21 Yorum

‘Ben zaten aileyim!’

Aşağıdaki yazı, daha önce ‘Bu da benim anne itirafım: Yorgunum’ başlıklı yazıyı da kaleme alan Yorgun Anne rumuzlu Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

***

Yazalım çünkü yazmak iyileştirir. “Yorgunum” itiraflı yazıya gelen yorumlar, facebook’taki cümleler… Her birinin tek tek kaydettim, çıktısını aldım, çocuklarım için hazırladığım mektup dolu kutuya koydum. Nasıl güzel kadınlarsınız hepiniz. Nasıl da tuttunuz tek tek elimden, bilemezsiniz. Sanki sarılıp sırtımı sıvazladınız, teşekkür ederim. Benzer yollardan geçmişlerin anlaması ayrı değerliydi, “mutlu bir evliliğim var ve size saygı duyuyorum”lar başka değerliydi.

Hep yazmışsınız ya “senin için ne yapabilirim?” tadında cümleler. O yorumları yazanlar muhtemelen bu inceliklere sahiptir ama ben yazayım ki belki birilerine anlatırsınız, artar sayınız.

Rica ediyorum yalnız anne olduğunu fark ettiğiniz anneye “Zor değil mi? Ah ben olsam yapamazdım…” demeyin. Bu bir teselli değil ve sen olsan yapamazdın canım evet ama o yapıyor ve her gün bu gerçekle yaşıyor. Hatırlatmaya gerçekten gerek yok ve dramatize edecek zaman yok.

Babalarını sormayın. Sormayın yani. Hele çocukların yanında ağzınızı eğip bükerek, anlamadıklarını zannederek imalarla hiç sormayın. “Arıyor mu?” ayrı kaba, “nafaka veriyor mu?” ayrı kaba. Ve onlar sadece çocuk, düşük zekalı robotlar değiller, emin olun üstü kapalı soruları dahi anlıyorlar. Annelerinin bütün gücüyle filtrelediği durumları ortaya dökmenin kime faydası olabilir ki? Destek olmak mı istiyorsunuz ayaküstü? Anlayışlı bakışlar ve neşe gerçekten yeterli ve kıymetli.

Mesleğiniz her ise, banka memuru, hastanede danışma görevlisi, hatta postacı mesela, lütfen kadın kimliğini çıkardığında bir onunkine, bir çocuğunkine bakıp on saniye düşünmeyin. İnsanlar boşanabiliyor evet. Oluyor yani.  Çocuklarıyla soyadları farklı olabiliyor, mümkün. Çoğu zaman soran da oluyor ama sormayan da bir tuhaflık olduğunu hissettiren uzun bakışlar atıyor, insan sahiden yoruluyor.

Belki bir okulda çalışıyorsunuz ve fazla hareketli/duyarlı/geveze bir çocuk var. İnanın o çocuğun sıkıntılarının tek nedeni “boşanma” olmak zorunda değil. Eğitimciyseniz mesela, lütfen bunu hatırlayın. Boşanmış aile çocuğu olmak eşittir sorunlu olmak anlamına gelmiyor. Teşhis koymayın, etiketlemeyin. Çocuk sebepsiz yere ya da tamamen başka bir sebeple yaramaz/hareketli vesaire olabilir. Nasıl bu taraftaki anneler sizin çocuklarınıza ya da durumlarınıza “hmmm kesin mutsuz bir evlilik var, nedeni işte bu” diye sizi acıtmıyorsa, siz de yapmayıverin. Ki inanın çocuğunuz gayet neşeli ve kendiyle barışıksa dahi “ah yavrum nasıl da atlatmış, içine atmış herhalde” yorumu gelebiliyor. Sonsuz bir yargılama silsilesi. Yapmayın.

En önemlilerden biri; ev sahibiyseniz, kiracı arıyorsanız lütfen pozitif ayrımcılık yapın ve kiracı tercihinizi bekar bir anneden yana kullanın! Şaka gibi geliyor değil mi? Bu hala bir sorun, üstelik en “elit” semtlerde bile. Bu zihindeki insanlar öbekler halinde bir yerlere yerleşmişler ve gerçekten karşınıza çıkabiliyorlar. Bazıları sadece kira ödeyeceğinize inanmıyor, nedense o potansiyeli sizde görmüyor. Başka bir kısımsa ahlak polisi. Aidatını ödediğiniz sitede “aile sitesi” iması yapabiliyor, meraklı komşular sizi dikizleyebiliyor, ev ararken “aileye veriyoruz” diyebiliyor insanlar. BEN ZATEN AİLEYİM! Başınızı bekleyen bir erkek olması gerekmediğini anlatmak gereksiz bir çaba. Ve bunu genellikle kadınlar yapıyor, ciddiyim. Kötü niyetle savaşmak gerçekten yıpratıcı. Daha acısı çocuklar varsa bir nebze gözlerinde aile görünümü kazanıyorsunuz, muhtemelen yalnızsanız ayvayı yediniz, tutulacak tek bir yanı olmayan zihinler. Siz yapmıyorsunuzdur biliyorum, yapanları uyarın. Tek tek anlatacağız bazen, dünyayı gerçekten güzellik kurtaracak.

Zor zamanlardan geçiyoruz, hep beraber. Kadınların neyi nasıl yapması gerektiğini tek tek ve tüm detaylarıyla dikte edildiği zamanlar.  “Dul kadın aranıyordur” diye düşünenler hala aramızda. Dul kadın diye bir takı yok oysa, kadın var. Anne var. Sizin bir erkekle eşit iş sorumluluğu alamayacağınızı sanan zekiler hala buralarda. Başımıza bir felaket gelmiş de sağ çıktığımıza sevinmeliymişiz gibi bakan teyzeler hala her yerde. Ben bu dönemde çocuk yetiştirmenin zor olduğunu bilsem de, değerli buluyorum çünkü inanıyorum; değişecek her şey. Zamanla ve sevgiyle. Bizim çocuklarımızı değiştirecek. Lütfen o küçük apartman daireciklerinde mutsuzlukla kavrulurken, öğlen kuşağı programlarında ahlak söylevleri dinlerken başka insanların polisliğini yapan hastalıklı insanlara anlatın. Çünkü ben zaten varolmaya çalışırken, kendi minik evrenimi korumaya ve var etmeye çalışırken anlatmaya yoruluyorum, belki siz yaparsınız. Çünkü en acımasız yorumlar o başaramamış ve boyun eğen kadınlardan geliyor.

Lütfen çocuklarınıza öğretin. Sizin çocuklarınızın benimkileri oymayacağını bilmek nasıl bir rahatlama anlatılmaz. Benim çocuklarıma her türlü farklılığa saygı duymayı öğrettiğim gibi, lütfen siz de öğretin“Aaaa babası yok mu? Babam babam benim babam, seninki nerde peki?” gerçekten yaralayıcı ve gereksiz. İleride “nerelisin, annen nereli baban nereli?” diye uzun sorgulamalar yapan kısır zihinlerden biri olmasını istemiyorsanız öğretin. Anlatınca saygıyla dinlemeyi ama merakla sorup didiklememeyi öğretin. Herhangi bir durumu “bir gün bizim de başımıza gelebilir” düzeyinde bir ilkellikle değil, “bizim başımıza gelmesi gerekmiyor bir insanın başına gelmiş, bu yeterli” üzerinden hissedebilmeyi öğretin. Hepimizin huzuru için.

Yorgunlukla sertleştiyse üslubum bazı cümlelerde, affola. Öyle yordu ki insanlar bu ara. Satır arası cümlelerden anlaşılacağı üzere, binbir zorlukla hayalimdeki evi buldum, taşınıyoruz. Yeni minik yuvamızda, aile soframızı yeniden kurmak için, en güzel porselen tabaklarımı masaya dizmek, duvarlara resimlerimizi asmak için güç topluyorum. Yorum yazan, okuyan, hisseden bütün iyi kalpli kadınların kalbinden ve aklından öpüyorum!

Yorgun Anne.

***

Yorgun Anne’nin diğer yazılarını buradan okuyabilirsiniz. Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

21 yorum

  1. Sevgili yorgun anne;
    Çocuklu hayat “her durumda” zaten zor; verdiğin kararı yaşama uygulamak maddi manevi bu kadar zorken; kadın kadının düşmanı, çocuk çocuğun düşmanı, mahalle baskısı, meyve veren ağacı taşlama hevesi insanlarda…
    Beni aklım bu davranışları sana yansıttıklarını anlayamıyor… son 8 yılda iş hayatımda evladı olan bir çok kadın boşandı onlar şanşlı ki para kazanabiliyorlar ve huzursuz bir eve mahkum kalmıyorlar çocuklarını da o dünyada yetiştirmiyorlar.
    Senin için dua ediyorum güçlü kadın

  2. Öyle içten yazmışsınız ki, size sarılmak oturup iki lafın belini kırmak istiyor insan okuyunca…
    Ben de çalışan bir anne olarak çok fazla şeyi taşıyor ve yoruluyorum. Bir de buna toplumun bitmek tükenmek bilmeyen merakı, önerileri, engelleri çıkınca ruhum bedenimi taşımakta zorlanıyor bazen. Ve herşeyi biraz yarım yapmanın, kusurları görmenin ağırlığında eziliyorum. Ama olsun, ne demişti Blogcuanne “herşey mükemmek olmasa da herkes mutlu olabilir”. Farklıllıklara karşı olması gereken saygı konusunda tüm kalbimle yazdıklarınıza katılıyorum
    Hepimiz hak ediyoruz bunu. Dilerim siz de mutlu olur ve böyle hepimize aslında önemli konuları hatırlatan yazılarınızla aramızda olursunuz. Sevgilerimle…

  3. Keşke taniyor olsam sizi… yardim ederdim size tasinirken, iki tabağı da sarip ben koyardim kirilacaklar kutusuna. Belki bi tas corba yapip getirirdim yorgunluğun üstüne… siz de benim 7 aylik bıdığımın kahkahalariyla dinlenirdiniz. Bazen nasıl yardima ihtiyaç duyuyor insan… muhabbete, güler yüze, iki çift lafa… sariliyorum burdan size en icten sevgimle… kolay gelsin…

  4. Bu yazıların amacı yalnız olmadığımızı hissetmek ya, gerçekten hakkını veriyor.

    Hani şurada Yorgun Anne ” Taşınıyorum, yardıma gelir misiniz?” diye sorsa toplanıp gidecek gibiyiz.

    Şimdilik kolay gelsin demekle yetinelim, ama ihtiyacınız olursa buralardayız 🙂

    • Daha yorumlari okumadan ayni seyi dusundum, gitsem de yardim etsem Yorgun Anne’nin tasinmasina dedim 🙂

  5. Her cümlenize katiliyorum.. cok samimi, icten ve insanligin malesef ne halde oldugunu gõz önūne sermissiniz bu yazinizla. Elinize, düsüncelerinize saglik.. size kucak dolusu sevgi gönderiyorum..

  6. bundan sonra hayatınız nasıl mutlu olacaksanız öyle olsun dilerim.
    yazılarınızı okuyunca mutlu olmanızı çok istedim. marifet zor olanı seçip, devam edebilmekte.
    başarmışsınız yola devam..

  7. “Herhangi bir durumu “bir gün bizim de başımıza gelebilir” düzeyinde bir ilkellikle değil, “bizim başımıza gelmesi gerekmiyor bir insanın başına gelmiş, bu yeterli” üzerinden hissedebilmeyi öğretin. Hepimizin huzuru için.”
    Tek kelimeyle mükemmel bir bakış açısı bu. Her zaman söylediğim şeyi sizden de duymak çok iyi hissettirdi. Hep denir ya mesela “hepimiz engelli adayıyız” diye ve onun için “onları” anlamamız/empati yapmamız gerektiği salık verilir. Neden bu çıkış noktası hiç anlamam. “Bir gün ben de engelli olabilirim, bir gün ben de boşanabilirim, bir gün ben de şiddet görebilirim, bir gün benim de çocuğumun başına gelebilir…” diyerek insanlığımızı/vicdanımızı zorla ortaya çıkaracaksak, zaten bir hayır gelmez o insanlıktan da vicdandan da..
    Farklılıklara saygı göstermeyi başarabilen anneler, babalar, öğretmenler güzel insanların yetişmesine de zemin hazırlar bence. Her geçen gün saçmalığın, kötülüğün dibini de görsek bu dünyada, iyi insan olmak yine de o kadar zor değil..

  8. Siz ne saygıdeğer, ne güzel bir kadınsiniz. Hayranlıkla okudum.bana güç verdiniz. Çok teşekkür ederim. Şu an basaramiyacagim hiç bir şey yokmuş gibi geliyor. Yorulmadan korkmadigim surece

  9. Bak, yorgun anne, Bodrum çok güzel marttan itibaren, al yavrunu atla gel, ev büyük ama çok dağınık, her yeri kirletebilir, dağıtabilir çocuklar. İki tane de bende var, Yuvarlanır gideriz.

  10. Sevgili yorgun anne, çıktığın yol ve verdiğin kararlarda sevdiklerin hep yanında, arkanda, desteğinde olsun. Hele de bu ikinci yazıyla artık iyice seni arkadaşımsın gibi görüyorum ve diğer arkadaşların da söylediği gibi iki tabak sarmaya ben de gelmek istiyorum. Üstlendiğin misyon, yani benzer durumdakilere ilham olma, bence çok değerli. İnsanların hayatları böyle değişiyor gerçekten de. Ve son olarak emin olabilirsin ki, bizlerin çocukları kendi ailesinin yapısını baz almaksızın, annesiz, babasız, 2 anneli, 2 babalı ya da daha bilimum matriksteki yapıyı da aile kabul edecek, bunun normalliğini sorgulamayacak, “standart Türk ailesi” tanımlamasını hiç yapmayacaklar. Evet dünyayı iyilik değiştirecek ve buna katkıda bulunmak için hep çabalayacağız. Sevgiler.

  11. Bizim ülkemizde malesef kadın olmak hele hele boşanmış anne olmak çok zor ama sizin gbi güçlü kadınlar arttıkça yetiştirilen çocuklarda bilinçlenecek.etrafa kulak asmayın demeyi çok isterdim ama tahmin edebiliyorum olmuyor.sadece yolunuz aydınlık olsun diye dua ediyorum tüm sessiz kalıp herşeyi kabullenen kadınlara da ışık olursunuz insallah sevgiler.

  12. Öyle güzel anlatmışsınız ki yaşadıklarınızı ve o kadar haklısınız ki üstüne söyleyecek söz kalmamış..Daha bir kaç gün önce bir eşinden ayrılmış bir arkadaşımla ev konusunu konuştuk, kendisi ” çocuksuz ve dul ” bir genç kadın şu anda ve sırf bu yüzden istediği gibi bir ev bulamadı , ailesinin evine dönmek zorunda kaldı. Belki sonsuza kadar böyle sürmeyecek, elbet bir gün O’nu ” TEHLİKE ” olarak görmeyip kiracı olarak kabul eden bir ev sahibi ( ve tabii site sakinleri ) olacak ama sadece bunu yaşamış olması bile çok üzücü.. Siz çok şey başarmışsınız,çocuklarınız sizinle gurur duyuyordur / duyacaktır , buna inanıyorum.. Bence imzanız sadece ” yorgun anne ” olmamalı , “yorgun ama başarmış anne ” olmalı, siz bunu hak ediyorsunuz, sevgiler..

  13. Niye gözlerim doldu nasıl bu kadar özdeşim kurdum bilmiyorum en büyük ortak payda kadın olmak sanırım bu ülkede kadın olmak.Kendimi sorguladım yeterince çocuklarıma verebiliyormuyum ötekileştirmemeyi farklılıkları sevmeyi diye .Aslında en büyük gayretim vicdanlı ve mutlu çocuklar yetiştirmek daha çok dikkat edicem söz.
    “Herhangi bir durumu “bir gün bizim de başımıza gelebilir” düzeyinde bir ilkellikle değil, “bizim başımıza gelmesi gerekmiyor bir insanın başına gelmiş, bu yeterli” üzerinden hissedebilmeyi öğretin. Hepimizin huzuru için.” bu cümle beni benden aldı.İlk defa Elif kadar akıcı bir dil kullanan yazar gördüğümü söylemeden geçemeyeceğim sevgiler ve mutluluklar Yorulmayan Anne 🙂

  14. Öyle Güzel yazmışsınız ki; okurken cümlelerinize hayran kaldım. Umarım herşey gönlünüzce olur, yeni eviniz size ve çocuğunuza hep mutluluk getirir…
    Sevgiyle kalın

  15. Düsündüm de, almanyada sevgilinden hamile mi kalmissin, bekar baba yada annemisin, iki cocugunla dügünmü yapmissin kimsenin umurunda bile degil.. kirani ödedikten sonra ne olursan ol yine gel..(tabi türkler yine heryerde ayni ama genede tr deki kadar extrem degil. Bazi arkadaslarin da belirttigi gibi en azindan ‘susayim en iyisi, neme lazim yarin öbürgün benim yada cocugumun basinada gelebilir’deyip susuyorlar..)

  16. Çok içten çok samimi bir yazi gerçekten..cevremde sizin gibi çok arkadasim var,yazdiklarinizi okurken düşündüm de ,herbirimize olduğu gibi ,o arkadaslarimiza da en iyi gelecek şey dediğiniz gibi anlayis ve nese 🙂

  17. ne zamandır merak ediyordum ne alemdesiniz diye, daha çok yazın bize, siz tanımasanız da sizden haber bekleyenleriniz var 🙂 bu yazınız da ilk yazınız gibi beni benden aldı, yine gözlerim dolu dolu okudum, ama bu acımak yada merhamet değil; hayranlık, takdir ve kardeşlik hissi.. size ve tüm yorgun annelere mutluluklar ve kolaylıklar diliyorum…

  18. Pasaklı Kız

    Ne yazacağımı bilemiyorum sadece size bir şekilde destek olmam gerektiğini düşündüm. Karşılaştığınız kötü insanlar kadar iyi insanlarda var ve Rabbim bundan sonra hep iyilerinden çıkarsın karşınıza. Hep elinizden tutacak size destek olacak varlığıyla size güç verecek dostlar olsun yanınızda ve en önemlisi siz içinizdeki gücü hiçbirzaman kaybetmeyin ve ışık olun çevrenizdeki annelere. 🙂

  19. Derler…. diyecek birşey hep bulurlar… anlatsan anlarlar mı bilmem… ama boşver be yorgun anne… ömer hayyamın dediği gibi “şu olan biten varya, boşver ona… taş yağsın isterse, çok sürmez… ne geçmişi düşün, ne gelecekten kork…” öperim yorgun yanaklarından….