39 Yorum

Çalışmalı mı çalışmamalı mı?

Aşağıdaki yazı, ismini saklı tutmak isteyen bir Blogcu Anne okuru tarafından kaleme alındı.

***

Çalışmalı mı çalışmamalı mı?

Çok emindim; evlenmeyecektim, çocuk da yapmayacaktım. Sonra aşık oldum bir adama, yıllardır hayatımda olan bir adama, “abi” dediğim bir adama; önce evlendim, sonra da çocuk yaptım.  İyi bir işim, güzel bir kariyer hedefim, ” fena değil “ bir maaşım, devam eden bir yüksek lisans tezim vardı (hepsi hala var) o yüzden bebek yaklaşık 7 aylık olunca işe dönecektim. Müdürümün (ve de abim sayılır kendileri) benim kariyerim ile ilgili güzel planları vardı işe dönüşümde uygulamaya geçeceği…

Bebeğimi halasına emanet edecektim. Halası mesleğini çok severek yapmış bir hemşire emeklisi,  çocuklarla iletişimi şahane bir insan, yardım etmek için yaratılmışcasına herkesin işine koşan biri kısacası bebek emenet edilecek ideal insan. Bu durum da bile- daha hamileliğim başından itibaren- sevgilimle sık sık “işi bırakıp kızımla ben mi ilgilensem” konulu sohbetler yaptık ama hepsinde işe dönmem konusunda karar kıldık.

Yaklaşık 4 ay önce- ücretli iznim bitmiş ve raporlarla iznimi sündürürken- kayınvalideme dair kötü bir haber aldık ve hayatımız değişti.  O an için anlık bir çözümle ücretsiz izin talep ettim ve de 4 ay ücretsiz izin aldım. Kayınvalidem hastalandı ve de ona bakacak kişi bebeğime bakacak “ideal insan”dı ve bu durumda bebeğime kim bakacaktı?  Bu soru 4 ay ertelenmiş oldu benim ücretsiz izin çözümümle. Evet anlayacağınız gibi 4 ay su gibi geçti ve iznimin son günlerine doğru, küçük kuzumun halası “kimseye bırakmam ben bakacağım, anneme de bakarım yeğenime de” dedi. Çok güzeldi tabi çocuğumu benim kadar sahiplenen ve düşünen birinin olması ama nasıl olacaktı? Aynı evde bir hasta ve bebek? Hem de çok hareketli bir bebek? Kaygı krizleriyle geçti iznimin son günleri. Bu şekilde idare etmenin mümkün olmadığı üzerine konuşmalar yaptık ancak halası kararlılıkla ve büyük bir fedakarlıkla olabileceğini anlattı ve ikna etti bizi. İkna oldum tabi çünkü en güzel ihtimal halasının bakmasıydı.

Zaman geldi işe başladım. Kızıma günler öncesinden anlattım ancak 9,5 aylık bir bebeğin anlattığını anlıyor olması bile tartışmalı bir durum. Emerek uyuyan, üstüne bir de biberon almayan bebeğimi sabah saat 7:30 sularında halasına teslim ettim. Tabii ki kapı kapanır kapanmaz içime “çok kötü bir şey yapıyorum” hissi oturdu, neyse işe gidince biraz unutur oldum. Akşam eve bir heyecan, çocuksu bir coşku haliyle döndüm ancak kızım bana küsmüştü. Bana hiç yüz vermeden direkt babasına gitti, kucağıma gelmek istemedi. Tabi kahroldum, deli gibi ağladım. Aslında belki küsmemişti bana öyle gelmişti, ayrıca küsse bile minicik bebek nihayetinde anlamlandıramdığı bir durumda kendince tepki veriyordu ve benim bir yetişkin olarak sakin kalmam gerekiyordu. İkinci gün duruma daha fazla alışmıştım hatta üçüncü gün daha rahattım ki kızımın halası “böyle idare etmenin zor olduğunun, bir bakıcı ayarlamanın bebek içinde en iyisi olacağını” söyledi. Onun için zor bir konuşma olduğu kesindi, sözünü tutamadığı düşünüyordu belki ama ne diyebilirim ki?  Olması çok zor hatta imkansız bir şey başarmaya çalışıyordu.

Bu aşamada başladık bakıcı ihtimalini değerlendirmeye. Aklımızdaki ilk kişiye sorduk “şu an imkanı yoktu”, ikinci kişiye sorduk “zaten hali hazırda bir bebek bakıyordu”, “keşke teyzem yakında otursaydı da torunlarıyla birlikte bizimki de büyüseydi”, “annem olmazdı” derken en başa döndük: “işi bıraksam nasıl olur?”…

Çocuğuma benim bakıyor olmam babası için de benim için de en iyi ihtimal. Dahası üç günlük işe dönme sürecimde kızımla hep beraber olmanın çok sevdiğim (zaten biliyordum ama bildiğimden de çok seviyormuşum) bir durum olduğu da ortaya çıktı. Gel gelelim kendi hayatıma dair kaygılarım var. Mesleğim “elini sallasan ellisi” tarzı bir iş bulabilme durumu yok, işimde şu anki konumum ve de konumumun geleceği iyi. Gel de işin içinden çık!

“Peki ayrılsam ne yaparım” sorusunun cevabı da fena değil aslında. Yazarım mesela, çocukluğumdan beri tutkum olan işi yaparım yazarım. Altını çizerek ve büyük bir hevesle tekrar tekrar yazmak istiyorum yazarım, yazarım, yazarım….. Oturur kitap okurum, sevgilimle ortak belgesel projemize başlarım. Bu düşünce çok heyecan verici peki ne kadar uygulanabilir. Gerçekten yapabilir miyim? Yoksa kendimi asosyal ve hayattan soyutlanmış, eve kapanmış mı hissederim. Bebekle ilgilenmek bütün günümü alır da kendime vakit ayıramaz mıyım?

Peki işte kendimi nasıl hissediyorum?! Sabahtan akşama kadar ofiste deli gibi iş yetiştirmeye çalışırken , kendimi kapatılmış-hapsedilmiş hissetmiyor muyum? İş yerindeki herkesle ilişkileri dengede tutmaya çalışırken, stratejik yaklaşımlarla ve de ortak pek az konuşulacak lafım olan iş arkadaşlarımla ne kadar sosyalim. Bu işte ilerlemek gerçekten bana büyük bir tatmin veriyor mu?

Peki hayallerimin ve de kızımın peşine gitsem mali durumum nasıl olacak? Şu an -biraz sıkıntılı günler yaşamamız gerekse de- bu durumu kaldırabiliriz. Ama ilerde ne olur bilinmez.

Peki bu “ilerde ne olur bilinmez” hal özel sektörde çalışan herkes için geçerli değil mi? Evet geçerli.

Peki ya kızım büyüyünce kendimi, kendime karşı suçlu hissedersem? Hatta daha o büyüyorken suçlarsam kendimi ya da onu?!

Peki ya hayallerimin ve kızımın peşinden giderek daha mutlu olursam, “iyi ki de bırakmışım o işi” dersem…

Uzar gider bu karmaşa. Yarım gün içinde aklımdan geçenler bu kadar, yarına kararımın ne olacağım, ne hissedeceğim kimbilir! Akşam olmak üzere, kızımı özledim!

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

39 yorum

  1. Biliyorum çok sancılı bir süreç. Ben 1 sene evdeydim ve çalışmama opsiyonum olsaydı o dönem kesin işten çıkardım. İnsan olayların içindeyken sağlıklı düşünemiyor doğal olarak. Bu sorduğun soruları sorman çok normal ama bunların cevabı yok.
    Dolayısıyla bence bu kadar düşünecek bir şey de yok. Şu an için ekonomik olarak çalışmamayı kaldırabiliyorsa bütçeniz evde kal bebeğine bak, bir süre sonra zaten kreşe gitmesi gerekecek. O zaman da tekrar iş ararsın en kötü ihtimalle.
    Hayırlısı olsun hepimiz için.
    Çalışan anne sendromlarımdan birkaç örnek 🙂
    http://mineoskay.blogspot.com.tr/2012/06/anne-iste.html
    http://mineoskay.blogspot.com.tr/2013/01/huma-hasretim.html

  2. Oooo bu ikilemi o kadar sık (hergün, günde birkaç kere) yaşıyorum ki! Bu ikilem hiç bitmez! Hergün, “oğlumu başkalarına emanet edip gidiyorum” suçluluğu o kadar ağır basıyor ki! Ama bir yandan da çalışmamın, onun geleceği için olduğuna ikna ediyorum kendimi. Çünkü daha güzel bir hayat yaşayabilmesi, güzel bir okulda okuyabilmesi, gitmek istediği kurslara, tatillere gidebilmesi için para kazanmak lazım. Bir yandan da, özel okul yerine iyi bir devlet okulu bulup ona göndersek ve hergün çocuğumu okula BEN bırakıp alsam düşüncesi beynimi kemiriyor. Bebeğim henüz 18 aylık ama ben bunları düşünüyorum. Kreşe ben hazırlayıp bıraksam, kreşten ben alsam onu. Yolda sohbet ede ede eve varsak. Evde kurabiye pişirsek yesek. Bahçeli evimiz olsa ve kurabiyeleri yedikten sonra bahçede böcekleri keşfe çıksak…. Hep hayalim bunlar. Oğlumu her sabah bırakıp işe giderken hiç mutlu değilim ben, ve bu hayallerim gerçek olsa çok mutlu olurdum gibi geliyor. Tek sıkıntım, acaba işi bıraktığımda önemli ölçüde gelir kaybına uğradığımızda oğlum bazı şeylerden yoksun kalır mı? Onu özel okula gönderemezsek şimdikinden daha da büyük suçluluk duygusu hisseder miyim?…. Bundan korkumdan, şu an çalışmaya devam ediyorum. Keşke bir gün işi bırakma cesaretini bulabilsem kendimde….

  3. Çalışan bir anne olarak 10 yıldır vicdanımda paslı bir çiviyle geziyorum.Bebeklerimin ilk adımlarında yanlarında yoktum. Bu bendeki en derin sızılardan biridir. Evet, benim de hamileyken yaptığım hiç bir plan tutmamıştı. Bu yüzden çocuklarımı bakıcı, kreş yardımıyla büyütebildim. Başlarda çok zordu ama zamanla daha kolay gelmeye başladı. İşimi seviyor olmamın yanı sıra maddi açıdan da çalışmam gerekliydi. Ama bir yandan da çalışmak beni özgürleştiriyordu. Hep olumlu düşünmeye çalıştım zorlandığım anlarda. Büyüdükleri, kocaman delikanlı olduklarını hayal ettim yaşadığım sıkıntılarda. İşim çocuklarından elbette daha kıymetli değil. Ancak işimde kendim olduğumu hatırlıyorum .Bu da beni daha mutlu bir anne haline getiriyor. Maddi açıdan da çalışmam sayesinde onlara daha rahat bir hayat sağlayabiliyorum. Şimdi çocuklarım 8 ve 10 yaşlarında. İşler daha kolay. Ama o paslı çivi arada bir inceden acıtır beni.

  4. Bence maddi imkani olan anneler ise donmek konusunda aceleci olmamali.Bazen de cocuguna kendi bakip,azicik asim diyebilmek lazim.Ayrica 6 aydan itibaren bebekler iletisime cok acik oluyor ve anneler bu donemde bebegin yaninda olsalar keske,keyifli zamanlar yeni basliyor.

  5. Ben kızım 6 aylıkken çalışmaya başlayacaktım ama yapamadım. Yüksek lisans tezimi de yarım bıraktım! Kalbimi dinledim. İleride pişman olur muyum bilemiyorum. Şuan için bana doğru gelen bu ama çalışan annelere de hayranlıkla bakıyorum. Büyük bir irade, sabır ve özveri gerektiriyor. Allah yardımcınız olsun…

  6. Bebeğim 6 aylık iken çalışmaya başladım.Bakıcı sorunu yaşamadım.Bebeğime teyzem bakıyor.Bebeğim mutlu bir bebek.Sürekli güler,gülücükler saçar.Pozitif(bana yaşam enerjisi aktarıyor.)Bebekler hangi dönemde küsüyor,bilmiyorum.Çalışıyorum diye bana daha zorluk çıkarmadı.Fakat benim kendi iç dünyamda inanılmaz gelgitler olmuyor değil.Çok özlüyorum.Kafamda 24 saat onunla geçirdiğimde o başka bir karakterde mi olur??gibi düşünceler dönüp duruyor.Evde iken (çalışmaya başlamadan önce)kendimi daha tükenmiş hissediyordum.Bombaya dönüşmüştüm.Şimdi kendimi daha etkin enerjik hissediyorum.Tükenmişlik duygusu suçluluk duygularıyla yer değiştirdi sanırım.Çalışan kadın ve çalışmayan kadın farklı farklı sorunlar yaşıyor.Annelere her daim yardım şart!!

  7. Oğlum 7 aylıkken başladım çalışmaya, babannesi ve dedesi baktı iki yaşına kadar. Sonra iki yaşında kreşe başladı (benim de bu konuda sızlar vicdanım) Şimdi 4,5 yaşında. Bu arada kamu sektöründe çalışıyorum. Yüksek Lisansı evlenmeden önce bitirmiştim. Bu yıl da doktorayı tamamladım. Çok zor bir süreçti. Evle hiç ilgilenmedim desem yeridir bu süreçte, işten geldim, yemek hazırladım, eşimle akşamı paylaştık ve oğlumuzla 2 şer saat geçirdik 5’ten sonra. Herkesin kendine özel dinlenme saati de oldu. Birlikte zaman geçirdiğimiz süre de. Gece hiç uyumadan işe gidişlerim de. Sıklıkla bunu kendime ve oğluma neden yaptığımı soruyordum. Ama şimdi başardım. Evli, çocuklu, doktora konusu ile alakasız bir işte çalışan, ve doktorayı tamamlayan biriyim. Bu hazzı tarif etmem mümkün değil. Farklısı olsa ne olurdu bilemiyorum. Ama hep pişmanlık yaşardım gibi geliyor. Benim işi bırakmam pek mümkün değildi. Onu hiç düşünmedim. Ama doktorayı bırakmayı hep düşündüm. Hatta istedim. Ama yapmadım. şimdi de iyi ki sonuna kadar dayanmışım diyorum.
    Sizin için ve bebeğiniz için en iyisi neyse o olur umarım. Ama hangisinin daha iyi olacağını bilmek zor.

  8. Aynı sebeplerden 12 sene çalış ,çocuk olunca ayrıl(nasıl mı yaptım ?Evi geçindirmek için ikinci maaşa ihtiyaç yoktu faturalar ödeniyor tabi bende iki ayağım var kırkayak gibi her renk ve modelde ayakkabı almadım gelire göre gider dengesini kurduk ailecek) ,6 sene evde otur (evet 6 yıl)çocuk ilkokula başlasın sen boşlukta kal ,iş görüşmelerine başla ,bıraktığın yerden başlama şansı nerdeeeeeeee yıllar önce (10 yıl önce bıraktığın bu işi bir daha yapmam dediğin işe geri dön)serbest zamanlı çalışıyorum azıcık işim kaygısız başım modunda takılıyorum maksat oyunun içinde kalmak diyeyim sadece ev körelme demek sadece iş iş iş benim için oda aynı şey …..Her anne kendi tecrübesini yaşayacak ne dersek diyelim ……

  9. Ben oğlum 4,5 aylıkken annanesine bırakıp işe başladım.. Tabiki her anne için olduğu gibi benim içinde zor oldu. Oğlumun çok emin ellerde olması her zaman işimi kolaylaştırdı. Buna rağmen küçük bir şehirde yaşamanın avantajı ile gün içerisinde arabama atlayıp her istediğimde gidip oğlumu gördüm emzirdim geldim.. İşverenlerim bu konuda çok anlayışlıydılar işimi aksatmadığım sürece onlar için ufak kaçamaklarım sorun olmadı hiç bir zaman.
    Yinede uykusuz gecelerin sabahında kalkıp sürünerek işe gitmek, gizli kuytu köşelerde süt sağmak tam bir eziyetti. Her annenin olduğu gibi gün içerisinde evladımın kokusu burnumda tüttü. Büyüdükçe sabahları arkamdan ağlamaya başladı. Koşarak uzaklaştığım sabahlar oldu evden. Ben işimi bırakmayı hiç bir zaman düşünmedim. Keşke maddi durumum daha iyi olsa çalışmazdım dedim ama o sadece bir keşkeden ibaretti ve bu hayale fazla kapılmamak gerekti. Oğlum doğduğunda şuan hala devam ettiğim işimde 13 yıldır çalışıyordum. Yıllardır kendi paramı kendim kazanmış bu zaman zarfı içerisinde maddi manevi birçok zorluklarla karşılaşmış ve bunların hepsini maddi özgürlüğüm sayesinde atlatmıştım. Bu lüxten vaz geçmeyi hiç bir zaman düşünmedim. İmkanı olan hiç bir kadın da vaz geçmemeli diye düşünüyorum. Bir kadın ayakları üzerine sağlam basabilmeli ve ekonomik özgürlüğü her zaman olabilmeli. Bir çocuk annesini yanında ister bu en doğal hakkı ama günümüz dünyasında da maalesef gelir düzeyimiz belli bir seviyede olmadan yanında olduğumuz çocuklarımıza yapabilecek çokta birşeyimiz yok diye düşünüyorum..

  10. anne icin en büyük ikilem bu işte bir tarafta kariyerde yaparım cocukda yaparım sloganı atmak istiyorsun ama diger taraftan vicdanın el vermiyor.10 senede 2 cocuk oldu ilk cocuguma bakamadım 2 ye bakarım dedim oda olmadı.sağolsun devletimiz 3.yu yap diyor vergi almayacakmıs, yarım gun calısma hakkı verecekmiş, birde üzerine aylık maaş iletecekmiş mış mış… ne diyelim 4 aylık bebeğini bırak işe dön derken de yaşattığı vicdan azabına çözüm bulur insallah

  11. Her çalışan annenin aynı duyguları yaşadığını biliyoruz. Bu hiç değişmiyor. Ben de iki çocuklu çalışan bir anne olarak sömestir tatilinin gelmesiyle her ikisi de teyze evine gittiler. Akşamdan akşama gördüğüm çocuklarımla arama şimdi de tatil engeli ve özlem eklendi. Hafta sonunu sabırsızlıkla bekliyorum. Belki imkanlarınız olursa hala evine bir yardımcı alsanız ya da bakıcı hala evinde bakabilse. O zaman hala hem daha rahat eder hem de sizin içiniz… Naçizane bir öneri.

  12. büyük kızım 6 aylık işse başladığımda, annem yanımıza gelmişti o bakacaktı. başladığım iş ise doktora tezim ve yarıda kalan akademik kariyerimdi. 2.5 yıl çok sancılı geçti, acilden aldığım çocuğu anneannesine bırakıp tezim için deneyler yapmaya gittim. pek çok zorluğa gögüs gerdim. doktora tezimin bittiği gün kızımın 3. doğum günüydü. hocam annemi tebrik etmişti siz olmasanız yapamazdı ben teşekkür ederim diye. sonra kariyerimin devamı için sehir değişikliği (35. madde ile eski üniversiteme dönüş). yeniden yeni yaşama uyum, annemler aynı şehirdeydi neyse ki. bu arada gelen ikinci bebek. bu sefer kolaylaşmış çalışma saatleri nedeniyle kızım iki aylıkken döndüm işe. harika bir bakıcımız vardı ve hala var, bu sabah görünce kucağına atladı, bakıcımız evine giderken arkasından ağlıyor. bir yandan mutluyum çocuğum bensiz husursuz değil diye, diğer yandan üzgünüm ya da biraz kıskanıyorum galiba. akademik kariyerim şöyle böyle ilerliyor (hala doçent olamadım mesela). ama ikilemden kurtulamıyorum ve ağır aksak ilerleyen bir kariyerim ve mutlu olduklarına inandığım çocuklarım var. ben ise yarı mutlu bir yaşam sürüyorum, hedeflerim ve hayallerim hep yarım cünkü.

  13. hamile kalmadan öncesinde başlayan ve hep gel git yaşadığım halen de devam ettiğim bu iç kemirici konuyu ne güzel dillendirmişsiniz…ne yapmalıyız, nasıl yapmalıyız….çocuğumu bakıcı büyütürse ne kadar benim büyüttüğüm çocuk olacak…ilklerini benimle yaşamadıkça ben nasıl anneliğimi sindirebileceğim…işimi bıraksam o başarılı kadına ne olacak…günün birinde içten içe ben bunları haketmiyorum diye söylenecekmiyim…düşünmek bile çok yorucu…

  14. Pasaklı Kız

    Kızım 11 aylıkken başladım işe. Zorla başladım. Kamuya atandım doğum yaptıktan hemen sonra. kolaylıklarını elde etmek adına, ücretsiz izin sonrasında başladım. Ama hep yanlış bir iş yaptığımı düşünüyorum. Şuan babaannesi bakıyor farklı şehir olduğu için beraber kalıyoruz. Kızım mutlu ama ben mutlu değilim maalesef. İyi bakılıyor diyorum, sevgiyle bakılıyor diyorum ama hiçbir şey benim istediğim gibi olmuyor ve bu kadar şeyin sonucunda yanlış yaptığıma emin oluyorum 🙁
    2.çocuk olsa 2 yıl alırım ücretsiz izini diyorum sonrasında işi bile bırakabilirim diyorum ama eşim şimdiden yeni kanunda yarım gün çalışma, süt izniyle çok az çalışılıyormuş, falan filan, mesaj vermeye çalışıyor aklınca. Ama Allah izin verirse ben 2 yıl ücretsiz izin kullanıcam inşallah.

  15. Çalışan anneler işiniz zor ancak gelecek nesiller ve çocuklarınız için bu fedakarlığınız gerçekten çok özel ve önemli. Özellikle de kız çocuklar için… Pes etmeyin lütfen.

    Hayatım boyunca anne olmak ve kariyer yapmak terimlerinin ayrılmasını bilinçaltımıza işlenen ve kadını karanlığa itmeyi amaçlıyan, bize zorla inandırılan bir olgu olduğuna inandım. Hala böyle düşünüyorum. İnsanoğlunun soyunun devam etmesi için çocuk yapıyoruz. Yapıyoruz derken biz kadınlardan değil, erkek ve kadından bahsediyorum. Ne şanslıyız ki doğurma görevini biz kadınlar üstleniyoruz. Bu mucizeye erkeklerde olmayan “empatiye” sahip olduğumuz için biz tanık oluyoruz. Ancak bu durum çocuğu ya da bebeği bakıma bırakıp işe dönerken vicdan azabı olarak kapımızı çalıyor. Ben bunun da büyük ve kötü oyunun bir parçası olduğuna inanıyorum artık. Kızıma 8 ay bakma şansım oldu. Ardından bakacak bir yakınım, tutacak bir kadınım olmadığı için O yuvaya ben işe… İki ay ağladım. İş dönüşü çocuğumun ağlamaktan ıslanmış bodylerini görüp kendime ücretsiz iznimi uzatacak kadar birikim yapamadığım için çok kızardım. Hepsi geçti… Çoğu ev kadını arkadaşımdan daha çok kızımla ilgilenen, onunla mesai saatinin dışında tüm vaktimi oyunlar oynayarak geçiren, onu hayatıma tamamen dahil eden bir kadın ama çok ama çok yorgun bir oldum. Bu sırada eski kariyerime ulaşmam, yeniden kendimi kanıtlamam ve şirketin bana sahada iş vermesi 9 ayımı aldı. Çok çalıştım. Kızım hasta oldu işe gittim, ateşli yuvaya bıraktım. O kızamıkken, malesef ben kilometrelerce ötede röportaj peşinde koşturuyordum. Bunları yaptım yoksa masabası gazeteciliğe mahkum olacaktım.

    İkinci çocuğu kariyerimi çok çok zorlasa da kızım yalnız olmasın bu hayatta diye yapmaya karar verdim. Ancak ikinci bebeği 4 ayda anneanne babannenin şefkatli kolları yerine soğuk bir yuvaya terk etmek zorundayım. Vicdanım sızlıyor. Hem de çok, ancak o günleri hatırlamayacağını ve benim onun tüm yaralarını iyileştirmek için elimden geleni yapacağımı biliyorum. Kariyerimi bırakabilirdim. Azıcık aşım kaygısız başım olurdu. Evden çalışırdım. Ama ben çocuğun anne babanın ortak evladı olduğuna inanıyorum.

    İşi babası da bırakabilmeli. Hala daha babası bu kararı alıp bırakabilir. Başka bir hayat yaşayabilir sistemin çarklıları içinde dönmekten vaz geçebiliriz. Ama bunu bebeğime kim bakacak diye değil, hayatımı buna göre şekillendirmeye karar verdiğim zaman yaparız. Ben aksine bir yaşından itibaren bebeklerin bağımsız ve anneden uzak hayatlarının onlara kişisel gelişimlerinde yardım ettiğine inanıyorum. Ve kadınların anne olunca bebegim bensiz olmasın mantığıyla iş bırakmalarının (çocuk okula gidince işe geri dönülüyorsa ya da veden çalışılıyorsa bir sözüm yok) hayatlarını evde geçirmelerinin kadına karşı ayrımcı zihinler tarafından yaratılan, kadını sosyal hayattan dışlamak için beynimizin yıkanmasıyla ortaya çıkan bir art niyet olduğu kanısındayım.

    Kadınlar olarak aman sistemin oyununa gelmeyelim. Yetiştireceğimiz nesiller için mücadele edelim. Ben çocuğumu temizlikçisiz komşusuz, anne babasız arkadaşsız bakıcısız gazetecilik yaparak büyüttüm. 2 yaşında oldu. Güçlüyüm ve gururluyum, en zor anlar geride kaldı. İş gezilerinde babası büyük zevkle bakımını üstlendi ve hastalıklarında bir o bir ben izin kullandık.

  16. Ben de kızım dört aylıkken anneme bırakarak işe başladım. Annem emekli hemşire ve kızıma benim evimde bakıyor. Ama yine de ben de çok ikilem yaşadım çünkü kızım tüp bebek yani çok uğraştım ona sahip olabilmek için. Eşim istersen sen bak bir şekilde idare ederiz dedi. Ama annem asla mesleğini bırakma hayat ne getiri belli olmaz ben kızına gözüm gibi bakacağım dediği için işime deva etmeye karar verdim. Sağolsun sözünü de tuttu ve tutmaya devam ediyor. Daha sonra kızım yaklaşık 1,5 yaşındayken işte çok büyük bir sorun yaşadım, istifa etmeye karar verdim. Eşim yine kızına doyarsın bir süre dedi. Ama annem yine karşı çıktı, allahtan iş yerinde birim değiştirerek sorunum çözüldü ama bu sefer de iş seyahatlerim başladı. Annem hem eşime hem kızıma ben seyahatte iken de gözü gibi baktığı için yine işime devam ettim. Ama eşim hep benim kazandığım da yeter istediğin zaman evde oturabilirsin demeye devam etti.
    5 ay önce ani bir kalp krizi sonucu eşimi kaybettim. Bütün hayatım alt üst oldu. Tüm hayat standartımız eşimin maaş seviyesine göre ayarlı olduğu için tüm dengelerim alt üst oldu. Ama 5 ayda bir şekilde toparlandım (Yine annemin desteği ile) Bu arada pozisyon değişikliğimden dolayı kendi maaşımda iyileşti. En azından kızımı istediğim okulda okutabileceğim ki benim için en önemli şey bu hayatta.
    Diyeceğim o ki tamam çocuklarımız keşke bizimle büyüse ama bir de hayatın acı gerçekleri var. Ve onlar her an karşısına çıkabiliyor insanın. Ben iyi ki çalışmaya devam etmişim diyorum.

    • Başınız sağolsun. Yazdıklarınız tokat gibi geldi birden! Yine de şanslısınız ki böyle bir anneniz var ve bebeğinize o bakabiliyor.

    • Başınız sağolsun. Allah sizlere sabır versin..Hayatın bir de bu yüzü var… Paylaştığınız için teşekkür ederiyorum.
      Eminim ki çocuğunuz annesi ile her zaman gurur duyacak. Her zaman sizin bu mücadele gücünüzü örnek alacak. O da sizin gibi güçlü bir birey olacak. Sevgiler.

    • başınız sağolsun banu hanım.

      tam da bu ve benzeri nedenlerle kadın erkek anne baba fark etmeksizin herkesin çalışması gerektiğini savunuyorum. çünkü yaşamak için hepimizin maalesef paraya ihtiyacı var sıfatlarımız ne olursa olsun..

    • banu hanım başınız sağolsun..

      işte tam da bu ve benzeri nedenlerden kadın erkek anne baba fark etmeksizin herkesin çalışması gerektiğini savunuyorum..yaşamımızı idame ettirebilmek için para çok mühim ve sıfatlarımız bu noktada çok önemsiz kalabiliyor.

    • Başınız sağ olsun Banu…

  17. ilk 6 yıl çok önemli ne olursa olsun bu sebepten çalışmak mantıksız başka birinin bebeğinizi büyütmesi hoşunuza gidiyor ise buyrunuz çaloışın yok kendi adet gelenek göreneklerime göre kanından biri büyütsün o sıcaklığı yaşasın annesinden kopmasın bebekler diyecekseniz fadakarlık yapacaksınız sanırım çocuğunuz işinizden daha önemli 🙂

    • bu yorumun özellikle son cümlesi ne kadar yaralayıcı!

      herkesin hayat şartları, insani şartları farklıdır. tabii ki hiçbir şey çocuklarımızdan önemli değil ve sırf bu nedenle çalışan bir çok anne var..keşke empati yapabilseydiniz biraz..

    • Ne kadar kaba ve kötü niyetli bir yorum bu. Espri yaptiginizi düsünüyorsunuz herhalde, ama son cümlenizin gülünecek hic bir tarafi yok.

  18. Ben çocuğum 7 ayını tamamladığında işe başladım. Ve 1,5 aydır çalışmaktayım. Evdeyken ben nasıl işe başlayacağım kaygıları içimi kemirdi… Ama şanslı yanım şu; istanbul gibi bir yerde işim evime yakın. Zamanımı yolda harcamıyorum ve kızıma anneannesi bakıyor. Onunla mutlu olduğunu görmek beni çok mutlu ediyor. Çok düşündüm işten ayrılmayı… Ama kredi ödüyorduk ve ödeme planımız benim çalışmam üzerine kuruluydu. İşe başladım. Ve şöyle düşünüyorum. Benim annem de çalışan bir bayandı. Bana bir süre babaannem baktı. Kreşe başladıktan sonra da akşamları annemin bankasına giderdim. Kreş bankaya yakın olduğu için de güvenlik görevlisi beni elimden tutup bankaya getirirdi. Akşama kadar bankada otururdum. Sonra annemle eve giderdik. Bir süre sonra bana yan komşumuz baktı. Mükemmel ötesi insanlardı. Allah hepsinden bin defa razı olsun. Şu an 30 yaşındayım. Ve hiç bir zaman bu durumdan kendimi kötü hissetmedim çünkü annem işten geldiğinde ve haftasonları hep benimle ilgileniyordu. Çalışan anneler kendinizi kötü hissetmeyin. Günümüz hayatında maalesef maddiyat da çok önemli. Kendi ayakları üstünde durabilen bireyler yetiştirebilmek için belki kendi ayakları üstüne durabilen bir anne modeli çok önemli… Ben annemin evde oturacağını hiç düşünmedim. Ve hep ben de ileride iş sahibi olacağım mantığı ile büyüdüm. Okumayım, evde oturayım hiç ama hiç aklımda değildi. Bakıcı olayı apayrı bir konu. Belki o zaman ayrılmayı düşünebilirdim. Ama yaşamadan bilemem… Allah hepimizin çocuklarına mutluluk ve huzur versin.

  19. Bebeğimi 5 aylıkken bırakıp çalışmaya başladım. Oğluma anneannesi ve babaannesi sırayla bakacaklardı.Anneanne ve babaanne şehir dışında yaşadıklarından sırayla bakacaklardı yanımızda kalarak. İlk gün çook zordu kapıdan kaç kere döndüm bilmiyorum. İş yerinde ilk günü arkadaşlarla hasret giderme, doğum macerası, resimleri, videoları derken atlattım. Tabi bu arada evi kaç kere aradım bilmiyorum. İlk hafta çok zordu çok ağladım, inanılmaz bir suçluluk duygusu hissettim. Gün içinde resimlerine videolarına bakıp bakıp hüzünlendim, bir çok şeyini kaçıracağım diye dertlendim. İlk ay acaba işi bıraksam mı yaşına kadar ben mi baksam yada kreşe gidene kadar hesapları yapıp durdum. Ben çalışmasam geçimimiz zor olacaktı ve oğlumuza istediğimiz şartların çoğunu sağlayamayacaktık. Bunları ve oğlumun emin ellerde olduğunu düşünerek kendimi teselli etmeye çalıştım. İşe döneli yaklaşık 4 ay oldu onu inanılmaz özlüyorum kokusunu içime çekeceğim saatleri dört gözle bekliyorum ve artık alışmaya başladım bu düzene. Eve gittiğimde beni kapıda karşılayıp deli gibi sevinmesi hem içimi parçalıyor hem de inanılmaz mutlu ediyor. Elif’in dediği “annelik her zaman toz pembe değil” lafı aklıma düşüyor. Annelik ciddi fedakarlıklar istiyor ve ben bunları onun geleceği için yapmak zorundayım. Yavrularımızın sağlığına, mutluluğuna ve huzuruna zarar gelmesin..

  20. bu yorumun özellikle son cümlesi ne kadar yaralayıcı!

    herkesin hayat şartları, insani şartları farklıdır. tabii ki hiçbir şey çocuklarımızdan önemli değil ve sırf bu nedenle çalışan bir çok anne var..keşke empati yapabilseydiniz biraz..

    Cevapla

    • Katılıyorum; herkes düşüncesini ifade etmekte özgür ama anneler çocuk bakımı konusundaki ikilemlerini en saf haliyle paylaşırken, üstelik yalnızca bir doğrudan bahsetmek mümkün değilken böyle yaralayıcı ifadeler kullanmak hiç hoş değil. Destek değil köstek olmak buna denir herhalde.

  21. Çok zor bir karar. Hayatı açık uçlu bırakmak zorundayız çünkü her an her şey olabilir ve sahip olduğumuz herşey değişebilir. işe dönebilme garantisi olan bir işse, karar vermek kolay. Ya da yarı zamanlı evden çalışmaya yeşil ışık yakan bir işse yine kolay. Ama özellikle anaokulu yaşına gelene dek ben bakayım istiyorsanız, o zaman 2 sene tamamen sahalardan uzak kalmamak, en azından sektörle bağı koparmamak, gerektiğinde ücretsiz de olsa işyeriyle ilişkiyi devam ettirmek, yardım etmek falan bir şekilde bağları koparmamak benim tavsiyem.. Hani ilerde çocuk okula başlayınca hem boşlukta kalmamak, hem de kariyer açısından aradaki boşluğu “dolu gibi gösterebilmek” bazında.. Kolay gelsin ve bol şans seçiminizde..

  22. çalışan-çalışmayan tüm anneler bu içsel hesaplaşmayı yapıyor.
    herkesin mesleği konumu o kadar çok farklı ki. ben işimi bırakırım ama 3-5 sene sonra geri dönmem gerçekten çok zor olabilir, belki de imkansız olabilir. ama bir başkası bıraktığı yerden devam edebileceği bir meslek gurubu içindedir ara verebileceğinin iç rahatlığı ile bebeği ile uzun bir süre ilgilenebilir.
    ben de çalışan bir kadın ve anne olarak sosyal medyadaki bu tip konulardan sıkıldım artık. çalışan anne, çalışmayan anne, organik anne, hazır gıdacı anne, kaliteli zaman yaratan anne, yaratmayan anne. ne kadar zorlaştırıyoruz her şeyi. hepimizin çocuklarına olan sevgisi sorgulanamayacak kadar fazla. bin lira kazananda on bin lira kazanan da çocuğu için mümkün olan en güzel şartları sunmayı amaçlıyor. hepimizin hayattan beklentisi o kadar çok farklı ki, gönlünden ne geçiyorsa herkes onu yapsın. yapamayanlarda hayıflanıp üzülmesin çocuklarımızın biricik anneleriyiz neticede bunu hiç bir şart değiştirmeyecektir. ben kızımı 3 aylıkken anneme emanet edip iş hayatıma döndüm. akşamları 4-5 saat ve hafta sonları sürekli birlikteyiz. hiç bir acaba yaşamadım, ilk aylarda kendimle hesaplaşmalarımı saymazsam. kızım mutlu bir çocuk bunu çok net gözlemliyorum ve hissediyorum. ne olursa olsun onu çok seviyorum kendim ve kızım için iş hayatıma devam ediyorum . hepinizi sevgiyle selamlıyorum 🙂

  23. Buket Kubilay

    Ben çok güvendiğim bir psikiyatra, henüz anne değilken sormuştum: ” 2 sene çocuğa anne bakmalı diyorlar, doğru mu bu? ” O da bana birçok uzmanın kendi şahsi fikrini bilimsel bir gerçekmiş gibi sunduğunu, bu konularda kabul edilmiş tek bir doğru olmadığını, anne nasıl istiyorsa ve neyi devam ettirebilecekse onu tercih etmesi gerektiğini söylemişti. Elbette zorunluluklardan bağumsız olarak keşke herkes tercih ettiğini yaşayabilse. Ben işe ara verdim, kızım 1 yaşında yaklaşık 6 ay sonra işe döneceğim. Daha erken başlayamadım işe ama tamamen de bırakamam. İşimi seviyorum, iş arkadaşlarımı seviyorum, kendi paramı kazanmayı seviyorum. Geçen gün bir evrak için işyerime gittim, mutlu oldum 🙂 Kimse kimseye ne yapması, yapmaması gerektiğini söylememeli. Hele ki konu çocuklar olduğunda. Kimse bir çocuğu anne babasından daha çok düşünemez herhalde. Ayrıca insan psikolojisi tek bir sebeple bozulan bir şey değil. Anne olan bir sürü çocuk psikoloğu çalışmaya devam ettiğine göre,çocuklar için dünyanın sonu değil demek ki 🙂 Bu tartışma bitmez çünkü annelik hiç bitmeyen bir vicdan azabı. İşi bırakan kendi için, işe dönen çocuğu için sürekli sorgulayıp duruyor. Ama hayat da tam olarak böyle değil mi, mükemmel diye bir şey yok!

  24. Kesinlikle eleştiri ve yargılama değil sadece kendi fikrim. Maddi imkanlar uygunsa min. ilk 2 yıl bebeğe anne bakmalı bence. Kariyere bırakılan yerden devam edilir mi edilmez mi bebek yapmadan düşünülecek bir mevzu. Bebek için ilk 3 yıl çok önemli ve en çok ihtiyaç duyulan şey anne ile birlikte zaman geçirmek. Ama maddi imkan yoksa anne de mecbur çalışacak tabi ki.

  25. Benim deneyimim farkli oldu. Kizim dogduktan sonra 6 aylikken krese verdim (yurtdisinda yasiyoruz). Calismayi seviyorum, ve sadece bebekle evde vakit gecirmek istemiyordum. Burada herkesin bahsettigi vicdan azabini hissetmedim acikcasi. Kendimi bir garip hissettim simdi. Kizima cok bagliyim, o da bana. Okuldan genelde ben aliyorum, ve yatana kadar oyunlar oynuyoruz, beraber surekli iletisim halindeyiz. Yani kizim da kres deneyimini cok olumsuz gecirmiyor, ogretmenini seviyor, arkadaslarinin hepsi asagi yukari ayni yaslarda krese basladiklari icin beraber buyuduler/buyuyorlar. Gittigi kres kurum olarak guvenilir bir yer oldugu icin gozum arkada kalmadi. Cogu aile de bu yontemi izliyor yasadigimiz yerde.

    Umarim herkes icine sinen bir cozum bulur. Bunlar zor kararlar ama en dogru cozum sizi ve cocugunuzu mutlu eden secimdir nihayetinde.

  26. Hamilelikten çok önce özel sektör çalışma koşullarından ve iş dışında değer verdiğim hiçbir şeye zaman ayıramamaktan bunalıp işten ayrılmıştım. Serbest çalışıyordum, gelirim öncekine kıyasla azdı ama tüm sıkıntılarım bitmişti. Doğumdan sonra niyetim birkaç ay bebeğe bakıp, içime sinen bir bakıcı bulduktan ve bebeği bakıcıya alıştırdıktan sonra eskisi gibi daha iyi gelir elde edeceğim tam zamanlı bir iş aramaktı. Bebeğin özellikle gelecekteki ihtiyaçlarını düşününce daha iyi kazanmam gerektiğine ikna olmuştum. Bakıcıya bırakma fikri çok zordu, hatta başta kabus gibiydi, ama zamanla alıştım ve o kadar kötü olmadığını anladım. İş ararken tüm günü dışarıda geçiriyordum ve evden uzaklaşmak çok iyi gelmişti. Aradan bayağı zaman geçmesine rağmen istediğim gibi bir iş bulamayınca yeniden serbest çalışmaya başladım. Bakıcımız yine var. Geliri az olsa da sevdiğim şekilde çalıştığım ve değer verdiğim başka şeylere de (sizin örneğinizde yazmak ya da belgesel oluyor bunlar) zaman ayırabildiğim için huzurluyum; bu huzur da bebeğe yansıyor. Bakıcımız olmasaydı bu diğer şeyleri zor yapardım sanırım, herkeste aynı olmayabilir ama tüm günü çocukla geçirmek benim için çok yorucu ve bunaltıcı oluyor, başka bir şeye enerjim kalmıyor. Bazı şeyler düşündükçe insanın gözünde büyüyor, yoksa bakıcıyla çocuk büyütmek kötü bir şey değil, daha az gelirle idare etmek de kötü bir şey değil. Bu işte daha iyi diyebileceğimiz bir karar yok, önemli olan sizin huzurunuz.

  27. herkes birşeyler söylemiş yazmış.. bu işin tek bir doğrusu yok elbette. benim hikayem de değişik. bebek 3.5 aylıkken yurtdışında olan anane dede ve ildışında olan baba yüzünden 1.5 ay bakıcı sonra 1 seneye yakın anane elinde büyüdü bebeğim. rahatsızlığı çıkınca annem korkup ilgilenmek istemedi 15 aylıkken izne ayrıldım apar topar. öğretmenim kamuda ve bu işimi kolaylaştırıyor tabii ki. oğlum ananeye bırakılırken ki çoğu zaman baba bıraktı mutlaka uyandırıp çıktım arkamdan deli gibi ağlasa da. 9 aylık olduğunda güle güle yapıyordu biliyordu ki ben geri geleceğim. eve geçince boş kalmak istemedim. yarım kalan y.lisans derslerime başladım dilekçe verip ikinci çocuğu yaptım hazır evde duruyorken. asıl niyet tabii ki devletin daha fazla ücretsiz izin vermemesi sonucu oğlumun yanından ayrılamamaktı. 2.5 yaş farkın da ideal olduğu düşüncesi sarınca geldi 2. bebek. şimdi y.lisans tez dönemindeyim. hocamla papaz oldum çünkü doğumun 10. günü benden makale istedi ve misafirleri bi odada bırakıp kaç gece sabahladım. evet zor am vazgeçmedim henüz. 2.bebeğimi de büyüteceğim. ilkinin herşeyini görmüştüm ilk adım ilk diş ilk kelime vs. bunu da göreceğim inş. sadece evden ders yahut iş için çalışmanın daha hzurlu olduğunu deneyimlerim sonucu biliyorum. 2 senenin 6 ayı bitti bile. annemin teorisine göre bu devlet izni uzatmazsa her 2.5 yılda bi tane doğurup emekli olacakmışım :))

  28. çok zor bir karar bence de ama anneler çok zorunda diilse çalışmamalı, çocuk bakmakta bir iş bende çok acıyorum annesiz bebeklere, etrafımda o kadar çoklarki kadın ben evde oturamam diye bakıcıya veriyor 2. ayında, evde kamera sistemleri evde güvenmediği bir kadının elinde büyüyen bir bebek, annesinden en bildiği kokudan uzakta, çok üzücü, anne mutsuz, baba mutsuz, bebek mutsuz muhtemelen bakıcı da mutsuz, herdakka telefon eden bir anne, etrafı kameralarla örülü dört duvar arasında, çok çok kötü bu durum, neden bu hale geldi dünya bilmiyorum, bir bebek annesinin kollarında olmalı bu anlar birdaha gelmiyor, eminim iş bulunur, eminim bi çıkış bulunur, maddi olarak çok çok kötü durumda diilseniz bebeğiniz kreşe başlayana dek 4 yaşına kadar kendiniz bakın eminim hayatta bundan daha tatmin edici birşey olmayacak eşiniz de destekse şanslısınız demektir. bende 4 sene kendim baktım sonra iş buldum. artık kızım okulda ve ben işteyim üstelik çok iyi bir iş buldum çalışma saatlerim çok esnek, bazen iş gezilerinede gidiyorum ama babası çok ilgili gözüm arkada kalmıyor babası kendi kanı canı bir yabancıya emanet etmediğim için mutlu ve gururluyum.
    bir evlat kolay yetişmiyor 🙁 güle güle büyütün bebeğinizi ilerde iş de bulursunuz hiç düşünmeyin, olması gerekenler oluyor hayatta, şimdi önemli olan bebeğinizin anne şefkati alabilmesi.
    ben işten 7de çıkıyordum hamile kaldığımda, doğumdan sonra o işe dönseydim kızımı asla göremeyecektim çünkü bebekler erkenden ve çok uzun süreler uyuyor, nasıl bir bağ kurabilirdim bilemiyorum. şimdi çok tatlı çok uyumlu bir çocuğum var, benden ayrı kalsa belki daha huysuz daha hırçın olacaktı, bazı hareketler tepki olarak gelişiyor, yememe giyinmeme uyumama direnç şiddet vb sorunların bu tür ayrılıklara tepki olduğunu düşünüyorum çevremde hep böyle malesefki

    • nasıl bu kadar kesin yargılarla konuşabiliyorsunuz? nereden biliyorsunuz annesi çalışan bütün çocukların mutsuz olduğunu? maddi olarak çok kötü ya da çok iyi olmak insandan insana değişen kavramlarken nasıl böyle genelleyebiliyorsunuz? çalışan annelerin çocuklarının gerekli anne şefkatini almadığını nasıl söyleyebiliyorsunuz? çalışan annelerin çocuklarının yeme-içme-giyinme-uyuma gibi durumlarda direnç ve şiddet gösterebileceklerini ya da gösterdiklerini nasıl iddia ediyorsunuz? iş bulamayan binlerce hatta milyonlarca insan varken iş nasılsa bulunur nasıl diyebiliyorsunuz?

      bu kadar keskin konuşulmamalı..çalışmak mecburiyet dışında keyfi de olabilir..yorumların birinde “işiniz çocuğunuzdan önemli” denir, diğerinde “anne kokusundan şefkatin uzakta mutsuz” ajitasyonu yapılır..bu ne ya?! biz çalışan anneler atalım o zaman kendimizi ofisin camından aşağıya!

      evet bir evlat kolay kolay yetişmiyor ama onu yetiştirmek için para da gerekiyor..ve merak etmeyin su akıyor yolunu buluyor..çalışan anneler de en az sizin kadar evlatlarının iyiliğini düşünüyor, onlara vakit ayırıyor..kötü anneler diiliz biz!

      yukarıda biri çok güzel yazmış..”Anne olan bir sürü çocuk psikoloğu çalışmaya devam ettiğine göre,çocuklar için dünyanın sonu değil demek ki” demiş..çocuğunuz ruh sağlığı için gittiğiniz psikolog da, beden sağlığı için gittiğiniz doktor da, okuma yazmayı öğreten öğretmen de çalışan anne, unutmayın..

      • Öncelikle çalışarak çocuk büyütebilen, hangi meslek grubunda olursa olsun tüm annelerimizi gönülden tebrik ediyorum. Ancak çalışmayan annelerin varolduğuna inanmıyorum. Her anne tercihleri ve imkanları doğrultusunda hissettiği neyse onu yaşar. Çalışan annelerimizde çalışmayan diye adlandırdığımız annelerimizde farklı farklı mahrumiyetler yaşar. Her zaman bir iç sızı kalır. Çalışan anne çalışmayana, çalışmayan anne çalışan anneye özenir durur. Kimsede kimseye belli etmez. Tek belli olan kendinde olmayan durumun hep eksi yanlarını eleştirmektir.
        Sevgiler

  29. Mutlu, huzurlu, tatmin bir anne varsa cocuk da mutlu ve huzurlu bir cocuk oluyor bence. Kendini iyi taniyip nasil mutlu ve huzurlu olacaks o yolu tercih etmeli bir anne. Calismak veya calismamak aslinda cok az sey farkettiriyor. Cocuk huzurlu ve mutlu bir anne babaya sahip ise fiziki ihtiyaclarinin disinda psikolojik ihtiyaclari sevgi ve ilgi yeterince karsilanabiliyorsa zaten hersey harika oluyor.
    Butun gun evde cocukla olup gercek ilgi ve sevgiyi veremeyebilirsiniz, yada isyerinde yogun calismalar sonucu yine yeteri ilgi ve sevgiyi de veremeyebilirsiniz.
    Bu bence ebevynlerin hayattan beklentileri ve huzurlu bir birey olma ve bireyler yetistirme yonundeki kendi tercihleri tamamen.
    Herkesin sectigi yolda huzurlu mutlu olmasi ve mutlu cocuklar yetistirebilmemiz dilegiyle…