17 Yorum

Sanem’in Lohusa Günlüğü – 2

Gebe -şimdi lohusa- yazarım Sanem, günlüğüne devam ediyor… 

***

Pazar günü Elif’e mesaj attım dedim ki : “Bugün bir tane lohusa günlüğü yazıp gönderiyorum.” O güne kadar iyi kötü uyuyan bebeklerimiz vardı. Şaşırtıcı bir şekilde karı koca aynı anda yemek yiyebiliyor hatta aynı anda öğlen uykusunu uyuyan bebekler sayesinde bir kafede oturup kahvemizi bile içebiliyorduk. Ne olduysa bu mesajı yazdığım gün oldu. Bizim çocukların içine dolunayda kurt mu kaçtı, anneanne evine geri döndü diye protesto etme gereği mi duydular bilmiyorum ama son dört gündür bize göz açtırmıyorlar.

Doğum hikayemizi ve hastaneden çıkana kadar olan zamanda yaşadıklarımızı en kısa sürede yazacağım ama tek bir cümleyle tarif etmem gerekirse çok hızlı bir doğumdu. Hiç beklemediğimiz kadar hızlı. Benim “Galiba doğum sancılarım başladı!” dediğim saat akşam 18:00. Deren’in doğduğu saat ise geceyarısı 02:42. Ebe telefonda bana sabahı bulmaz demişti kasılma aralıklarımı söylediğimde ama yine de beklemediğim kadar hızlı ilerledi doğum.

Aynı sabah saat 08:30’da son bir ebe kontrolünden geçtikten sonra taburcu olduk. Bizi hastaneden almaya gelen annem ve Efe’yle evin yolunu tuttuk. İnsan ilk başta ne olduğunu pek anlayamıyor. Lohusa günlükleri Merhaba yazısında ilk günler ne kadar duygusal olduğumu ve sürekli ağladığımı yazmıştım. Bir gece önce karnım burnumda çıktığım eve kucağımda bebekle girmek çok değişik bir histi.

SanemDeren

Şimdi derin bir nefes alıp Deren doğduğundan beri neler yaşadık başlıklar halinde yazıyorum ve bu yazıyı bugün bitmeden tamamlamayı umut ediyorum.

ANNE:

Deren’in doğumgünü aynı zamanda benim de doğumgünüm. Böyle bir sürpriz yapmasını gerçekten beklemiyordum. O akşam ufak bir kutlama yaptık. Sonra ben Efe’yi uyuttum. Deren’i de emzirip yerine yatırdıktan sonra salondaki koltuğa uzandım. Ne için ayağa kalktığımı hatırlamıyorum ama kalktığımda başım dönüyordu. Evdekilere bir şey demeden kendimi yatağa attım. Bu sefer de üşümeyle birlikte bir titreme nöbeti geldi. Zangır zangır titriyordum. Ender’e haber verdim hemen hastaneyi ara ben iyi değilim diye. Evdekiler bilir çocuklar için en ufak bir şeyde doktora koşsam da kendim söz konusu olunca aynı hassasiyeti göstermiyorum. Korktular onlar da o yüzden. Doktoru mu arayalım, acili mi arayalım diye düşünürken ilk bir hafta 7/24 arayabileceğimiz emzirme hattını çevirdik. Ebeye semptompları anlattı Ender. Ateşim olmadığı için endişelenecek bir şey yoktu. Vücudum doğum gibi büyük enerji gerektiren bir “işten” sonra iyileşme sürecindeydi. Dikişim de olmadığı için kendimi hiç yeni doğum yapmış gibi hissetmiyordum hatta artık koca göbeğim de olmadığına göre oldukça enerjik sayılırdım ama yine de yatıp dinlenmem gerekirken onun yerine bütün gün çocukların gönlünü yapmak için ayakta gezindiğim için halsiz düşmüştüm. Ağrı kesici, bol bol sıvı almamı önerdi. Deren’i o gecelik anneme teslim edip ağrı kesiciler ve birkaç yorgan, battaniye ile yatağa gömüldüm ertesi gün yataktan çıkmamaya söz vererek.

Sözümü çabuk unuttum. Sabah babasıyla kreşe giden Efe’nin arkasından o kadar çok ağladım ki. Sanki artık sürekli eve kapanacak, Efe’yle hiç ilgilenemeyecekmişim gibi hissediyordum. Onun geliş saatine kadar şimdi oynuyordur, şimdi yemek yiyordur, şimdi uyuyordur diye sayıkladım durdum. Kapıdan girdiği andan itibaren de peşinden ayrılmadım. Akşam olup Efe uyuduktan sonra bir önceki akşamki senaryo bu sefer şiddeti daha az olsa da tekrar etti.

Günler bu şekilde ağlayarak, çocuklara nasıl yeteceğim, kalkamayacağız biz bu işin altından diye düşünüp durarak geçmeyecekti. 13 Aralık Cumartesi sabah güneşi de görünce “Hadi!” dedim. “Çıkıyoruz.” İyi ki de açık havaya çıkmayı ertelememişim. Önce kısa mesafelerle başladık. Şimdi 4. Haftamız bitti ve biz günlük hayatımıza tamamen dönmüş durumdayız.

SanemDogumgünü

 

BEBEK:

Deren’le birlikte ben gördüm ki aslında uyuyan bebekler de varmış. Efe’nin uyku döngüsü çok kısaydı. 15, bilemedin 20 dakika uyurdu yatırdığımda. O yüzden benim algım da hep bebekler uyumaz şeklindeydi. Deren hastaneden geldiğimiz günü uyuyarak geçirdi. Tamam bu şaşılacak bir şey değil. Yenidoğanlar ilk 24 saati zaten böyle geçirirmiş diye daha önce okumuştum ve Efe’de de deneyimlemiştik. Hikaye hep ikinci günde başlıyordu.

İkinci gün baktım Deren yine saatlerce uyuyor. Bu çocuğun sütümü getirmek için sürekli emmesi gerekmiyor muydu? Niye bu kadar çok uyuyor? Bu işte bir gariplik var diye sarıldık yine telefona, emzirme hattını aradık. Ebeye “Emzirmek için uyandırayım mı?” diye sordum. İlk çişini, kakasını yaptı mı diye sordu. Kısaca doğum hikayesine baktı ve “Uyandırmana gerek yok, o emmek istediği zaman uyanır ama ille de uyandırmak istiyorsan altını değiştir.” dedi. Deren altını değiştirirken gerçekten uyandı ve benim de içime şu serpildi. Çünkü kafamdan acaba emmedikçe kan şekeri düşüyor da kendini ayıltamıyor mu acaba diye geçiyordu.

Erken davranmışım! Deren o gece sabaha kadar emdi durdu. Neredeyse kucağımdan hiç inmedi diyebilirim. Hiç şikayetim olmadı. Hem Efe’den deneyimliydim. Bu sefer uyku konusunda beklentilerimi düşük tutmuştum. Hem de Deren’in ihtiyacı olan sütü getirmek için bu kadar çok emdiğini, en fazla iki gece sonra normale döneceğini biliyordum. Gerçekten de ertesi sabah sütüm geldi ve Deren 3-4 saatlik uykularına geri döndü.

Şimdiye kadar deneyimlediğimiz kadarıyla Deren bakımı kolay, sakin bir bebek. Hatta tam kitaplar da yazdığı gibi. Uyuyor, emiyor, gazını çıkartıp, altını değiştiriyoruz. Bunlar yaklaşık 1 saat sürüyor. Sonra yine uykuya geçiyor. Bence abisini çok seviyor. Onun gönlünü yapmamız için bize zaman tanıyor!

İlk dışarı çıkmalarımız da Deren’i hep wrap slinge sardım. Huyunu suyunu daha bilmediğim çocuğum kendini en güvende bu şekilde hisseder daha rahat olur diye. Şimdi yavaş yavaş pusete geçtik. O yatağında uyuyor ben de rahat rahat Efe’yi kreşe götürüyorum. Alışverişimi yapıyorum. Hatta şu anda olduğu gibi bir kafede oturup kahvemi içerken yazımı yazabiliyorum. Yine de slingimizi yanımızdan ayırmıyoruz. Bebek milletinin ne zaman huy değiştireceği belli olmaz.

SanemSling3

KARDEŞ:

Efe ve Deren’in kardeş olarak ilişkilerini yazmadan önce Efe’yle ilgili ufak bir not düşmem gerekiyor. Efe neredeyse 33 aylık ve üç dilli (türkçe-danca-ingilizce) büyüdüğü için konuşması gecikmiş bir çocuk (bebek — bana göre). Kreşteki pedagog ve bir konuşma-dil terapisti ile görüşmelerimiz devam ediyor. Dolayısıyla bizim Efe’yle iletişimimiz de konuşarak anlaşma çok kısıtlı.

Efe kardeşinin doğduğu sabah (ben hala neden bu satırları yazarken gözyaşlarımı tutamıyorum bilmiyorum) bizi yatağımızda bulamayınca önce meraklandı (uyanınca birçok çocuk gibi o da soluğu anne baba yatağında alıyor) sonra anneanneyle hastaneye gelince de olağanüstü bir şeyler döndüğünün farkına vardı diye düşünüyoruz. Çünkü Efe’yi anneanne ve onları anakapıda karşılamaya giden baba kesinlikle içeri sokamamış. Çok zor kandırarak yukarı getirdik dedi baba. Ben heyecanla odanın kapısında onları karşıladım. Hemen Efe’yi kucakladım. Anneanne Deren’i kucağına aldı sonra Efe’nin yanına getirdi ama Efe kardeşini görünce o kadar kötü oldu ki. O surat ifadesini nasıl anlatacağımı bilmiyorum. Efe’yi o kadar üzgün görmemiştim ben. Anneme ve bana çok dokundu o hali. Hemen sarıldım. Kardeşinin getirdiği hediyeyi verdik. Sonra babasıyla birlikte giriş katına indiler.

O günden beri fazla yanaşmıyor Efe kardeşine. Zarar vermeye de çalışmıyor ama yanaşmıyor işte. Eşyalarını kullanmasına da ses çıkarmıyor. (Efe’nin bütün eski eşyalar teker teker ortaya çıkıyor) ama benim kucağımda Deren’i görmeye dayanamıyor. Önce bir köşede sessiz sessiz bekliyordu sırasını. Baktı bu bebek kalıcı. Onu alınca keyfi yerindeyse o da kucağıma atlıyor. Yok değil de uykusu varsa çığlığı basıyor. Özellikle anneanne döndüğünden beri biraz daha zor. Belki Deren de onunla gider diye düşünüyordu. Canım benim yine de çok iyi idare ediyor. O kadar sıkı sarılıyor ki beni yalnız bulunca. Ondan çok kendime tekrar ediyorum “Bunlar normal hisler, hepsi geçecek!” diye. Sevgimden, ilgimden şüphe etmesi ihtimali bile beni çok üzüyor.

Yine de zaman zaman böyle kareler çıkıyor ve içim eriyor..

SanemKardes

DANİMARKA:

Gebelik günlüklerimde de bahsetmiştim. Sistem şu şekilde: ilk doğumunuzsa bir gece, yoksa 4-6 saat arasında hastanede kalıp taburcu oluyorsunuz. (Elbette sorun olmayan normal koşullarda). Doğumun ertesi günü bir ebe arıyor size genel durumunuzu soruyor ve onun ertesi günü de eve yine bir ebe geliyor.

Bizim de evde olduğumuz ikinci gün ebe geldi. Deren’e işitme ve topuktan kan testi yaptı. Her şey yolunda çok şükür.Bebeği fazla giydirmememizi tembihledi. Evde bere takmamıza gerek olmadığını söyledi. Biz Türkler bebekleri/çocukları soğuk havalarda biraz fazla sarıp sarmalarız. Ben biraz daha buralı gibi davranmaya çalışıyorum. Her türlü hava koşulunda Efe’yi de çıkardık şimdi Deren’i de dışarı çıkarmaktan çekinmiyoruz ama eviçi giyim konusunda bir kat fazlaymışım. Ben iki kat penye ve bir kat hırka giydiriyordum Deren’e kış diye. Ebe iki kat penyenin yeterli olacağını söyledi. Gizli gizli içine bir kat da çorap giydiren anneanneyle birbirimize bakıp güldük.

Birinci haftamızda belediyeden bir sağlık görevlisi geldi. Deren’in ölçümlerini yaptı. Haftasına uygun beslenmesi, uyuması gibi konuları konuştuk. Benim sağlığım, ve ruh halim hakkında da sorular sordu. Dördüncü haftada yani bu hafta da bizi ziyaret etti. Yine ölçümler yapıldı. İlk haftada talep ettiğimiz gibi bizi bir anne bebek grubuna (international mom’s group) kaydettiğini, yakında ilk toplantı için bir e-posta alacağımı söyledi.

Bir sonraki görüşmemiz Deren’in 10. haftasında. O zaman da aile olmayı konuşacağız dedi. Deren’in genel sağlık kontrolünün yanında bu konuşmalar terapi gibi özellikle bana çok iyi geliyor. Sağlık görevlimiz geçtiğimiz haftalarda İstanbul’u ziyaret etmiş eşinin doğumgünü hediyesi olarak ve çok beğenmiş. Eğlenceli ve esprili de bir kadın. Kendimi iyi hissettiriyor.

Deren’in 5. haftasında aile hekimimizde kontrolü var. 8. haftada da benim kontrolüm olacak.

SanemDeren Şimdilik bizden bu kadar. Öğle uykusunu uzun tutarak bu kadar yazabilmeme fırsat veren kızıma teşekkür ediyorum ve haftaya görüşmek üzere diyorum.

Sevgiler,

Sanem.

***

Sanem’in Lohusa Günlüğü’nü buradan takip edebilir; gebelik günlüğü yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

17 yorum

  1. Dört gözle bekledik Deren’i 🙂 Hoşgelmişsin boncuk gözlü 🙂 Efe de abiliğin tadına varınca merak etmeyin Deren’in yanından hiiççç ayrılmayacak 🙂

  2. Oyy… Oğlum 2 numara doğduğunda 27 aylık olacak. Sürpriz yumurtayı öğremince ben de aynı sorulara gömüldüm. Oğlum henüz çok küçüktü, bebekliğini yaşayamayacak mıydı. Sonuçta şöyle dedim. 27 ay bir bebeklik için iyi bir süre. Doya doya sevildi. Daha doğuma da çok var. Kardeşi çok küçükken gelecek ve o hep varmış gb hissedecek. KardeşsiZ Yaşamı hatırlamayacağı için tahtından indirilmiş kral moduna fazla girmeyecek. Araları az olduğu için tatil planları ikisine de ortak yapılabilecek. VS VS.. teselli çok anlayacağınız. 🙂

  3. ay iki kardeşin olduğu resim çok güzel 🙂 maşallah ikisine de

  4. Çok duygulandım okurken, hele ki Efe’yi gözümün önüne getirdim daha da kötü oldum. Sırf bu nedenle 2. çocuğu yapamıyorum kıyamıyorum kızıma, ona ihanet edecek, onu sevgiden mahrum bırakacak gibi hissediyorum.

  5. Bende okurken çok duygulandım ama galiba bunlar 29.haftada bir gebe için normal. ilk düşündüklerime gelince neden bizde emzirme hattı yok ben kimi arayacağım oldu 🙁 Peşinden bu konuda çalışan kurumlarla ilgili söylediklerimi ise buraya yazmam uygun olmayacaktır diye düşünüyorum.

  6. Kendimden değil ama yakın arkadaşımdan gözlemlediğim kadarıyla başta sıkıntı olsa da sonra düzeliyor kardeş ilişkileri. 3 yaşındaki oğlu arkadaşım hamileyken karnını tekmelerdi “gitsin o diye” şimdi kız 21 aylık oğlan 5 yaş civarında arada gözlemliyorum ilişkileri nasıl diye Oğlanın yanağında kardeşinden hatıra koca bir çizik ama arada gidip kardeşine arkadan sarılıyor, saçını öpüyor. Bunları görünce ben de ikinciye hevesleniyorum.

  7. Gözünuz aydin! İcim kabararak okudum yazdıklarınızı… Kızım nerdeyse 4 yasında ve biz de yurtdışındayiz. Dört senelik periyotlarla da ulke değiştireceğiz. Kafam ikinci cocuk konusunda asla netleşmiyor. Benim kardesim yok ve 28 sene Yerleşik bir hayat sürdüm. Ama bir yandan da çocuklu hayata zor alıştım. Size iki çocuklu “gurbet” hayatında güç, sabır ve coook mutluluk dilerim. Sevgiler

  8. Elif Hanım,
    Şimal’in gebelik günlüklerine ne oldu? Keyifle okuyorduk yazılarını…
    Sevgiler,
    Ayça

  9. En başından sonuna kadar takip ettiğim ilk gebelik günlüğü seninki oldu Sanem, Deren’in sağlıkla gelmesine de çok sevindim. Bence ikinizin doğumgününün aynı olması da çok hoş bir ayrıcalık sizin için. Ben 25. haftamdayim ve kafamı en fazla kurcalayan konulardan biri dil konusu. Eşim ıtalyan ve italya da yaşıyoruz, oğlumun her iki dili de ana dili olarak almasını ve öğrenmesini istiyorum. Dil konusunda nasıl bir yol izlediniz? Efe ilk günden itibaren her üç dile de maruz kaldı mı? Çok dilli yetişen çocukların kesinlikle ayrıcalıklı olduğunu düşünüyorum ve tek dilli olanlara göre biraz daha geç konuşmalarında da hiçbir sakınca yok diye düşünüyorum, sonuç itibariyle en az iki dil birden konuşacak 🙂 Sevgiler…

  10. Pasaklı Kız

    Gözlerim dolarak okudum yine. Efenin o halini kızımda yaşamış gibi hissettim. Çok ilginç dimi bu bebekler. Allah sana kolaylıklar güç ve kuvvet versin. Oranın imkanlarına bayıldım ben ama. Ebenin gelip topuk kanı alması, bebek kendi uyanır elleme demesi. Bizde olsa kesin sarılık oldu derler heralde. Ya biz ülkemizde bu imkanları görebilecekmiyiz? Çok şey istemiyorum ya, bi emzirme hattı birde ilk tahlillerini eve gelip yapmaları 🙁 İlk hafta topuk kanı vermeye gidişim psikolojik olarak çok zorlamıştı beni hatırlıyorum ama eve gelen biri olsa bu kadar zorlanmazdım sanırım.

  11. Pasaklı Kız

    Bu arada ilgiyle sevgiyle takip ediyorum seni 🙂

  12. Iki kardeş ne güzel çıkışlar fotoğrafta maşallah 🙂

  13. Sanem senin lohusa günlügünü okudukca empatilerin en büyügüne gecis yapiyorum… Bizde ikinci bebegi beklerken ayni heycanlari yasiyoruz ama kizim icin durum ne yasayip görecegiz…
    Lohusa yazilarin cok cok güzel, devamini sabirsizlikla bekliyorum, sevgiler Sanem…

  14. Ne kadar güzel anlatmış… Bu içtenliğe bayıldım.
    22 haftalık hamile bir anne adayı olarak sistem karşısında şapka çıkardığımı söylemeden geçemeyeceğim.
    🙂

  15. canım sanem uzun zamandır bilgisayarı açıp yazamıyorum sana. seninle kendi hayatım çok paralel gidiyor. ben de doğumgünümde ikinci bebek sahibi oldum. ikinci doğum olduğundan sadece 5 saat gb hızlı bi sürede gerçekleşti. bebeğim şimdi 4.5 aylık oldu büyük oğlum da 31 aylık şu an. efeden küçük ama bayağı dilli sonuçta bizde tek lisan var:) konuşması derdini anlatması beni biraz daha rahatlatıyor belki. bazen ilginç sorular soruyor bebekle ilgili 🙂 inan yaşadıklarını ben de yaşadım hala en ufak fırsatta büyüğe sarılıp öyle uyuyorum kokusunu çekiyorum içime ama o artık büyüdü ve babası benden daha çok ilgisini çekiyor. hala oyunlarda o anne ben baba olsam da 🙂 küçük her uyuduğunda onunla oyun oynuyoruz daha güzeli 2. aydan itibaren bebişi yüzüstü koyup biz oyun oynuyoruz o da koşturmacalarımızı izliyor oyalanıyor gülüyor.. ama en güzeli ne biliyor musun evde ne kadar hır gür çıktığı zamanlar da olsa bebişin keyfini en çok yerine getiren abisi. ona attığı kahkahaları kimseye atmadı henüz 🙂 dün uykudan uyandığında danam danam diye seviyordum. anne ona öyle deme o benim kardeşim dedi bana 🙂 benim kardeşim yok belki ondan bu kadar etkileniyorum bit kadar çocuğun kardeş sevgisinden.. hıı arada uyandırmaları, bazen çekmeleri olmuyor değil. ama çoğunlukla küçüğü bırakıp büyükle ilgileniyoruz ben de eşim de. kendisini yeteri kadar sevdiğimizi farkettiği an kardeşe zarar vermeyi bırakıyor. şimdiye kadar verdiği en büyük zarar 2.5 aylıkken ek gıdayla tanıştırması oldu 🙂
    sana efe hakkında soracağım şeyler de var. wc eğitimini ne yaptınız mesela? deren e emzik verdin mi? efe hala gündüz uykusu alıyor mu? başka halledeceğin işler vardı onları hallettin mi? cevaplarnı bekliyorum. bi de oradaki aşı konusunu da ayrıntılı olarak anlatırsan çok sevinirim. tekrardan gözün aydın yeni yaşın da kutlu olsun 🙂

  16. merhaba Sanem, aynen esra d. nin dediği gibi kardeşler en çok abi/ablaları ile iyi vakit geçiriyorlar, bence endişelenecek hiçbişey yok. 🙂
    benim sormak istediğim birşey var; siz deren ile birlikte doğumdan sonraki 4.gün dışarı mı çıktınız?? biliyorsundur bizim ülkede 40’ı çıksın diye birşey var, acaba bu konuda biraz bilgi verebilir misin?
    Bence de bebeği ilk zamanlarda dışarı koşullarına (sıcak-soğuk) alıtştırmak gerekiyor fakat annemi bu konuda ikna edebilmem için bazı donelere ihtiyaç duyacağım. 🙂