19 Yorum

Yurtdışına taşınmak çözüm mü?

Aşağıdaki yazı, Blogcu Anne okurlarından Deniz Sütlü Özgül tarafından kaleme alındı.

***

Yurtdışına taşınmak çözüm mü? 

Son zamanlarda gerek arkadaşlarımdan gerek blogum sayesinde beni tanıyanlardan en sık aldığım sorular yurtdışına taşınmak konusunda…

Geçen sene bu zamanlar, 2006’dan beri yaşadığımız Londra’dan İsviçre’ye yerleşme ihtimali çıktı karşımıza. 2.5 yaşında kreşe giden bir oğlumuz vardı ve ben ikinci bebeğe hamile olduğumu henüz öğrenmiştim. Olur mu olmaz mı? Yapabilir miyiz diye onlarca soru geçti aklımızdan, bu süreçleri blogumda paylaştım.

‘Gitmezsek pişman oluruz’ dedik ve karar verdik yaz ortası Zürih’e taşınmaya. İngiltere gibi çok kültürlü, özgürlükçü, çocuk dostu bir ülkeden, dilini bile konuşamadığımız; ama eğitim ve öğretim konusunda daha iyi olduğunu duyduğumuz, göllerinde – nehirlerinde yüzülen, temiz ve düzenli başka bir ülkeye taşınacaktık. Çocuklarımız için… Gerçi bir İngiliz gibi kibar yetişen oğlumuzun İsviçre’de BBC İngilizcesi konuşamayacağı tek derdimizdi onun adına…

Taşındık ve Zürih’teki yeni hayatımızı blogda anlatırken farkettim ki, birçok okuyucu Türkiye’den uzaklaşmak için yurtdışına taşınma planları yapıyor. Bana çocuklarla ülke değiştirmek ve çocukların yeni ülkeye uyum sağlayabilmesi hakkında gelen soruların ardı arkası kesilmiyor. Herkesin kafasındaki ortak nokta, ‘Türkiye’de çocuklarımızın geleceğini göremiyoruz’.

Eğitimin iyi olduğu, kaliteli ve güvenli yaşam olan bir ülkeye taşınmak her ailenin dilediği. Kazandıkları parayla insanca yaşamak ve ailesini iyi koşullarda yetiştirmek istiyorlar doğal olarak. Çocuklarına da güzel bir gelecek bırakmak en büyük arzuları. Yasakların, korkuların olmadığı, özgürlüklerin kısıtlanmadığı, insanların eşit olduğu, ayrımcı olmayan ülkeleri tercih ediyorlar. Bazı cümlelerini okuyunca gözlerim doluyor:

‘Şu dönemler özellikle ülkem adına karamsar duygular besliyorum ve gözümü kapatıp kızımın, ülkemin yaşam ve eğitim koşullarında büyüyüşünü düşündüğüm zaman mutlu olamıyorum…’ bunlardan biri.

Aileler daha iyi eğitim şartlarının olduğu ve çocukların açıkhavada daha fazla vakit geçirdiği, yabancı diller öğrenebildiği, Türkiye’de yaşamaktan daha çok keyif alacağı ülkelere yöneliyorlar. Aile büyüklerinden uzak olmayı göze alarak hem de!

Neden mi? 2006’dan beri Türkiye’ye hep tatil amaçlı geldik; ama olup bitenin de farkındayız elbette. Gezi olaylarını, seçim zamanını veya mahkemeleri, kasetleri, yaşanılan şiddeti orada yaşayan arkadaşlarımızdan daha çok dert edindik, çabaladık o sesleri duyurmak için. Türkiye’de olanları da dünyaya göstermek için gazetelere, dergilere yazdık. Davulun sesi uzaktan da olsa hiç hoş gelmedi bize açıkçası. Şimdi görüyorum ki ülkemizin geleceğinden ümidini kesenler bir bir Avrupa’da yerleşecek, yaşayacak yeni ülkeler arıyorlar. Bu beni düşündürüyor.

Biz yurtdışına gittik; ama giderken Türkiye’dekinden daha iyi bir geleceğimiz olsun derdiyle kaçmadık. Eşimin çalıştığı şirketin Türkiye’de mühendislik birimi yoktu, hala da yok. İlk birkaç sene boyunca ailelerimiz ‘Dönün artık!’, ’Ne zaman döneceksiniz?’ derlerdi. Şimdi torun hasreti çektikleri halde ‘Türkiye’ye dönmeyin’ diyorlar. Bunları duymak canımı acıtıyor.

Türkiye’de yaşayan, çocuk okutan yakınlarımıza soruyoruz. ‘Neler oluyor orada? Hayatınız gerçekten etkileniyor mu?’ diye. Herkesin cevabı yakın geleceğe dair ümitlerinin olmadığı yönünde. ‘Kabullendik, iyice dibe batacak ülke, batsın. 100 sene sonra bir şekilde gene her şey değişir’ Bunları duymak beni ümitsizliğe düşürüyor.

3.5 yaşındaki oğlumu, 3 aylık kızımı düşünüyorum. Benim doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım güzel ülkeyi 10 sene sonra nasıl tanıyacaklar, bilecekler, görecekler diye merak ediyorum. Konuşmaya başladığından beri dünyada birçok yabancı dilin varlığını görerek büyüyor oğlum. Türkiye’deki çocuk parklarında ‘Anne, bu çocuklar Türkçe konuşuyor’ diye gözleri parlayarak yanıma gelir. Küçük yaşına, farklı ülkelerde yaşamasına rağmen ana dilinin farkında. İleride rahatça vatanına gidebilsin, okuduğu kitaplar, yazdığı cümleler başına iş açmasın istiyorum. Kızım giydikleri yüzünden mahalle baskısı görmesin, akşam çıktığında tacize-tecavüze uğramasın, öfkeli insanlar yüzünden başına bir iş gelmesin istiyorum.

Globalleşen, sınırların kalktığı bir dünyada daha güzel bir geleceği başka ülkelerde arayanları anlıyorum. Öyle mantıklı ve normal ki istedikleri şeyler:

  • Yaşadığımız çevrede ormanlar, tertemiz akan nehirler, doğa güzellikleri olsun,
  • Kazandığımız para ile insanca ve kaliteli bir yaşam sürelim,
  • Avrupa ülkerine kolayca seyahat yapabilme imkanımız olsun,
  • Eğitim iyi ve eşit olsun. Çocuklarımızı yabancı dil, spor veya sanat dersleri için kursa, özel okula göndermeyelim,
  • Operası, konseri, tiyatrosu, müzesi ile çocuklara ve bize hitap etsin,
  • Vaktimizi trafik yerine ailemizle, çocuklarımızla geçirelim,
  • Dağlarda, ovalarda yürüyüş ya da bisiklet turları yapalım,
  • Meydanlarda sokak müzisyenlerini dinleyelim, festivallere katılalım, nezih ortamlarda eğlenelim,
  • Güvende olalım; sabah evden çıktığımızda akşam eve döneceğimizi bilelim,
  • Hayatından memnun, mutlu ve huzurlu komşularımız olsun,
  • Farklı geleneklerimiz, fikirlerimiz, dinimiz ve dilimiz yüzünden acı çekmeyelim,
  • Çoluğumuzun çocuğumuzun emniyetini sağlayabilelim.

Kısacası hiçbir baskı olmadan fikirlerimizi ifade edebileceğimiz özgür bir ülke istiyoruz.

Böyle bir Türkiye olamaz mı?

Deniz Sütlü Özgül

GezginAnne.com
Facebook.com/GezginAnne
Twitter.com/GezginAnne
Instagram.com/GezginAnne

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

19 yorum

  1. off of diye okudum 🙁 üzüldüğüm o kadar çok şey var ki bu memlekette….

  2. Bazen gidebilmek için her yolu deneyelim diyorum, bazen ise gidersem ülkemi bu karanlık zihniyete daha çok teslim edeceğim, ülkem için ülkemi korumak için kalmalıyım diyorum. Gitsem kaçmış gibi hissedeceğim kalsam dayanmak zor.

    Benim gibi arada kalanlara fikir vermesi açısından Amin Maalouf’un Doğu’ndan Uzakta kitabını tavsiye ederim.

  3. Bu yaziyi icim aciyarak okudum. Biz de bu aralar cilginca yurtdisinda is ariyoruz. Tek derdimiz cocugumuzun adam gibi bi egitim almasi… Eskiden ozel okula gonderince cok daha iyi bir egitim aliniyordu. Simdiyse her yerde mantar gibi ozel okul var, fiyatlar yuksek ama egitim yerlerde. Birkac tane gercekten kaliteli diyebilecegimiz ozel okul var. Onlarin da fiyati iyice ucmus. Daha anaokulunda senelik 30-40-50binler soyleniyor. Kaldi ki ozel okula gonderince de is bitmiyor. Servisi, yemegi,etkinligi,kiyafeti derken en ucuzuna bile gondersek senelik min 30bini buluyor. Devlet okullarinda ise sansiniz varsa iyi bir ogretmene denk gelirseniz, biraz daha iyi bir egitim almis oluyorsunuz. Butun bunlar yani sirf egitim icin bile yurtdisina gitmek cazip geliyor. Diger sosyal haklarimizin nasil yerlerde surundugunu soylememe gerek yok sanirim. Gun gectikce daha da berbatlasan bir ulkede umut etmeyi artik biraktim ben… Maalesef boyle…

  4. Evet bunları ben de istiyorum. Ve ne kadar temel şeyler değil mi?

  5. yurtdışında tayin nedeniyle yaşıyorum, mesleğim gereği de çalışma süremin 3te 2si bu şekilde geçecek. eğitim sistemindeki durumu gördükçe oğlumun MEB’in yakınından bile geçmeyecek olmasına çok seviniyorum. tek endişem kültür meselesi, ben oğlumun ülkesini adetini kültürünü seven biri olmasını istiyorum, “özenti”lerle kendi benliğinden uzaklaşmasını istemiyorum. bunun için alabileceğim tek tedbir de misyoner okulları tercih etmemek ve bolca okumasını, farklı düşünceleri öğrenip kendi doğrusuna ulaşmasını sağlamak. türkiyedeki gençliği gördükçe de aslında birşey kaybetmediğimizi görüyorum.. bunu da üzülerek yaşıyorum malesef…

  6. Ben de taşındım yurtdisina. çocuğum yokken tamamen kendi akıl sagligimi korumak için ki o zamanlar memleketin durumu iyiymiş diyorum şimdi baktıkça. Artık donus yok bizler için, kaçmış olmanın verdiği vicdan azabı geride kalanlara ne olacak ailem dostlarım hep mutsuz mu olacak diye düşünürken çocuklarımın aileden uzak büyümesi beni çok uzuyor. Ama tatile Türkiye ye gidince bakıyorum bi kaniksama bi normallestirme konuların üstünü kapama söz konusu. İsitilan kurbağa gibi tatlı bi uyuşukluk , yazık 🙁

  7. Biz bundan 1,5 yil önce tasindik, gezi direnisinin oldugu yil. Tabi tasinma surecimiz ondan da 1 sene oncesine dayaniyor. Giderken amacim bu degildi ama simdi iyi ki gelmisiz demeye basladim. Ancak sizin gelmenizle is bitmiyor. Memleketinizde olanlar her zaman sizi uzuyor, cunku sizin ozunuz orada, sevdikleriniz orada. Ayrica cocuklarim akrabalarindan, ailelerimizden, kulturumuzden uzak büyüyor diye de uzuluyorum. Gurbete gidenin rahati olmuyor. Bir de su var ki o en aci gercek benim gozumde, uzun vadede cocuklarim buradayken burali, Turkiyedeyken de orali olamayacaklar. Ben her daim yurda donme taraftariyim ama yurdumun gidisati bunu cok zorlaştırıyor. Kendim icin degil de cocuklarim icin kalmam gerekiyor diye hissediyorum 🙁 bunlar cok zor kararlar :(( ve arkasindan da oyle buyuk bir ferahlik getirmiyor maalesef…

  8. yolunu bulduğum an gideceğim. cocuğum olduğundan beri hergün bir yol bulmaya çalışıyorum. bu ülkede saksı çiçeği bile yetiştirilmez; bırakın çocuğu…

  9. Ben 19 yaşımdayım. Hep bu ülkeden kaçmak istedim, özellikle son iki yıldır ülkeme hiç bir güvenim kalmadı, artık milliyetçiliğin bir anlamı olmadığını düşünüyorum, Türkiye’yi sevmiyorum ve gitmek için sabırsızlanıyorum, ”ama dışarıdaki ülkelerde de sorun var” diyenlere ise gülüyorum, ben bu ülkenin kendisinden daha büyük bir sorun göremiyorum, asıl göremediğim ise neden insanların kendilerini sınırlamak istedikleri. Ülke değiştirmek, özellikle de iyi bir amaç içinse çocuğunuzu derinden yaralayacak bir şey değildir, çocuklar yetişkinlerden daha kolay atlatırlar değişimi. Eğer durumunuz varsa, bir hafta ya da bir ömür süresi boyunca, gidin 🙂 Dünyadaki diğer insanların nasıl yaşadığını görmek çocuğunuzu daha sağduyulu bir insana dönüştürecektir muhtemelen.

  10. 2003’ten beri yurtdisindayim, donmeyi dusunmuyorum. Giderken “kesin donecegim” fikriyle ayrilmistim. Sartlar ve kosullar degisti. Turkiye’de izole bir ortamda yasamak icin ya cok varlikli olmam, ya da beklentilerimi cok dusuk tutmam gerekiyordu. Her ikisi de benim durumumda gecerli degil. Ailem orta halli, yaptigim is getirisi cok yuksek kar marjlari icermiyor, ve beklentilerim–egitim, saglik, sosyal haklar–yuksek.

    Tek basina mucadelenin bir sonuc getirmeyecegini yasayarak erken ogrendim. Toplu mucadele ise bu memlekette daha beter cezalandiriliyor. Yani Turkiye’de herhangi bir seylerin siyasi olarak daha liberal/ozgurlukcu ve esitlikci bir cizgiye cekilecegine dair inancim yok. Olanlardan ozur dilerim, ama bu, boyle. Olasilik cok dusuk. Biraz tarih/siyaset bilgisi bu karamsarligin altindaki sebepleri daha da acikca ortaya koyar sanirim.

    Yurtdisina gitmeyi dusunenlere onerim: gidin. Ama, pesinen soyleyeyim: milliyetcilik damariniz varsa, cok gelenekci ve gorenekciyseniz, liberal toplumlarda daha mutsuz olma sansiniz yuksek, bastan soyleyeyim. Geldiginiz yere zaten cok bagliysaniz, her gununuz, yukarida bir yorumcunun dedigi gibi, memleketi ozleyerek gececek. Cocukluk anilariniza varincaya kadar herseyi romantize edip, buradaki imkanlari kesfedememe ihtimaliniz yuksek. O zaman heves etmeyin, daha iyi.

    Ama yok, eger, boyle bir bagliliginiz yoksa, yeni deneyimlere aciksaniz, kesfetmeye, baska insanlari tanimaya–hele de sizin gibi olmayanlari–hevesliyseniz, durmayin gidin. Bati ulkeleri cennet degil ama liberal demokrasilerde kisisel haklarinizin keyfekeder ayak altina alinma olasiligi cok daha dusuk. Ayrica baska firsatlar ve imkanlar var.

    Ama riskler de yuksek: TR’de sosyal guvenlik sistemi aile baglari uzerinden yurudugu icin ailenize yakinsaniz gitmek zor. Kuvvetli duygusal baglar da cabasi. Ama bunlar bir sekilde hale yola giriyor.

  11. Huyum kurusun, hicbir zaman “vatan millet sakarya” diye dusunmedim, dusunemedim. Zaten lisede cok guzel gecen bir Amerika deneyimim vardi ve universite icin geldigim Kanada’ya yerlestim. Anneannem hep “kizim eve karanlik olur olmaz gelip kilitliyorsun kapini di mi” derdi. Ben de “eeeeeeveeet anneannecim yaa” derdim. Haha kisin istesem de dersler dortten once bitmediyse karanliktan once gelemezdim ya, neyse. Gecenin ucunde jaz festivali konserinden cikip, eve kendi basima yururdum. Aklima ulkemde diz alti okul etegi paltoyla vapurdan inerken takip edilmenin ne kadar normal oldugunu dusunur, gecenin ucunde sakin sakin eve yurumemle olan tezata aci aci gulerdim.
    Yurtdisinda tutunmak zor. Ozellikle yurtdisi egitiminiz yoksa ise “Bogazici” mezunu olun, cv’nize bakip “bu ne ya boooogaaazz, okuyamam simdi”ye rastlarsiniz. O yuzden bunu dusununlerin ilk bes seneyi cetin kosullar altinda gecirme riskini alarak karar vermesini tavsiye ederim.
    Ayrica bir onceki okuyucunun da dedigi gibi Eger Turkiye’deki yasaminizi seviyorsaniz ve memleketinize duskunseniz, anilariniz toz pembelesmis sekilde size donebilir. O yuzden gayret, baska kulturlere acik olmak ve yeni ulkenin bir parcasi olmak icin cabalamak cok onemli. Universite’de diger Turk ogrencilere bakar, anne babalarinin verdigi paralara uzulurdum. E butun arkadaslar Turk, grup calismalarinda bile hepsi Tur! Neden Turkiye’de okumadin be kardesim derdim, madem baska insanlarla kaynasmayacaktin.
    Bu cok zor bir karar ama acikcasi benim Turkiye konusunda hicbir umudum yok.

  12. Yurtdisinda yasamakla ilgili biseyler yazayim size. Beni bilen bilir, cok eskilerden beri Yurtdisinda (Turkiye den mumkun oldugunca uzak ) bi ulkede yasamak vardi aklimda. Bunu evlenmeden once yapmak vardi ama olmadi iste, kismet 40 yasinda cikti karsima. 2 yildan biraz fazladir arap emirliklerindeyiz, Turkiyeden yaklasik 4000 km uzakta. Ki bu bile bana yakin geliyor. Burdan Turkiye ye bakiyoruz, bosa gecen 40 yil. Devletin yillardir bizi ne hale getirdigini, nasil somurdugunu, soydugunu, baski altinda tuttugunu, yediginden ictigine, giydiginden okuyamadigin okula kadar herseyi nasilda zorla dikte ettigini goruyoruz. Haberlerde tecavuz, kapkac, cinayetler, yeni vergiler. daha neler neler. Burasida 10numara bir ulke demiyorum ama Turkiyeyle kiyaslamak gerekirse turkiye de hayat sartlari 2 numara, burasi 9.5 puan.
    Nedenmi.? Turkiye de araban var tabi vergisini odeyebilirsen, benzin 5 tl den fazla. Burda araba alican vergi vermiyosun, benzinlige gidip register ettiriyosun. Benzin 75 kurus. Turk parasiyla. Dukkan aciyosun vergin yok. Kazandigin cebine kaliyor, yillik register yenileme yapiyosun. Kdv, otv, salak sacma soygunlar yok. Okul mu, okul ozgurlugun var. universiye sinavi, uc harfli salak sinavlar yok. Ne okumak istiyosan oku kardesim mantigi. Genellikle amerikan ve avrupa universiteleri hakim. Ana okulu ve Ilk okullarda mecburi ingilizce, mr and mrs Brown modu degil, gercek ingilizce, cokmu lazim diyenler olursa, Evet cok lazim. Hani o kara carsafli sakalli arap dedigimiz insanlar var ya. Inanin bana senin benim takildigimiz modern insan kalibindan cook daha modernler ve gercekler. Yani kardesler, birakin Turkiye sevdasini kurtarin hayatinizi ve cocuklarinizin gelecegini. Illede bu ulke de yasayin demiyorum, ama gozunuzu acip firsatlari degerlendirin. Yazacak cok sey var ama ne face ye ne kagida sigar. Gunun birinde gorusup konusmak dilegiyle. Cocuklarinizin

    • Cem beyi Arap Emirlikleri’nde yaşuyorsunuz değil mi yanlış anlamadım? Çok şaşırdım, biz hep Avrupa, Kanada vs düşünüyoruz. Belki farklı rotaları da düşünmek lazım. Teşekkürler .

  13. Incir'in Annesi

    10 yildan fazladir yurtdisinda yasiyorum. Yorumlardan birinde dendigi gibi bircok seyi cok romantize ettigim oldu, hala oluyor ve ulkemi cok ozluyorum ama sanirim benim ozledigim ulke yerinde degil. Cunku bir insan ulkesinin tasini topragini degil, kulturunu, insanini, ailesini, kendi dilinde konusmayi ozluyor.

    Yurtdisinda olmak zor. Cunku evet ne tam o yasadiginiz yere ait oluyorsunuz ne de artik Turkiye’de barinabiliyorsunuz. Belki bunu derinden hissetmek en acisi.

    Ben cok gelenekci, cok ulkesine bagli olunmasi gerektigini dusunmuyorum yurtdisinda yasarken Turkiye’yi ozlemek icin. 10 yil icinde akliniza gelebilecek bin turlu milletten arkadasim oldu benim. Buna ragmen bir Turk’le ne zaman bir araya gelsem ben “daha bir kendim” oldum sanki. Sohbet ettiginizde kimden bahsettiginizi anlayan, ayni damak tadiyla buyumus, bir espriyi aciklama geregi olmadan anlayip gulebilen insanlar. Yine de cocugu olan insanlarin yurtdisinda yasama istegini o kadar iyi anliyorum ki. Basari icin ruhu koreltilmeyen, onuru gururu bir sacma sapan egitimcinin elinde iki paralik olmayan insanlar yetissin istemek ne demek hepimiz biliyoruz.

    Sevgiler

    • Evet ben de böyle düşünüyorum. Aynı kültürden, geleneklerden gelmediğimiz için yabancılarla ortak noktamız az oluyor ne kadar arkadaş da olsak. Bazı esprileri anlamıyor, anlatamıyorsun. Oysa bir Türk oldu mu karşında gözünle bile anlaşabildiğin oluyor sanki 🙂 O nedenle en çok arkadaşlarımı özlüyorum Türkiye’de.

      Biz ara nesiliz. Çocuklarımız yaşadığımız ülkenin kültürünü alacaklarından bizden daha iyi durumda olacaklar.

      • Yabancilarla ortak noktamizin az olduguna katilmiyorum. Daha dogrusu benim deneyimim cok farkli. Bazen Turkler olarak bildigimiz sularda yuzmeyi sevip, onyargili ya da yeni deneyimlere kapali olabiliyoruz.
        Espri anlayisindan bahsedilmis. Esim halis mulis Kanada’li. Hic konusmadan ayni seye bakip, dusunup, birbirimizin gozunun icine bakip ayni seyi farkettigimizI bilip kahkaha krizine gireriz. Butun “yabanci” arkadaslarim benim can arkadaslarim, kankalarimdir. Italyan, Romanya ve Polonya asilli arkadaslarimla cok iyi kayinvalide muhabbeti yapar, dede ninenin nasil da torun kapip bakmaya hevesli olduklarindan guleriz. Terlik gostermenin cocuk egitimdeki rolu bizi gulmekten aglatir. Anne babasi Cin’den gelmis arkadaslarim “soguk su icmeeeeeee, terliksiz basmaaaaa”nin en kral hikayelerine sahiptirler. Arjantinli arkadaslarimla ilkokulda izledigimiz Manuela’yi yad edip, Fernando’nun ne esek bi adam oldugundan, Isabelle’in madurlugundan konusuruz :)). Fransizlardan o cocuklugumun cizgifilmlerindeki (Clementine hatirlayan???) sarkilari soyleyen bayanin Dorothy oldugunu ogrendim. Doktor olan annem geldiginde tipik kutu kutu ilac getirir. Fransiz arkadasimin annesi de “size simdi antibiyotik Vermezler” diye getirir. Ilac kutularini birbirimize hava atarmiscasina gosterir, ne oldugunu bile hatirlamadigimiz ve asla kullanmayacagimiz icin gozumuzden yas gelir.
        Uzun lafin kisasi insan her yerde insan ve o kadaaaaar cok ortak noktamiz var ki. Hele ayni yerlerden gelmediginiz halde ne kadar çok benzediginizi kesfetmek kadar keyifli birsey yok.

  14. “Benim doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım güzel ülkeyi 10 sene sonra nasıl tanıyacaklar, bilecekler, görecekler diye merak ediyorum.” öyle miydi gerçekten? biz büyürken herşey güllük gülistanlık mıydı? fikirlerimi yazmayacağım merak etmeyin. siz “çocukluğunda güzel yetişen güller” başka bir hayat yaşıyorsunuz. biz “çocukluğunda dikene değen eller” dünyaya farklı gözle yaşıyoruz. bu ironiyi gül kokan zihninizin yorumlarıyla cevaplamayın lütfen.

  15. Bahsedilenlerin pek çoğu doğru malesef. Ama yine de her şeye rağmen büyük bir zorunluluk olmadıkça başka bir ülkede yaşamayı ve oranın yabancısı olmayı düşünmüyor ve istemiyorum. Çocuklarım ilerde baska bir ülkede okumak ya da yasamak isterlerse elimden gelen desteği saglarim. Ama şu an ailemden, akrabalarimdan ayrilmak istemiyorum. Iki küçük çocuğu yetistirirken en çok onlara ihtiyacim var ve en çok onlara guvenebilirim. Herkesi de yanimda goturemeyecegime göre …