyorlar da hazirdan ne farki var diye. Bu yazi sizin vicdanınızi rahatlatma yaziniz.olmus kusura bakmayin

    • Kesinlikle katılıyorum,bir vicdan rahatlatma yazısı olmuş ve vicdanını rahatlatmak isteyenler de alkışa tutmuşlar. Katkısız yiyecekler yedirip ,zehirli boya içermeyen giyecekler giydiren,mümkün olduğunca doğal olanı yaşatmaya çalışıp da hiç de strese girmeyen,çocuğunu strese sokmayan anneler var.Strese sokup takıntı yapan anneler varsa da vardır;ama cici bebe yediriyorum,mama veriyorum diyerek bunlarla övünmenin de bir manası ,özenilecek bir tarafı yok.Yapamıyorsan yapamıyorsundur,ambalajlı,emülgatörlü,şunlu bunlu yiyecekleri alıp da için rahat yediriyorsan yediriyorsundur da bari mümkün olduğunca bunlardan kaçınan anneleri eleştiri bombardımanına tutma bari.

  28. Ben de sıradan bir anneyim.Kendimden ve anneliğimden kısaca bahsedeyim.Oğlum 2,5 yaşında.Kendim pişirmeyi seviyorum.Doğal,dede usulü tarımla yetişmiş yiyecekler peşindeydim,oğlumdan önce de.Hala öyleyim.Şu bahsedilen çiftliklerden alışveriş de yapıyorum.Çalışıyorum tam zamanlı.
    ‘Etkinlik manyağı’ değilim,birebir oğlumla benim de keyif aldığım şeylerle vakit geçiriyorum.Bu kek yapmak da oluyor,beraber yerleri süpürmek de.İkimiz de keyif alıyoruz beraber olmaktan.Çocukların oyun ve doğa dışında hiçbirşeye ihtiyaçları olduğunu düşünmüyorum.Onları yeterince doğayla başbaşa bırakıyor ve gönlünce oyun oynamasına izin veriyorsanız,bu yeterli,bence.Uyku eğitimi vermedim,şansıma emzikle idare etti oğlum.Ama 2,5 yaşında emziği bırakınca,benimle ya da babasıyla uyumak istemeye başladı.’Mükemmel annelik’ söylemi beni de geriyor,yeterince iyi olmaya gayret ediyorum.Ve ASLA hiç bir anneyi eleştirmiyorum,bunu öğrendim.Benim hiç yapmayacağım bir şey bile olsa,’vardır bir bildiği’ diyorum.
    Durumlar böyle.
    .Zihin olarak oğlumdan sonra değiştim ve bundan çok mutluyum,niye mi?Azla yetinmeyi öğrendim.Fazla herşey beni rahatsız ediyor;buna giysilerimiz,eşyalarımız,çok sevdiğim kitaplarım da dahil.Bunları veriyorum.Mesela kitaplarımı,’armağan ekonomisi’ adı altında gittiğim bir kafede,oturduğum masada bırakıyorum,içine onu bulacak olana kısa bir not yazıp.(Ayça Oğuş’a teşekkürlerimle)
    Ben kazandığımı o doğal ve markettekinden 2-3 kat pahalı olana veriyorum.AVM ye gitmiyorum,giysi-kozmetik-teknolojik alet alınacağı zaman,kendime ‘buna gerçekten ihtiyacım var mı?’ diye soruyorum.Amaca yönelik hareket etmeye başladım.Böyle olunca vakit bile artıyor.
    Yazdıklarımla kimseye süperlik tasladığım yok,kimseye şunu yapmalısın da demiyorum.Ben böyle yaşamayı seçtim.Ve fakat okuduklarıyla hemen eleştiriye geçen insanlar varsa,kendilerinde eksiklik gördükleri için olabilir diye düşünüyorum.
    Böyle bir grup olsun,herkes gelsin kendini anlatsın.Öbürü de ona ‘sen ne biçimsin’ demesin. Ne güzel olur.

    • Bunu ben yazmadım, ama ben yazmışım gibi.. Duygularım ve düşüncelerim tam olarak sizinkilerle örtüşüyor.
      Benim düşümcem şu şekilde; eğer doğal beslenmek, gereksiz tüketimden kaçınmak vs. sizin yaşam tarzınız ise bunlar sizi zorlamayacak hatta bunları yapabilmek size manevi tatmin sağlayacaktır. Fakat seçmediğiniz ve içselleştirmediğiniz halde sırf “aferin” almak veya eleştirilmemek için yapmaya çalışıyorsanız işte orda zorlanırsınız.

  29. İyi ki varsın Elif. İyi ki varsın Seyhan Seviçler…

  30. Organik yediren, evde biskuvit yapan anne de kendine gore yasiyor anneligini. Aranizda ne fark var ki? Bu kadar alkis edecek Seyhan hanim ne dedi ki? Zaten herkes kendi bildigi gibi yapiyor. Soru sorulunca da kendi bildigini yaziyor.

    “Ne bicimsin” diye oteki otekini yargilarsa tamam verimli bir tartisma olmaz ama diger taraftan da 2014 senesindeyiz. Butun literatur hangi besin daha iyi cocuklar ve bizler icin, hangisi zararli ustune kaliteli calismalarla doldu. Kimi anne bu bilgiyi yaymaya calisiyor, belki tarzi sert kaciyor ama kulak ardi etmek icin verilecek bahane “ben anneligimi kendi bildigim gibi yasarim” yerine “arkadas belki haklisin ama soyleme tarzini begenmedim” olabilir.

    Ikisini birbirinden ayirt edelim derim. Annelik meselesi degil, tartisma/tarz meselesi.

  31. Yazınızın o kadar haklı yönleri var ki… Ama ben de çalışan, evde yardımcısı olduğu için şanslı olan bir de üstüne master yapan bir anneyim; şehir efsanesi değil yani sadece genç anne oldum o kadar. Hiçbir zaman çocuğuma hazır bebe bisküvisi yedirmedim oturdum evde kendim yaptım ben yapamazsam babannesi yaptı; kimse yapmıyorsa bebe bisküvisi yemedi. Önemli olan içinde katkı maddesi olmayan bir şeyler yedirebilmek çocuğuma; artık organik almak da kolay marketlerin organik reyonarı var dağlara çıkmaya köylere gitmeye gerek kalmıyor (ne kadar organik olduklarını bilemeyiz o da ayrı ama :)) . Kimseyi de yargılamak haddime değil; fakat ben bu yazıda biraz titiz olan anneleri yadırgayan bir hava sezdim yoksa tabiki herkesin anneliği doğrudur organik veya katkı maddesiz yemek yedirmekle anne olunmaz.
    Benim tercihim bu ben ek gıda mama da vermek istemiyordum; çocuğum 4 aylıkken işe başladım buna ragmen elimden geldiğince süt yetiştirip çocuğumu kendi sütümle beslemeye gayret gösterdim. Kimse mükemmel anne değildir lafına da katılmıyorum. Herkes kendi çocuğunun mükemmel annesidir. Çocuğunun besinleri konusunda da takıntılı olmak utanılacak bir şey değildir; sadece zaman kısıtlamasından ya da tercihen böyle düşünenleri yargılamak ayıp bence.

  32. Açikcasi facebookdaki o paylaśimi ve yorumlari görmedim ama burdakiler de yazida eleśtirilenden farkli degil. Burda da titiz annelere yüklenilmiś. Bana göre sakincali degil ama yazida da yorumlarda da ötekileśtirme var. Konuya gelirsek ya nedir bu bisküvi meselesi, çok mu gerekli. Ben biskuvi almam eve, çocuguma da vermedim, evde de yapmadim. Öyle sütlaç muhallebi filan da yapmadim nasil yapildigini da bilmem, hiç de eksiklik hissetmedim. Yani açikcasi üç beyazdan uzak duruyorum hayat tarzim bu dogal olarak çocugum da böyle besleniyor. Iyi veya kötü ben böyleyim. Yani eger bir sorun varsa hayat tarziniz diśindaki zorlamalar sikintili olabilir. Tabiki oglumdan sonra bazi konularda benim de farkindaligim arti. Bu konularida olabildigince yasam tarzima adapte etmeye çaliśtim. Ama yazida takildigim diger konu hani yapmiyor alabilrsiniz ama bu mamayi hazir gidalari temize çikarmaz. Anne sütünün önemini ötelemez. Siz verirsiniz yada vermezsiniz ama bunlarin zararli oldugu gerçegini degiśtirmez. Bu sizi iyi anne yada kötü anne de yapmaz. Mesela uzun ömürlü süt faydasi olan birsey degildir ama ben de veriyorum, bu iyidir diyede diretemem. Yani bu śekilde örnekler artirilabilir. Mesela ben yogun çaliśiyorum, śu denilen tarzda kaliteli vakit geçiremiyorum, bunu dert ettigimde söylenemez, farkli tarz da vakit geçiriyoruz, bana göre iliśkimiz, iletiśimimiz iyi. Tabi bunu ilerde büyüdügün de oglum degerlendirecek iyimiyim kötümüyüm:)
    Birde akran zorbaligina daha yatkin olduklarindan bahsetmiśsiniz bu çok iddali bir śey, bu konuyla ilgili çaliśma var mi?? Kaynak verebilir misiniz??!! Dedigim gibi ayri görüślerin paylaśilmasi herzaman güzeldir, çeśitlilik, tartiśma iyidir. Bakiś açinizi geniśletir. Blogcu anneyi takip etmeyi bunun için seviyorum, yorumlar herzaman güzel ve çeśitli oluyor:) Sevgili Elif hanim iyi ki varsiniz:)

  33. 18 ay arayla 2 çocuk annesiyim 2. Çocuğumun doğmasına yakın başladım instagramda blogcu anneyi ve diğer organik anneleri takibe sağolsunlar çok şey öğrendim ilk çocuğumda yaptığım bir çok şeyin yanlış OLDUĞUNU fark etmemi sağladılar mantığıma uydu, ama iş yargılamaya gelince ben de soğuyorum. Geçenlerde blogcuanne çocuklarına kahvaltı öncesi verdiği atıştırmalıkların fotoğrafını koymuş yorumlar kısmında da bir yorum dikkatimi çekti “aferin Elif coco-pops veren annelerde var” haydaaa yoruma bak, aferin dedin olayı bitir diğer annelerden ne istiyorsun, sen iyi annesin çocuğunu seviyorsun da o kötü anne çocuğunu sevmiyor mu! Şimdi bir şey yazıcam altına ama fotonun birkaç gün önce koyulmuş (hergün takip edemeyebiliyorum) zaman aşımına uğramış ama tetikteyim böyle bir yazıyı taze yakalarsam yazıcam altına “insanlara kendini kötü anne gibi hissettirmeye hakkın yok ne yazdığına DIKKAT et” diye.

    • Bir zaman da trende eve gelirken o zamanlar çocuğum sanıyorum 2 yaşlarındaydı, çocuk arabasında ve trende eve gelmeye çalışıyoruz. Babaannesi oğlumun eline çubuk kraker verdi. O anda ya da sonrasında babaannemize birşey diyemiyoruz maalesef çünkü birkaç kere dememde yoğun kaoslar yaşadık o nedenle bu tip davranışlarını maruz görmeye başlamıştım. Gel gör ki yolculardan birisi birden çıkıştı bana; ” sen ne biçim bir annesin bir de bu zamanda daha bilinçli olman gerekirken şu yaptığına bak, yazık! ” bu sözleri duyduğumda nasıl kendimi kötü hissetmiştim. Ağlıyorum, ağladığımı gizliyorum kayınvalidem var çünkü izah etmeye çalışsam yeni bir kaos çıkacak, düğümlendim, içlendim. Kendimi suçlamalar, kendimle yüzleşmeler sonra kendi kendime telkinlerim ve en neticesinde bana bu sözleri söyleyen kadının densiz olduğu fikriyle sabitlendim. Seyhan Hanımın yazısı da bir ötekileştirme olarak görülmesi ya da titiz annelere yüklenme gibi bir durumun söz konusu olduğunu düşünmüyorum kendi adıma. Yazıda da görüldüğü üzere kendi mantığına aykırı diye sırf karşı tarafı aşağılayan, suçlayan insanlara gitmiş bu yazı. Konu başlığı zaten herşeyin özü.