4 Yorum

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 21. hafta

Ankara’dan yazan ikiz gebesi Şimal, tüp bebek sonrası gebelik sürecini anlatan günlüğüne tam gaz devam ediyor.

***

Umut etmek dünyada mucizelerin ana aktörü sanırım. Kendimizi farkında olduğumuz andan itibaren bir şeyleri istiyoruz ve bunlar için hayaller kuruyoruz. Minicikken belki en büyük hayalimiz oyuncaklarımızken sonra büyüyoruz sağlık oluyor belki o hayallerde, belki kariyer, belki de kendi ailemiz… Hayaller çeşit çeşit nasıl sayılır ki burada.

Bizim burada yazdıklarımız da bugün ki aklımız, bugün ki yaşımızda ki kendi hayallerimiz…

Şimal21

Benim kendimle ilgili kurduğum hayalin son dönemecinde yardımcım tüp bebek yöntemi malumunuz. Çocuğumuz konusu konuşulurken, yaş vs. nedenlerle doğal yollarla olmazsa başvurulabilecek alternatif yollar konusundan öyle bir cahiliye içerisindeymişim ki şimdi kendim bile inanamıyorum dönüp baktığımda. “Şimdi bebek istemiyoruz ya sonra” temalı konuşmalarda benim kurduğum cümleler genelde “amannn olmadı tüp bebek deneriz” oluyordu. İşte o “amannnn” kelimesi altında yatan sonsuz başarı olasılığı inancım komikmiş, başarı aslında yarıdan bile düşük bir oranmış.

İşte bu yüzden, hayallerin ve umudun büyüklüğünden ama başarı ihtimalinin kesin olmayışından, tüp bebek hamileleri ruhen genelde kırılgan olur, buzdan kaygan bir zemin üzerinde yürürmüş gibi… Başlarkenki beklenti o kadar büyüktür ki her güzel haber baharı getirirken, her olumsuzluk güneşin bir süreliğine batmasına yeterlidir. Sonuçta planlanan yeni bir evlat var ortada, hayatımızın taaa içine almayı planladığımız, canımızdan can olan.

Ben çok istedim karnımdaki minikleri, aynı sizin gibi…. Belki geç oldu bana gelişleri ama oldu, ikinci denemede sonuç pozitifti…

Ama sonrası…!

Tüp bebek denemesi başarılıydı da bu işin bir de hamilelik süreci vardı. Okuyanlar biliyor ki ilk trimester’in bitmesine yakın dünyam ayaklarımın altından çekildi. Bebeklerini kaybedebilirsin dediklerinde hissettiğim korku elle tutulabilirdi neredeyse. Daha yolun başındayken hem de, 11. haftada.

Şimdiyse 21. hafta bitti. Doktorların bahsettiği 24. hafta bariyerine geri sayım başladı. Yakın tarihlere kadar günler bir şekilde, kötü ihtimalleri düşünmemeye çalışarak geçiyordu, ama zaman yaklaştıkça gün saymaya başladım, şafak sayar gibi. Doktorum “24. Haftayı geçtiğimiz her hafta bizim başarı” demişti. Henüz o haftaya gelmedik ama yaklaştıkça kafamdan biten her güne bir çektik atıyorum, “çok şükür” diyerek.

Çok şükür, takılması gerekli olursa devreye girecek “Pesser” gibi bir opsiyonum var…

Çok şükür, rahim kanalım henüz gevşeme göstermedi…

Çok şükür, bu süreçte çalışmak zorunda değilim, evde dinlenebiliyorum…

Çok şükür, beni seven ailem ve dostlarım tarafından ruhen ve bedenen şımartılıyorum…

Elimizdekilere şükür etmeliyiz, bebeğimiz sağlıklı ise, biz sağlıklı isek ve bunlar eğer zarar görürse dayanacak gücümüz varsa.

Ama bugünlerde aynı zamanda kimi sevdiğim insanlara karşı mahcubum, onların hayalleri olmadı diye. İki anne adayı arkadaşım tüp bebek denemelerinde başarısız oldu, hem de başlangıçta pozitif sonuçlar çıkmasının ardından. Taa içten acıtan bir süreç bu, insanın gücünü içinden söken ama umudun yine de sönmediği, bir sonraki deneme için dayanma umudunun hep orada bir yerde olduğu…

Bu yüzden, acabaların için için kemirdiği bu süreç için tüm tüp bebek denemesinde olan anne adaylarına ve ailelerine güç, kuvvet diliyorum. Umarım bu sürecin sonunda mini mini gülümseyen yüzleri olur hepimizin.

Şimdi bu gün saymaları içerisinde gelen misafirlerimi rahmimde beslenme açısından da en iyi şekilde ağırlamaya çalışıyorum, hem diyetisyenin verdiği hem de doktorların söylediği meyve, sebze, protein vs. dengesi için her gün matematik denklemi kurar gibi öğün dengeleri kurmaya

  • Yumurtamı yedim mi!!!
  • Neeeee kurubaklagil yemem gerekiyordu ama bugün!!
  • MEyve kaç porsiyon yemiştim?

ile sarsılıyoruz evde. Bir şeyi eksik yaparsam karalar bağlamamaya çalışıyorum ama yine de başımı iki elim arasına alıp 2 saniye “bak işte ipin ucunu kaçırdın bugün” diye kendime söyleniyorum.

Bu yeme içme konusundaki takıntı konusunu bir bilen olan anneme sordum geçenlerde, sen bana hamileyken nasıldın diye.

“Sabah ortalama kahvaltımı yapar, iş yerinde öğlen ne varsa onu yer, akşamda mevsime uygun bir sebze yemeği yapardım. Ceviz yiyemedim, onun yeterine cevizli sucuk yedim, tek yiyebildiğim meyve de portakaldı” dedi.

Diyetisyene gitmemişti, günlük ne yedim çetelesi tutmamıştı. Keza o dönemin hamileleri bir hamilelik başlangıcında bir de doğumdan önce gidiyormuş doktora, ben annemin söylemlerini aktarıyorum.

Çıkan sonuçta sağlıklı sonuçta, ki bu yaşa gelebildim. Tüm meyveleri seviyorum, artık hiçbir yemeği ayırt etmiyorum.

Günümüz anneleri olarak geldiğimiz nokta ise kaygı dolu. Tesadüf ki benimle hamilelik dönemi denk gelen bir arkadaşım geçenlerde doktorunun ona vitamin vermediğinden bahsetti, acabalar vardı kafasında, vitamin desteği olmadan geçer miydi hamilelik?

Bana göre dengeli beslendikten sonra vitamin kullanmak gerekli değil, burada önemli olan nokta ise “vücutta yapılan tahliller sonucunda eksik yoksa”. Folik asit eksikliği varsa tabii ki elzem takviye almak ya da yaz ayında yeterince balık tüketilemiyorsa Omega 3 desteği gerekli. Ama yeterli badem ya da magnezyum ihtiva eden yiyecekler tüketildiğinde ek magnezyuma ihtiyaç var mı? Ya da yeterli süt ve yoğurt türevi gıdalar tüketildiğinde kalsiyum desteğine gerek var mı? Bunlar benim aklımdaki, “Modern zaman annesi kaygıları” soruları…

Burada bir istisna var benim gibi, çoğul gebelik. Bu tür gebeliklerde vitamin desteğine ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor. Yoksa anne kendisinden beslenen İKİ ya da DAHA FAZLA cana yetemiyor. O yüzden günlük diyet listeme uyucam diye her gün sınava hazırlanan lise öğrencisi gibi günlük programla yaşıyorum, bunun yanında vitamin desteği de kullanıyorum. Umarım yetebiliyorumdur minnaklara.

Bunlar yanında komik olarak adlandırmak istediğimiz yeni bir hastane maceramız oldu nur topu gibi. Artık gülmekten başka çare yok bunlara, ileride hatırlar güleriz diye anı haneme kaydediyorum.

Hala doktor seçemediğimden ve hastanede ayrıntılı ultrason şartı koştuğundan yapılacak olan ikinci ayrıntılı ultrason için hastanemizin bize yakın olan polikliniğinin kadın-doğum bölümünden randevu almıştık geçen haftalarda (Ultrasonların bebeğe zararı olmadığı söyleniyor, umarım öyledir keza bu söyleme güvenmekten başka çaremiz yok bu ara).

17 Ocak 2015 / Saat 15:30 olarak verildi randevumuz. Ancak ortada olan gariplik randevu tarihinin cumartesi olmasıydı, biliyorduk ki cumartesileri hastane yarım gün açıktı. Israrla sorduk sekretere emin misiniz tarihten diye, evet cevabını alınca üstelemedik, doktor yurtdışına gidiyordu belki de gitmeden yapılması gerekenleri sıraya bu şekilde koyabilmişti.

Randevu saatinde gidince anladık ki bunları ben kurgu dünyamda yazmışım. Hastaneye gittik ve boş koridorlar ile karşılaştık, aslında bu da bir tecrübe salonu öyle boş görmek!!!. Genelde insan selinde dalgalanıyor oluyoruz.

Doktoru aradım, artık gülerek… Nedir senin üzerindeki bu dolanan kara bulut dedi, keşke ben de bilsem cevabı dedim. Hadi “kısmet” diyerek bu Çarşamba için konuştuk tekrar. Murphy amcaya selamım olsun.

Ankara’dan sevgilerle…

Şimal

***

Şimal’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

4 yorum

  1. Gecenlerde bir arkadasa basimdan gecenleri (kotu sonuclanan bir olay) anlatirken “bu ancak senin basina gelebilirdi” dedi..?? Iyi de neden? Ben kendimi hic sanssiz gormedim ki..sen niye oyle goruyosun..olayin kotu bitecegi %80 ama ben %20nin pesinden kosmus olabilirim..benim tercihim..dr da “kara bulut” demis..sensin (dr) kara bulut bea! Isini dogru yapmayan elemanin ceremesi niye bana kara bulut olsun ki! (Atarliyim bu ara) Simalim [yillar sonra bulmusum arkadasimi o kadar samimiyet olsun :)] kara bulut falan yok..zorlu bir mucadele var..zaten hayati anlamli kilan da bu mücadeleler degil mi 🙂 bu da-ha bas-lan-gic..mu-ca-de-le-ye de-vam! :))

    • Elif sen yaşa :D….Geçenlerde tam da bu mücadelesiz ne oluyor bu hayatta gibi bir cümle geçirmiştim aklımdan…
      Sonuçlar iyi olsun da biz mücadeleye alışkınız 😉
      Öperim kocaman

  2. İkiz annesi ”bir kız bir oğlan”ı takip ediyor musun Şimal? Sana moral olacaktır bilmiyorsan. Tavsiye ederim.