9 Yorum

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 25. hafta

Ankara’dan yazan ikiz gebesi Şimal, kısa bir aradan sonra yazılarına devam ediyor. 

***

Sizi bilmem ama benim bu hayatta başıma gelen “panikletici” olayların çoğu “Artık her şey kontrol altında, duygusal ya da durumsal kontrolü biraz gevşetebilirim” düşüncesine kapıldığım anlarda oldu. İçimden ne zaman “Ohh! işler sanırım biraz yolunda” desem o yol tepetaklak başıma yıkıldı. Bazen de her şey kontrol altında düşüncesi beni sarıp sarmaladığı zamanlarda “saflık mı” yoksa “konduramamak mı” artık nasıl adlandırılır bilemediğim bir “iyi düşünme halleri” çöktü üzerime.

Simal25

22. haftayı bitirip 23. haftanın içindeyken üzerimde bu “ohh!” duygusundan kaynaklı “iyi düşünme halleri” vardı, lakin hemen devamında gebelik yolum kontrolümden çıkıp çakıllı yol oldu, bizi aldı biraz savurdu. 22 hafta 4 günlük iken minnaklarımla beni hastanenin şekilden şekle giren yatağına bağlayan hikaye gayet sükunet halinde ilerledi aslında. Ayrıca konu örgüsü içerisinde olaylar o kadar beni hastaneye yatırmaya doğru götürdü ki, bir domino taşı farklı konumlanmış olsa belki ben onca zaman hastanede yatmayacaktım. Ama olsun, en son muayeneye gittiğimizde diğer doktorla durumu tartılırken dediği gibi “ya kötü senaryo o anda gerçekleşiyor olsaydı!!”. O yüzden ne demiş atalarımız “olmuşla ölmüşe çare yok”.

Hamile olan, olmayı planlayan sevgili dostlar; normal ya da riskli gebelik hiç fark etmez, gördüğüm ve yaşadığım olaylardan yaptığım en basit çıkarımlardan biri şudur: HAMİLELİKTE STRES KENDİMİZE VERDİĞİMİZ EN BÜYÜK ZARARDIR!!!.

İki haftamızı “n’oldu, n’oluyor” soruları ile geçirmemize sebep olan ana unsur aslında tek dişi kalmış canavar olan stres idi. Başlangıçta yarattığı endişe kar topu etkisinin başlangıcı olmuştu.

Tam olarak 22+1 tarihine tekabül eden Salı günü benim ortasında kaldığım bir takım ailevi gerilmeler vuku buldu. Ben kendimce bundan etkilenmediğimi düşünüyordum, sözde! Çarşamba sabahı kendimi uyandırmaya çalışırken iç çamaşırımdaki rafadan yumurtanın beyazı kıvamında akıntıyı fark ettim, etmemem mümkün değil ki, regl akıntısı gibi yoğun gelmişti. “Hamilelikte olur böyle şeyler” diye düşündüm. Sonra öğlen yemeği civarında karnım taş gibi sertleşti, “acıktım sanırım böyle oldu” diye düşündüm, öğleden sonra yine karnımdaki sertliği hissettim. Konunun önemli olabileceğini düşünmeden (karın sertleşmesinin kasılma işareti olduğunu artık biliyorum), sadece “sonra haber vermedin diye kızıyor” düşüncesi ile, bu olanları doktorun sekreterine “bilgi notu mahiyetinde!!” aktardım, sonra yattım uyudum.

Akşam sularında doktorcum aradı, olanları dinledi ve “hemen gel” dedi. Hala o kadar normaldi ki olanlar benim için “Yarın mı yani?” dedim, “Hayır, şimdi gel” dedi. Akşam saat 19:30’du, ben telefonu kapatırken eşim üstünü değiştirmek için ayağa kalkmıştı bile.

Kliniğinde önce gündüz olanları dinledi ve beni hemşire ile muayene için hazırlanmaya yolladığında eşime “neye üzüldü” sorusunu sormuş hemen, hem de muayene bile etmeden.

Gelen akıntı rahim kanalından geliyordu, neyse ki gevşeme yoktu ama üzüntü, stres gelen akıntının sebebi idi, ayrıca rahim kanalının açılmasını tetikleyebilirdi, çok dikkatli olmalıydık. Tamam dedik, suçlu çocuklar gibi başımız önde evimizin yolunu tuttuk. Bir yandan da her şeyi kontrol altında tutmaya çalışan bendeniz bu belirtileri nasıl normal bulduğum için kendime kızıp söylendim tüm gece, kontrol dışı şeylerin olmayacağı saflığı içine çekmiştim bir süre kendimi.

Cuma sabahı hastanede kontrole gitmeliydik, nasılsa muayene olduk gitmeye gerek var mı! düşüncesi ile emekli kadın doğumcu bir tanıdığımıza danıştık, ”varsa randevunuz gidin sakıncası yok” dedi. Ancakkk buradaki püf noktası şuydu, kendi doktorum yurt dışındaydı ve beni muayene edecek kişi yerine bakan bir başka doktordu (kar topu etkisi bizi içine çekiyordu). Muayene sırasında rahim kanalı çevresine baktı, baktı, baktıııı ve ölçüm sonucunda ekranda 1.9 cm rakamını gördüm, benim aklımdan ve içinden geçen “hala” farklı açıdan ölçtü herhalde o yüzden böyle bu ölçüm idi. İkame doktor “ben bir hocayı çağırayım” dedi ve çıktı odadan.

Aynı zamanda Tüp Bebek tedavimi de yürüten hoca geldi. Kendisinin hep güvenli tarafta kalmak için süper iyimser olmayan konuşmalarına alışkındım, lakin bu sefer birkaç düzey yukarıya çıkmıştı pesimist tavır. Rahim kanalı ile ilgili birkaç şey söyledi tıp dilinde ama şunu yakalayabildim, “alttaki bebeğin kafası aşağıya dönmüş”. Bu anladığım kadarıyla pek sevmedikleri bir durumdu, sonuçta bebeğin kafası kanala girerse doğum başlıyordu.

Hemen yatırıyoruz seni hastaneye, bebekler şimdi doğarlarsa yaşamazlar, en azından şu 24. haftayı atlat sonra sonucu tekrar değerlendiririz ama hemşirelere tembih edeceğim tuvalet için bile kalkmayacaksın, dedi. Elimizi kolumuzu sallaya sallaya, güle oynaya geldiğimiz kontrolümüzden şaşkın ve yeni bir macera ile ayrılıyorduk.

Önce yurt dışında olan doktoruma mesaj yolladım, bana telaşlanacak bir durum olmadığını, “hunileşme” olarak ifade edilen ve düzelebilecek bir durum olabileceğinden bahsetti ve birkaç güne yanımda olacağını, tuvalete ise kalkmam gerektiğini, söyledi. Diğer doktorumu (gece acil yanına gittiğim) aradım, durumu anlattım, ne yapalım diye sordum. Bir umut yanıma gel bir de biz bakalım demesini beklerken, “yatman gerektiğini söylemişlerde demek ki durum odur, buraya gelirken bile yolda risk altındasın hemen yat ve bana durumu bildir” dedi. Tutunacak başka da dalım kalmayınca paşa paşa 1.9 cm rahim kanalı ölçümü ile hastaneye girişimi yaptık.

Burada önemli bir nokta var tabii, eğer iki gün önce acilen doktor tarafından çağırılmamış olsak, o telaşı yaşamasak belki hastaneye yatacaksın dediklerinde çok panik olabilirdim. Ama o kadar sakindim ki, tek telaşım eşimin yüzündeki endişe idi. Onun başı kesilmiş tavuk gibi koşturmasını görünce üzülüyordum.

Hala sakinliğimi korurken beni NST’ye bağladılar ve o aletle sırt üstü 1.5 saatten biraz fazla yattım, karnımda fazladan 10 kg ile. Bebişler içerden dışarıda olanları anlamış gibi durmadan hareket ettiler, hatta dalga dalga ittiler göbeğimi. Aleti çıkardıklarında o kadar bunalmıştım ki aletin bağlandığı yerleri kaşımaktan oluşan yaralardan göbeğimde kabuklaşmış çiziklerim var, ben de haftalardır o kadar çatlak kremleri filan sürüyordum!

Odama çıkardılar, önce hemşirelerle önden kendi doktorumun tuvalete kalkma izninden bahsettim, yoksa kaldırmazlardı yataktan. Bu önemliydi, keza ona da kalkmasam çıldırabilirdim. Zaten sonrasında 6 gün boyunca odadan dışarı kafamı bile uzatamadım. Bu süre içerisinde kasılmaları engelleyici, aslında tansiyon ilacı olan bir ilaca başlandı. Böylelikle varsa erken doğum riski kasılmaları engelleyerek bunu geciktirmekti amaç. Ayrıca her gece kasılma kontrolü için Toco olarak anılan kasılma kontrolü işlemi yapılıyordu. Bu rutine bir süre sonra alışmıştım.

İlk hedefim doktorum dönüp beni kontrol edene kadar moralimi korumaktı, ki bunu başardım. En büyük destekçim eşim oldu, sağ olsun. Hemen odayı ev ortamına çevirdi, hoparlörler, kuruyemişler, kitaplarım, kabız olmayayım diye yapıp getirdiği komposto, ufak bel yastıkları vs. Hemşirelerin bile şaşırdığı bu ortamı sıcaklaştırma operasyonu beni güçlü kıldı. Sonra arkadaşlarım sağ olsunlar geldiler, aradılar, kitaplar, dergiler getirdiler. Bu da yatanın moralini çok yüksek tutuyor.

Ancak bir yerden sonra moral olarak kendimizi korusak da bedenimiz devamlı yatmaktan dolaşım problemleri yaşamaya başlıyor. Geceleri bacak ağrısından ve mide yanmasından (yanma değil o tuz ruhu içmişim gibi bir acı) uyuyamaz olmuştum, ilk üç gün uyuduğum toplam uyku 3 saati geçmezdi. Mide yanmam için damar yolundan ilaç verdiler, bacak ağrısı için özel bir çorap giydirdiler. Tüm gün beyaz muz çorabı anımsatan bu çorap asıl pıhtılaşmayı önlüyormuş ama dolaşımın olmasına da yardımcı imiş. Yine de uyuyamadım.

Beşinci gün doktorum yurda döndü, evet ben 5 gün sadece yatıp doktorumun gelmesini bekledim, ve kontrole girdim. Rahim kanalının boyu yaklaşık 2.7 cm ile kabul edilebilir sınırlarda görünüyordu!!!!!!!….. Eeeee bunun anlamı neydi? Şuydu, kontrol sırasında ultrason aleti rahim kanalının ölçümü sırasında fazla bastırılmıştı ve 1.9 cm sonucu o yüzden çıkmıştı. Hoca ise bebek kafasını aşağıda görünce basmıştı yatışı. Yapacak bir şey yoktu, olan olmuştu… En azından hastane ortamında kontrol altında tutularak geçirmiştik günlerimizi. Doktor ertesi gün hastaneden çıkabileceğimizi, evde yatmaya devam etmemizi söyledi.

Hastaneden çıktığımızda artık kendi ev rutinime dönecek olmaktan memnundum. Günlerdir yaşadığım uykusuzluk acı vermeye başlamıştı. İnsan aklı kafasında kendisi de farkında olmasa da devamlı bir durum değerlendirmesi yapıyor. Demek ki hastanede yatmam “çok acil” kategorisinde değildi o zaman yaşadığım uykusuzluk, bacak ağrısı, bel ağrısı bende gereksiz acı yaşamışım duygusunu bıraktı. Ancak bu noktada şunu da biliyordum, eğer gerçekten tuvalete bile kalkamayacak durumda 3 ay yatacak olsam yatardım, var mıydı başka yolu!!! Bu yaşananlar sonuca ulaşmak için aradaki sayılı günlerdi sonuçta.

Eve döndüğümüzde ilk 3 gün uyudum, uyumak gibi değildi dünyadan bağım koptu sanki, kalkıp yemek yedim ve yeniden uyudum. Günlerimi tamamen yatakta geçirmemi gerektirmeyecek kadar toparladığımda ise fark ettim ki kullandığım ilacın yan etkisi bende görülmekte, bırakın elimi kaldıracak gücü bulmayı, hayatı yavaş çekimle yaşamaya başlamıştım.

Bu arada 23. hafta bitmiş biz 24’ten gün alır duruma gelmiştik. Bu arada hastane yatışımdan önce beni gece muayeneye çağıran doktor da yurt dışında idi (doktorlarımın aynı dönemde yurt dışında olmaları acaba evrenin bana bir başka selamı mı?) ve dönüşüne hemen yanına gittik. Onun da “rahim kanalın hala sıkı ve 2.7 cm görünüyor” beyanatı ile ben ağlayabilirdim oracıkta ama onun yerine kocaman gülümsedim.

Kafamdaki o büyük soruyu yineledim hemen:

O zaman neden yattım ben hastanede?

Cevap basitti aslında,

Gerçekten kısalmış olsaydı!!

Peki dedim, kanal kısalıp uzamış olabilir mi? Burada ki cevap ise kısaydı, hayır!….Bu bilgi önemliydi, öyle lastik gibi bir şey değildi rahim kanalı bir kısalsın bir uzasın, neyse boyu oydu.

Yapmam gerekenler (yatmaya ya da rahat pozisyonda oturmaya devam, ayakta kalmak yok, ani hareket yok, stres yok) tekrarlandı. Son olarak “kasılma için kullandığım tansiyon ilacını pazara kadar kullan, pazartesi sabahı progesteron hapına ağızdan başla” dedi. Sonrasında Toco denilen, kasılmaları ölçen alete bağlanacakmışım. Tüp bebek tedavisinde vajinal fitil olarak kullandığım hormon şimdi yine hayatıma girecek…

Kısacası, “Hayat biz planlar yaparken başımıza gelenlerdir” diyorum ben bir kez daha. Ben ciğer geliştirme iğnesi aman şöyle olsun böyle olsun derken iki doktor da artık 2 hafta içinde vurulması konusunda hem fikir… Tabii önce şeker yüklemesi…

Ankara’dan uykulu selamlar….

Şimal

***

Şimal’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

9 yorum

  1. Cok gecmis olsun simal bundan sonra ki kalan gebe gunlerini sorunsuz gecirmen dilegiyle.sakin stressiz gunler dilerim miniklere ve sana ..

  2. Şimal selam,

    Çok geçmiş olsun, iyi haberlerini aldığıma çok sevindim. Muhtemelen birkaç hafta sonra benzer bir soruyu ben de kendime soracağım.
    “ee bunca test niye istendi o zaman?”

    Bunu soruyor olmak bile büyük bir lüks şu anda, bana da kısmet olur umarım.

    Sevgiler 🙂

  3. Şimal,

    Iyi haberlerini almak cok guzel. Kalan gunlerin daha guzel, mutlu gecer umarım.

    Sevgiler

  4. Iyi olmaniza cok sevindim Simal. Ayni haftadayiz, umarim saglikla yavrularimiza kavusuruz. Dualarim seninle olacak. Sevgiler.

  5. Öncelikle çok geçmiş olsun,22.haftadan 39.haftaya kadar hem evde hem hastanede kesintisiz kalkmadan yattım hem de dayanılmaz ağrılar eşliğinde,erken doğum riskim vardı,kasılmalarım doğum kasılmalarıydı,böbrek taşı çıktı üstüne,aldığım ilacın ve serumun haddi hesabı yok,o günleri hatırladıkça fena oluyorum…39.haftaya ulaşmama ben de doktorumda inanamadık o derece vahimdi durum ama işte geldi geçti,yakında dünya güzeli kızım 4 yaşına girecek 🙂 Bu günler geçmeyecekmiş gibi görünür en ufak şey moral bozar ama inan bana herşey çok güzel olacak,ben yaptıysam sen de yaparsın,sadece huzurlu olmaya çalış.Miniklerine sağlıcakla kavuşman dileğimle. 🙂

  6. çok geçmiş olsun, yokluğunuzda kontrol ediyordum sürekli, acaba yazdı mı acaba nasıl diye, çokşükür 24.haftaya eriştiniz, inşallah sağsalim en uygun en hayırlı zamanda kavuşursunuz miniklerinize..

  7. Arkadasım sen hala niye ayaktasın..Ne yazık ki bebeklerine kavuşana kadar yatmak zorundasın…Neyse ki bebeklerine cabucak kavuşacaksın :))

  8. Çok geçmiş olsun Şimal hanım. Bekliyorduk güzel haberlerinizi.

  9. cok gecmis olsun, iyi olmaniza cok sevindim 🙂 insallah bundan sonraki surec cok cok cok rahat gecer 🙂