8 Yorum

Teknolojik aletlerin çocuklara zararları…

Akıllı telefon ve tabletler 12 yaşından küçük çocuklara yasaklanmalı.

Bunu ben demiyorum, Huffington Post’taki şu makale diyor.

Amerikan Pediatri Derneği (APA), çocukların 2 yaşına kadar teknolojiyle tanıştırılmaması gerektiğini söylüyor. E biz bunu zaten biliyorduk. Biliyorduk da uyguladık mı diye bir sor. Ben ancak 15 ay sabredebildim. 15 aydan sonra televizyonla tanıştı Deniz. (Derin ise ikinci çocuk olmanın (dez)avantajını yaşadı. Doğduğundan itibaren televizyon vardı evde).

Yine aynı APA, 3-5 yaş arasında en fazla günde bir saat, 6-18 yaş arasında ise en fazla günde iki saat ekran saati öneriyor. Bakınız ekran saati diyorum, sadece televizyon değil. Ekran EŞİTTİR televizyon ARTI akıllı telefon ARTI tablet ARTI bilgisayar. Günde iki saat. İki. 2.

Oysa şu anda çocuklar ve gençler, bu önerilen saatlerin dört-beş katı fazla zaman harcıyormuş ekran karşısında… Ve bunun ölümcül sonuçları olabilirmiş. Ölümcül? Ekran yüzünden? Oldukça korkutucu…

Makaleyi yazan Cris Rowan adında bir pediatrik terapist. (Türkçedeki tam karşılığı ne oluyor bilmiyorum, pedagog?) Araştırmalardan derlediği, çocuklara 12 yaşından önce akıllı telefon ve tablet verilmemesinin sebeplerini şöyle sıralıyor:

Beyin gelişimi: 0-2 yaş, bıdıkların beyin gelişiminin en hızlı olduğu dönem. Akıllı telefon, internet, iPad ve televizyon gibi teknolojik aletlere gereğinden fazla maruz kalmak dikkat eksikliği, öğrenme zorluğu gibi sorunlara yol açtığı gibi kendi kendini telkin etme yetisini de baltalıyormuş çocukların. Yani ne kadar çok ekran, o kadar fazla sinir krizi. Ki ben buna bizzat şahidim. Çocuklar ne zaman ekrana haddinden fazla maruz kalsalar kapatmaları o kadar zor olur, kapattıkları zamanki ağlama krizleri de o kadar büyük olur. Onlar ‘Bi oyun film daha!’ diye bağırır, ben ‘Bi daha da size iPad’i verirsem iki olsun!’ diye bağırırım’, ortalık bağırtıdan geçilmez yani…

Gelişim geriliği: Teknoloji kullanımı hareketi kısıtlıyormuş (doğru). Oysa hareket etmek dikkati toplamaya yardımcı olurken öğrenme kapasitesini de arttırıyormuş (sağlam kafa sağlam vücutta olayı).

Obezite: Odalarında teknolojik alet bulundurmasına izin verilen çocuklarda obeziteye %30 daha fazla rastlanıyormuş. Obezitenin yol açtığı şeker, kalp gibi hastalıklardan dolayı, 21. yüzyıl nesli, ebeveynlerinden daha uzun yaşayamayan ilk nesil olacakmış.

Uykusuzluk: Ebeveynlerin %60’ı çocukların teknolojik aygıt kullanımını denetlemiyormuş ve çocukların yüzde 75’inin odasında teknolojik alet varmış. 9-10 yaş arası çocukların %75’i ders notlarını etkileyecek oranda uykusuzluk çekiyormuş.

Ruh hastalıkları: Aşırı teknoloji tüketimi çocukluk depresyonu, anksiyete, dikkat eksikliği, otizm, bipolar da aralarında olmak üzere birçok sendromu tetikleyebiliyormuş.

Öfke: Günümüz çocukları bu teknolojik aygıtlar yüzünden fiziksel ve cinsel şiddet görüntülerine erkenden maruz kalıyormuş. Şiddet içeren içerikler de çocuklarda öfkeye yol açabiliyormuş (bunu biliyoruz). Neyse ki Yeni Türkiye’de rakı şişesini, ‘eşcinsel’ kelimesini, sigara dumanını falan sansürlüyorlar. Polat Alemdar’lı taramalı tüfekli namus cinayetli diziler sorun değil yeter ki çocuklar Rakı kelimesini duymasın, bira şişesini görmesin!

Dijital unutkanlık: Hızlı geçişli dijital içerik dikkat eksikliğine yol açabildiği gibi  konsantrasyon bozukluğu ve unutkanlığa sebe olabiliyormuş. Dikkatini toplayamayan çocuklar öğrenemezmiş.

Bağımlılık: Ebeveynler teknolojiye bağlandıkça çocuklarından kopuyormuş 🙁 . Ebeveynlerinin yokluğunda ise çocuklar teknolojik aletlere yöneliyor ve bağımlı hale geliyormuş. 8-18 yaş arası çocukların %10’a yakını teknoloji bağımlısıymış.

Radyasyon: Dünya Sağlık Örgütü 2011 yılında cep telefonlarını (ve diğer kablosuz aletleri) ‘potansiyel kanserojen’ olarak sınıflandırmış. Çocuklar ise, bu tür aygıtlardan yayılan radyasyona daha açıklarmış. Bu konuda araştırmalar yapılmaktaymış ama özetle bayağı karışık bir konu bu. (Biz çocukları telefonda konuştururken kulaklık taktırıyoruz. Aslında biz de takıyoruz).

Sürdürülemezlik: 2010’da yapılan bir araştırmaya göre, çocukların teknoloji yoluyla eğitilmesi sürdürülebilir değilmiş. Evet, çocuklar geleceğimizmiş ama teknolojiyi aşırı tüketen çocuklar için gelecek yokmuş. Çocukların teknoloji kullanımını kısıtlandırmak için ‘takım yaklaşımı’ gerekliymiş.

Araştırmaları yayınlayan ZoneIn’in sitesinde konuyla ilgili daha fazla içerik (İngilizce olarak) var.

Bu arada Rowan’ın bu paylaşımı aşırı kaygı verici ve dar kapsamlı olması sebebiyle eleştiri de almış. Birkaç başka Huff Post blog yazarı Rowan’a haklı ve mantıklı yanıtlar da vermişler – Niye yasaklıyorsun kardeşim, kontrollü versene Allah Allah falan demişler. Burada ve burada.

Şimdi bu yasaklamama olayına ben de katılıyorum, hangi yüzyılda yaşıyoruz cidden? Kontrollü kullanım çöpe mi girdi?! Hem yasak ne ayol?!

Öte yandan, acaba bu aygıtlarla çocuklarımıza (ve kendimize) ne gibi zararlar veriyoruz diye düşünmeden de edemiyorum. Hadi diyelim kendi tüketimimizi kısıtladık, yatarken kapatıyoruz, e yan komşunun horlamasını duyuyorum ben mesela, değil mi ki cep telefonunun, kablosuz internetinin dalgası çocuklarımın odasına gelmesin?

Bizim çocuklar öyle aşırı ekran tüketen çocuklar değil. Odalarında televizyon yok -ve hiçbir zaman da olmayacak, çünkü zaten evde bir tane var. Ancak Deniz şimdiden ‘kanka’sıyla whatsapp’ten yazışmaya başladı -ki özellikle izin verdim, akıllı telefon denilen aygıtın oyundan ziyade bir iletişim aracı olduğunu bilsin diye… Whatsapp konuşmaları henüz Lego tasarım ve kataloglarının paylaşımı üzerinden ilerliyor ancak Facebook hesabım ne zaman olacak, bana ne zaman iPad alacaksınız, falancanın var da benim niye yok? ise sıklıkla duyduğumuz sorular…

Whatsapp

Teknoloji bağımlılığı yeterince endişe verici değilmiş gibi bu radyasyon olayı beni ayrı tedirgin ediyor.

Biz küçükken annemle babam evde sigara içerlerdi, arabada da içerlerdi üstelik. Söylenirdik kardeşimle, onlar da kızarlardı da bize. Şimdi ‘Nasıl yapmışız?’ diyor annem, o zaman bilinmezdi ki bu kadar zararlı olduğu… Bilseler yaparlar mıydı?…

Çok korkuyorum bundan 20 sene sonra cep telefonlarının da sigara gibi (belki de daha fazla) zararlı olduğu kanıtlanacak, ancak o zaman çok geç olmuş olacak diye…

8 yorum

  1. Yaslari buyudukce denetleme de zorlasiyor. Yegenim Can’in bizden habersiz ne twitter hesaplari oldu, ne Youtube hesaplari. Bulup kapattirdik, ceza verdik falan ama bence kesin yenisini acmistir. Youtube’a yukledigi sacma sapan videolara simdilik guluyoruz ama kimler bakiyor, kimler ne yapiyor bilmiyoruz. Tum kullandiklari aletlere bir kontrol etme mekanizmasi ilistirmek lazim. Ne yaptiklarini bilmek lazim. Cocuk bilmiyor cunku, ve dunyaya acilmak icin inanilmaz caba gosteriyor.

  2. Sevgili Elif, cocugun özelini paylasmissin, görüp de kizmasin 🙂

  3. Çok güzel bir yazı olmuş. Kalemine sağlık

  4. Muhteşem bir yazı, bizim evde teknoloji yasağı var ama skype bunun dışında (kahrolsun gurbet eller) ama annemler teknolojik olsun, gürültülü ışıklı sesli olsun hevesindeler, tüm uyarılara rağmen kızım 1 haftada tatilde teknoloji delisi oldu, geri döndürene dek canım çıktı, hemen annemlere postalıyorum bu yazıyı!
    Bu arada pediatrik terapistin türkçe karşılığı; çocuk ve ergen terapisti ya da terapi eğitimi almış ve terapist ünvanına sahip olmuş çocuk ve ergen psikiyatristi ya da klinik psikolog’dur 😉

  5. Ben kontrollü oldugu sürece bu tarz teknolojik aletlerin, internetin vb. zararindan pek korkmuyorum, kontrolü saglamak gercekten zor elbette. orasi kabul. Olasi radyasyon/manyetik dalga ve kanser iliskisi ise cok korkutucu tabii. Bu konuda, doktor olan ablamin hazirlamasi gereken bir sunum icin birlikte yaptigimiz bilimsel veri taramasinda cep telefonlari ile kanser arasinda direk iliski kuran saglam hicbir yayina rastlamamistik üc-dört yil kadar önce, ama bu bir iliski olmadigi anlamina gelmiyor elbette.

    Ancak belirtmeden gecemeyecegim, aslinda linkleri verilen ve ilk yaziya cevaben yazilan iki yazi karsi gorüs belirtmiyorlar sadece, asil önemlisi ilk yazinin bilimsel verileri nasil carpittigini, alakasiz bilimsel calismalarin sonuclarini kendine gore yorumladigini ve aslinda referans olarak kullandigi bilimsel arastirmalarin yazarin vardigi sonuclara varmamis oldugunu ortaya koyuyorlar.

  6. Oh sonunda super biyazi bizim kiz ilkokulda evde tv yok tablet yok olmayacak ve kizim kulanmayacak biz seker de tuketmiyoruz cagin gerosindeyiz ve apartmandada yasamiyoruz ne tuhafiz ya cidden ormanda yasanir mi yasanir bayada guzel

  7. Pediatrik terapistin karşılığı çocuk psikoloğu. Pedagoji diye üniversitelerde bir bölüm yok artık. Bizim evde televizyon kapalı. Ara sırada 2,5 yaşındaki oğlum yattıktan sonra eşim seyrediyor. Ben televizyon dünyasından tamamiyle koptum. Cep telefonum da çok akıllı değil 🙂 Özellikle akıllısı ile değiştirmiyorum. İpadler de pek ortalıkta olmuyor. Oğlum da nadiren müzik dinlemek için açtırıyor. İzzet Altınmeşe’nin “Hele Meryem”i şu aralar favorisi.