17 Yorum

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 20. hafta

Kısa bir aradan sonra ikiz gebesi Şimal Ankara’dan yazdığı yazılarına devam ediyor… 

***

Elif Şafak’ın “Siyah Süt” kitabını okuduğumda 2008 yılıydı. O zamanlar hamilelik ya da çocuk ile ilgili en ufak bir fikrim olmadığı gibi bunları yaşama ihtimalim bile belirsiz bir gelecekteki belirsiz bir hayal gibi duruyordu. O sıralar elime geçen her kitabı okuduğum için ve Elif Şafak’ı da sevdiğim için kitapevinden bu kitabı da toplayıp çıkmıştım. Zaten incecik kitaptı bitiverdi hemencecik, aklımdan şimdiye kalansa bende bıraktığı hüzün duygusu idi. O hüznü çocuğum olmasa da hissetmiştim.

Benzer bir hüznü yine hissediyorum, tabii ki bu post partum değil ama yakın akrabası gibi. Bu duygu o kadar kuvvetli ki bırakın kolumu kaldırmayı yüzümü bile yıkayamadım geçtiğimiz haftalarda. Yemek yemek zuldü veya hayata dair ne varsa. Karanlık bir girdap gibi içine çeken…

Bu duygu hastaneye gittiğim bir cumartesi günü orada da varlığını hissettirdi.

İki doktorla kontrolere devam ediyorum, bunlardan hastane bünyesinde olup rahim ağzı dikişi operasyonuna giren doktoruma muayene olabilmek için bekleme süresi “özel” hastane olmasına rağmen ortalama 2 ila 3 saati bulabiliyor. Bu nedenle bana haftalar önce “sen gelince koridorda beklemeyeceksin, bana haber verilecek ve hemen muayeneye gireceksin” demişti. Bizde bunca hafta buna göre hastane ziyaretlerimizi yapmıştık. Ama Murphy Amca bana uğramak istediği için hamilelik eserliliğime denk getirircesine aksilikleri önüme dizdi.

Doktora gittiğimizde zaten bekleme salonunda oturacak yer bulmak bile zordu, sekretere kaydımı yaptırırken her zaman yaptığım gibi doktora benim geldiğimi ileten not olayını hatırlattım, artık tanışık duruma gelmiştik zaten. Lakin doktorun o gün sorunlu hastaları vardı ve benimle ilgili yazılan notu görmemiş. 3 saat bekledim bekleme salonunda, ve bunun 2. saatine yaklaşırken birden gözlerimden yaşlar boşalmaya başladı, ateş basmaya ve nefes alamamaya başladım. Daha öncede beklemiştim o koridorlarda ama o an sanki dünyanın sonu idi ve ben sanki o sandalyeden bir daha kalkamayacaktım. Eşim panikle beni hastanenin dışına çıkardı, muayene olmaktan o an vazgeçmişken sonra aklıma bebekler ve rahim kanalım geldi tekrar, bu buhrana onları feda edemezdim. Geri döndüm ara ara gözümden yaşları silerek. Doktorcum tabii bu olanları haber almıştı ve muayeneye girince hafif güler yüzlü lakin sessizce muayenesini tamamladı, ve konu hastanede yapılacak ayrıntılı ultrasona geldi. Buraya gelip bu kadar bekleyerek yaptırmam dedim, diğer doktor “burada yaptırmazsanız doğuma burada giremezsiniz ama” dedi, peki dedim “girmem o halde”. Doktorcum hemen araya girdi “akşama konuşalım” cümlesi ile. Akşama aramam mümkün olamazdı. Pazartesi aradı beni, sakin sakin konuştuk hatta gülüştük. Şimdi ayrıntılı ultrasona bir kez daha giricem gibi duruyor.

Simal20

Bu hüzün hali beni tüm hafta elinden bırakmadı, yapılması gerekli onca düzenleme, plan, karar… Hepsi duruyor bir kenarda ve biz 20. haftayı deviriyoruz. Doğumum 40. hafta olmayacak çoğul gebelikten dolayı, 36. Hafta zaten çoğul gebeliklerde sınır hafta. Ancak benim minnakları bu kadar taşıyabilmem de şaibeli, diyelim ki durum iyi gitse bile ihtimal verdiğim taşıyabilme sürem 34 hafta (her şey yolunda giderse) görünüyor. Bu durumda ben yolun yarısını çoktan geçtim. Buna karşın henüz “bebek odasını ne yaparım” düşüncesi bende vuku bulmadı. Bebekler ile evi düzenlemek konusunda tek düşünebildiğim ilk 3 ay kendi odalarında değil bizim odamızda kalmaları, bana yakın olmaları gerektiği.

Bu durumda tekerlekli beşik edinmek gerekliliği ortaya çıkıyor (beşiklerin de tekerlekli olabildiklerini yeni öğrendim bu arada).  Böylece gündüz kendi odalarında, odalarının havasına alışarak, gece de benim yanımda gak dediklerinde uyanmam şeklinde ilk aylarını tamamlamanın bizim için optimal olacağını düşünüyorum.

Bebek odasının nitelikleri hakkında henüz fikrim yok, bakarak beğenme ihtimalim kısıtlı ama çok da umutsuz değil, alışveriş merkezlerinin tekerlekli sandalyeleri var, benim de onlara oturup bebeklerle ilgili alınacaklara bakma ihtimalim. Oldu ki bu şekilde de bebek odası takımı alamadık, beşikle ilk 3 ayı tamamlarken olur da dışarı burnumu uzatabilirsek bakarız buluruz, değil mi? Sonuçta her şeyin mükemmel olmasına gerek yok, önemli olan sağ sağlim kucağıma alabileyim. Belki o zamana kadar iki bebekle nasıl bir yaşam düzeni oluşturacağımıza karar verebiliriz.

Annenin buhranlar geçirmesine karşın minnaklarımın durumu iyi görünüyor. Göbeğimi sağlı sollu paylaşmış durumdalar ve bu çokluk hali göbek ebadından da hemen fark ediliyor. Neredeyse 7 aylık tekil gebelik büyüklüğündeyim. Otururken ya da yatarken ellerimden destek almadan hareket etmem zorlaştı. Ayrıca göbeğimin altına ufak bir yastık koymadan yatarsam minnaklar beni hopp başka yere çekiyorlar, malum vücudun ağırlık merkezi değişti. Hamileliğimin başından 20. Haftaya kadar aldığım toplam kilo 6. Lakin bunun için aman ne şanslıyım bu kadarcık az kilo aldım demeyeceğim, uğraştım bunun için. Öncelikle iştahımın tavan yapmadığı 19. haftaya kadar pekmez ve bal dışında tatlı yemedim. Hediye pastalar, çikolatalar geldi de elimi sürmedim.

Ancak, doktorumun da uyardığı gibi, 19. hafta sonu-20. hafta başı gibi iştahım evrildi, azcık!! serpildi. Keza tek değil iki minnağı doyurmaya çalışıyoruz. Öğünlerim arasında yediklerim belki 2 ceviz + biraz kuru üzümdü, ama şimdi Wassa olarak marketlerde bahsi geçen o kalın krakerin üzerine bal-peynir ne bulursam ekleyip bir bardak kakaolu sütümü ara öğün olarak tüketmezsem beyin hücrelerim çalışmayacakmış gibi hissediyorum. Ya da akşam yemeği çok değil yarım saat gecikirse dünya durmuş diye düşünüyorum. Neyse ki bu iştah hali yeni geldi için ve bu durumu doktorum da açıkladığından panik yapmadım ve diyetisyenin verdiği listenin içinde kalmaya çalışıyorum, birde ikiz bebek taşımak iki kişilik yemek değil bunu unutmuyorum. Önemli olan dengeli beslenmek, abartmamak. Bakalım 2 hafta sonra bu 6 kilonun üzerine kaç kilo artım olacak.

Eeee bu kadar haftayı geride bırakıp büyüyünce hareketleri de hissetmemek olmaz değil mi? Maşallah içeride bir parti havası hakim artık. İlk başlarda gaz veya bağırsak hareketi sanıyordum içeride oynaşmaları, tabii o da var, ki olanın sadece o olmadığını anlamam çok uzun sürmedi. Ayakları karın boşluğunda aşağıda olduğu için genelde hareketleri karnımın altında hissediyorum. Okuduğum kaynaklardan ve izlediğim birkaç videodan öğrendiğim kadarı ile bir süre sonra görünür de olacak bu hareketlenmeler. İşteeeee işin eğlenceli kısmı geliyor o halde, deniz dalgası gibi olacak göbeğim. Çoğul olmalarının bir farkı olsun değil mi, o kadar fazladan büyüyecek bu göbek.

Umarım hamileliğim sağlıkla biter de aynı anda iki minnağa sahip olmanın güzelliğini yaşarım. Bunun yanında insan elinde olmayanı da merak ediyor, tekil gebelik. Onu da yaşarsam toplamda 3 arkadaş hayatımızda olmuş olur. İyi olur güzel olur da nasıl bakarız biz bu arkadaşlara, nasıl eğitim veririz, okul masrafları, bakım masrafları nasıl olur, hayata karşı güvenliklerini bu dünya nasıl sağlayacak şeklinde aklımdan deli sorular geçiyor otomatikman. Sonuçta çoğu annenin de hissettiği gibi sorun doğurmak değil, iyi bir bakım eşliğinde kendi kendilerine yetebilecekleri aynı zamanda da entelektüel açıdan da desteklenmiş bir gelecek sağlamak.

Bu düşünceler geçen haftaki haber akışını izlerken tekrar olarak vuku buldu bende, iki önemli başlıkta.

Öncelikle başbakanın açıkladığı anne adaylarına ve yeni evleneceklere yönelik haklardaki gelişme ile, Paris’te olan terör saldırısı. Bu iki haber de beni etkiledi.

Hamileler hakkındaki haber beni hem sevindirdi hem de düşündürdü. Sevindirdi çünkü mevcut ücretli izin haklarımızın üzerine bir takım iyileştirmeler geldi. Ek 2 ay yarı zamanlı çalışıp tam zamanlı ücret almak ya da çocuğumuz 5,5 yaşına kadar çalışma saatlerini azaltıp daha fazla eğitime dahil olmak gibi. Ancak bu güzel hava dalgasının devamı ne olacaktı? Bütün bir hayattan bahsediyoruz, kreşten üniversite son sınıfa kadar olan bir hayat ve eğitim süreci. Aileleri 2 ay daha fazla izinle ya da 300 tl doğum parası ile daha fazla çocuk sahibi olmaya ikna etmek mümkün mü? Cevabı sanırım hepimiz biliyoruz.

İkinci gündem maddesi olan Paris saldırıları ise beni bebeklerimin eğitimi ve geleceği konusunda derin düşüncelere itti. Ülkemizde varlığı tartışılsa da düşünce özgürlüğüne ve bunun ifade edilebilmesine çok inanıyorum. Voltaire’in belirttiği gibi “Fikirlerinize katılmıyorum ama fikirlerinizi özgürce söylemek özgürlüğünüzü sonuna dek savunacağım” önemli bir temel. Bu özgürlük hali kişisel hayatımız için yemek içmek kadar önemli. Düşünsenize, fikirleriniz sizin bir parçanız ve kimi zaman bunu ifade edebilme hakkınızı canınızla ortaya koyuyorsunuz!!

Bu olay dünyada bu yüzden bu kadar önemsendi. Düşünce özgürlüğü kazanmak için yüzyıllar süren bir gelişimi yaşadıkları, bu uğurda mücadele verdikleri ve bu hak dalga dalga dünyaya yayıldığı için. Böylece katman katman bu duygu ve düşüncenin o toplumun ve dünyanın içine işlendiği için, artık hissedilmesi ve savunulması vazgeçilemez olduğu için.

Yapılan saldırı dünyamız için elzem olan bu “düşünce özgürlüğüne” yapıldı işte. Bunları neden anlatıyorum, çünkü çocuk yetiştirmek sadece yedirmek, içirmek değil. Ona özgür düşünce kazandırmak, ona başkalarının düşüncelerine de saygılı olarak yaşamasını ama kendi çizgisinden de taviz vermeden, şiddete asla başvurmadan toplumda var olmasını sağlamak demek. Ben kimse benim gibi düşünmüyor diye onun öldürülmesini istemiyorum, bunun için terörü lanetliyorum. Çocuklarımın geleceği için…

Ankara’dan sevgilerle,

Şimal

***

Şimal’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

17 yorum

  1. Merhaba,
    Pariste ki saldırı insanlık dışı.
    Ama düşünce özgürlüğü, bir dinin peygamberini aşağılamayı kapsamına alacak kadar geniş değil. Özgürlük, kutsallara özensizlik demek değil.
    Bunun yanıtı asla ölüm olamaZ, Yapılan büyük bir suç. Ama diğer tarafta düşünce özgürlüğü adı altında kutsala hakaret suçunu da görmek gerek.

  2. Merhaba Zm14,

    Hiç bir din unsuru birileri farklı yorumladı diye değerinden bir şey kaybetmez.

    Hz. İsa’da bir çok kez karikatürlere, filmlere, mizaha vs konu olmuştur. Ancak bu onun değerinden birşey eksiltmez.

    Ayrıca ben sizinde düşüncelerinizi bu yazının altında savunmanıza sevindim. Ancak bu ifade biraz kafa karışıklığı içermiyor mu? Yani insanlar bunu çizmiş o zaman bu bir suç ve infaz makul algıladım yazınızdan.

    Sevgilet.

  3. Sevgili Şimal
    Hamileligini büyük bir heyecanla takip ediyorum.bende 2.cocuguma 25 haftalik hamileyim.3 yaşında bir oğlum var.Umarim üçünüzde sağlıkla kurtulursunuz.benim de ikizim var.annem sadece bir kez kontrole gidip bizi normal doğumla zamanında dogurmus. lütfen erken dogacaklar diye kendini sartlandirma. Bu zamanda herkes doktorlar dahil ikizler erken doğar diyor ama ben inanmıyorum. Evet senin bAşka özel durumun var ama yinede iyi düşün zamanında dogacaklar de 39 haftayı göreceğiz de…ama hep iyi şeyler de

  4. o bahsettiğiniz hastaneyi tahmin ediyor gibiyim, bir tüp bebek sürecindeyiz bizde.. bekletilmek çok yoruyor ve yıpratıyor.. evlatlarınızı mutlulukla ve huzurla kucağınıza almanızı dilerim 🙂

  5. Merhaba,
    Bebekler için park yataklara bir göz atın. 2 kademeli oldugu icin besigin aksine 3-4 yaşına kadar kullanilabiliyor ve tekerlekli olduğu için taşıması kolay. Üstelik beşik gibi sallanma özelliği de var. Ileride kalıcı yatak aldığınızda da park yatakları oyun havuzu olarak kullanabilirsiniz.

    • Selam Rüya,
      Bu opsiyonu düşündüm, beni tedirgin eden nokta minnaklar yan yana yatınca biri diğerini uyandırır mı idi. Birinin kolu diğerine çarpar ya da birden ağlayınca yanındaki kardeşi de ürker uyanır gibi. Buna bir cevap bulamadım işte :(.
      Sevgiler.

      • Merhaba Şimal,

        Öncelikle ikizlerine sağlıkla benim gibi kavuşmanı diliyorum 🙂
        Kızlarımı ilk aylar park yatakta enine yan yana yatırdım. Birbirlerini yok saydılar ilişki kurmadılar ve birbirlerini uyandırmadılar. Bazen araya silindir yastık koydum önlem olarak.
        Ağlayarak birbirlerini uyandırsalarda ayırmadım zamanla ağlayan diğer bebeği sesine alıştılar. Onlara oda yapsam da ilk altı süs gibi kaldı odamız biz nerde akşam orda sabah takıldık 🙂 Salonda pek bir rahat ettik. Kızlarım şimdi 33 aylık, tek bebek için geçerli tüm çözümler ikizlerde yalan oluyor o yüzden arzu ederseniz her zaman mailleşebiliriz. Sevgiler

      • Pasaklı Kız

        yazmadan edemedim park yatakların 70*130 olanları kapıdan geçmiyor. Belirtmek istedim.

        Bİrde zm14 isimli arkadaş kutsala hakaret etmenin düşünce özgürlüğü olmaması gerektiğini söylemiş yani haketti buldu gibi birşey algılamadım ben. Yoksa saldırı kabul edilecek bir şey değil kesinlikle. Nacizane anladığımı belirtmek istedim.

        Birde o minnakların hareketlerini anlattığınız bölümde hamileliğimi birkez daha özledim. İnsan hamile kalmayı özlermi tekrar istermi acaba derdim çok özlüyor ve istiyorum takrardan ama kızım daha çok küçük 🙂

  6. Bebek odası için acele etmeyin naçizane tavsiyem.4-5 aylık olduklarında ihtiyaçlarınıza göre birşeyler bakarsınız. İki tane park yatak iş görür. Park yatakların sallanabildiğini bilmiyordum, beşik kullanmıştık ilk 3 ay. Ama aslında gerek yokmuş. Park yatak daha ergonomik ve bebekleri yattığınız yerden de görebilirsiniz. 6. Ay odasını ayırırdım diyordum ama 9. Ay da bu fikre alışabildim 🙂 bebek odasını da o zaman aldık. İhtiyaç duymayacağımız bazı parçalarını da almamış olduk. Sevgiler

    • Emine hanım çokkk teşekkür ederim :). Yorumunuz ile bu ihtimali epey ciddiye aldık. Bu park yatakların oyun parkı olarak da kullanılması kulağa hoş geliyor :).
      Peki yatarken içine nevresim takımı serilebiliyor mu? (Hayatında hiç park yatak görmememiş anne adayı olarak soruyorum :))) )
      Sevgiler.

  7. Hımm.. Ben bebisler icin ayri ayri beşik / yatak düşündüm yani 2 tane park yatak. Birlikte yatacaklarsa nerde yatarlarsa yatsinlar birbirlerini uyandırma ihtimalleri var ama en azindan ilk günlerde anakarninda alışık oldukları için birlikte daha güvende hissedebilirler belki:) Emine Hanim.a da katılıyorum oda için acele etmeyin bence de.

    • Selamlarr, Yok bebek odası yapma niyetim yok baştan. Ama yanımda yatırmak için beşik mi yoksa park yatak mı ikileminde kaldım :D. Çok teşekkür ederim ;).
      Sevgiler.

  8. Merhaba,
    Bence şu anda en son endişelenmeniz gereken şey bebek odası. Bebeklerin ilk 6 ay sadece yatacak yere ihtiyaçları var ve söylediğiniz gibi gece sizin yanınızda olmaları daha kolay olur. Biz kızımıza bir park yatak almıştık ve 1 yaşına kadar bizim odamızda yatmıştı. Daha sonra park yatağı kendi odasına taşıdık bir süre o şekilde odasına alıştıktan sonra kendi yatağına geçirdik. Ki şimdiki aklım olsa öyle tam teşekküllü çocuk odalarından bile almazdım. Yani sözün kısası öyle şeyler için şimdiden endişelenmeyin. Zamanla ihtiyaçlar kendilerini daha net belli edecek ve siz de nasıl bir şeyler almanız gerektiğini daha iyi bileceksiniz.
    Bebekleri sağlıkla kucağınıza almanız dileğiyle.
    Sevgiler.

  9. eda (jankolu)

    Balım park yataklar hem hafif, hem istersen sallanıyor (gıcırtıyla!), hem yanları şeffaf, hem tatile gittiğin yere de götürülebiliyor, hem ordan oraya çekmesi de kolay (her kapıdan kolayca geçmese de).
    Ayrıca Ikea’nın tahta, derli toplu ve ekonomik yatakları da bence çok minimalist-güzel. İkizleri olan arkadaşım onlardan almıştı iki tane. İster birlikte yatır, ister ayır ama 2 yatak şart bence de.
    Diğer tüm bebek odası eşyalarını daha sonra da alabilirsiniz, sizin dolap ve çekmeceleriniz bir süre yeter bence. Love love!

  10. sibel yılmaz

    Merhaba,
    Bence park yatak.Ben iki çocuğumda da 1.5 yaşına kadar kullandım.Sizin odanızdan istediğiniz aya kadar yatırırsınız.Sonra yataklarını odalarına götürürsünüz.Yataklarından ayrılmadan sizden ayrı yatmaya alışırlar.Çocuk yatağı alınca park yatakları katlar kaldırırsınız veya anane veya babanne evine bırakırsınız gitiiğinizde orada uyurlar:)Beşik bikaç kullanılabilen birşey daha şık ama bence gereksiz..Bu arada park yatakları oyun parkı gibi kullanabilecekleri aylarda onlara dar geliyor park yatak sadece yatak olarak kullanışlı tabi bizim evde..

  11. Merhaba Şimal Hanım, park yataklarda iki kademe oluyor ( bize yeğenimden gelen de öyleydi en azından ) önce bebekler üst kısımda yatıyor. Bu nedenle uyku setlerinin içinde yer alan kenar koruyuculara ihtiyaç olmuyor. Uyku seti alıp içindeki nevresimi kullanabilirsiniz. Biz ilk etapta onu da almadık, çünkü bebek odasındaki yatak nasıl olacak( özel ölçü mü standart mı) bilmiyorduk. Ayrı ayrı çarşaf nevresimler de satılıyor. İkea da küçük lastikli çarşaflar var (ben kaymasın diye çift çarşaf kullandım), üzerine de English Home’dan ya da Taç’tan nevresim bulabilirsiniz. İnternet mağazalarında da var hem yorulmamış olursunuz:) Başka markalarda da bulursunuz eminim. Bebekler ayaklanınca kademeyi aşağıya indirmek gerekiyor. İşte o kademe en altta olduğundan biz kendimizce ara bi kademe yaptık alta battaniye koyup. Ama bizim cimcime iyice ayaklanınca mobilya almak zaruri oldu, çünkü annane ve babannenin belleri ağrıyordu yatırıp kaldırırken. Asansörlü bir karyola yaptırdık biz de:) uzun bir yazı oldu kusura sevgilerr

  12. Yazmayı unuttum, beşikten kastınız şu bambu olan baş kısmı hafif kapalı olanlar ise, gerçekten gerek yok. Kızımız oldukça ufak doğmasına rağmen 3. Ayda bize dar gelmeye başladı. Baş kısmındaki o şey yüzünden rahat alıp koyamaz oldum. Sibel Hanım’ a katılıyorum, oyun parkı olarak kullanmak pek mümkün olmuyor. Bi kaç dk lık işler için Size vakit kazandırır ( lavoboya gitmek, çamaşır asmak:))