21 Yorum

Ellerini yıkadın mı?

Pazartesi gecesini Salı’ya bağlayan gece sabaha karşı bir üşüme başladı bende… Sanki ateşim çıkacakmış gibi. ‘Yok canım’ dedim, ‘bana öyle geliyor.’

Sabah kalktığımda pek bir şeyim yoktu. Salı öğleden sonra İzmir’e uçağımız vardı. Çocukları yeni kuzenleriyle tanıştırmaya getirecektim. Öğlene kadar hazırlık yapmakla geçti vaktim.

Çok keyifli bir yolculuktu. Otobüs, uçak, metro, tren gibi bilumum toplu taşıma araçlarını tükettik. Çocuklar çok eğlendiler.

Tabii çok yorucu da bir yolculuktu. Onca saat -arada otursak da- sürekli ya ayakta ya yürüme halindeydik. İzmir’e vardık, eve geldik, bizimkiler kuzenleriyle tanıştılar — Anne çok tatlı, Anne çok küçük, Anne ellerine bak! Ve ben bir anne ve teyze olarak Nirvana’ya ulaştım sanırım.

Ertesi sabah uyandığımda hafif kırgınlığım vardı. Hemen vitamine dayandım. Bundan birkaç hafta önce de benzeri olmuştu -hatta doğuma denk gelmişti- ve atlatmıştım. Bunu da atlatırdım evelallah…

O gün akşam İzmir’den kimiyle daha önce tanıştığım, kimiyle bizzat tanışmasak da çok uzun zamandır takipleştiğim kızlarla buluşmamız vardı. Hem Ece de gelecekti, doğumdan bu yana ilk kez dışarı çıkacaktı, çok güzel olacaktı.

Ama vitamin işe yaramadı. Gün boyu kırgınlığım arttı. Ben ‘yok canım, geçecek bu, sıkıntı yok‘ desem de hızla artan kırgınlık ve giderek yükselen ateşim bana planı iptal ettirdi.

Akşam olduğunda ateşim 39’u geçmişti. O gece kas ağrılarından uyuyamadım. En son böyle olduğumda… geçen seneydi! Kendime tanı koymuştum: Bu, gripti.

Uykusuz bir gecenin sabahında, artık ağrılardan ağlamak üzereyken tuvalete kalktım. Çıkışta başım döndü, yere oturdum. Annem yanıma geldi, biraz dinlen dedi. Israr etmişim yatağıma gideceğim diye, ayağa kalkmışım. Hayal meyal hatırlıyorum. Gözümü açtığımda yerdeydim. Annemle birlikte yuvarlanmışız. O beni tutacağım diye benimle düşmüş, ben de kafamı yere vurmuşum. Baş ağrılarıma bir de darbe ağrısı eklendi. N’egzel.

Ertesi sabah soluğu Ege Üniversitesi’nde aldık. Test sonuçları henüz çıkmadı ama ‘dört dörtlük bir grip tablosu’ dedi doktor. Zaten beni hiç ihmal etmez grip sağ olsun, her sene ziyaretime gelir.

E her sene ziyaretime gelirse, ben neden grip aşısı olmuyorum? Halamla konuştum, ki ben ne zaman aşı, mikrop, virüs konusu açılsa önce halamla konuşurum (kendisi Marmara Üniversitesi’nde enfeksiyon hastalıkları profesörü). İlk grip aşısı muhabbeti ben Derin’e hamileyken başlamıştı. Domuz gribi tartışmalarıyla. O zaman halam da, kadın doğum doktorum da, aşının etrafında dönen tartışmalardan dolayı aşı olmamamı önermişlerdi. Ben de olmamıştım. Ha, sonra gribin kendisini olmuştum, o ayrı. Ama pişman değildim. Dedim ya, pek sever beni influenza mikrobu.

Grip virüsü çok değişken bir virüsmüş. Aşı, her sene, önceki virüs tipleri göz önüne alarak hazırlanıyormuş. ”Eğer aşının içerdiği virüs tipleri, salgındaki virüs tipine benzerse, sağlıklı erişkinlerde koruma oranı yüzde 70” diyor burada. Ancak bu çok genel geçer bir ifade anladığım kadarıyla. Halam, CDC’nin bu seneki grip aşısı için koruma oranını %23 olarak açıkladığını söyledi. O da burada. Müsaadenizle ben halamı (ve CDC’yi) dikkate alacağım.

Gribin diğer adı da ‘paçavra hastalığı’. Gerçekten de paçavraya dönüştürüyor insanı. Hamileyken zaten zordu, geçen sene hastaneye ağlayarak gitmiştim, bu sene başımı vurduğum yerin ağrısına mı ağlayayım yoksa kas ağrıma mı bilemediğimden ağlamadan gittim. Gribe ‘soğuk algınlığı’ demek, her soğuk algınlığına ‘grip oldum’ demek o kadar yanlış ki… Her burun akmasına grip diyor insanlar, halam da çok sinirlenir toplumdaki bu yanlış yerleşmiş algıya. Şimdi ben de sinirleniyorum: Efendiiiii, sen hiç grip olmamış olmalısın ki ayakta olduğun halde ‘Grip oldum’ diyorsun. Yok öyle bir şey! İnsan bir kere grip oldu mu soğuk algınlığı ile arasındaki farkı çok iyi anlıyor. Soğuk algınlığını insan ayakta geçiriyor; evet, burnun tıkanıyor, sonra çeşme gibi oluyor ama yatmıyorsun. Gribi bırak ayakta geçirmeyi, ayağa kalkamıyorsun, kesin ve teyitli bilgi.

Üç günlük İzmir ziyaretinde hasta olmak hiç hoş olmadığı gibi işi karıştıran durum evde iki haftalık bir bebeğin olması. Her ne kadar ben geldiğimden beri -soğuk algınlığı olduğunu düşünerek- maskeyle geziyor olsam ve kırgınlığımı fark ettiğimden beri bebekten uzak dursam da evde grip mikrobu olması çok dikkatli olmamızı gerektiriyor. Elbette çocuklarımın da, annemin de, kızkardeşimin de, kimsenin de bunu kapmamasını istiyorum. Bu ağrılar yanıma kar kalsın ama kimse hastalanmasın bana yeter. Ama en önemlisi bebeğe geçmemesi.

Halam önlem aldırdı — bebek odaya kapandı, o dışarı çıkmıyor, annesinden (ve babasından) başka kimse onun odasına girmiyor. Girmek zorunda kaldığımız durumlarda (annem, yardım etmek için) maskeyle giriliyor. Ben dün ilaca başladığım için bulaştırıcılığım ciddi ölçüde azalmış ancak gribin belirtileri, mikrop vücuda girdikten 24 ila 72 saat içinde ortaya çıkarmış. Ha gayret, az kaldı inşallah, tek kişiyle atlatacağız.

Halama neden influenza mikrobunun beni bu kadar sevdiğini sordum. ‘Sürekli dışarıdasın’ dedi. ‘Gittiğin bir yerde, oturduğun bir masaya senden önce gripli biri oturmuş olsa, sen elini oraya koysan, sonra da -örneğin- elini gözüne götürsen mikrobu kaparsın’ dedi. Ben elini sık yıkayan bir insan olduğumu düşünürüm -eve gelir gelmez ilk yaptığım şeydir- ama yeterince değil demek ki… Bir de telefon… Telefon sürekli elimde, her zaman, her şeye dokunduktan sonra. Metrobüse biniyorsam elimde, sonra sofraya oturuyorum -her ne kadar sofrada bakmayacağım desem de- mesaj geliyor, elimde. E o elimle sonra ekmeği koparıp ağzıma atıyorum ben. Hoş geldin influenza.

Halam bebeği tecrite aldırdıktan sonra bir de uyarı astırdı kapısına. ‘Kim girerse o odaya, annesi bile olsa, ellerini yıkayacak’ dedi. Tamam.

Screen Shot 2015-01-30 at 10.21.57 AM

Kimsenin başına gelmesini istemeyeceğim ancak bazen de önüne geçilemeyen bir hastalık bu. En en en önemli şey ellerini yıkamak. Sadece yemek yiyeceğin zaman değil, ortak bir şeylere dokunduğun zaman, elini herhangi bir şekilde veya sebeple yüzüne dokunduracağın zaman mutlaka yıkamış olmak. O yüzden bizim evde sürekli tekrarlanan bir soru bu şu anda.

Siz de hem kendinize, hem çocuklarınıza sorun sürekli: ‘Ellerini yıkadın mı?’

21 yorum

  1. Çoookkk geçmiş olsun 🙁

  2. çok büyük geçmiş olsun. Yelda nın yazısını bende dün okudum eminim Yelda onu sevenlerle birlikte davetsiz misafiri geldiği gibi geri gonderecek .

  3. Yelda Hanimin yazisini okudum. Yalniz anladigim kadariyla gogus kanseri degil, meme kanseri kendisi. Gogus; akcigeri, kalbi, ust deriyi ve kemigi de kapsayan bir terimdir. Ve tip literaturunde gogus kanseri diye bir hastalik yoktur. Yelda Hanima cok gecmis olsun. Bir an once sagligina kavusmasini diliyorum.

  4. Cok gecmis olsun. Rabbim korusun yavruyu. Suan uc aylik bebegim var. Kizimda 3 yasinda. Kiz uc ayda 6 tane hastalik atlatti. Hastane den Eve geldik daha Bebek uc gunluk. Kiz soguk almis gibi. Uzak tutmaya falan calisiyoruz. Oda heyecanli ama yapacak bi si yok Sonra dan yuzunde lekeler olustu meger el yuz ayak virusu kapmis. Bebekler icin cok tehlikeliymis. Internette nasil korunuruz diye arastirma yaptin. Orda da en etkili yolun el yikamak oldugunu gordum. Bebegi ellemeden once uzerimi cikariyordum ellerini yikayip ayri bi emzirme gomlegi gidiyordum. Emzirdim ten Sonra da tekrar uzerimi degistiriyordum cok sukur gecmedi bebege ama bi aylikken grip gecmisti. Cunku bu sefer evdeki herkes hasta olmustu. Ben dahil. Hepimizi yatirdi hastalik. Evi devamli havanlandiriyorduk falan ama kizi kardesin den uzak tutuyordum ama annesinden de uzak tutamazdim. Cok sukur anne sutunden dolayi cabuk atlatti. Ama uc kez dr a goturduk cigerlerinde bi sorun var mi diye. Kizin grip de sonradan kulak iltihabina cevirdi. Son hastaligi da mide virusuydu. O en kotusuydu. Hepimize gecti hepimizi yatirdi ama cok sukur bebege gecmedi. Yine ayni seyi yaptim. Ellerimi yikayip ustumu degistirip oyle emzirdim. Opmedim sadece emzirip biraktim. Tekrar gecmis olsun.

  5. Evburgundy enenin grip asisi cok etkili degil. Gizli bir bilgi degil. Seni cok seviyor ve takdir ediyorum blogcu anne ama bu konuda iyi ornek olmuyorsunuz. Hatta cicegi burnunda hamile, hafif astimli olarak kasim gozum oynadi. Teyzenizi tanimiyorum ama doktor anne babama bakarsam o kusakta grip asisi sevmeme huyu var. Soylemesi ayip Kuzey amerikanin en iyi tip fakultelerinden mezunu olan genc aile doktorum da “herkes, alerjisi olmadigi surecinde 100% olmali, etken olmadigi yillarda bile etkisi olabiliyor, gribin siddetini kirabiliyor” dedi, yaaa :p. Simdi grip asisina “yok guvenmiyorum, su nedenden, bu nedenden, “big pharma”” diyip sonra haril haril Tamiflu aramak, oralet misali ates dusurucu icmek, o grip asisindan gercekten daha mi faydali?

    • Benim bu konuda kimseye örnek olmak gibi bir misyonum yok. Burası kişisel bir blog, tıbbi bilgi veren bir platform değil, ve ben kendi kişisel tecrübelerimi paylaşıyorum. Burayı takip eden herkes kendi kararlarını kendisi verecek yetidedir, bugüne kadar kimseye ‘aşı ol’ ya da ‘olma’ demedim, kendi görüşlerime ve yaşadıklarıma yer veriyorum.

      Kuzey Amerika’da grip aşısının uygulaması çok daha yaygın. Orada yaşayan ailemden ve arkadaşlarımdan her sene rutin olarak grip aşısı olduklarını biliyorum.

      Ben kimseye ‘neden grip aşısı oluyorsun ve olduğunu paylaşıyorsun’ demedim bugüne kadar. Ben olmadığımı söylediğimde, bu beni ‘big pharma’ deyip oralet misali ateş düşürücü içen bir insan yapmıyor. Siz nasıl Amerika’nın en iyi tıp fakültesinden mezun olan doktorunuza güveniyorsanız ben de burada güvendiğim doktorların görüşleriyle hareket ediyorum.

      • Blogcu anne,

        Insanlarin “Elif Hanim da boyle yapiyormus” dedigini, bebek arabasindan tatile ve evet asiya kadar sizi ornek aldigini, goruslerinize onem verdigini biliyorsunuz. Isteseniz de istemesenizde artik “halka mal oldunuz”. Ha bu onlarin kisisel sorumlulugu kaldirir mi, kaldirmaz. Ama siz mikrobiyolog halam dediginiz zaman “aaa bak doktoru da oyle diyomus”a gelip, zaten grip asisi olmamayi seven bi okuyucu kitlesini iyice percinlemis oldunuz.

        Grip asisindan hic bahsetmeyebilirdiniz, sadece rahatsizliginizdan bahsedebilirdiniz ama bahsettiniz. Bu bu konudaki hatirladigim, halanizin da gorusunden bahsettiginiz (ve agir grip oldugunuz, ki cok buyuk gecmis olsun) ilk yaziniz da degil. (ve tekrar israr ediyorum, doktor anne babama bakarsam, bu gorus kesinlikle oncellikle kusak, sonra da kultur farki, dediginiz gibi kuzey amerika’da daha yaygin).

        Bu arada evet tamiflu’yu yazarken aklima siz geldiniz cunku aradiginizi (karistiriyor da olabilirim) hatirliyorum. Ama o cumle sahsinizdan degil, asi olmayi reddedip, guvenmediginden bahsedip, sonra haril haril ilac arayan, ilac yutmak zorunda kalan herkeseydi. Simdi herkese soruyorum, grip asisinin vucudunuza verebilecegi herhangi zarar tamiflu’nun organlariniza verecegi zarardan daha mi kotu? Ki asidan guillain barre olmadiginiz – ki yok artik ondan da korkuyosaniz sokaga hic cikmayin (sahsiniza degil, genel) ve alerjiniz olmadigi surece yok oyle bi zarar.

        Bu arada 23% etkili olmasi demek bile 5 kisiden biri ya da dort kisiden biri grip olmuyor, o kisi de 4 kisiye daha bulastirmiypr demek. Ki gecen senenin asisi etkili bir asiydi – tamilflu siz ararken uzulmustum.

        Bir ucak kazasi aninda kemer takmaniz %23ten cooooook daha az etkili ama ucakta “takmiycam, bi ise yaramiyor nasil olsa, hem belki kaza sirasinda karnimda kesik yapar” demiyoruz.
        Otokoltugu sizin icin neyse bu da benim icin o…

        • Otokoltuğuyla, ya da uçaktaki emniyet kemeriyle grip aşısını karşılaştırmak biraz elmayla armut değil mi? Biri -güvenliği de geçtim- yasal bir zorunluluk, diğeri ‘önerilen’ bir aşı. Eğer ben Sağlık Bakanlığı’nın aşı takvimindeki aşıları olmayı reddetseydim o zaman doğru olabilirdi bu söylediğiniz.

          Türkiye’de zorunlu aşılardan olan tüberküloz aşısı da Amerika’da rutin olarak yapılmıyor mesela… Her ülkenin uygulaması, doğruları, yanlışları farklı. Kaldı ki, ben kimseye ‘grip aşısı olmayın’ demiyorum. ‘Ben grip aşısı olmam’ da demiyorum, her sene oturup düşünüyorum, doktorlarıma danışıyorum, risk faktörlerini değerlendiriyorum, ona göre karar veriyorum diyorum. Örneğin bebeklerim küçükken, emzirme döneminde ailecek aşılandık. Son senelerde riskli grupta değildik, aşılanmadık. İki senedir ağır grip geçiriyorum, seneye olabilirim. Buna doktorlarımla konuşarak karar vereceğim. Ne yaparsam yapayım, burada ‘grip aşısı oldum’ diye yazacak olsam, grip aşısı olmayan kesimden birileri çıkıp ‘topluma kötü örnek oluyorsun, ne olduğu belirsiz bir aşıyı oluyorsun ve grip aşısı olmak isteyenleri perçinliyorsun’ diyebilir. Bu, o kişinin kendi tasarrufu.

          • Oto koltugundan bahsetmemin nedeni bu konudaki tutkumu anlatmakti. Sizin icin oto koltugunu bir misyonsa, ki 100% katiliyor ve coooook takdir ediyorum, grip asisi da benim icin oyle. Yakin zamana kadar Turkiye’de oyle bi yasa da yoktu. Bu oto koltugunu o zaman daha az onemli yapmiyor.
            Hafif astimliyim. Uzun hikaye, tamamen tesadufen ogrendim. Bana bakan uzman doctor “sizin gibi bircok insan bilmiyor, hafif gicik oluyorum” diye gecistiriyor” dedi. Hayatimda hic astim krizi gecirmedim, yanimda teshisimden sonra lafola tasidigim inhaler’i hiiiic kullanmadim, ama simdi hamileyim. Grip kaparsam olmek benim icin artik elle tutulur bir risk. “23%se degmez” diyen o grip olmayacak 5kisiden 1ine ihtiyacim var. Benim gibi astim oldugunu bilmeyen bircok insanin da.

  6. Evet bu senenin grip asisi* autocorrect 🙂

  7. Gecmis olsun. Halanızın işi tabii ki en iyisini bilir ama naçizane fikrim yüzde 23 bile yeterince yüksek bir oran. Herkes aşı olmayabilir, ama özellikle cok seyahat edenler, yaslı ve çocuklarla sık bir araya gelenler olmalı. Mesela ben ögretim gorevlisiyim, etrafım cıvıl cıvıl genc, grip olmam ve bulaştırmam yurtlara gitmesi demek. Siz de bir dolu toplu taşımaya binmissiniz, demek istediğim aşıyı kendimiz icin olmuyoruz, toplum icin oluyoruz. Podcast severseniz bunu öneririm: https://itunes.apple.com/tr/podcast/freakonomics-radio/id354668519?mt=2#episodeGuid=http%3A%2F%2Fwww.wnyc.org%2Fstory%2Fwhy-doesnt-everyone-get-flu-vaccine%2F

    Ayrıca konudan bağımsız Serial podcastini de öneririm. Tekrar geçmişler olsun.

    • Ben Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği tüm aşıları oldum, çocuklarıma da yaptırıyorum. Toplum sağlığı konusunda üzerime düşeni yapıyorum yani. Grip aşısı, zorunlu tutulan bir aşı değil; risk faktörü olmayan, ‘sağlıklı’ insanların olması önerilen, tercihe bağlı bir aşı. Eğer aşı takvimi kapsamında ve zorunlu olsaydı o zaman tutumum farklı olurdu.

      Bbahsettiğiniz podcast’lere bakacağım, teşekkürler.

      • Maalesef risk faktorune girenlerin ve yakinlarinin olmasi yeterli degil. Herd immunity (suru bagisikligi?? tercumesini bilmiyorum.) olusmasi gerekiyor.

        • Etkisi %23’lerde kalan asi ile herkes asi olsa bile “Herd Immunity” saglanamaz ki. (Herd immunity: Toplumun büyük cogunlugunun asilanmasi sayesinde hastaliga yol acan bakterinin ya da virüsün barinacak/cogalacak insan bulamamasi, böylece asilanmamis olanlarin da dolayli olarak korunmus olmasi)

          Koruyuculugu son derece yüksek, Saglik Bakanligi’nin standart asi takviminde yer alan asilarda bile toplumun en az %75’inin asilanmasi gerekiyor ki, bu bahsettiginiz “Herd Immunity” saglanabilsin. http://en.wikipedia.org/wiki/Herd_immunity (Ingilizce)

        • Grip virusu için toplumsal immuniteden bahsedilemez, herkes aśilansa bile o seneki salgin aśinin içermedigi bir virusla olabilir. Mesela kizamik suçicegi için aśi ile toplumsal immunite mümkün ama grip için mevcut imkanlarla mümkün degil. Ben asilamaya özellikle yetiskin asilamaya inanan biri olarak Elif hanimin yazdiklarini garip bulmadim. Grip asisi için riskli gruplarin asilanmasi yeterli, bu tüm dünyada böyledir. Ayrica grip riskli gruplar disinda aman geçirmesin denecek bir hastalik degildir. Hatta ilaçsiz, dinlenme, bol sivi alimi ile geçecek bir hastalikdir. Ben riskli grupta yer aldigim için hersene aśimi olurum ama dedigim gibi toplumsal immunite beklentisi pek gerçekci degil.

          • Nasil bahsedilemez? Cok ilginc, yasadigim eyaletin tabipler odasi bahsediyor ama! Birakin resmi kaynaklari, Burcu Hanim’in ekledigi podcast bile bahsetmis.
            Tamam peki saglik bakanliginin herd immunity kriterine uymasin ama biraz matematik kullanalim. En etkisiz yillarda grip olacagi varken asi oldugu icin grip olmayan o dort/bes kisiden biri artik grip olmuyor ve gribi bulastirmiyor. Normalde bulastiracagi kisiler de bulastirmiyor. Siz bi de bunu burun kivirdigimiz 60%, 70%li oranlarda oldugu seneleri dusunun!
            Gribin risk faktorlerinde olmayan kisileri ciddi derecede rahatsizlandirma ya da olume yol acmadigi bilenen bir bilgi. Zaten konu o insanlar degil, o insanlarin yaptiklari ya da yapMAdiklarinin risk faktorlerindekilere olan etkisi. Kacimiz Elif Hanim gibi kiriklikla uyanip, vitamin alip toplum hayatina karisip, ertesi gun griple uyanmadik?? El yikama, kola oksurme tamam, cok onemli onlemler ama yeterli degil. Allah askina hic mi eliniz paketlerle doluyken, ne bileyim, cocugunuzu tasirken beklenmedik bir sekilde aniden oksurup, hapsirip sasirmadiniz??? En titizimiz bile farkinda olmadan yuzune dokunuyor, el yikayana kadar baska seylere dokunuyordur. Lutfen rica ederim, bu asi butun asilar gibi sadece kendimizle alakali degil.

    • Burcu Hanim, Kanada’da saglik sigortasi devlete ait ve saglik hizmetlerinin buyuk kismi “ucretsiz”. Ama bu da bazen hastanelerde acilde cok bekleme (olmek uzere degilseniz) ve devlete masraf demek. Bir radio sohbeti sirasinda montreal’in college des medecins yani tabipler odasi baskanina sormuslardi “saglik sistemini iyilestirmek icin su anda herkesin yapabilecegi ama cok etkili olan basit birsey var mi?” dedigi zaman “herkesin ama herkesin grip asisi olmasi, cok buyuk bir fark ederdi” demisti, sonra da asiya olan – ki burada cok daha yaygin- anlamsiz buldugu direncten bahsetmisti.

  8. merhaba, çok çok geçmiş olsun, nice gripler biliyorum saçlarım bile ağrırdı!…
    Diğer blog yazarını tanımıyorum ama büyük geçmişler olsun diyorum. ancak doğrusu göğüs kanseri değil, meme kanseri. meme demekten çekinmeyeceğinizi biliyorum, muhtemelen eski bir alışkanlıkla yazdınız ama düzeltmek gerekir yine de… annesi de meme kanseri geçirmiş, yüksek risk grubunda bir kadın olarak Yelda Hanıma buradan iyi dileklerimi gönderiyorum, geldiği gibi çabucak çekip gitsin bu kötü hastalık!…