20 Yorum

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 22. hafta

Ankara’dan yazan ikiz gebesi Şimal, tüp bebek sonrası gebelik sürecini anlatan günlüğüne tam gaz devam ediyor.

***

Kritik dönemeçlere yaklaşıyoruz, bazı kararlar verilmesi gerekli yakın zamanda. Kısacası, argo bir deyimle “zurnanın zırt dediği nokta”dayız. Bu seçim daha önceki haftalarda bahsettiğim bebek yatağı seçmek gibi bir durum da değil. Orada en kötü yanlış yatak alırız, olan maddi kaynaklara olur, sağlık olsun deriz gider yenisini alırız ama bazı noktalar var ki…..

Konumuz, doktor seçimi. Bu seçimle birlikte minnakların doğacakları hastane ve izlenecek tedavi yöntemi belirlenecek. İkisi de kendi içinde yola hangi doktorla devam edeceğimizi etkileyecek birer önemli madde.

simal22

Hastane seçimini etkileyecek şartları sayarsak. Doktorumuzun biri zaten tüp bebek tedavimizin de yapıldığı hastane bünyesinde çalışıyor ve rahim ağzı dikilmesi işlemini de o denemişti. Doğuma onun girmesi yönünde kanaat getirdiğimiz takdirde doğum bu hastanede gerçekleşecek. Bu hastanede doğum yapmanın hem iyi hem de kötü tarafları var.

İyi tarafı, “Yenidoğan Ünitesi” ve “Hemşireleri”. Bu hastanenin kimi devlet üniversiteleri gibi bir tıp fakültesi ayrıca hemşirelik ve sağlık bilimleri enstitüsü var. Bu enstitünün yararını rahim ağzının dikilmesi için hastaneye yattığımda görmüştüm. Hem başınızda tecrübeli hemşireler oluyor hem de öğrenmeye, öğrendiklerini uygulamaya meraklı genç hemşire adayları oluyor. Her an biri geliyor biri gidiyordu, en azından benim tecrübe ettiğim bu şekilde idi, belki başka olumsuz deneyimler yaşanmıştır ama ben kendiminkiler üzerinden ilerleyeceğim.

Ancak, doğum aşamasında da bir takım negatif unsurlar barındırıyor. Doğumhane yan yana üç gebenin aynı anda doğum yapması yönünde tasarlanmış ve bu nedenle de babayı doğuma almıyorlar(mış). İçinde bulunduğumuz şartlar içerisinde bu “şımarıklık yapma” maddesi olabilir ama kafamdaki her maddeyi burada sıralıyorum, seçime etki etmese bile sonradan “bunu da bilmiyordum” demek istemiyorum.

Diğer doktorumuz ise Ankara’da doğum konusunda ismi olan diğer iki hastanenin adını verdi. İkisi de özel hastane, yukarıdaki diğer hastane gibi. Kısaca hepsi özel hastane bunların, devlet hastanelerin kökü mü kurudu derseniz diyerek minik bir dip not geçmeyi boynumun borcu bilirim sevgili okuyucular. Evlendiğimiz yıl sağlık poliçelerimizi yenilerken “ileride doğum olayı da olursa sıkıntı yaşamayalım” diyerek sağlık sigortamıza doğum kapsamını ekletmiştik. O yüzden, madem bu sigorta parasını her yıl ödüyoruz özel hastanede olsun doğum fikriyatındayız. Yoksa Ankara’da yılların deneyimine sahip kapı gibi onca devlet hastanesi var. Ben de kardeşim de Hacettepe doğumluyuz ki evimize yakın diye yıllarca kendisinin çocuk acilinde de sabahlamışlığımız vardır.

Acakkk “Heyt be özel sigortamız da var her yerde doğum yaparım lüksüne sahip olunduğumu” düşünmüyordunuz değil mi? Güzel. Keza bunun da püf noktaları varmış doktorumdan öğrendim. Diyelim ki 28. hafta civarında doğum yaparsam sadece bir hastane var Ankara’da yenidoğan ekibine güvenebileceğimiz. Eğer 32 civarında doğum yaparsam bu opsiyon ikiye çıkıyormuş. 34 haftalık doğarsa minnaklarım hastane opsiyonlarımız bir elin parmakları şerefine ulaşıyormuş.

Zaten evde düşünmeye vaktim bol olunca bu haftaki doktor kontrolüne hali hazırda “doktorcum ben bu ilk sıradaki iki hastaneye gidip baksam, hemşireler ile konuşsam, alınacaklar listemi de onlara danışsam ve almaya başlasam nasıl olur?” sorusu ile gittim. Doktorum makuldür git bak, bir görüş, dedi. Bu durumda, bu haftaiçi eşimin boş olduğu zamanı denk getirip bunlardan ilk iki sıradaki hastaneye gitmeyi planlıyorum, yapabilirsem detaylı olarak yazarım.

Diğer önemli mevzu olan “Tedavi Yöntemi Seçimi” ise yakın haftalarda vereceğimiz kararı ilgilendiriyor. Tedavi yönteminden kastettiğim aslında “Ciğer Geliştirme İğnesi”.

İkiz anneleri malumunuz bebeklerinin tekil gebeliklere göre daha erken doğacağını bilir. Ama çoğu ikiz anne adayı bunu sınır olan 36 ile kafasında idealize eder(miş). Ama işin aslı her zaman öyle olmuyor, evdeki hesap çarşıya uymuyormuş okudukça, sordukça öğrendim. Çevremdeki ikiz gebelik yaşamış olanlarla ve ikiz anne olan bir bloggerla yaptığım konuşmalar sonucunda öğrendiğim; çoğu anne 33. haftanın içinde doğuma gitmiş, içlerinden sadece biri 35. haftaya ulaşmış, ki bunların hepsinin rahim ağzı normal uzunlukta.

Bu sonuçları kendi durumunla harmanlarsam, henüz bir gevşeme belirtisi göstermese de rahim kanalımın mevcut uzunluğu olan 2.9 cm ile beni kaçıncı haftaya kadar taşıyacağı ufukta belirsizliğini koruyor, 29. haftada olabilir 33. hafta da. Bu durumda ilk doktorum 24. hafta içinde bebekler doğduklarında solunum sıkıntısı çekmemeleri için ciğer geliştirici iğneyi vurdurmak istiyor, böylelikle bebeklerin yaşamı hakkında güvenli tarafta kalma taraftarı.

Diğer doktorum ise bu iğneyi vurmak konusunda bekleme taraftarı. Ne zaman ihtiyaç olursa o zaman vururuz, çünkü anneye de bebeğe de komplikasyon yaratan bir iğne, zaten 12 saat gibi kısa bir sürede etki ediyor diyerek ekledi “Eğer rahim kanalı açılırsa hemen vururuz”.

Evettt, iğnenin uygulanması konusundaki bu iki farklı doktor yorumu sonrasında, hadi hastane seçimini bir kenara koyduk diyelim, ancak bu iğne ne zaman vurulacak ben hala karar veremedim. İçimdeki ibre bir tık bekleme taraftarı, mümkün olduğunca minnaklar büyüsün de bu iğne öyle vurulsun diyor sanki “içimdeki ses”. Ama diğer taraftan ya acil bir durum gelirse? Kısacası şu an doluya koyuyorum almıyor, boşa koyuyorum dolmuyor. Yıllar önce rahmetli Zeki Müren’in söylediği “İşte benim Zeki Müren” parçası gibi, benim durmum da “İşte benim İkizler Burcu” durumuna uygun.

Bu burç mevzu bu hafta ilk doktorum tarafında da gündeme getirildi. İlk doktorum benim hafif! kırık olduğuma kanaat getirdi bunu da burcumla bir yerde bağladı.

Önceki haftalarda 3 saat bekleyip epey ağlayınca ve son muayenem içinde hastanenin çalışmadığı cumartesi öğleden sonra gidince doktor tarafından şaşkın hasta damgasını yedim zaten. Çarşamba günü yapılacak muayene için doktorumdan “saat 13’te gel seni ilk hasta alıcaz” haberini alınca biz hastaneye arabayla takribi 45 dakika olan evimizden trafik olur vs diyerek erken çıktık, hastaneye vardığımızda 12:30 bile olmamıştı. 13’e kadar beklemek kabulümüzdü, yine de sekreter doktora haber verdi, doktor yemeğini yarıda kesip muayeneye geldi (gelmiş daha doğrusu).

Muayene sırasında “senin geldiğini duyunca yemeği bırakıp geldim” dedi, keşke bitirseydiniz dedim. Biz Çayyolu’ndan geliyoruz, trafik park yeri olmaz vs gibi ihtimaller yüzünden erken çıkmıştık, dedim. Doktorcum gülümsedi, “Çok sakin ve hiçbir şeyi takmaz bir havan var ama aslında çok detaycısın” dedi. Aslında bu ilk defa duyduğum bir şey değildi, ama içinde bulunduğumuz durumda eğlenceli geldi. Sonra burcumu sordu, tabii ki dengesiz ikizlerdim ama şu yükselen burç meselesinden başak beni kurtarmaz mıydı!!

Neyse muayene bitti, doktorla vedalaşırken giderayak lafını da etti doktorcum; “çok takıntılısın ama o kadar güler yüzlü ve tatlı dillisin ki insan sana kızamıyor, ikizler olman etkili sanırım” dedi. Ben de doktoruma kızamadım, o takıntı olmasa ben bunca bilgiye nasıl ulaşırdım, hem tatlı dilli güler yüzlü demiş bana olsun takıntılı olayım bu ara değil mi… İnce ince derinlerden bir yerden şu sözler geliyor aklıma “Ben böyle değildim, yaşarken oldum”…

Ankara’dan takıntılı gebe Şimal.

***

Şimal’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

20 yorum

  1. Burc ikizler ve yukselen de basak… Allahim ne kadar da tanidik bisey ;-)) yasadigin ikilemleri cok iyi anliyabiliyorum Simal. Vereceginiz kararlar konusunda cok cok kolay gelsin. Anne olarak ic gudulerine her zaman guven derim ben. Sevgiler, selamlar…

    • Heyyy benden bir tane daha anne varmış :D…
      Bu işin annelik boyutu nasıl, yine böyle iki kolundan çekiştiriliyormuş gibi oluyor mu?
      Saolun bu arada, sanırım ddiğiniz gibi iç güdülerimin peşinden gidicem..

      Sevgilerrrrr….

  2. Gozunu korkutmak istemem ama degisen bisey olmuyor.Sen yine binbir turlu seyleri dusunuyorsun, cok basit seyleri bile kafanda evirip cevirip zorlastirabiliyorsun,verdigin kararlarda acaba soyle olsaydi daha iyi mi ordu diye dusunuyorsun hep. Ancak bebeginin tepkilerini anlama, ona ayak uydurma konusunda bence rahat edersin 😉 30 haftalik hamileyim, 3 yasindaki oglumla her turlu oyunlari hala oynayabiliyorum.Haftasonu tum evi elimizde trenlerle turladik mesela, dizlerimin uzerinde cokmus elimle minicik Thomas treni ittigimi dusun. Kolay degil tabi oglumun best friend’ i olmak. Insallah ikizlerine en dogru zamanda saglikli bir sekilde kavusmani dilerim.

    • Trenlerle evi turlama konusu o kadar eğlenceli geliyor ki kulağa :D… Sanırım oynama yaşına geldiklerinde 40’a merdiven dayamış ama tekrar çocukla çocuk olmaktan çok mutlu olacağımı düşünüyorum :D… O yüzden yazdıklarınız çok keyifli ve tanıdık geldi kulağıma…Ama şimdi best friend olmak sorumluluk ister değil mi? 🙂
      İnşallah diyorum bende.
      Sana ve sevgili oğluna sevgiler….

  3. Merhaba,
    Sizinle benzer düşünceler içinde benzer durumları yaşamış bir ikiz annesiyim. Sayfamda yer alan doğum öncesi hikayemizi eğer okuma şansınız olursa kendinizi yalnız hissetmeyeceksiniz:) Ben birçok ikiz annesinin tersine neredeyse tüm hamileliğimi evde ve hastanede(70gün) yatarak ilaç ve serum takviyesi ile geçirdim. Yatışım 22.haftada başlayan sancılar sebebiyle oldu. 2 kez ciğer geliştirici vuruldu.
    Ancak tüm bunlara rağmen çoğu ikiz annesine göre 37.hafta gibi oldukça geç sayılabilecek bir zamanda doğum yaptım. Çok şükür yavrularım ve ben doğum sonrasında küvez sorunu yaşamadık. İnşallah sağlıkla yavrularınıza kavuşur, tüm bu zor zamanları hızlıca geride bırakırsınız…

    • Güliz sevgiler,
      Seninki gibi hamilelik süreçlerini okumak bana o kadar iyi geliyor ki inanamazsın. Bu süreçte bu blogta yazılan cesaretlendirici ve umut dolu anneler sayesinde beklemek daha rahatlatıcı oluyor. O yüzden yazdığınız için teşekkür ederim.
      Bu arada 37. muhteşem bir rakam 😉
      Bebeklerinle sana kocaman güzel günler olsun Sevgili Gülin.

  4. Merhaba, 2.5 yaşında tek yumurta ikizi kızlarım var. Hamileyken binbir türlü kötü senaryo okumuştum. Kan çalma, erken doğum vs. Başına iyi şeyler gelenler değil de kötü şeyler gelenler daha çok yazıyor. Ben 36+5 de planlı olarak doğum yaptım. Daha içeride kalabilirlerdi ama tek kesede oldukları için risk başlar diye Dr muz sezeryana yönlendirdi.. Bence olabildiğince pozitif yaklaş, bolbol dinlen. Ikizler doğduktan sonra çok ihtiyacın olacak. Ben ilk 6 ayı hatırlamıyorum.

    • Gülendam selamlar,
      Kötü yorumlar konusunda haklısın, onları bende okumuyorum. Girdiğim bir yazının moralimi bozacak şeyler olduğunu anladığım anda hemen kapatıyorum. Umarım bu gebelik günlüğü de sonu güzel biten ve sürecinde yaşanmış tecrübeleri ile başka gebelere de yardımcı olabilecek bir günlük olarak kalır.
      36+5 çok güzelmiş :). Umarım bende o tarihlere yaklaşabilirim.
      Pozitiflik konusunda, evde olmak bazen bunu yitirmeme sebep olsa da neyse ki yapı olarak pozitifim de düşe kalka gidiyoruz :D.
      İkiz kızlarını da öperim, sevgiler.

  5. Karniniz/göbeginiz okadar güzel sismiski, resimde öyle harika gözüküyorki bayildiiim! allah en güzel zamanda ve en iyi sartlarda yavrulariniza kavusmayi nasip etsin.

    • Perimasalııııı çokkk teşekkür ederim :D…. Sopaya geçirilmiş balon diyorum kendime. Güzel yorumunuz ve dilekleriniz moral oldu 😉
      Sevgiler.

  6. Şu hastane seçimine nasıl karar vericez ben de bilemiyorum ikilemdeyim.Nereyi nasıl seçersek seçelim sağlıklı bi şekilde bebeklerimizi kucağımıza alırız inş.

    • Ya işte bunu hemen çözenleri çok takdir ediyorum. Ama diyorum ya ben ister miyim böyle arada kalmayı, şartlar böyle gelişti. Ama sanırım hep aklımızın kenarında bir tanesi bir tık önde gidiyor. Umarım içimize en çok sinen ve tıbbi açıdan doğru müdahaleleri yapanı buluruz.
      Sevgiler.

  7. Pasaklı Kız

    Doktorunuza güvenin hastaneden ziyade o önemli diyeceğim ama ikiz annesi olmak bu ayrıntıya daha fazla dikkat gerektiriyor dimi? Aynı sorunu bende yaşamıştım ben hastaneden değilde doktordan yana koydum tercihimi ve Allaha şükür pişman olmadım. Eğer iki hastanede yeni doğan yoğun bakımı mevcutsa daha iyi anlaştığın sana kendini daha iyi hissettiren doktoru seç bence 😉

    • Haklısın, nasıl dikkat etmesin Pasaklı Kız, işin sonunda küvez ıvır zıvır var ve bazı hastanelerin ne bunun altından kalkacak ekipmanı ne de personeli var. Çok şükür bahsettiklerimin hepsinde yeni doğan yoğun bakımı mevcut ama farklılık birkaçı biraz daha önde personeli ile. İki doktorum da bana kendimi iyi hissettiriyor, yani bu iyi aslında ama yolun sonunda karar veremedim işte :).. Ama elbet biri ağır basacak ama yazıda demeye çalıştığım bir yerde bunlar düşünülüyor ve kararsız kalınıyor.
      Sevgiler.

  8. Şimal bak bir ortak yanımız daha varmış: ben de İkizler burcuyum 🙂 Aynı takıntılı haller ile ben de gebeliğimde 30. haftaya kadar iki doktora gidiyordum, birbirlerinden habersizdiler 🙂 🙂 Merak etme, endişeli ama sevimliyiz, bu da bizi “çekilir” kılıyor etrafımız tarafından 😀
    Burcumu sevmezdim, çocuklarım ikizler burcu olmasın diye konuşurdum hep. Benim kızlarım da süperiz yaparak İKİZ olmuşlardı; burçları da İKİZLER ve hatta yükselen burçları da İKİZLER 🙂 🙂 Çok şenlikli bir aile olduk valla, sorma gitsin… 🙂 🙂
    O iğneyi vurdurmanı tavsiye ederim kesinlikle. Bebişler erken doğduğu takdirde o iğnenin kaç katı ilaç alacaklar küvez yaşamında. Bende hiç komplikasyon olmadı. İki doktorum da vuralım dedi hiç tereddütsüz vurdurdum, ki ben biliyorsun gayet sorunsuz bir ikiz gebesi olduğum halde erken doğurdum 33. hafta bitimi. Bu iğneyi olmamış bir tanıdığım ise 36. hafta doğurduğu halde ikizlerinden biri makineye bağlı olarak 14 gün kaldı hastanede. Bizimkiler 10 gün ve makineye bağlanmadan, sadece küvez içine oksijen verilerek iyi durumda durdular küvezde. Bu ciğer geliştirici iğne rahat bir 2-3 hafta ileri seviyeye getiriyormuş ciğer gelişmişlik durumunu. Yine de sen bilirsin ama doktorlara bırak kararı derim. Vuralım derlerse vursunlar.
    Hastane seçimi çok önemli. Benim doğum yaptıran doktorumun özel muayenehanesi vardı, her hastaneye gidebiliyordu doğum için ve seçimi bize bıraktı. İki seçeneğimiz vardı bizim. Ben ona 2 soru sordum: Doktorcuum ben bilemem ama sen işin içindesin bilirsin, iki hastaneye de gidiyorsun 1) Epidural sezeryan olacağım için bana söyle hangi hastanenin anestezi uzmanı daha profesyonel, daha iyi? 2) Hangi hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesi daha ileri seviyede donanımlı ve personeli tecrübeli? Doktorumuzun cevabı her ikisi için de aynı hastane olunca tereddütsüz ona karar verdik. Doğuma eşinin girmesi vs gibi, tabi senin kararın ama, şahsi tecrübem o anlar yaklaşınca aklına pek gelmeyecek. İkizlerde hele, bir de gebelik sıkıntılı ise normal doğuma pek sıcak bakmıyorlar. Sezeryan da zaten ameliyethanede oluyor ve epidural ise eş girebiliyor. Sana bir-iki tüyo daha vereyim; özel hastane dahi olsa SGK küvez ücretini ödüyor. Bunun için; doğum ansızın başladığı zaman acil bölümünden giriş yaparak girin hastaneye. Bunun ayrı bir hukuki hakkı oluyor haberiniz olsun. Bizim kızlar erkenden suları selleri salarak gelince sabaha karşı acilden giriş yaparak doğuma alındım. Normalde önceden hastane ile konuştuğumuz doğum ödemesine dahil olan ve bizim bebekler için ödememiz gereken tüm masrafı SGK ödemişti. Hastane çıkışında umduğumuzdan daha az tutarda bir fatura ile karşılaştık.
    Şimdi şu süreci önce bir sağlıkla atlat inşallah, bu detayları yine konuşuruz. İlk hedef 28… 🙂 🙂
    dubleanne

    • Gülin selamlarrrrrr,
      Birçok ortak yönümüz çıkması ne güzel değil mi :)… Gerçi İkizler deli işi diyorlar ama ben halimden memnunum, tabii eşime de sormak lazım 🙂 Doktor bana sen delisinin kibarlaştırılmış halini söylerken eşime de aynı yorumu tekrarlamış, arkamdan dertleşmişler :))))…
      Duruma “çekilebilirlik” kelimesi ile açıklık getirdin, harikasın. Evet tam anlamı ile doktor aslında bana bunu söyledi endişelisin ama sevimliliğin ile çekiyoruz seni napalım :))))…Eeee kadın-doğum doktoru olmak kolay değil değil mi:)
      Bu arada seni tebrik ediyorum… Burcu, yükseleni ve kendileri de ikizler olan kızları dünyaya getirdiğin için. Dünyada bu ayarlanmaya çalışılsa sanırım milyonda bir olabilecek bir kombinasyon. Ev hali de eminim çok eğlenceli geçiyordur.
      İğne konusunda, kesin vurduracağım o konuda dediğin gibi tüm doktorlar mutabık. Tek pürüz zamanı. Yani 24. hafta itibari ile mi vurulsun yoksa son dakikaya kadar bekleyelim ve artık geri dönülmez yolda mı vurulmak gerekli. Bu zamanlama konusundaki tam zıt görüş benim kafamı karıştır.
      Arkadaşının hikayesi de etkiledi beni, demek bu iğneler olmasaymış bebeklerin çoğu küveze bağımlı kalacaklarmış. Zaten doktorlarım bana 30. haftayı tamamla rahatlayacağız dedi. Bende kafamdaki 34. hafta ile umutlanıyorum. Bakalım zaman ne gösterecek.
      Bu arada benim haftalardır sigorta şirketim ile uğraştığım konuyu bıçak gibi kestin :)))…Bu acil giriş ve SGK konusundaki bilgilendirmen ile yüzümde güller açtırdın diyorum. Keza ben sigorta şirketim ile bu çocuklar küveze girerlerse ne yapacağımın çekişmesini yapıyordum. Sigortacımda bana bebekler doğduktan sonra ilk 20 gün masrafların bize ait olduğunu, bunları önce ödeyeceğimizi sonra tazminat talep formu ile geri isteyebileceğimizi ancak iadesinin de kesin olmadığını söylemişti. Ki küvez ciddi bir maliyet. Şimdi senin verdiğin bilgi ile kafamdaki bir soru işareti çözümlenmiş oldu, sen çok yaşa.
      Ela ve Nil’i de öperim, sevgiler Gülincim….

  9. Rica ederim… Hayırlı doğumlar diliyorum… Doğum sonrasında da kollara ve sütlere kuvvet… Yardımcın bol olsun inşallah… Sevgiler

  10. Merhaba Şimal,
    İkiz gebeliğinde insan olumlu örneklere ne kadar ihtiyaç duyuyor ve görünce moral buluyor çok iyi bildiğim için yazmak istedim: Benim şükürler olsun ki sağlıklı dört aylık ikiz bebeklerim var. Birçok ikiz annesi gibi meşakkatli yollardan geçerek hamile kaldım. Daha önce kuzenim ikiz kızlarını 28. Haftada doğurduğu için ve yaklaşık 2,5 aylık bir kuvöz macerası yaşadıkları için ikiz haberini aldığım andan itibaren hep erken doğum riskinden çok korktum. Bu arada yaklaşık birer kg doğan o ikizlerin de şimdi 4,5 yaşında ve son derece sağlıklı olduklarını dipnot olarak düşeyim:) Benim çift yumurta bebeklerimle gebeliğim genel olarak sağlıklı devam etmesine karşın plasenta previa sebebiyle birçok kez kanama da geçirdim ve evde istirahat ettim.Rahim ağzına yakın duran kızımı kaybetme riski de yaşadık ama allahtan doktorum son derece pozitif ve insan halinden anlar birisiydi de bu süreçleri en iyi şekilde atlattık. Hatırlıyorum da her geçen haftayı mutlulukta kutluyordum, 24. hafta, sonra kritik 28, 32 de geçince kritik dönemeçleri geçtik diyorduk. 28. Haftadan itibarense doğum iznine ayrıldım ve yatarak değil ama kafaca ve vücutca dinlenerek geçirmeye çaştım ki tüm ikiz gebelerine tavsiye ederim. Tabii bunu yazması kolay ama uygulamak kolay değil tahmin edeceğin gibi, sürekli ihtimalleri araştırıyor ve hatta deli gibi internetteki ikiz annelerinin röportajlarından doğum haftası, doğum kiloları ve kuvöz süreci yaşayıp yaşamadıklarının istatistiklerini çıkarıyordum:p
    Eş zamanlı olarak hastaneye karar vermeye çalışıyorduk, benzer gelgitleri yaşadıktan sonra ise temel kriterim yenidoğan yoğun bakım ünitesine daha çok güvendiğim ve doktorumun da daha çok önerdiği hastaneyi seçmek oldu. Bence senin de önceliğin bu olabilir. SGK konusunu ben de ısrarla araştırdım çünkü özel sigortam olsa da kuvöz durumunda kapsam dışıydı, burada Güliz’in yazdıklarına katılıyorum, hastaneler net birşey söylemekten ısrarla imtina ediyor ancak acilden giriş ve yenidoğan doktorunun vereceği rapora göre hastanenin SGK anlaşması olmasa bile kuvöz masrafları ödenebiliyor.
    Bu arada 28. Haftadan sonra plasenta pre ia riski de bertaraf olmuştu ve ben keyifle hazırlıklara devam ettim hatta o dönem tatile bile gittik. (Toplamda 15 kg aldım ama karnım 7. Ayda bile o kadar büyüktü ki plajda teyzelerin garipseyen bakışlarına maruz kaldım:))
    Ve nihayet mutlu son: 38. Haftada kızımı ve oğlumu epidural sezaryen ile dünyaya getirdim, ikisi de 3 kilonun üstünde doğdular:)) Şükürler olsun ki hemen emmeye başladılar ve bugün tüm o gıcık “sütün ikisine de yetiyor mu” sorusuna inat sadece emzirerek de devam ediyorum.
    Yani Sevgili Şimal, biraz detaylı yazdım bilerek ama demem o ki, tünelin sonu aydınlık. Senin durumun benim yaşadıklarıma göre daha zor ama hiç merak etme bebeklerine inşallah sağlıkla kavuşacaksın ve o sıcacık vücutlarını yüzüne değdirdikleri ilk an her şeye değermiş diye mutluluk gözyaşları dökeceksin.
    Sana müthiş güzel bir gebelik ve doğum diliyorum, yardımcı olabileceğim herhangi başka bir konu olursa da lütfen yazmaya çekinme.
    Sevgiler,

  11. Sevgili Şimal…
    Ben de 26 aylık ikiz erkek annesiyim. Ankarada 31. haftada doğum yaptım, yavrularım 14 gün yoğun bakımda kaldı. Akciğer gelişimi için gerekli olan ilacı doğumdan 8-10 saat önce yaptılar ve doğum sonrasında sadece kuvöz içerisinde serbest oksijen aldı kuzularım. Bu biraz şans işi, benim doktorum önermemişti erken dönemde ve yapılmamıştı ama ona rağmen sıkıntı yaşamadık.
    İkiz gebelik & ikiz anneliği zor ama keyifli bir süreç… Tek önerim olumsuz örneklerin , yorumların hepsine kulaklarını tıka. Her zaman olumlu tarafından bak… Erken doğum yaparım psikolojisine girme. ben sürekli “ben erken doğuracağım kesin ” dedim dedim ve doğurdum, ben ettim sen etme 🙂
    Doğum sonrası çocukların bakım sürecini planla ama her çocuğun kendi düzeniyle geleceğini unutma ( ben doğum sonrası tüm süreci Tracy Hogg önerileriyle yönettim ve ikiz annesi olarak çok çok rahat ettim. )
    Süt meselesi zaten ayrı bir konu… İkiz bebekte benim deneyimim sütü sağarak biberonla vermek oldu ve benimle birlikte eşim annem vs de çocukları doyurabildiği için benim hem dinlenecek zamanım oldu hem de bücürleri eş zamanlı bir rutine oturtabildik. Sakın unutma yenidoğan bebeğin mide hacmi sadece 5 ml (yani bir tatlı kaşığı kadar) insanların yetmez sandığı süt aslında çok çooook yeterli onlar için 🙂
    Çok konuştum, kusura bakma…
    Aslında şunu diyecektim. Ben kendim de doktorum. Ve ankara kavaklıderede güneş sokakta yer alan özel kadın doğum hastanesinde doğum yaptım. Hastane tertemiz, yenidoğan yoğun bakım hizmetleri özellikle yoğun bakım hemşireleri harika. 14 gün yattık her hangi bir enfeksiyon, komplikasyon, olumsuz tek bir an yaşamadan taburcu olduk (ufak tefek premature sıkıntıları oldu hatta türkiyede bulunmayan sadece eczacılar odasından temin edilebilen bir ilaca cuma saat 16’da ihtiyacımız oldu ve hastanenin çocuk uzmanı o saatte ilacı bulamayacağımızı varsayarak üniversite hastanelerinin hocalarıyla konuşarak ilacı ayarladı ama biz kendimiz temin edebildiğimiz için gerek kalmadı.)
    Eğer listende varsa bu hastaneyi gönül rahatlığıyla öneririm. Hastanenin ismini uygun olur mu emin olamadığım için vermedim ama sanırım zaten biliyorsundur. Hani küçük butik kadın doğum hastanesi olan 🙂 sevgiler. Bebeklerin sağlıkla doğsun, sağlıkla büyüsün.