0 Yorum

Ayşe Nur’un Gebelik Günlüğü, 31. hafta

İstanbul’da yaşayan, ‘okumayı yazmayı çok seven, bahar doğumlu, iki kedili bir departman müdürü’ olan Ayşe Nur, geriye sayıyor… 

***

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Geçen haftadan bildiğiniz üzere bu haftayı denetimde geçirdik. Hafta sonu annem buradaydı ve hazırlıkları gözden geçirdi. Eksikler alındı, alınanlar yıkandı, ütülendi. En anne tipli pijamalar doğum çantası için alındı.  Listeye bağlı kalmaya çalışsak da tabii ki anneler yüzünden çok mümkün olmadı. Şu an dolapta bir düzine kadar örme yelek ve bir düzine kadar battaniye var. Bakalım hangisini nasıl kullanabileceğiz. Bir kısmına sıra bile gelmesini pek mümkün görmüyorum.

AyseNur31

Genel yardımın dışında tabii ki anlaşılamayan pek çok konu oldu ve merkezinde genelde kediler. Odadaki yeni eşyalar ilgilerini çekiyor haliyle, özellikle daha küçük olan hemen her yere bakmak istiyor. Bebeğin karyolasını tam hazırlamış her şeyi örtmüşken, bir gidiyoruz içinde yatıyor. Eee annemden kurallar geliyor, bu odanın kapısı kapalı kalacak! Oysa kediler için kapalı kapıların ardında dünyalar var ve çok merak ediyorlar. O yüzden normal düzende olan hiçbir şeye zarar vermezler. Bir süre sonra o oda da eskiyecek ve onu da önemsemeyecekler. Zaten evde sevdikleri, zaman geçirmekten hoşlandıkları farklı yerler var. Odanın öncelikleri olacağını ve orada zaman geçireceklerini sanmıyorum bile.

Oda konusuna gelince bir park yatak alma fikri ile başladığım serüvende sonuçta bebeğin bir odası oldu! Önceleri çok sıcak bakmasam da şimdi keyif aldığımı itiraf etmeliyim. Zaman zaman odaya bakıp gülümsemekten kendimi alamıyorum. Alınan hiçbir eşyaya çok para vermedim, onun için ufak tefek sorunlara da takılmadım. Aman orası çizikmiş filan sorunlarından bahsediyorum, 1-2 sene kullanıp değiştirebileceğimiz bir şey sonuçta. İlk başta heveslenmemiştim ama şimdi gelen eşyalarla hevesimi aldığımı söyleyebilirim. Mobilyalar beyaz ama diğer her şey oldukça renkli sayılır.  Tamamlanınca fotoğrafını paylaşacağım.

Önümüzdeki haftayla beraber aslında doğum iznine çıkmayı hak etmiş olacağım. İşyerimde yaşanan sorunlar sebebiyle bu aralar bu özgürlüğü kullanmak içimden gelmiyor desem yalan söylemiş olurum. Bir taraftan doğum sonrasında bebekle maksimum sürede zaman geçirmek de istiyorum. Geçen gün tanıştığım biri kardeşinin doğuma iki gün kalana kadar çalıştığını söyledi. Ne harika değil mi? Demek ki hem fiziksel hem de ruhsal olarak kendini o kadar iyi hissetti. Şimdiye kadar geçen süreçte fiziksel olarak ben de çok sorun yaşadığımı söyleyemeyeceğim (Çok şükür) ama arada sırada ruhsal olarak stres beni olumsuz etkiliyor.

Bu haftada birkaç kez kasılma benzeri ağrılar yaşadığımı söyleyebilirim. Özellikle gündüz hiçbir şey yokken akşam eve gidince bir hareketlenme başlıyor. Sola yatıp dinlenmek en iyi çözüm. Bebeği görünce anlayacağım ama hissettiklerimden şu an yan durduğunu düşünüyorum. Çünkü en büyük hareketler sağ göğüs kafesimin altında ve sol kasığımda hissediliyor. Henüz tam pozisyon almasa belki doğum için dönüş başlamış olabilir.

Bu arada bol bol doğum hikayesi okuyorum. Kendime ve bedenime bu yetiye sahip olduğuma güvensem de yine de başkalarından dinlemenin iyi geldiğini söyleyebilirim. Özellikle fizyolojime uygun olduğu için hemen rahat hareket etme olanağımın olması beni çok memnun eder. Ben şimdiye kadar bu konuda doktorumla bir tartışma içerisinde olmadım. İlla normal doğuracağım baskısı yapmadım. Sona doğru umarım oradan bir sezaryen baskısına maruz kalmam. Yurt dışında yaşayan arkadaşların örneklerini görünce kendi durumumuza isyan etmemek elde değil. Ebelerin çabası, normal doğum için annelerin rahatlatılması, onlara zaman verilmesi. Buradaysa normal doğumda “Aaaa saatlerce seni bekleyecek değilim herhalde” diyen doktorlar. Annem de kendisine ebelerin ne kadar yardımcı olduğunu anlattı. Neredeyse bir ebe bulup evde doğurmak isteyeceğim!

Herkese kucak dolusu sevgiler, bol sağlıklı günler dilerim.

Ayşe Nur

***

Ayşe Nur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.