0 Yorum

Öznur’un Gebelik Günlüğü, 23. hafta

Düşünüyorum da, karnımdakinin derdi bile beni bu kadar üzüyorsa Özgecan’ın, Gizem’in annesi ne haldedir, neler hissediyordur? Bulamıyorum, tarifinin de mümkün olduğunu sanmıyorum.

Tek bildiğim, insanların birbirini artık hiç anlamadığı, her geçen gün düşmanlığın arttığı, insanların gittikçe tahammülsüzleştiği ve çoğunluğun cinnet sınırında olduğu bir ülkede yaşadığımız.  Kartopu bile cinayet sebebiyse artık, bugün yaşadığımız için gerçekten şanslı olmalıyız.

Tüm bunların bir çözümü olmalı, ama çözüm bulunacağı yerde her geçen gün neden daha çok batıyoruz anlamıyorum. Her geçen gün daha da artıyor şiddet oranı, nasıl bir ülkede büyüyecek bebeklerimiz? Kendi güvenliği için hayatta kimseye güvenmemeyi ve tek başına kalmamayı mı öğreteceğim kızıma?  Nereye saklayacağım peki hayatım boyunca savunduğum “özgür irade” kavramını? Kızım tüm erkeklere potansiyel sapık gözüyle mi bakmalı? Bu bakış açısıyla mı büyütmem lazım bir gün canına zarar gelmemesi için?

Ne kadar acı. Ne kadar yazık bu güzelim ülkeye. Daha da acı olan yasa getirmekle bu sorunun çözülmeyecek olması, en az 2-3 neslin doğru eğitilmesi lazım. Bakış açısını, düşünce kalıplarını değiştirmek lazım.

Umarım herşey düzelir diyeceğim ama daha 17 aylık bir bebeğin yaşadıkları geliyor aklıma bir yandan,  açıkçası yakın gelecekten umutsuzum.

Tüm bu düşünceler ve üzüntüler içinde haftabaşında eşimle birlikte gidip kan verdik, genetik testlere böylece başlamış olduk, tahmini sonuçlanma süresi 3 hafta ile 1 ay arası dediler. Tamam dedik mecbur.

Ense kalınlığını ilk öğrendiğimizde hemen o gün içerisinde tüm testler yapılsın ve sonuçlar belli olsun istemiştik, beklemeye tahammülümüz yoktu. İşlerin böyle yürümediğini zamanla anladık. Şimdi daha sakiniz, testleri yaptırıp sonucunu beklerken aralarda normal hayatımıza devam ediyoruz. Sanki hiç test sonucu beklemiyormuş gibi. Hatta sürece o kadar alıştık ki üye olduğum bir anne bebek blogunda aynı sorunu yaşayan ve yeni teşhis edilmiş gebeleri teselli etmeye bile başladım.  Kıdemli oldum anlayacağınız.

Oznur23

Şimdi düşündüm de tam 12 haftadır bir sorunun tespiti için uğraşıyoruz. Daha da önümüzde bir ay var. Üstelik doğuma kadar da sürecek gibi duruyor. Ama tüm bunlara rağmen uzun zamandır düşlediğim  ve büyük ihtimalle hayatımda tek olacak bu dönemin elimden geldiğince tadını çıkarmaya çalışıyorum. Yemek sonrası zamanlarımızı anne-kız zamanı ilan ettim mesela, yemek yedikten hemen sonra sırtüstü uzanıp, elimi karnıma koyup tekmelerini bekliyorum kızımın. Arada parmağımla hafifçe bastırıp ben de karşılık veriyorum ama eşiminin “rahatsız etme kızımı, hain anne” söylemleri altında çok da oynaşamıyoruz. Hele bir de yemekten sonra çikolata yemişsem resmen takla atıyor içimde.

Hamilelik çok keyifli, çok özel bir dönem. Sıkıntısı da çok ama onun tekmelerini hissettiğimde o sıkıntılar pek gelmiyor aklıma. Bu kadar sendrom ihtimali ile uğraşmamış olsaydık eminim çok daha keyifli olurdu. Bu anlamda içim biraz buruk…

Bu hafta aynı zamanda doğum günümü de kutladık. Böyle kutlamalara çok önem vermediğim için genelde pek hatırlamam ama geçen seneyi çok net hatırlıyorum, çünkü bir dahaki doğum günümde hamile olmayı dilemiştim. Şimdi ise sağlıkla doğmasını ve yine sağlıkla büyümesini diliyorum. Aslında tüm bebekler için bu dileğim.

Bebeğimize hediyeler gelmeye başladı, ilk kıyafeti Gülşah teyzesinden oldu. Sonraki de ablasından. Biz bu konular ile hiç ilgilenemediğimiz için “bu gidişle çıplak kalacak bu bebe” diyordum, neyse ki sevenleri şimdiden çok kızımın.

Haftaya görüşmek üzere,

Öznur

***

Öznur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

Yazar Hakkında

ÖZNUR – İstanbul’da yaşayan, günde yaklaşık 4 saatini trafikte geçiren, tahammül sınırlarını oldukça genişletmiş ama bunun yanında sinir sahibi olmuş ve günün birinde delirip mutlaka Ege’ye yerleşecek olan (klasik) bir bilişim sektörü çalışanıdır. 38 yaşında olup, ilk gebeliğini anlatıyor.