44 Yorum

Vurun anneye!

Eğer yılın ilk günleri, gerçekten de bütün bir yılın nasıl geçeceğinin habercisiyse ayvayı yedik.

Son iki haftadır evimde ilk kez kendimle başbaşa kaldığım şu dakikalarda bana bu kalbin kadar temiz sayfayı ayırdığın için teşekkür ederim sevgili blog…

Ne iki haftaydı ama…

Önce yılbaşı kutlanmasına ‘Gavur işi’ denilip Noel Baba yakılarak tepki verilen ülkede Perşembe’nin sonuna bir gün fazladan eklenen yılbaşı tatili… Ardından oğlanın öğretmeninin izinli olmasıyla toplamda bir haftaya uzayan kar tatili…

Neredeyse bu sürenin tamamı boyunca bozuk olan bir çamaşır makinesi…

Araya sıkıştırılan bir İzmir seyahati…

Bu sabah çayımı demleyip bilgisayarımın başına oturduğumdan beri sadece dışarıda yağan yağmurun sesini dinliyorum ve doyamıyorum…

Ne demiştik, kar tatili… Evet, bu sene iyi kar tatili yaptı ha! Karın yağmadığı ve okulların tatil olduğu ilk gün, ardından karın yağdığı ve okulların tatil olduğu ikinci gün, ondan sonra her yerin buzla kaplandığı ve valiliğin ‘yarın okullarımız açıktır’ açıklamasının ardından gelen üçüncü gün. (İstanbul adına konuşuyorum.)

Kar tatilinin sonunda halim niceydi.

Uzayan kar tatilinin sonuna doğru valiliklerin baĞzı illerde annelere huni dağıtmaya başladığı öğrenildi… #blogcugiller

Elif Dogan (@blogcuanne) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Kar tatili başladığından beri sosyal medyada, özellikle de evden çalışan baĞzı annelerin adı ‘şımarık’a çıktı. Onlardan biri de bendim.

Sebebi, ‘İmdat, kar tatili! Çocuklar evde, iş yapamıyoruz!’ veryansınlarıydı. (En azından benim veryansınlarım bu yöndeydi, başkalarınınkileri bilemem)

Sen misin bunu diyen? Ne şımarıklığım kaldı, ne çocuklarıma karşı tahammülsüzlüğüm. Ne ‘kendi evlatlarımdan bıktığım’ kaldı, ne de çocuğum evde diye fıttırdığım. ‘Bakacağınız kadar çocuk yapın’ diyenler mi istersin, ‘yazık kendini anneyim zanneden şahıslar’a diyerek aşağıladığını sananlar mı?

Böyle şikayet eden annelerin çocuklarına yazıkmış.

Kendi çocuklarımla iki gün evde kalamıyormuşum, şimdi anlıyor muymuşum öğretmenlerin ne çektiğini? Öğretmenler bakıcı mıymış, ne kadar ayıpmış! Benim evde zapt edemediğim çocukları öğretmenler okulda zapt ediyormuş. Yılda üç beş gün dayanamıyormuşum, öğretmenler bunu her gün yapıyor ve gocunmuyormuş.

Öncelikle, annelikten zorlanıldığı ifade edilince öğretmenlerin üzerine alınması ve ortada öğretmenlikle ilgili en ufak bir ima yokken öğretmenlerin ‘Şimdi anlıyor musunuz neler çektiğimizi?’ demeleri gocunmanın önde gideni oluyor. Şahsen öğretmenlerin ne çektiğini anladığımı düşünüyorum. Bugüne kadar ‘öğretmenlik çok kolay meslek yeah, oh mis gibi üç ay tatil beah!’ düşüncesinin yakınından geçen bir sözüm olmadı. Öğretmenlikle anneliği aynı kefeye koymuyorum. BaĞzı öğretmenlerin bu konudaki alınganlıklarını saldırganlığa taşıyıp ‘sizin bakamadığınız çocuklarınıza biz bakıyoruz, siz de istediğiniz kadar gezin tozun’ demesi en hafif ifadeyle ürkütücü… Dilerim çocuklarımın böyle düşünen öğretmenleri olmaz hiç…

Ben işini, çocuklarının okulda olduğu saatlerde yapan ve beklenmedik bir tatille bütün programı alt üst olan bir insanım. Ama olmayabilirdim de… Evden çalışmıyor olabilirdim, ‘ev kadını’ olabilirdim. Belki evde erzak bitmişti ve alışverişe gitmem gerekiyordu? Belki o gün evde temizlik yapacaktım ve çocuklarla çok zor oluyordu? Belki pazara gidecektim, akşama yemek yapmak için malzemem yoktu ve çocuklar evdeydi ve dışarısı kardı buzdu? Belki belki belki?…

Her ne olursa olsun, herhangi bir şekilde ya da sebeple, yorulduğunu, bunaldığı ifade eden bir insana anneliği üzerinden saldırmak, ‘Yazık senin çocuklarına’ gibi sözde bel altı yorumlarla vurmak, bunu ‘Bir de anne olacaksın’a getirmek bu ülkede erkeklerin hangi cüretle ‘Kadınların tek kariyeri annelik olmalı’ diyebildiğini gözler önüne seriyor.

Şekerim, n’oldu kar tatilinden dert yanınca ben? Çocuklarımı kapı önüne mi koydum? ‘Benimkilerin okulu yürüme mesafesinde, okullar açılsın bana ne bana ne!’ mi dedim? ‘Altın günüm vardı, çocuklarla nasıl yapıcam’ mı dedim? ‘Öffff, bıktım bunlardan, yine başıma kaldılar’ diye veryansın mı ettim?

Sen benim çocuklarımla evde ne şekilde vakit geçirdiğimi nereden biliyorsun (Belki bütün gün onlarla mısır patlatıp televizyon seyrediyorum?), bir… Benim evdeki işlerim hakkında nasıl bir fikrin var (Belki teslim etmem gereken projeler var ve elimde patladı?), iki… Ve bütün bunlar beni bu şekilde yargılama, beni ayıplama hakkını sana nasıl veriyor, üç?..

Ben paylaşımlarımı yaparken hep kendimi şöyle hayal ediyorum: Kalabalık bir kadınlar topluluğu… Yere bağdaş kurmuş, yuvarlak olmuş oturmuşuz, elimizde çayımız, kahvemiz… Annelikten bahsediyor, nasıl yorulduğumuzdan dert yanıyoruz. Yorgunluğumuzun sebepleri türlü türlü… Hep birlikte konuşuyor, birbirimize ‘haklısın, seni anlıyoruz’ diyoruz…

Ancak bu sanrı sadece benim kafamda sınırlı olacak ki ben ‘Of, çok yoruldum’ dediğimde ‘Yazık senin çocuklarına!’ diyebilme cüreti buluyor insanlar.

Çok merak ediyorum, yüz yüze bakıyor olsaydık da bu lafları söyleme cesareti bulacaklar mıydı?

Yoksa birileri ilk taşı attı diye, arkasından mı geliyorlar hepsi: ‘Vurun anneye!’

Bilmiyorum. Bildiğim, ‘koskoca bir KADINın, bir başka KADINa ‘Çok yoruldum, işlerim de birikti’ dediği için ‘Yazık senin çocuklarına’ demesi, ‘Kar tatili beni mahvetti’ demekten daha ayıp.

Hem ayıp, hem yazık…

44 yorum

  1. Biz de evden calisan anne-babayiz. Oglumuzun anaokulu kar tatili yuzunden kapaninca ister istemez teslim sozu verdigimiz islerimiz, planlarimiz aksadi. 3.gun velilerin de israriyla anaokulu acilinca (özel anaokulu oldugu icin okul mudiremiz bize kiyak gecti) sabah erkenden sevincle oglumu okula göturdum. Tabi 2 gün evde bizimle vakit gecirmeye alismis oldugu icin okula girerken oğlum 1-2 mizirdandi.
    Bunu gören baGzi komsularimiz ve baGzi annelerden aldigim tepki ürkütücüydü.
    Annelik her yerde zor ama sanırım bizimki gibi `bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanların yasadigi toplumlarda` daha da zor.

  2. Buket Kubilay

    Ne güzel yazmışsın Elif! Birbirini en çok anlaması beklenen kadınların, annelerin birbirini en çok yargılayan olması incelenmeye değer bir durum. Acaba ataerkil toplumlarda ” Annelik ” bir mertebe gibi algılandığından, ” En yüksekte ben varım ” derdinden mi kaynaklanıyor bu. Sosyal medyaya baktığında ne kadar mükemmel! annelerle çevrili olduğumuza şaşırıyorum. Birlikte mücadele edip almamız gereken onca hak, uygulatmamız gereken onca kanun varken, birbirimizi yiyip, bel altından saldırmamız ne acı!

  3. Ben ayıplamıyorum, kınamıyorum ama itiraf edeyim garipsiyorum bazen bu tarz söylemleri. Çünkü en çalışan bir anneyim ve sabah evden oğlumla beraber çıkıyoruz akşam da eve eve beraber giriyoruz mecburen. Ve ben tüm işlerimi o etraftayken halletmek zorundayım. Kar tatili boyunca onu babaannesine bırakmak ve akşamları alamamak ben üzdü. Sizi çok kıskandım. İşte benim dugularımda böyle.

    Instagramdaki fotoyu gördüm kolay gelsin.

  4. Ben hem anne hem de psikolojik danışman olarak böyle düşünen ve yaşayan annelerin çocuklarına maalesef çok üzülüyorum. Bu Çocuklar anneleri için bir doyum aracı olarak kullanılıyor, kendilerini gerçekleştirmek için araç olarak görülüyorlar. Bu anneler, kendilerine yetemeyen, özsaygısı gelişememiş, insanlardan hep destek beklemek zorunda kalan, sorumluluk alamayan birer yetişkin adayları yetiştirmekteler. Siz öyle olmadığınız için de ne kadar değerli olduklarını anca gösterebilme imkanı bulan sadece anne olmuş bu kişiler işte toplumu şekillendiriyor. Yazık! Siz, biz aksi davranmaya ve çocuklarımız üzerinden menfaat sağlamamaya devam edelim ki gelecek güzel günler için umudumuz olsun. Çocuklarımız güzel yarınlarımız olabilsin…

    • O kadar güzel anlatmışsınız ki tebrik etmeden geçemedim.. Ben çalışan bir anneyim ama çalışmayan veya evden çalışan annelerin işlerinin ne kadar zor olduğunun da farkındayım, Elif’e olumsuz yorum yapanlardaki bu hırs nedir , bir türlü anlayamıyorum..

  5. Fulya bayraktar

    Ben en çok tepkiyi “annelik kutsal değildir” sözüne bekliyordum. Kadınlar anne olunca tüm sorumlulukları yüklendikçe, fedakarlık yapmak zorunda burakıldıkça, yavaş yavaş “kutsal” olduklarına, anne olmayan kadınlardan kendilerini bir tutam üstün görmeye başlıyorlar.bu tehlikeli girdaba kapılmak çok kolay ve herkes içinde ne yazık ki…

  6. bence bu tepkiler ifade ettiğin duygulara değil, ifade edebilmene sinirleniyorlar. senin hissettiklerini hissetmeyen anne olduğunu düşünmüyorum. ama onlar bu duyguları kendilerine dahi itiraf edemiyorken senin gibi onlarca kadına ulaşan bir annenin bangır bangır söyleyebiliyor olması onları sinirlendiren şey. çünkü biz kadınlar bu konuda konuştukça, eşimizden ailemizden yardım istedikçe, alıştıkları düzen değişecek. kendilerini ‘ama annelik çok kutsal’, ‘bebeğim bir gülüyor herşeyi unutuyorum’ diye kandırmaya devam etmeleri zorlaşacak. o zaman kendilerini yetersiz eksik anne hissedecekler. halbuki yardım aldıkça daha iyi anne olduklarını farketmeleri gerekir. bir annenin de bunalmaya, çocuklarıyla ilgili sürekli düşünmekten yorulmaya hakkı vardır ve bu duygular onların anneliğinden birşey kaybettirmez. bu blogla pek çok kadını etkiliyor, annelik konusunda kendilerine daha insaflı olmalarını sağlıyorsun bence. iyi ki varsın. iyi ki burada, gazetelerde yazıyorsun. var olan kalıpları kırmamızda bize güç veriyorsun. seni sevenler çemkirenlerden daha çok, emin ol.

  7. Ben inşaat mühendisiyim ve çalışıyorum ama evde kaldığım ( örneğin bakıcının rahatsızlandığı) zamanlar kesinlikle daha fazla yoruluyorum. Ofiste belki kafaca yoruluyorum ama 1,5 yaşındaki oğlumun peşinden koşmak ve onun sorumluluğu, kesinlikle daha tüketici. Tabii oğlumu televizyonun karşısına oturtup gazete okusam belki yorulmayabilirim ama oğlumla zamanı en iyi şekilde kullanmaya çalışmak ( 3 öğün taze yemek yemesi, kitap okuması, saklambaç oynaması, bir yerlerden düşüp kafasını kırmasın diye çabalamak!,saatinde düzenli uykusunu uyuması vb.) kolay bir iş değil. Mutluluk verici ama daha yorucu:)) Her iki tarafı da bildiğim için yorum yapabilirim sanırım.

  8. Seni eleştiren kişilerin samimi olduklarını hiç sanmıyorum. Kişi başkasını eleştirirken kendisinde bastırdığı duyguları yansıtırmış. Onların yüksek sesle söyleyemediklerini ve de asssla söyleyemeyeceklerini sen dobra dobra söylemişsin. Sana bu yüzden sinirleniyorlar.

  9. Hakaret etmeden, haksızlık etmeden “atar yaptığınız” yazılarınıza bayılıyorum! 🙂 yazılarınızı okudukça içimin yağları eriyor:) ahh keşke sizden biiiiiiissürü olsa!

    • Aynen ben de bayılıyorum tüm yazılarınıza ve bu yoruma da bayıldım 🙂 Keşke sizden bissürü olsa ne iyi olurdu 😀

    • Bu yoruma bende bayıldım. “Keşke sizden biiiiiiissürü olsa!” zorlukları neşe karşılardı.

  10. yesim cambel fazli

    Bilmiyor musunuz kadının en büyük düşmanı Kadındır. Hala anlayamadiginiz mi?

  11. Elinize, aklınıza sağlık. Yine hislere tercüman harika bir yazı… İyi ki varsınız.

  12. valla benim gördüğüm yüzyüze bakanlar da utanmadan sıkılmadan gayet birbirlerine laf sokma cesaretine sahip. hem de samimi olduğunuzu düşündüğünüz kişiler. benim kendi hayatımda deneyimlediğim en belirgin örnek çocuklarımızı bırakıp eşimle başbaşa çıkacağımız tatil konusunda oldu. bu plandan kimseye bahsetme gereği görmedik, aileme sordum kızlarıma seve seve bakacaklarını söylediler, ertesi gün tura yazıldık bir hafta sonra yola çıktık. sadece yola çıkmadan bir gün önce sadece bir arkadaşımız eşimden duymuş nereye gideceğimizi ve kızlarımızı bırakacağımızı. direkt yüzümüze olmasa da gayet görebileceğimiz sosyal ortamlarda diğer ortak arkadaşların tatil fotoğraflarına şu tarz yorumlar yazdığını gördük; “ya tebrik ederim siz de çocuklarını bırakmayan en bi süper anne-babalardansınız. ne ana-babalar var kendi keyifleri uğruna bebelerini perperişan bırakan” falan filan… biz biliyoruz ki sadece o kişi biliyor bu tatile çıkacağımızı ertesi gün ve direkt bizi kastediyor tabii ki… demem o ki kadın kadının kurdu olmaya devam ediyor maalesef. bunu da en çok anne olunca anladım, en çok anne olanlar yapıyor çünkü. daha çok empati sahibi olunacağı yerde… bu tarz kişiler anneliği bir yarış arenası olarak görüyor. anne olmaktan gayri bir kadının başka meziyetleri başka bir dünyası olamaz mı? kendi iyiliği için biraz yanlız kalamaz biraz dinlenemez biraz kendi içine dönemez mi? bir işi bir hobisi hayattan keyif aldığı bir nokta olup bunu da çocukları varken eş zamanlı yaşayamaz mı? “kıskançlık” diyorum başka da bir şey demiyorum. buyurunuz, en süper anne olunuz, önden gidiniz ve bulaşmayınız…

  13. Uzun zamandan bu yana anne olmayan bir takipçinizim sizi tüm sosyal medya mecralarından takip etmeye çalışıyorum.Geçen gün bir televizyon programında görünce hıh işte bence de artık iyi bir program yapabilcek bilgi düşünceye sahip bir kadın dedim.Gündüz kuşağı gece kuşağı yada herneyse size mutlaka daha çok kişiye sesleneceğiniz güzel bir yer ayrılmalı.Ayrılmalı ki günümüzde kadın kadına en büyük düşmanlığı, kini, ben bilirimi, ben en iyiyim duygusunu yada hissettiği tüm kötü egomanyaları en aza indirgeyerek zarar vermemeyi bir nevi elma veren ağacı taşlamak yerine sulamaya çalışmanın ne kadar güzel bir duygu olabileceğini öğrenmeli.. Birileri bunu anlatmalı hem de ses getirecek bir biçimde! Öğrenmeli ki sağlıklı bir nesil yetişsin hasta anneler sağlıklı bireyler yetiştirmekte güçlük çekerler lütfen hanımlar zaten günümüzde bize hemcinslerimize bu kadar yıpratıcı algıyla yaklaşan varken bir de biz birbirimizin üstüne gitmeyelim..

  14. BaĞzı insanlar patavatsız, fütursuz ve çok saygı yoksunu ne yazıkki.. Ve bu özellikleri sosyal medyada maksimum boyuta ulaşıyor. Onlar seni görüyor çünkü, sen onları görmüyorsun. Senin haberin yok onların evinin düzeninden, çocuklarıyla ilişkisinden, sinir harplerinden.. Hoş, görsen de farketmez ya.. Yine de büyük rahatlık onlar için..
    Oturduğu yerde hayatına burnunu sokan, yazık senin çocuklarına diyebilen, anneliğini durmadan sorgulamayı kendine hak gören ve dahası insanlığını, inancını, yediğin yemeği, içtiğin şarabı ayıplama hakkını kendinde gören insanlar varken birşeyler paylaşmaya, üretmeye devam etmen takdire şayan. Sürekli camda oturup geleni geçeni eleştiren teyzeler ne kadar dikkate alınası ise bunları yazanlar da o kadar işte. Ne diyim. Sabır ve kolaylıklar dilerim. Sevgiler..

  15. ay yani çocuklarından bıkmış olsan kime ne?! elalemin ağzı torba değil ki büzesin..

    ama çalışan bir anne olarak benim içim buruldu itiraf edeyim 🙂 ah dedim işyeri de bize kar tatili yapsa ya arin nasılsa okula da gitmiyo 🙂 neticede 2 gün izinle kendime kar tatili verdim ben de oh sefam olsun 🙂

    bi ara ben çocukken özellikle hemşireler çok atarlanırdı mesleklerine biri bişi dediğinde şimdi de öğretmenler..

  16. Amaaannn, boşversene tüm bu lüzumsuz konuşanları. Daha kaç kere diyeceksin, okumak, takip etmek zorla değil, beğenmiyorsa gitsin başka bloga…
    Dün de biz kız arkadaşlarımla masa başında toplanmış çay içerken eski günleri yaddettik. Bir tanesi ‘sanki çocuktan öncesi yok, unutmuşum bunları, hayat çocukla başladı sanki’ dedi. Diğeri de ‘ yok çocukla başlamıyor, hayat o zaman bitiyor’ dedi

  17. herkesin ben en iyi anneyim tavırları ,kendilerini süper anne olarak tanımlamaları çok can sıkıcı.şöyle bir karşıya geçip bir bakın kadını en çok yine kadınlar üzüyor.Hani; oda anne bende anneyim halden anlayım yok.Kadın kadının halinden anlamazken erkeklerden çok da birşey beklememek lazım.Bir annenin başka bir anneyi bukadar vurmak için çabası çok garip.

  18. En çok da, bu sözlerine öğretmenlerin alınıp, bozulup atarlanmalarına şaşırdım. Şahsen, umarım ki benim çocuğumun böyle düşünen öğretmenleri olmaz.

    Benim annem de ilkokul öğretmeniydi (emekli oldu). Ben çocukken oturduğumuz şehirde çok kar yağardı ve yılda en az birkaç kez kar tatilimiz olurdu. Bir kez bile duymadım annemin “ohh ne güzel tatil, benim okulda zaptettiğim çocukları biraz da anneleri evde zaptetsin, ben neler çekiyorum kimsenin ruhu duymuyor” vs vs dediğini. Öğretmenlik, “kış tatili var yaz tatili var maaşı da güzel” diye seçilecek bir meslek değildir kimse kusura bakmasın. Siz fabrikada makine ayarı yapmıyorsunuz ya da ofiste çay dağıtmıyorsunuz ya da bankada hesap tutmuyorsunuz, bunlar kağıt fatura değil, bunlar ÇOCUK! Çocuk yetiştirmek, “zapt etmeye çalışmak, bebeleri avutmak, yaramazlıklarından bıkmak vb” değildir. Bunun ayrımına varan öğretmenlerin ellerinden öperim. Saygılar.

  19. Aslıhan Nart

    Düşüncelerinize katılmayabilirim ama onları ifade etme özgürlüğünüzü sonuna kadar savunurum..

  20. Offff!
    Ben böyle duyunca delleniyorum. Sen yine iyi idare ediyorsun, baĞzı insanlara laf anlatmaya bile değmez. ben olsam kendimi tutamaz atarlanırdım. O yüzden susarım böyle durumlarda, dilimin ayarı hiç yok çünkü. ama sen böyle güzel güzel yazıp da hadlerini bildirince içimin yağları eriyor 🙂 Ağzına sağlık Elif. 🙂

  21. Dilek özdemir

    Sosyal medyada sesini duyurabilen anneler, keşke bu kar tatilinin dışarıda çalışan anneleri de çok zor durumda bıraktığından bahsetseniz. Üç günlük kar tatilinde çocuğu iş yerine götürmek zor bazı işler için ise imkansız ,aile büyükleri, yakınlar aynı şehirde yaşamıyorsa son dakikada bakacak birini bulmak da zor .Bence bütün özel kreşler ülke genelinde resmi tatil olmayan tatil günlerinde (kar tatili ,24 Nisan ,20 Mayıs vb.)açık olmalı ya da nöbetçi öğretmen olmalı

  22. Kiyamam 🙂 yorum hic yapmadim bugune kadar, ama madem seni uzen insanlarin seni sevenlerden cok oldugunu sanmissin Elif, oyle degil o! Tum samimiyetinle burada bizler icin, hislerini paylastigin, baska annelerin duygularini, dusuncelerini paylastigin, ve bunu elinden geldigince (hepimiz insaniz) kimseleri kirmadan yaptigin icin cok cok tesekkurler 🙂 Seni, en yakin arkadasimla dertlesiyormuscasina takip ediyorum 🙂 aynen hissettigin ve yapmaya calistigin gibi. Sevgiler.

  23. Yazınızı okudum ve sizin yerinize ben sinir oldum. Herkesin anneliği kendisine. Annelik bir yarış kulvarı değil ki. Ama ne yazık ki herseyin gösterişe döndüğü sanal alemde annelikte bundan nasibini aldı. Yalnız dün tam da annelik kutsal değildir yazınızi okumuş ve yorum yazmıştım. Siz ne anlıyorsunuz bilmem ama benim için kutsal olan şey hakkında herkes ileri geri konuşamaz. Ağızlara sakız edilemez. Bu konuda hem annelik kutsaldır deyip hem de ağız ishaline yakalanmış gibi hiç durmadan kadınlar ve annelik hakkında konuşan zevatı nereye koymalı bilmiyorum. Ve evet kimsenin bir başkasinin anneligini küçümsemeye hakki yok. Ve bunu yapanlar anneliği değil sadece kendi anneliklerini ve kendilerini kutsayanlar.
    http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&kelime=KUTSAL

  24. valla başkalarının anneliğini yargılamak hadsizliğin en güzel örneği zannımca. neffret ediyorum bundan ve bu başkalarının benim anneliğimi yargılama korkusundan kendime yaptıklarımın, duygularımdaki saçmalıkların sınırı yok. Mesela; öğlenleri kızını görmeye giden çalışan bir anneyim ben. öğle arasında kardan, buzdan kızımın yanına gidemedim bu hafta. beynimde hep şu cümleler vardı: “ne biçim annesin, kardan korktun çocuğu perperişan ettin (kızım annemde pek te perişan sayılmaz 🙂 )” ya da diyelim ki haftasonu kızımı babasıyla babanneye yollayıp iş yaptım (çamaşır, temizlik…) başka vaktim yok çünkü. yine hortluyor içimdeki canavar “zaten epi topu iki günün var kızınla, onda da gönder babaanneye ohhh ne güzel annelik…” bilinçaltımda kodlanmış ressmen baskı. korkuyorum…

    • Pasaklı Kız

      Aynı şeyleri bende yaşıyorum. Kendime vakit ayırayım diyorum hooop hortluyor içimdeki ses “zaten eve geliyorsun 3-5 saat vakit geçiriyorsun onuda kendine ayırmak, senin anneliğine ben” diye başlıyorum….

  25. Alinin annesi

    Ben de öğretmenim ancak hiç atarlanamayacak kadar yorgunum. Benim bir oğlum var 8 yaşında. Ben onunla ve işimle bu kadar yorulurken iki ya da daha fazla çocuğu olup çalışan annelere hayranlıklarımı ve takdirlarimi iletiyorum. Ayrıca çalıştıktan sonra nerede çalıştığının bi önemi yok. İkinci çocuğu yapmak isteyip ,bunun üzerine düşünüp ve hala karar vermeyen benden size selam olsun.

  26. Pasaklı Kız

    Boşverin ya sürekli kötü yorum yapan insanları. Sizi anlayan anneler bence çoğunluktadır ve kafanızda kurduğunuz paylaşma ortamı hayalini bende kuruyorum ve sizi o şekilde takip ediyorum. O yorumları yapanlar eminim ki hiç bir şekilde tatmin ve mutlu olmayan gereksiz kalabalığa giriyor. Bebekler, çocuklar ve özellikle anneler rutinden hoşlanır ve rutin bozulduğunda çocuklarımızı ne kadar sevsek de bizimde düzenimiz bozuluyor. Bu zamanda çocuk bakmak ne ev hanımına ne evden çalışana ne de dışarıda çalışan anneye kolay değil. Eski insanlarda artık biz şu zorlukta çocuk yetiştirdik de böyle demedik demesin. Hayat başlı başına bir yük, evlatlarımızı doğru şekilde büyütmek evet yoruyor bizi. Ama bu çocuklarımızı sevmediğimiz yada bakamadığımız anlamına gelmiyor. Sadece yoruluyoruz. İnsanız yani….

  27. En cokta, erkeklerin nasil bazi seyleri söylemeye cürret ettigi cümlenize hak verdim!! 2×2 dört ise, bu nasil aciksa kadin da kadinin düsmanidir buda en az okadar acik ve net! Kadinlar birbirine destek olsa, sahip ciksa erkekler bugün söyledikleri, kurduklari cümlelerin onda birini yine kuramazdi! Yazik ama cok yazik…Ben sizi örnek alarak hergün blogunuzu takip eden bir anne adayiyim. Ve benim gibi daha nice annenin oldugunu biliyorum. Meyve veren agac taslanirmis. Sizi taslayanlar inanin bana kiskancligindan catliyor ve sizin gibi olmak icin can atiyor!

  28. Karlı ve soğuk havalarda riskli trafige girmek zorunda olmadıkları için ben şahsen memnun oldum. Yanımdalarken aklen kalben rahat ettim.

  29. İnsanlar neden bu kadar nefret dolu anlayamıyorum , içten bir dertleşmeyi nerelere çekebiliyorlar..Sen duygu ve düşüncelerini öyle güzel ifade etmişsin ki üstüne ekleyecek pek bir şey kalmamış zaten 🙂

  30. Öğretmenlerin kar tatiline sevindigini düşünenler keşke bugün, gününü bizim okulda geçirseydi. Ne kadar işimizin biriktiğini, programlarımızın nasıl aksadığını, çocuklara öğretmeye çalıştığımız şeylerin tatilde unutulmaya başlanması sebebiyle ne kadar üzgün olduğumuzu;işlerimizi yetiştirmek, programımızı yeniden yakalayabilmek için ne kadar çok çalışmak zorunda olduğumuzu görselerdi.

    Öğretmenlik, annelikle aynı şey değildir, bence olmamalidir da. Bununla birlikte çocukları zapt etmek, onlara tahammül etmek hiç değildir.

    Anneler öğretmenleri, öğretmenler anneleri eleştirmeden önce bir durup düşünseler ne harika olacak aslında.

  31. Ağzınıza sağlık Elif hanım aynı duygular içindeyiz. Bende çocuklarımı kendim büyütmek istedim ve işimi bıraktım. Onlarla vakit geçirmek onlarla olmak benim tercihim ama bu da demek değil ki kendime ait zamanım olmayacak. Tabi ki olacak ki ben onlara daha faydalı olabileyim. Birde okulların tatil olmasının kötü bir yanıda zaten yarış atına benzettikleri çocuklarımıza 15 güne sayılı günler kalmışken yoğun olan müfredatı tamamlatmaya çalışmaları. Üstüne de bir güne 2-3 sınav yapmaları.

  32. Elif Hn merhaba. Ben acikcasi bu tur tepkiler veren insanların genel anlamda iletişim bozukluğu yasadigini düşünüyorum. Yani mesele anneligi yargılamadan ziyade ,o da çok can sikici tabiki de,esas mesele halden anlamama,herkesin kendine gore bir durumu olduğunu idrak edememe,kendini standart görüp alemi kendine gore kalibre etmeye kalkma gibi.

  33. yorgunamamutluanne

    Her hareketinin, her cümlesinin, her düşüncesinin koşulsuz değil irdeleyerek ama yine de sonuna kadar arkasında olduğum, çocukları yetiştirme tarzına özellikle de kitaplarla onları resmen yoğuruyor, harmanlıyor oluşuna hayran olduğum bir annenin sırf kendi annelik egolarını tatmin edebilmek ve amiyane tabirle sidik yarıştırmak adına saldırı boyutundaki olumsuz eleştirilerle yıpratılmasını şiddetle kınıyorum…Not:Öğretmen anne babanın evladıyım, kendilerini eğitime adamış insanlar değil de başkalarının çocuğunun bakıcısı pozisyonunda konumlandırdıklarına hiç tanık olmadım çok şükür…

  34. Ahh Elif. Seni çok iyi anlıyor ve derdine ortak olmak istiyorum. Sen yine vazgeçme, burası o bahsettiğin sohbet ortamı. Ben kahvemi aldım elime, bağdaş kurdum bekliyorum. Hadi anlat da dertleşelim. Sevgiler.

  35. Sen ilk bu iletiyi paylaştığında face te gördüm.biri lafını söyledi çekildi diğer geri kalanlar sanki işaret fişeğini beklercesine ard arta içlerindeki zehri akıtacak mecra bulamayınca sana kustular.ben çokk ayıpladım çünkü yazında hiçkimsye zerre kadar laf söylememiştin.anne olarak yorgunluğunu ifade ettin.hepimizde olduğu gibi.hiçbir yazında hiçbir zaman kimseyi vicdansızca eleştirdiğini görmedim,kalbinin temizliği her satırında kendini belli ediyor.AMMAA kimse sana” çocuklarına yazık diyemezz” herkesler kendi anneliğini sorgulasın.kaçımız çocuklarını mukemmel yetiştiriyor!!!bu zehri içinde barındıran annelerin çocuklarına yazıkk.topluma nefret dolu insanlar yetiştiriyorlar.(bu iletiyle ilgili bütün yazıları okudum.elif i körkütük destekliyorum sanılmasın) sevgilerimle, iyi günler

  36. Elif hnm arada mutlaka çatlak sesler olacaktır . Ama malesef kadının en büyük düşmanı yine kadın sanırım çünkü sizi nereden vuracağını biliyor sizi en çok ne acıtır biliyor. Ne şanslı evlatlarınız var çalışan üreten bir anneye sahipler. Ben şanslıydım iş hayatıma kısa bir ara vererek kızımın büyümesine şahit olabildim ama son zamanlarda yorulduğumu,kızıma yetemedigimi verimli olamadığımı hııissetmeye başladım. Bu beni kötü anne mi yapıyor?
    Boş teneke çok ses yaparmış en iyisi kulak tıkamak…
    Sevgiyle kalın :))

  37. Faceda o tarz yorumların geleceğini tahmin etmiştim açıkcası. Çünkü birçok kadının, öğretmenin, kendisini kendisine hatırlatmaya ihtiyacının olduğunu ve fırsat bulur bulmazda egosunu bu şekilde tatmin edeceğini artık iyi biliyorum. Merak ediyorum o yorumları yaptıktan sonra kendilerini kanıtladılar mı? Mutlular mı? Böylesine negatif enerjiyi üstlerinden attıkları için sanıyorum rahatladıklarını zannediyorlar. Ama hiç öyle değildir. Bu tip insanlar hep kendi kendileriyle çatışma yaşarlar. Benimde vardı böyle öğretmenlerim tabii derlerdi “siz şimdi buradasınız anneleriniz gezmede.” Kendi öğretmenlerimden o kadar çok duydum ki bu sözleri. Annelerimize yapılan haksız eleştirileri. Yani yabancı değilim bu tepkilere. Bu tip olmayan öğretmenlerimi tenzih ediyorum bu arada. Ancak işin en kötü tarafı da bu işte Elif. Yani biz yetişkinlere direk söylemlerin dışında o küçücük çocuklarımıza sınıfta söyleyen öğretmenlerde mevcut ülkemde maalesef. Buna bir çözüm bulmak gerek aslına. Ya da işimiz Allah’a kaldı. Düşünsenize bana ve sınıf arkadaşlarıma söylendiğinde o küçücük yaşlarda neler hissettik, ebeveynlerimiz hakkında nasıl soru işaretleri oluşturuldu. Anneleri rahat bırakın artık yaa.

  38. Yazinizi okuyunca afalladim resmen.hic haberim olmadi benim bu tarz yorumlardan. Aklimin ucundan bile gecmeyecek tarzda yorumlar. Cok uzuldum gercekten.

  39. Harika bir yazı olmuşşşş.. ağzınıza ve kaleminize sağlık.. ben oğlum 4 yaşına girdiğinden beri çalışan bir anneyim, öncesinde kendi tercihimle 4 yıl oğluma baktım ve 2 yıldır aktif iş yaşamına geri döndüm. oğlumla iş yorgunluğunun üstüne deli gibi bir enerjiyle oyun oynuyor, kaliteli zaman geçirmeye çalışıyorum. ama çocuklar (özellikle erkek çocuklar) öyle bitmez tükenmez bir enerjiye sahipler ki.. üstelik bazen bitirmem gereken projem, hazırlamam gereken sunumum varken, kafam oradayken üstüne plan dışı beklenmeyen bir tatil çıktığında ve bunlar evde enerjilerini tam kullanamadığında tahammüller de zorlanabiliyor. şimdi biz kötü ee kaka annelermi oluyoruz,çocuklara bakamıyor, hep öğretmenlerimi uğraştırıyoruz..sadece içimizi dökmek, paylaşmak istiyoruz. yanlız değilsin, aynı durumlar bizim evde de var ı duymak istiyoruz.. hepimiz anneyiz ve en iyi biz anlarız birbirimizin halinden köstek değil destek olmalıyız diye düşünüyürum Elif hanım çoookkkk haklısınız çookkk

  40. Bir anne ve bir öğretmen olarak yazmak istedim..
    Evde anne iken, evin sorumlulukları ve cocuk arasında hapsolunuyor.. Evin işi hiç bitmiyor aynı odalari kaç kez elden geçiriyoruz bi saymak lazim.. dokulen kırılan lüzumsuz dağılan odalar.. yemek ütü çamaşır bulasik..vs. sonu yok.. bildigiz seyler uzatmiyorum..çocuk, istekleri arzuları olan bir birey.. naz yapmak istiyor sevilmek istiyor oyun oynansin kitap okunsun hayallerine ortak olunsun istiyor.. bir de kisisel bakimi var tabi.. daha cok kucuk ve sana ihtiyacı var..mengenede sikistirilsam çok farklı bir şey hissetmem herhalde.. sadece biri fiziksel biri ruhsal.. yine de herseye yetmeye çalışan bir anne.. hem bedensel hem ruhsal Sağlık dilediğim bir anne..
    Öğretmen ikense, karşınızda 30-50 arasında değişen sayıda çocuklar.. Onlar da küçük.. her birinin istekleri arzuları var.. ve söyleyecekleri.. Eğer sınıfta, konuşani azarlayan bir öğretmen ya da görünmez bir tıp oyunu içerisinde degilseniz, o küçücük çocukların beyinlerinden ve yureklerinden çıkan cümleleri ve soruları dinlersiniz.. ne kadar sacma da olsa soyledikleri,sanki cok onemli bir sey soylemisler gibi cevap verirsiniz.. peki onlarin soyleyecekleri ve sorulari biter mi? Bitmez.. onlara istediklerini konusma şansı vermezseniz, gelecekte sesi çıkmayacak, hakkını aramayacak ve en önemlisi kendine guvenmeyecek bir neslin yaraticisi olacaginizi bilirsiniz.. Zordur.. Çünkü pamuklar içerisinde büyütülen çocukla, 7 kardes içerisinde varlığından bile haberi olmayan bir çocuğa aynı şekilde davranabilmek bir yürek işidir.. vicdan işidir.. sürekli yureginizle ve vicdanınızla çalışırsiniz.. aklınızla da bir taraftan öğretmeye.. 6 -8 saat boyunca sirtinizi yaslayip bir bardak sıcak çay icemezsiniz..o yüzden yatana kadar hep çay demlenir ogretmen evlerinde.. belki kahve.. eve geldiginizde de günün bir muhasebesini yaparsiniz.. ama artık yureginiz yorgun enerjiniz düşmüş ve sabriniz azalmıştır.. çocuğunuza aynı enerji ve sabırla yaklasmaniz mümkün değildir.. ama beklenmedik tatillerde bu böyle midir? Kendinizi çocuğunuza karşı en huzurlu hissettiğiniz zaman dilimleridir o tatiller.. cunku tum enerjiniz ve sabriniz onundur..
    hani annelikle bir tutulmuyor ya öğretmenlik.. Bazen bana annelikten daha ağır bir sorumluluk olarak görünüyor.. benim bir kac eksiğimi de bir öğretmen tamamlayacak diye düşünüp rahatliyorum cunku.. bilmem yanlis mi dusunuyorum?

    üslup da önemli işte.. fikre katılmasak da, yargılamadan kinamadan cevap vermeyi bilemiyoruz toplum olarak.. sırf bu yüzden Münazara duzenleyecegim son hafta.. tartışmayı da doğru yapabilen bir nesil ihtiyaci gözlemliyorum kendi adıma..
    yine de, ise gidip dinlenmeyi düşünen öğretmenlerden daha çok ürkmeliyiz bence.. nacizane.. sevgilerimle.