9 Yorum

Sıradaki fıtrat…

Aslında bu konuda söylenebilecek her söz söylendi.

Bir sürü kadın gazeteci, sosyal medyada birçok kadın (ve erkek), bir sürü blog yazarı bu konuda bir şeyler yazdı.

Benim gözüme en çok çarpan iki yazı oldu.

Biri, Sevda Karaca’nın şu yazısındaki şu bölüm, ki bence konunun özetidir:

Kürtaj ve sezaryen gibi mevzuları tıbbi bir müdahalenin gereği değil politik bir tutumun sonucu olarak ortaya koyan, bir inanç ritüeli olarak belleten bu anlayış kadınların canlarıyla, yaşam haklarıyla oynuyor aslında.

Diğeri, Özgür Anne’nin şu yazısındaki şu bölüm, ki sezaryenin ne olduğu (daha doğrusu ne olması gerektiği) daha iyi anlatılamazdı:

Doğum hikayemizi okumuş muydunuz bilmiyorum. Doğum kanalını kapatan bir myom nedeniyle normal doğurma şansım olmadığından 41. haftanın sonunda sezaryen oldum. Eğer sezaryenin olmadığı bir çağda yaşasaydım ölecektim. Sen bu kadına gelip, sezaryen fıtratında yok diyorsun.  E yok tabi. Modern tıbbın hani aracı var?

Beni bu konuda rahatsız eden çok şey var. En başta, devletin, kadınlara ve kadınlığa bu kadar karışması. Kadının kaç çocuk yapacağından, onları nasıl doğuracağına, çalışıp çalışmamasından hamileyken sokağa çıkmasına kadar bir sürü konuda erkekler ha bire ahkam kesiyorlar. Onlara iki kelimelik bir sorum var: Size ne? 

Bir başka rahatsız eden konu, bunun (aslında her şeyin, mesela eğitimin) din söylemine oturtulması. Sağlık Bakanı tutup da ‘Sezaryen tıbbi bir operasyondur. Bugüne kadar ülkemizde doğum yöntemi olarak sunulmuştur. Biz bunun ortadan kaldırılması için elimizden geleni yapacağız. Kadınlarımızı doğal doğuma yönlendirecek, hekimlerimizi bu konuda eğitecek, hastanelerimizi suda doğum küvetleriyle, özel doğum odalarıyla donatacağız’ demiyor da ‘Sezaryen ile doğum fıtratta yok’ diyor. Ona da şunu sormak istiyorum: Kimin fıtratında yok? Kime göre, neye göre yok? (Mesela bugün Noel. Bu ülkenin Hristiyan vatandaşları da var. Onların da mı fıtratında yok? Ya inançsızlar?)

Bu konuda en çok üzüldüğüm nokta ise kadınların bu baskıya haklı olarak karşı çıkarken sezaryeni bir doğum yöntemi olarak kabul etmesi ve öne sürmesi… Devletin bu baskıcı tutumu bizleri yanlış şeylere eğilmek zorunda bırakıyor. Oturup, sezaryenin bir doğum yöntemi olarak sunulmasını tartışmamız ve bu konuda adımlar atmamız gerekirken sezaryen hak mıdır, fıtrat mıdır onu tartışıyoruz.

Bundan iki buçuk sene önce ‘Yandı gülüm keten sezaryen’ başlıklı bir yazı yazmıştım. O zamanlar başbakan Erdoğan’ın ‘üç çocuk’ söylemini desteklemek için sezaryeni öne sürmesinin yanlış olduğunu, onun yerin kurtarıcı bir operasyon olarak kullanılması gerektiği sebebiyle keyfi sezaryene karşı çıkmasının arkasında duracağımı söylemiştim.

Ne kadar naifmişim…

İki buçuk sene sonra geldiğimiz noktaya bak:  Doğal doğumu özendirici tek bir gelişme yok. Varsa yoksa yasaklar, tehditler, buyurganlıklar…

Sırada ne var? Kadınların sutyen takması fıtrata aykırıdır? Regl döneminde tampon kullanmak fıtratta yok?

Çok usandırıcı şeyler bunlar…

9 yorum

  1. Fıtrat kelimesinden nefret ettirilir, vallahi bu kelimeyi artık duymak istemiyorum

  2. Elif Hnm. yazınızın her kelimesi ve hissine katılıyorum.. sevgiler

  3. Hakkaten… Size ne? yahuuu. Her işi hallettiniz de kadınların doğum şekli kaldı bi

  4. Evet sezaryen bir doğum yöntemidir, zira normal doğum ile çocuğunu dünyaya getiremeyen anneler çocuklarını ameliyat ile aldırmamakta, sezaryen yöntemi ile doğurmaktadır. İnatla sezaryenin bir doğum yöntemi olmadığını söylemek söz konusu yöntem ile doğum yapmış kadınları üzmekten ve kendilerini eksik hissetmelerini sağlamaktan öte gitmemektedir… Sevgiler…

  5. Mesele sezeryan degil. Gundem degistirmek. Gercekten dertleri bu olsaydi konusmak yerine icraat yapar normal dogumu destekleyici tedbirler alirlardi ama yapmiyorlar. Ne zaman sikissalar kadinlari ilgilendiren,mahrem konulara catiyor lar ki yolsuzluklar konusulmasin, kacak saraylari Konusulmasin. Yoksa eminim basta Kendi aileleri bu soylediklerine uymuyorlar. Mesela uc cocuk konusunda ahkam kesen cumhurbaskaninin cocuklari 10 yildan fazla evli ve bir veya iki cocugu var. Ama derdi gercekten nufusu arttirmak olsaydi artirmak icin guzel kanunlar cikarabilirlerdi ama mesele o degil. Kendi kirlerini ortmek. Ama ne yaparlarsa yapsinlar yolsuzluk lari unutulmayacak. Hukuku katletmeleri unutulmayacak. Yaptiklari hukuksuzluklar ayaklarina er ya da gec saltanat larini yikacak.

  6. Şimdi bu yazıya ve yoruma denk geldi ama, uzun süredir yapılan yorumlarda dikkatimi çeken, üzerine düşündüğüm bir konu. Kadınların hep kendini eksik hissetmesi; adam altatır kadın eksik, sezaryenle doğurur kadın eksik, sütü olmaz emziremez kadın eksik, çocuğun beslenmesi organik, organik değil kadın eksik, doğumdan sonra çalışmaya devam eder kadın eksik, bazı anneler evde bisküvi yapar yapamayan kadınlar eksik, haftada üç olmaz kadın eksik;) vb…. Liste uzar gider. Yapmayın anneler, gayet iyisiniz. Ne olursa olsun çocuklarınızı, özellikle de kızlarınızı özgüvenli yetiştirin. Erkek egemen toplumun yansıması, şuçlanacak, günah keçisi kadınlar, neyazik ki erkek egemen beyinli kadınlar tarafından da sürdürülür gider, düzen bozulmasın.
    Neyse biraz konu dışı oldu ama, sezaryenle doğum yaptım, vajinal doğumu destekliyorum, normali o çünkü:) Ayrıca kendimi hiç eksik hissetmiyorum:) Elif hanım pozitif doğum hikayeleriyle vajinal doğumu özendirmenizi, çabanızı ayrıca tebrik ediyorum :) Sağlık bakanlığında normal doğum birim sorumlusu olsanız süper olur:) Sevgiler:))

    • Kadınların kendini hep eksik hissetmesi derken aslında hissettiriliyoruz. Yaşantımızı hep kontrol ederek yaşamak zorundayız. Kadın olarak, anne olarak hata yapma lüksümüz yok gibi. En ufağından bir anne çok fazla iş seyahatine gittiğinde kötü anne oluyor baba gittiğinde başarılı oluyor.

  7. Normal doğumu çok istememe rağmen tıbbi (gerçekten ama) nedenlerden dolayı sezaryen yapmış biri olarak Elif’in bu sözüne sonuna kadar katılıyorum: “Sezaryenin, normal (vajinal) doğuma alternatif olarak sunulmasına itiraz ediyorum: “. Hamileyim diyince ilk soru: Nasıl doğum yapacaksın? Normal mi, sezaryen mi? Arkadaş bu nasıl soru! Tabi ki normal yapmalısın. Sezaryen bir alternatif değil ki!