5 Yorum

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 26. hafta

Geçtiğimiz haftaların yorgunluğu ardından bu hafta kendimle nispeten sakin kaldığım bir dönem oldu. Nispeten diyorum çünkü annemle yaşadığım sıkıntıyı ifade etmezsem hamilelik sürecim ile ilgili eksik bilgi vermiş olurum düşüncesindeyim.

Şöyle ki, annem yıllardır günde iki paket sigara içer ve bunu keyifle, hayatının merkezine almış olarak gerçekleştirir. Ne badireler atlattı da sigaradan vazgeçmedi. Örneğin, babamın ölümünde sigaranın kalbine verdiği zarar kuşku götürmezdi, ayrıca annem Koah hastası. Bunlara rağmen yıllardır bırakmadı sigarayı. Bende bir aralar içtiğim bu zehiri, ancak babamın yaşadıklarını görmemden ve yurt dışında bulunduğum süre içerisinde hem içme şartlarının buradaki kadar konforlu olmamasından hem de bir paket sigaranın o zamanki bütçem için pahalı olmaya başlamasından ötürü bıraktım. Zaten çok sevmiyormuşum ki bir daha geri dönme isteği yaşamadım. Bir süre sadece benim içmiyor oluşum benim için yeterliydi, sonra annemin içtiği miktar hastalığı da göz önüne alındığında beni ve kardeşimi rahatsız etti. Anneme sigarayı bıraktırma yollarını aradık, ancak annemin fendi bizi yendi ve ısrarla bırakmamak için direndi.

Bu süreç neden önemli derseniz? Annem evde yattığım süre içerisinde yardımcı olmak için ara ara kalmaya geliyor. Ancak her seferinde içtiği sigaranın miktarı nedeniyle aramızda gerginlik yaşanıyor. Birkaç hafta önce minnakların doğumu da yaklaştığı için annemle sigarayı bırakması gerektiği yoksa çocukların doğumundan sonra kendisini uzun süre misafir edemeyeceğimizi içim parçalansa da konuşmak zorunda kalmıştık.

Geçen hafta annem benim yatışımın tekrar ciddiye binmesinden dolayı bize kalmaya geldiğinde, sigarası da onunla eşlikçi olarak geldi, aynı yoğunlukta. Bu duruma tepki gösterdim, konuşmuş anlaşmıştık, en azından buraya geldiğinde içmeyebilirdi. Sonrasında ise düşünmeye başladım, anneme uyguladığım bu despotça tavra değer mi diye. Üzülerek cevap veriyorum ama, evet. Çünkü annem her ne kadar balkonda içtiğini ve bunun “yeterli” olduğunu kendine inandırsa ve bize de inandırmaya çalışsa da “üçüncü el sigara içiciliği” gerçeği vardı. Hadi kendimi de geçtim bunca yıl ama gelecek minnaklar zaten premature olacaklar ve dış dünyaya karşı çok zayıf olacakları için bu üçüncü dereceyi bile kabul edemiyorum. Zaten kendine verdiği zararı aklım hiç almıyor.

Sonuç olarak sigara kazandı keza doktorların stres yasak uyarısı malum, doğumdan sonra ne yapacağımı ise hala bilmiyorum.

Merakla beklediğim şeker yüklememizi de bu hafta yaptırdık, sonuç normal değerler içerisinde. Bu benim için çok önemli çünkü, öncelikle tabii ki gebelik şekerim olsun istemem, ama hayatımın son yıllarında yaşadığım uzun süre aç kalırsam, öğün atlarsam yaşadığım baygınlık, hayattan koparcasına bir noktaya sabitlenip kalma ya da aşırı sinirlilik hallerinin gebelikte şeker olarak karşıma çıkacağından endişeleniyordum. Bu nedenle çıkan sonuca çocuklar gibi sevindim.

Simal26

Şeker yüklemesinin benim için tek korkutucu tarafı, tüm gece aç kalıp üzerine o kadar glikozlu suyu içip tekrar öğlene kadar aç kalmaya devam durumu idi. Evet sadece kan verilip eve dönülen basit bir işlem değil ama gözde büyütülecek kadar bünyeyi sarsmıyor.

Doktorumun tavsiyesi üzerine sıkılmış limon suyu götürdük yanımızda. Glikozlu suyu farklı bardaklara bölüp limonlu suyla karıştırıp içtik, oldu bize sabah limonatası. İçme kısmında sıkıntı yok ama kan alma işlemi saat başı olduğu ve toplamda 3 kez kan alındığı için 2 saat beklemenin son yarım saati geçmek bilmiyor. O yüzden son kanımı verdikten sonra yanımızda götürdüğümüz sandviçin varlığı paha biçilmezdi, sanırım 3 ısırıkta bitmiştir. Sonrasında herhangi bir sorunla karşılaşmadım, sadece birkaç gün dudaklarım kurudu ve çatladı. Bu şeker yüklemesinden kaynaklı mı yoksa tam da o güne denk gelen ve hemen geçen bir tesadüf mü bu haftaki doktor kontrolünde soracağım, bilgilendirmemi yaparım.

Evdeki rutin yatışım ise ufak eklemelerle devam ediyor. Anti emboli çorabı da bana eşlik ediyor artık. Çorapsız hayat bacak sızlamaları anlamına geliyor, bu da bacak sızlamasından dolayı gece uykusuzluk demek. Bu çorap yatmaya bağlı dolaşım bozukluğuna karşı yatan hastalara veriliyor. Asıl amacı yatmaktan kaynaklanan dolaşım bozukluğu nedeniyle damarlarda pıhtı yani emboli oluşumunu engellemek. Doktorumun da yönlendirmesi, hastanede de giyiyor olmanın verdiği aşinalık ile sabahları uyanır uyanmaz eşim çorabı giydiriyor. Gün boyu normal bir çorap gibi benimle beraber, gece yatarken kendisi ile vedalaşıyoruz. Sayesinde bacaklarımda iğne batmasına benzer sızlamaları yaşamıyorum, böylelikle hem gündüz rahat ediyorum hem de gece bacaklarımdan kaynaklı uykusuzluğum azaldı. Sağ olsun medikal ürünler.

Bunlara paralel olarak hastane çantası ve hastane odası için bir takım “düşünsel” hazırlıklara başladık. Henüz hangi hastanede doğum yapacağım netleşmese de ben hastane odasına gerekli olanlar için araştırmalara ahesteeee aheste başladım. Ayşe Nur’un da örnek verdiği bir lohusa tacı yaptırma süreci var, bunun yanında haftalardır hastanede giyebileceğim emzirme geceliği bulamadık. Annemle şu yöntemi deniyoruz: annem mağazalara gidiyor, satıcı kızlara fotoğraf çeksek kızıma telefonla yollayabilir misiniz diye soruyor. Onlar da annemi kıramayıp yolluyorlar. Gün içerisinde bilmediğim numaralardan birden gecelik fotoğrafları geliyor. Şu anda ortalama bir mağazadaki modellerin neredeyse hepsi telefonumun mesaj bölümünde mevcut. Ancak hiçbirinin oluru yok. Ben de bu arada evde internetten araştırma yapıyorum. Bu platformda da durum çok parlak değil. Doğumuma haftalar kalmışken hala hastane geceliğim yok, ama ben lohusa tacı bakmaya devam ediyorum. Burada çocuk sahibi olma durumumu yoksa hormonlar mı bilemiyorum ancak benim içimdeki kokoş ortaya çıktı. Baktığım modeller en tüylü en kendini gösterir olanlar, şurada birkaç ay önceye kadar kıyafetlerimde taşa, tüye pırıltıya tahammül edemeyen ben tüylü taçlar, satene yakın gecelikler bakıyorum ki kendimden korkar oldum, hayırlısı ne diyelim.

Hazırlıkların bir diğer ayağı ise çocuk arabası ve ana kucağı seçimi. İşte burada tekil veya çoğul gebelik farkını ortaya koyuyor, alınacak kalemler çetrefilleşiyor. Ana kucağı bebeklerin kaç tane olacağından bağımsız her bebek için alınması gerekli bir kalem. Ama bebek arabası öyle mi!!!!

Şimdi bu minnaklar iki adet olacakları için, dışarıya çıktığımız zaman ki araba ve kişilere bağlı kombinasyon şöyle:

  1. Tek kişilik iki araba iki ebeveyn,
  2. Çift kişilik tek araba tek ebeveyn

Bu noktada benim aklıma gelen senaryoların gerçekliğini sorgulamak için deneyimli ikiz bebek annelerine danıştım. Dubleanne ve iki arkadaşıma sordum. Çoğunluğun yaptığı ve benim de aklımdan geçen senaryo a+b komini. Denilen o ki, zaten ilk aylar çocuklarla dışarıya tek başına çıkman mümkün değil, hatta bir arkadaşım ilk dışarıya çocuklarla tek çıkışının çocuklar 3 yaşına geldiğinde olduğunu söyledi. Bu durumda, şu anda odaklandığımız modeller ortalama bir konforda iki adet tekli araba bir tane de yapışık olan ikiz arabalarından. Olur da çocuklarla yürüyüşe vs’ye çıkmam gerekirse ikili arabayı alırım düşüncesine sahibim (dubleanne de deneyimleri ile bunu doğruladı). Bunları düşünüyoruz şu anda, derin araştırmalarımız sonuç verdiğinde umarım satın alacağız.

Ankara’dan düşünen anne selam eder.

Şimal

***

Şimal’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

 

Yazar Hakkında

ŞİMAL SEVİMAY BOR – 37 yaşında, Ankara’da yaşayan, yıllarca özel sektörde gece-gündüz, uykusuz çalışıp evlendikten sonra memur olmaya karar vermiş bir mimardır. Geç evlendiğinden de olacak ”çocuğumuz olsun” fikri de geç gelmiş, gelince de “eyvah biyolojik yaşım geçiyor!” telaşından “tüp bebek yöntemi” ile hamile kalmıştır. Burcu İkizler, yükseleni Başak olup kendi içinde bile korkuları, telaşları ve şaşkınlıkları kendini aşan bir kız çocuğu iken ikiz bebeklerinin haberini alması ile derin kuyulara düşmüştür. Üzerine “rahim ağzı yetmezliği” nedeniyle düştüğü yerden kalkamamış “yatarak hamilelik” ile tanışmıştır. Renkleri ve dokuları, müziği, kitaplarını ve onları okumayı, araştırmayı, paylaşmayı, ilgi şımarığı kedisi ve eşi ile hayatı paylaşmayı sever.

5 yorum

  1. Benim de kuzenimin bebeği oldu ve amcam sigarayı bıraktı. Başka da bir şey bıraktıramazdı herhalde… Ama olay kafada Şimal, annen hazır değilse hiçbir kuvvet, torun bile yaptıramaz. Umarım en kısa zamanda hepinizi huzura erdirecek bir yol bulursunuz.

    • Annem hazır değil :(. Sıkıntımız orada. Hastanede ilaç tedavisinden akupunktura kadar birçok şey denedi ama olmadı. Benim de korkum torun da işe yaramazsa hastalığını göz göre göre izlemek. Amcan için bebeğin gelişi sağlığına hediye gibi olmuş, ne güzel onun için. Darısı başımıza.

  2. Aynı ben diyeceğim ama bizde kayinvalide ve kayinvalide ile anne gibi rahat da olunmuyor “ama ama kem kum” halinde geçti… neyse ki gün içinde tek tük içiyordu. Bizde asıl sıkıntı eşimin içiyor olmasıydı ve gercekten balkonda içmenin yeterli olduğunu düşünüyorlar. Hamileyken arabada içtiği sigaranın dumaninin bana ulastigini inandıramadim o yüzden sonunda bıraktım itiraz etmeyi strese giriyorum diye. Devamı bebek doğduktan sonra geldi tabi; balkonda iç, sigara kokulu nefesle bebek sev, sigara kokusu sinmiş kıyafetlerle kucagina al… ben de sigara içerim nadiren ama etrafta bebek olunca hele insanın kendi çocuğu olunca sigara aklına bile gelmiyor…

  3. Balkonda içmek çözüm değil. Nikotin tenden geçebilir bebeği ellediginde. Ellerini yıkasa bile kıyafetlerine, saçına, nefesine sigara kokusu sinecek, ordan da bebeklere geçecek. Size doğumdan sonra destek olabilecek başka bir yakınınız varsa anneniz en kısa sürede evine dönsün bence. Bu konuda fazlasıyla katı olmalısınız. Bebeklerin sağlığı herşeyden önemli. Ben anne ve babama sigara varsa torun sevmek yok dedim ki onlar günde en fazla 4 tane içiyor.

  4. Bebek arabası konusunda; iki adet tekli bebek arabasını alıp, istediğiniz zaman birbirine bağlayabileceğiniz aparatlar satılıyor piyasada… Ayrıca bir de ikiz bebek arabası almanıza gerek yok…