9 Yorum

Sürüden ayrılabilen çocuklar yetiştirmek

İki tür tedirginlik yaşıyorum bu aralar:

Ya çocuklarım, her gün duymaya alıştığımız türde bir tacizin mağduru olurlarsa (yoksa siz bu olaylar sadece kızların başına mı geliyor sanıyordunuz?)

Ya çocuklarım, karşılarında haksızlığa uğrayan birilerini gördüklerinde (mutlaka taciz olması şart değil) karşı koyacak, itiraz edecek, ‘Kral Çıplak!’ diye bağıracak gücü bulabilen insanlar olmazlarsa?

‘Oğlan analarının’, oğullarını ‘paşam’ diye sevmemesi lazım diyorlar ya hani, sanki babaların hiç rolü yokmuş gibi… Benim o konuda bir endişem yok. Çocuklarımın babası, ‘ortalama erkeğin’ üzerinde eşitlikçi bir insan, ve benim çıktığım kadınlığımı keşif yolunda benimle birlikte her gün daha da büyüyor, ileri gidiyor. Benim çocuklarımdan kadına şiddeti onaylayan tipler çıkmaz.

Peki bu yeterli mi?

İçinde bulunduğumuz toplumda ve -hatta dünyada- biraz daha ileri gitmemeli mi?

Kadına şiddeti onaylamamakla kalmayıp bunun karşısında duran, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğuna inanan ‘feminist erkekler’ yetiştirmemeli mi? 

Ortaokul-lisedeyken biz, henüz yeni sutyen takmaya başladığımızda, sırtımızdaki gömlekten görünen sutyenin lastiğini çekip bırakırdı bazı arkadaşlarımız. Kikir kikir gülerdik biz de… Etraftaki herkes de… Şimdi düşünüyorum: Ne münasebet?!

Benim çocuklarım, kız arkadaşlarının sutyeninin lastiğini çekip bırakmasa bile -yoksa ‘mavraya’ uyup yaparlar mı?- yapan arkadaşlarına ‘N’apıyorsun sen? Bunun neresi komik ki?’ diyebilirler mi?

Yoksa onlar -yapmasalar da- gülerler mi?

Ya da sessiz kalıp yapılanı onaylarlar mı?

‘Kimsenin kadınlığına, erkekliğine küfretmekte marifet yok’ diye öğretmeye çalışırken ben, onlar maçlar da ‘A.ına kyiim’ diyen, ‘Ananı s.kim’ diyen arkadaşlarına uymadan durabilirler mi?

Yoksa ben mi çok şey bekliyorum, çok mu fazla sorumluluk yüklüyorum iki oğlanın omuzlarına? İki kişi, neyi ne kadar değiştirebilir ki? Hele de böyle bir toplumda…

Evde uygulasak da bu ‘eşitlikçi’ ilkeleri, vermeye çalıştıklarımızın okullarda darbe almayacağının garantisi var mı?

Okullar, varoluşsal olarak, devletin varoluş amacına hizmet eden, devletin tanımıyla ‘iyi’ vatandaşlar, işgücü için üretken işgücü yetiştirmeyi amaçlayan yerler. Bu bağlamda okullardan toplumsal cinsiyetçiliğe karşı çıkan bireyler çıkmasını beklemek ya da bunu sadece okullara yıkmak doğru değil.

Atasözümüz bile yok mu ‘Sürüden ayrılanı kurtlar kapar’ diyen? Farklı düşünme, farklı davranma çocuk! Harcanırsın! 

Oysa asıl marifet sürüden ayrılabilmekte… Ayrılıp ‘Kral Çıplak!’ diye bağırabilmekte…

Bunu yapabilecek cesareti çocuklarımıza verebilmekte…

Ve bu hiç, ama hiç kolay değil. Hele ‘Sürüden ayrılanı kurtlar kapar’ anlayışının genel geçer bakış açısını yansıttığı bir toplumda büyüdüğümüz düşünülürse…

 

9 yorum

  1. Günlerdir eşimle aynı şeyi konuşuyoruz. Sürüden ayrılan bir çocuk olursa oğlumuz, okulda aşağılanabilir. Arkadaşlar arasında şiddete karşı gelse “süt çocuğu” muamelesi görebilir. Dayak yiyen, arkadaşları arasında dışlanan bir çocuk olabilir. Ve bunun sebebi bizim onu pasifist bir şekilde yetiştirmemiz olabilir. Toplu kötülüğe karşı yenik düşebilir. Çok tedirginim, çok.
    Öte yandan oğlumuza “paşam” demekle çocuğun kendisinde kötülük yapma yetkisi bulacağını sanmıyorum. Kızlara “prenses”im demenin acizlik teşkil etmeyeceği gibi. Çocukların örnek alacağı bizim davranışlarımız. Bu tarz basit konuların büyütüldüğünü düşünüyorum.

  2. 2 senin oğlun, 1 benim oğlum, 1 birinin kızı, 2 başka birinin kızı derken olacak bu gelişme. Tabii 1-2 kişi ile bir yere varılmaz. Bu yüzden bizim gibi anne-babalara çok büyük sorumluluk düşüyor. Okulda en az darbe alarak (darbe almak mutlak olacak, bunu en azda kalabilmesi için çabalamak gerekiyor) “eşitlikçi” ve “kral çıplak” diyebilen bugün bir arkadaşının başına gelenin yarın kendi başına da gelebileceğini düşünüp empati kuarbilen bir nesil yetiştirmek için uğraşmalıyız.

  3. İki kişi değiller, bir tane de benim oğlum var. Zaten mesele fikrini ifade edebilen, onaylanma ihtiyacı doğruyu söyleme dürtüsüne baskın gelmeyen çocuklar büyütebilmekte

  4. Bir tane de benim oğlum var.Yalnız değiller.
    Ha Sürüden Ayrılanı Kurt Kapar Atasözüne oldum olası gıcığımdır.
    her zaman Ayrık otu olmayı yeğledim.

  5. :(( düşünüyorum da düşünüyorum. Acaba başkasına ya da kendine yapılan haksızlığa, adaletsizliğe karşı dik durabilecekler mi? Durduklarında, nasıl bir ayrımcılıkla karşılaşacaklar! O ayrımcılığa karşı kayıtsız kalabilecekler mi, kalamazlarsa, ruhları nasıl yaralanacak? ? ? ? ? ? ? ?

  6. Tacizin mağduru olabilirler hemde kızlardan daha çok,daha kolay ulaşılabilirler, özellilkle toplu yerlerdeki erkek tuvaletlerine 7-8 yaşındaki (hatta daha küçükleri) erkek çokuklarınızı yalnız göndermeyin,gerekirse kapıda bekleyin sık sık içeri seslenin ne bileyim işte, herşeyden şüphelenin ortalık manyak dolu:( Ayrık otu lakablı biri olarak aynı kaygıları fazlasıyla yaşıyorum, nedir bu işin doğrusu bilmiyorum. Oğullarımız da hata yapa yapa doğruları bulacaklar, büyük pişmanlıklar olmasın hayatlarında, özlerinde iyilik, doğruluk olsun…

    • İyi bilgilendirme aslında toplu yaşam alanlarında erkek tuvaletinde de çocuklarımız tehlikede olabilir! Bu kadarını gerçekten düşünemezdim, düşünmeliydim. Teşekkürler…
      Tehlike aslında her yerde karşımıza çıkabilir ya da sıra Allah Korusun ama bizlere, çocuklarımıza uğrayabilir. Çok, çok sakınmalıyız. Gerçekten hayatımız korku filmi izliyormuş gibi olana bitene hayretler içinde kalarak, ya bizde karşılaşırsak diye korkarak geçiyor. Son zamanlarda izler hale geldiğim haberlerde bitmek tükenmek bilmeyen şiddet olaylarıyla dolu. İnanır mısınız oğlum ne dedi, maalesef ki izlediğim haberlere denk gelerek. Anne sen de kadınsın, sana da zarar verebilirler hiç çıkmasan mı evden?… Sözün bittiği yer
      Ve daha oğlum birinci sınıfa giderken, bir çocuk oğlumun oyununu bozunca ve oğlum haklı olarak ne yapıyorsun sen diye sorduğunda, oğluma, ” seni nasılsa yalnız yakalarım, seni bıçaklarım” diyen ilkokul birinci sınıf öğrencilerine denk geldim. Buradan da gerek Elif Hn, gerekse konuk yazar olabilecek pedagog- psikolog olan uzmanlardan çocuklarımıza haksızlığa uğradıklarında nasıl davranış biçimi geliştirmeliler konulu yazılarına oldukça çok ihtiyaç olduğu kanısındayım. Oldukça çok bilinçlenmek gerekiyor.

  7. Günlerdir ailecek konuşuyoruz malum konuları. Hem eşim ve hem de 17 yaşındaki erkek kardeşim “Erkeğim ama anlamıyorum kafaları nasıl işliyor bu manyakların” deyip duruyor. ikisi de her türlü şiddete karşı. ama bazen istemeseler de kendilerini savunmak için mecburen kavga etmek zorunda kalabiliyorlar. yine de özlerinde şiddete karşı olduklarını bilmek içimi rahatlatıyor. onlara aman kavgaya karışmayın diyorum ama bir yandan da 20 aylık kızım büyüyünce dövüş sanatları kursuna yazdırsak iyi olur diye düşünüyorum maalesef 🙁

  8. Özgürlük, barış, eşitlik, insanlığa, farklılıklara ve çevreye saygı, risk alabilmek, dengeli olmak gibi değerleri, kendi hayatımızda ve çocuklarla olan ilişkimizde uygulamaya geçirdiğimizde, çocuklarımızın uygar insanlar olacağına, yaşına uygun bağımsız davranma isteklerinin bizim tarafından desteklenmesinin de toplumdan dışlanma korkusu olmadan, kendi değerlerine göre hareket etmelerini sağlayacağına inanıyorum.