9 Yorum

Durun! Siz insansınız!

Anne itiraflarına bakıyorum da… Çok değişik şeyler geliyor. Bir yandan komik, eğlenceli, ‘ben de!’ dedirten şeyler…

Geçtiğimiz hafta #sendeanlat‘lar geldi bir sürü… ‘Twitter’da ismimle yazamıyorum, burada yazayım’ diye başlarına gelenleri paylaştı kadınlar. Her birini okudukça ne hissedeceğimi bilemedim. Karışık bir his: Yalnız olmadığıma sevineyim mi, bu kadar çok olduğumuza üzüleyim mi?…

En çok dikkatimi çekense -sen de anlat’ların dışında- annelerin ‘yetememe’ hislerini paylaştıkları itiraflar…

çalıştığım için,çalışmak zorunda olduğum için,19 aylık oğlumu hala emzirdiğim için,bütün gece doğru dürüst uyumadığım için,uykusuzluktan bayılmak üzere olduğum için,kocamı çok sevdiğim ama bana hiç yardımcı olmadığını için çok ama çok YOR-GU-NUMM…

diyor biri… 

Korkuyorum. İyi bir anne olamamaktan, çocuğumu güzel yetistirememekten, ailemin ben de bıraktığı derin hataları yapmaktan, kizimin her zaman babasını mükemmel annesini eksik, hayallerini gerçekleştirememis bir kadın olarak görmesinden..Korkuyorum

diyor bir diğeri…

7 aylik bir oglum var anneanne babanne yok ucretsiz izindeyim ve yapisik gibi surekli beraberiz…surekli bir yetememezlik ve vicdan azabi icindeyim hatta bu itirafi yazarken bile…

diye ekliyor bir başkası

Acaba Baba İtirafları diye bir sayfa olsa, ne olurdu? Neler yazardı babalar? Yazarlar mıydı?

Nedir bu annelerin, kadınların bitmek tükenmek bilmeyen suçluluk hissi? Neyin yükünü taşıyoruz biz?

Ben size söyleyeyim: Bizden önceki, hatta ondan önceki neslin kadınlarının da yükü var üzerimizde…

Bundan birkaç sene önce oyun terapisti Byron Norton’ın verdiği bir seminerde duymuştum ‘nesiller arası aktarım’ olayını… ‘Sizin ebeveynliğiniz sonraki 5 nesli etkiliyor’ demişti. Var ya, nutkum tutulmuştu!

Sonra Öfke Dansı‘nda okudum aynı konuyu… Devreden ‘feminen öfke’yi… ‘Bugün taşıdığımız bazı yükler bize ait olmayabilir.’ Yılların bastırılmışlığı… Evet, ülke olarak zor zamanlardan geçiyoruz, evet, kadın cinayetleri son 12 senede yüzde 1400 arttı ama sanıyor musunuz ki bundan önce kadınlar günlük gülistanlık hayatlar yaşıyordu? Hangimizin anneannesi, babaannesi kendi hayallerini gerçekleştirebilmiş? Hayallerini gerçekleştirmeyi bırak, kendi olabilmiş? ‘Saçımı süpürge ettim senin için’ lafı boşuna mı çıkmış sizce?

Bazen, alakasız bir şey için nasıl tersliyorum sevgilimi… Adam neye uğradığını şaşırıyor. ‘İyi de ben ne dedim ki şimdi?’ diyor.

Bilmiyor ki ben orada ona tepki vermiyorum.  Belki annemin babama, anneannemin dedeme, onun annesinin onun babasına yükseltemediği sesi yükseltiyorum. Ama yanlış zaman, yanlış insan…

bakımlı olmak, işimde iyi olmak, evimin düzenli olması ve tabii ki çocuklarıma vakit ayırmak gibi ideallerle yola çıkıp bunları gerçekleştirmeye çalışırken hayatı çevremdeki insanlara zehir etmek

demiş bir çalışan anne.

Böyle olmak zorunda mı?

Çocuk da yaparım, kariyer de… Hem anneyim, hem güzelim, hem bakımlıyım, hem hepsiyim! 

Bunların hepsini yapabiliyor ve mutlu oluyorsan ne mutlu sana… Yapmıyor ve mutsuz olmuyorsan alnından öperim. Ama yapamıyor ve yapamadığın için mutsuzsan bir dur derim.

Yapmak zorunda değilsin belki de, hiç düşündün mü, yapmasan ne olur?

Biz kadınlar, başka kadınları pek güzel yargılarız. Ama şöyle, ama böyle deriz, acımasızca harcarız.

Ama en büyük kötülüğü kendimize yapıyoruz. Kendimizden çok fazla şey bekliyoruz.

Çünkü aslında başkasını yargılarken de bizde olmayanın, yapamadıklarımızın öfkesini yansıtıyoruz.

Belki de bir durup silkinmek lazım: Ben, benden beklenenlerin (en çok da kendimden beklediklerimin) hepsini yapmak zorunda DEĞİLİM. Ben, çevresel koşulların, ataerkil toplumların, televizyondaki dizilerin, dergilerdeki reklamların öne sürdüğü kadınlardan herhangi biri olmak, o şablonlara uymak zorunda değilim.

Ben kendimim. 

Ben insanım. Sıradan, normal bir insan.

Ve ancak sıradan, normal bir insanın yapabileceği kadarını yapabilecek kapasitedeyim.  

Bunları söylesek kendimize, hatırlatsak arasına, barışırız belki içimizde bizi sürekli yargılayan, yetersiz olduğumuzu hatırlatan o sesle…

Hani diyor ya

Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey

Belki de o insan kendimiziz..

9 yorum

  1. işte oyuzden arada bir bile olsa önce ben demeyi öğrenmeliyiz çünkü hepimiz insanız herşey dört dörtlük olmak zorunda değil ama sen iyi olmak ve mutlu olmak zorundasın ki ailenede huzur verebilesin.bende dahil tüm kadınlar artık kendilerini sorgulamaktan bir vazgeçebilse ozaman daha süper olacak hersey 🙂

  2. Yine çoook ama çoook doğru tespitler yapmışsınız. İçim ferahladı yazıyı okuyunca. Ben de bunların hepsini yapmaya çalışan çalışan anneyim. Bunların hepsini yapmaya çalışıyorum ama spora vakit bulamıyorum.(tabi zayıflayamıyorum da) Spora gidebilirim fakat bu sefer oğluma yeteri kadar vakit ayıramam. Tercihimi oğlumdan yana yapıyorum. Ve bundan sonra spor yapamayıp zayıflayamadığım için kendimi kötü hissetmeyeceğim. Elimden gelen bu.

    Oh be!

  3. Eline, emeğine sağlık yine çok güzel ama bir maruzatım var sayın hakim!

    Bana özel bir sorun mu bilmiyorum. Hangi tarayıcıdan açarsam açayım çok yavaş açılıyor blog. Yeni düzelir diye bekledim ama ıııııh. Ara ara elektrik kesintisi gibi geliyor. Hızlanıyor sonra yine çok yavaş açılıyor. Özetle çoğunlukla çok yavaş. Özellikle sayfa geçişlerinde saçımı başımı yoluyorum. (ana sayfadan anne itiraflarına bakmak işkenceye dönüşüyor.) İki bilgisayarımda da aynı sorunu yaşıyorum.

    Sevgiler:)

  4. Yukaridaki itirafi yazarken keske biri “tamam sen iyi annesin bi sakin ol lutfen” dese diyodum ki blogcu anne demis:) cok iyi geldi…(amacim pispislanma istegi degil sadece yatistirilma, rahatlatilma istegi)

  5. Ne güzelsin Elif ne kadar çok anneye oh be dedirtecek terapi niteliğinde yazılar paylaşıyorsun belki de bir çok kadının bunu bir kadının ağzından duymaya ihtiyacı var çünkü biz önce birbirimizin kurduyuz tam da yazında bahsettiğin gibi ” bizde olmayanın yapamadıklarımızın öfkesini yansıtıyoruz” burdaki yazıları okudukça anne olmak için erken diyorum kendime gebelik günlüklerini okuyunca da çok istiyorum bu ikilemle ben ne yaparım bilemiyorum 🙁

  6. Elif konuyla alakasiz ama sazfana ayni tarayicidan tekrar girince, mesela Firefox, birkac gün önceki versiyonu cikiyor sayfanin, Ctrl-F5’e basmadan en güncel hali acilmiyor.

  7. işte tam da bu yüzden yani benim düşüncelerimi de kaleme aldığın için seviyorum seni…

    “Ben, benden beklenenlerin (en çok da kendimden beklediklerimin) hepsini yapmak zorunda DEĞİLİM.”

    şu durumu aşabilirsem özgür olacağımı düşünüyorum… Elbet bir gün olacak Elif… Biz bizi esir eden düşüncelerimizden kurtulduğumuz an özgürleşeceğiz… ama burada ama başka bir boyutta 🙂

  8. “Modern zamanın en büyük yalanı kadınalra söylendi;hem çocuğuna bakacaksın hem de her şeye yeteceksin” der harvey Karp Mahallenin En Mutlu Bebeğinin Uyku Kitabında..Benim son dönemlerde en sevdiğim kitaplardan biri uykusuz çalışan bir anne olduğum için hatta bununla ilgili bir yazı da yazmıştım Damdan Düşen Biri diye..https://calisananneblog.wordpress.com/page/2/ sizin yazınız okuyunca hissettiklerimizin ne kadar “aynı” olduğunu anladım:)