2 Yorum

Elif Y’nin İkinci Gebelik Günlüğü, 24. hafta

Almanya’dan yazan ve ikinci bebeğini bekleyen Elif Y. yazılarına devam ediyor.

***

Merhaba Blogcu Anne okurları,

Yine yepyeni bir haftayı yaşadık ve hatta bitirmek üzereyiz vee biz bu hafta epey bir şeyler yaptık. Bu hafta hem doktor kontrolümüz, hem de 3D ultrason çekimimiz vardı.

ElifY24

Aslında geçen hafta ayın 7’sinde olan doktor randevumuzu bu gebe kafasıyla aklıma Ocak 12 diye kaydetmişim. Haftasonu hamilelik pass’ima baktığımda anladım ki benim randevu geçmiş, hemen pazartesi aradım ve salı günü için olan 3D çekimimizin olduğunu da öğrenerek kendime yuhh dedim. (Onu da unutmuştum çünkü!)

Bu defa doktoruma yalnız olarak gittim. Hamileliğimin başından beri her kontrolde benimle olan sevgilimin bu defa yoğun işinin olması nedeniyle yalnızdım, hem de 3D çekiminde. Kendi randevumu kaçırdığım ve araya bir şekilde alındığım için elbette 1 saat kadar beklemek zorunda kaldım. Sonra nihayet rutin, aylık tansiyon ve kilo kontrolümüz yapıldı. Tansiyonum artık biraz daha normale dönüp 11/7 civarına yükselmiş, önceki 9/5 ya da 10/6 gibi rakamlardan sonra bu biraz daha sevindirici bir durum. Kilo durumunu bu ay 1.800 gr ile kapattık, çok sevindirici bir durum değil ama geçen ay alınan 3 kiloyu durumunu düşününce oldukça iyi bir rakam diyorum.

Gelelim bizim minnakın 3D çekimlerine… Öncelikle doktorumun çok iyi görüntü alamayabiliriz ve kendinizi şartlamayınız uyarısıyla başladık kiii bizim küçük hanımda bir pozlar, bir duruşlar, bir hareketler o biçim!

Çok güzel kareler elde ettik, bir ara sol leğen kemiği civarına saklanıp bir yavru kedinin yün yumağıyla oynaması gibi ayak ve elleriyle oynamasını izledik. Nefes bile alamadım sanki, öyle güzel anlardı ki anlatamam…Hele doktorumun bir oda dolusu bekleyen hastası yokmuş gibi oldukça rahat ve stressiz uzun uzun bu anları benimle paylaşması çok harikaydı. Bizim ufaklığın profilini ben babaya benzetirken aynı anda doktorum demez mi, -babaya benziyor değil mi? Böylece anlamış oldum ki bu sade benim benzetmem değilmiş.

ElifY242

Bizde bu haftaya dair ayrı bir koşturma ise bodrum katında Arjin’e ait elimizde kalan eşyaları çıkarıp ne var ne yok durum değerlendirmesi yapmaktı. Sonuç: ciddi bir alışveriş listesi gerekiyor-muş…

Anacım birkaç parça kıyafetten başka birşey bırakmamışız, ama olsun gönderdiğimiz yerler ihtiyacı olan yerlerdi. Mobilyaları henüz çıkarmadık, odamızda aşağı yukarı durum değerlendirmesi yaptık vee neyi nereye yerleştireceğimizi planladık ve böylece artık ayy ne olacak ne yapacağım derdini bitirmiş oldum, tabii şimdilik…

Geçen haftaki yazımdaki buhranlı hallerimin etkisiyle sanırım kendimi evde dolap dökmece ve boşaltmaya verdim ki beni acaip rahatlattı diyebilirim.

Arjin’le bu hafta nispeten daha rahat bir süreç yaşadık ama 5 yaşa doğru o her şeyi ben biliyorum, ama ben artık çok büyüdüm tavır ve davranışları hakim… Klasik bale derslerine uzun zamandır katılmıyordu ve geçenlerde aslında öğrenmek istediği dansı gösterdi ki bildiğimiz hip-hop tarzı dans! Şimdilerde evde bu tarz müzikler dinleyip, dans hapı yutmuş gibi saatlerce dans eden Arjin izliyoruz, hayırlısı diyoruz : )

Geçen hafta ülkemde başbakanın ailere büyük müjde diye açıkladığı pakette “annelere yarı zamanlı çalışma imkanı getiriyor-muş”… Bu konuyla alakalı Blogcu Anne Elif ve birçok kadın yazar kaygılarını dile getirip ve yasanın içeriğindeki boşluğa öyle güzel dikkat çektiler ki bunu burada tekrardan yenilemek istemiyorum. Ama benim bildiğim, çıkacak olursa bu yasadan sonra özel sektör kadın istihdam etmez. Elbette amaçları buysa başarılı olurlar, çünkü kadını ciddi anlamda eve kapatan ve kadınlığın tek şartının annelik olduğunun altını çizen bir yasa var karşımızda.

Yaşadığım ülkede de kadınların doğum yapması ve anne olması için teşvik edici bazı yasalar var; mesela kadınlar ücretli doğum iznine ortalama koşullarda hamileliğin 32-34. haftalarında ayrılıp, bebek 1 yaşına girdiği gün tekrar çalışma hayatına dönmekteler.

Bu hem devlet kurumlarında hem özel sektörde böyle, hiçbir koşulda değişmiyor. El oğlu bunun alt yapısını öyle kurmuş ki ne denetlemeye ihtiyaç var ne araştırmaya, her birey kendi işinin ve hakkının takipçisi olmuş. Bizim bu sisteme sahip olmamız için epey bir zaman ve zihin gerek diyorum ve daha da bir kelime yazamıyorum.

Son olarak sevgili gebe arkadaşım Öznur’un bu haftaki yazısı beni öyle etkiledi ki anlatamam… Amniyosentez sürecinin ne denli stresli olduğunu her iki gebeliğimde de yaşadığımdan çok iyi biliyorum. Ama Öznur şu an başka birçok yöntemi ve farklı testleri de deniyor ve her hafta yazısını okurken içimden bu hafta son olsun artık yaşadığı bu belirsizlik dileklerimi yolluyorum. Ve inaniyorum ki her şey çok ama çok güzel olacak, yaşadığı bunca kaygı ve stress sadece bir anı olarak kalacak.

Bizden bu haftalık bu kadar diyorum ve yeryüzündeki tüm annelere ve anne adaylarına sevgilerimi yolluyorum. Hepiniz sevgi ve huzurla kalın…

Elif Y.

***

Elif Y’nin tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

2 yorum

  1. Elif merhaba,

    Yazdıkların o kadar iyi geldi ki anlatamam, “fazla endişelisin, ya da test sonuçları çıkana kadar hiiç düşünme” yorumları ekstra bir de suçluluk hissettirmişti bana. Endişelenmemek yada düşünmemek mümkün mü böyle bir durumda bilmiyorum.
    Aslında sadece “anlıyorum.” kelimesi yeterliydi. Anladığın için teşekkür ederim 🙂

    Bu hafta ön sonuçları alırız herhalde. Ve bence de herşey çok güzel olacak 🙂

    Sevgiler,

  2. Öznur’cum insan hamilelik ve lohusalikta en cok ve de duymaktan hiic hazetmedigi laftir o “ayy cok söylesin, yok böylesin” oysa istenen tek sey seni anliyorumdur. Size, icimdeki minnakla beraber kocaman bir hersey güpgüzel ve yolunda olsun dilegi yolluyoruz