2 Yorum

Elif Y’nin İkinci Gebelik Günlüğü, 22. hafta

Almanya’dan yazan ve ikinci bebeğini bekleyen Elif Y. bu yazısında çocukluğumuzun yılbaşılarını anlatıyor… 

***

Yılın ilk gününden hepinize merhaba Blogcu Anne okurları,

Bu hafta acayip telaşlı ve koşturmalı bir haftaydı bizim için; belki eşimin işi nedeniyle biz böyle yaşadık, malum restoran sahibi insanların en yoğun olduğu bir dönemdir yılın son zamanları…

ElifY22

Bu haftanın en fena olayı eşimin soğukalgınlığı virüsünü eve getirmesiydi. Haftaya nefes alamayan, beton bir burunla, gözlerimdeyse aksine şırıl şırıl akan bir musluk vadisiyle başladım. Kafamın içindeyse filler tepişiyordu sanki, üstüne Noel nedeniyle evde olan çocuk, ne denir ki offf, offf yani…

Kış aylarını seviyorum ama bu grip veya sogukalgınlığı feci bir şey arkadaş. Hayır ilaç alsanız da, almasanız da birşey farketmiyor – ki ben ilaç almadan atlatmak zorundayım. Kullandığım tek şey burun spreyi, o da deniz suyu. Bugün baş ağrım ve sünislerimde zonklama yok, biraz daha rahatım…

İçerdeki minige gelecek olursak artık kıpır kıpır bir halde… Hele sabahları enerjinin doruğunda diyebilirim, ki ben çok rahat hissediyorum. Babası ve ablası hala hissedemiyor ama bu da benim bir ayrıcalığım olsun, değil mi? Bizim ufaklık bu hafta bir mango ağırlığındaymış, belirgin şekilde kas ve kirpikleri oluşmuş ve bu haftada ona özel parmak izi tamamlanıyormuş. Tüm bunları “babycenter”dan öğrenebilirsiniz, bebeğinizle ilgili günlük ve haftalık bilgiler telefonunuzdan size ulaşmakta.

İlk 4 ayın beslenememe zorluğunun aksine şimdilerde bir iştah patlaması var ki anlatamam. Şöyle örnek vereyim: mideme mutfağı koysam az gelir. Ama napıyoruz, elbette dikkat ediyoruz. Arjin’e hamileyken yaptıklarımı yapmıyorum ve oldukça sağlıklı besleniyorum, Çikolata, tatlı tüketmiyorum, günlük 2 meyve tüketiyorum ve bu meyve hakkımı akşam 6’dan sonra asla kullanmıyorum.

Bizim ufaklığa dair hazırlıklara gelirsek, öyle tembel, öyle rahatım ki hiçbir hazırlık yapmadım. Sanırım son haftaları bekliyorum. Ama bir an önce başlamam gerektiginide bilmekteyim, bakalım bendeki tüm evi ayağa kaldırma ve toparlama gücü ne zaman gelecek? Belki 2015 bu enerjiyi verir umudundayım…

Öyle böyle kocaman bir yıl bitti, iyisi, kötüsü, mutlusu, mutsuzu, acısı, tatlısı bir dolu anları arkada bıraktık umudum insanlık adına huzurlu ve barış dolu bir yıl olması…

Burada öyle güzel telaşlar ve yoğun bir süreç vardı ki, bunu bizim gibi sevdikleri uzaklarda olan çekirdek aileler pekala derinden yaşamıştır. Yılın son vakitlerinde kocaman ailesi olan arkadaşlarıma öyle imrenerek bakıyorum ki, insan sevdiklerinden uzakta böyle güzel günleri yaşarken çok buruk oluyor. Elbette Türkiye’de de her şey çok değişti, eskisi gibi böyle özel geceler ailecek yaşanmıyor, ama bu biraz da tercih meselesi diyorum. Ben böyle özel günlerde beraberlikten yanayım, büyük ve kalabalık sofraların etrafında oluşan sıcaklık, birliktelik… Klasik olacak, ama gurbette yalnız olmak kötü…

Geçen yıl sevgili anne-babam gelmişlerdi bizi ziyarete, kocaman bir masanın etrafında birlikteliğin ve aile olmanın keyfine varmıştık. Çocukluğumdan beri biz de yeni yıl hep kutlanırdı. Tamam çam ağacımız yoktu ama mutlaka kutlamamız olurdu. Sofralarımız çok kalabalık olurdu, zira beş kardeştik, babanne ve dedeyle yaşayan bir aileydik. Üstüne mutlaka bir de yakın dostlarımız ve tanıdıklarımız olurdu. Çok çok kalabalık bir gece olurdu, hatta öpmeyi unuttuklarımız olurdu da sorardık, seninle öpüştük mü diye… Soframızın baş konuğu hindi bizim yılbaşı gecemizin olmazsa olmazıydı. Güzel, eğlenceli ve sıcaktı…

Benim çocukluk ve gençlik anılarımda yılbaşı demek; ailece evde kutlanılan büyük ve özel bir gece demekti. O nedenle ben uzun bir süre hep yılbaşı kutlamalarını dışarda tercih ettim. Evde geçirilen yılbaşı kutlaması Arjin’e hamileyken başladı yine yeniden.

Ve bu yıl, 6 yıl aradan sonra ilk defa ev ortamı dışında, dışarda ama kendi restoranımızda (yine bir nevi evimiz gibiydi) kutladık, ve hakikaten unuttuğum, çok çok gerilerde kalan, hatta sisler arasına gömülmüş anılarımı tazeledim. Gelen çocuksuz gençleri gördükçe, ahh gençlik, ahh bekârlık vee çocuksuz hayatın kolaylığı, lüksü dedim…

Ama işte saat 12’yi gösterdiği an öyle birşey oldu ki, Arjin etrafındaki coşkuyla bana koşup, kollarını kocaman açıp, minicik ve koca bir dünyayı sunan öpücükle tüm dünyayi verdi, o özlediğim, imrendiğim hayat bir anda poff oldu. Bu anı tüm çocuksuz hayatımda yaşadığım ana değişmem. Hele çocuğunuzun o geceye özgü geç yatma lüksünü parlayan gözlerinde görmek, aldığı bu ayrıcalığın şımarıklığıyla gidip gelip sizi öpmesi dünyanın en en güzel şeyi diyorum. İyi ki doğurmusum, iyi ki anne olmuşum diyorum…

Elif222

Bu coşkuyla size gelecek haftaya kadar hoşça ve sağlıkla kalın diyorum…

Elif Y.

***

Elif Y’nin tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

2 yorum

  1. Benim hamileliğimdeki gibi bir süreç geçiriyorsunuz anladığım kadarıyla. Gerçi benimki ilk üç ay antibiyotik almıycam diye direnirken çok başka bir hal almıştı hastalığım, astım bronşite kadar da ilerlemişti. Hamilelikte hastalık kolay atlatılmıyor, malum vücut hassas. Doğumdan sonra oğlum egzama oldu. Doktor benim geçirdiğim alerjik hastalıktan dolayı olabileceğini söylemişti. Iki yaşından sonra egzamayı da atlattık. Öyle sinsi bir hastalık ki ne zaman çıkacağı belli olmuyor. Inşallah tekrar etmez. Çok zor bir o kadar da tatlı bir süreç. Beslenme konusunda kendinizi kontrol edebildiğiniz için kutluyorum sizi. Ben yapamamıştım.

    Çocukluğumuzun yılbaşıları deyince dikkatimi çekti yazınız. O günleri hatırladım bende. Kalabalık sofraları, oynanan tombalaları ve o atmosferi. Kimsenin çok durumu yoktu konforlu yaşamaya ama herkeste bir sevgi, coşku vardı. Uzakta olanlar için posta kartları vardı. Tekrar tekrar okunan mektuplar. Herşeyiyle özeldi eskiler. Şimdiki gibi çoklu standart mesajlar yoktu. Kişiye özeldi. Ağlarken en derinden, gülerken kahkahaya boğulurduk. Hiçbir şey sahte değildi. Allah’a şükür şimdide ailemle güzel geçiriyorum ancak çekirdek aile kutlaması işte. Nerde amcalar, teyzeler, kuzenler. Hatta aman kimse görüşmesin türündeler. Eskiden sevgi vardı şimdi yerini hasetlik, çekememezlik aldı. Mutsuz olanların mutlu insanlara tahammülü yok. İş , koşturma bahanesi altında kimsenin kimseyle görüşesi de yok. Zaman bize uymuyorsa biz zamana uyalım derken mutlu hamilelikler diliyorum size.

    Yine de yeni jenerasyonun yeni akımlarıyla hoşgeldin 2015.

    Sevgiyle kalın.

  2. Merhaba Nazmiye, ne güzel anlatmisiniz eski yeniyil kutlamalarini… Ben hep özlüyorum
    Kalabalik sofralarimizi 🙁
    Bu defa sogukalginligimi hakikaten atlatmakta zorlaniyorum. Ilac kullanmiyorum, zati gebeyken kullanmakta istemem. Bakalim hala atlatamadim tam olarak ama direniyorum.
    Sevgiler…