14 Yorum

Yaşar Kemal’in ardından…

Canım Deniz, canım Derin,

İleride bu blogu okuduğunuzda -okursanız eğer- birçok şeye tanık olmuş olacaksınız, en çok da kendimle mücadelelerime belki… O sırada ister istemez tarihe de ışık tutmuş olacak bazı yazılar, bu da onlardan biri…

Geçtiğimiz Cumartesi günü, 28 Şubat 2015 günü, bu ülkenin yetiştirmiş olduğu en büyük yazarlarından, en büyük aydınlardan biri aramızdan ayrıldı. Yaşar Kemal için sadece yazar demek yeterli değil, ancak onu sığdırabileceğim büyüklükte kelimeleri çıkarmaya çalışsam çok yapmacık duracak benim için, bu işi ustalarına bırakmalı…

İnce Memed benim çocuk kitaplarından sonra okuduğum ve bir kitabı soluksuz okumanın ne demek olduğunu tattığım ilk romandı. Aralıksız bitirmiştim dördünü de… Tadı damağımda derler ya, hala öyle…

Yaşar Kemal ise benim için yazardan çok öte bir insandı. Hep oradaydı, hep orada olacaktı… Bugüne kadar hiç görmemiş olsam da sanki başım sıkıştığında gidebileceğim biri… Hani sizinle okuduğumuz kitaplarda, Pamuk Karga‘da mıydı o, bir ulu çınar var… Siyah kargalardan beyaz bir yavru doğunda işin içinden çıkamıyor kargalar, gidip ulu çınara soruyorlar… Hah işte o çınar Yaşar Kemal’di… Ya da Pezzettino‘da bilge var ya hani ona Pat adasına gidip de kendisini bulmasını söyleyen… İşte o bilge Yaşar Kemal’di… Öyle biri…

YasarKemal

Hayattayken de etten kemikten çok öte biriydi. Şimdi  ‘ölümsüzleşmek’ kelimesinin hakkını verdi. Şu hayatta içimdeki en büyük ukdelerden biridir onu canlı kanlı görememiş olmak. Bugün cenazesine giderek biraz olsun teselli bulacağız babanızla… Elimizden gelen bir tek bu var…

Yaşar Kemal’in öldüğü gün ‘yas ilan edilsin’ dedi bazı insanlar… Yas insanın içindedir oysa ki… Devletin ilanıyla olacak iş değil ki… Suudi Kralı öldüğünde yas ilan eden devletin yasına nasıl uymadıysam, Yaşar Kemal’in ardından yas tutmak için de kimsenin ilan etmesine ihtiyacım yok. 28 Şubat’tan beri yüreğimiz ağır bizim. ‘Atlarımız fırtınada yitti.’ 

Son günlerde çok güzel yazılar okuyorum onunla ilgili… Dün Cumhuriyet gazetesinin verdiği eki saklayacağım sizler için, özellikle Zülfü Livaneli’nin yazısı çok güzeldi. Eminim birçok kitap da yazılacaktır Yaşar Kemal’i anlatan… Hakkını verenleri okumalı…

Deniz’ciğim, dün İnce Memed’leri önüne serince ‘Anne, Harry Potter’dan sonra onları okuyalım’ dedin. Bu başka canım, bunları kendiniz okumalısınız. Kimse sizinle İnce Memed’in arasında girmemeli… Kendiniz okumalı, hiç görmediğiniz pamuk tarlalarının arasında dolaşmalı, Çukurova’nın sarı sıcağını hissetmeli, Abdi Ağa’nın zulmüne öfkelenmeli, İnce Memed ile birlikte isyan etmelisiniz. Çok seveceksiniz. Şimdiden kıskanıyorum sizi onları henüz okumamış olduğunuz için.

Bu ülkede, hele de şu sıralar, ters giden çok şey var. Aynı havayı solumaktan utandığımız insanlar…

Ama bir de Yaşar Kemal var. Aynı topraklardan geldiğimiz, aynı çağda yaşadığımız…

Ne mutlu bize ki bu dünyadan bir Yaşar Kemal geçti ve biz onunla aynı topraklarda nefes aldık.  Siz bile, ucundan da olsa Yaşar Kemal’le çağdaştınız. İleride kendi çocuklarınıza, kendi torunlarınıza anlatırsınız. ‘Onunla aynı dönemlerde yaşamışız, bahsettiği pamuk tarlaları benim babamın memleketiymiş’ dersiniz.

Yaşar Kemal yazarın çok ötesiydi. Adalet, barış, hakkaniyet, vicdan kelimelerinin vücut bulduğu biriydi.

Bu değerleri hayatınızın merkezine oturttuğunuz bir yaşam sürmeniz, anneniz olarak en büyük dileğim…

14 yorum

  1. Gözlerim doldu ne güzel yazmışsınız, ellerinize sağlık…

  2. ben de bu yazıyı saklayacağım Arin okusun diye.. Yaşar Kemal’i ne güzel anlatmışsın çocuklara Elifcim..kalemine sağlık 🙂

  3. hayır ağlamıyorum, gözüme toz kaçtı sadece.

  4. ne güzel yazmışsınız..ağzınıza kaleminize yüreğinize sağlık..sevgiler..

  5. Incir'in Annesi

    Kizima Turkce’yi sadece bu yuzden ogretiyorum sanirim. Hicbir seye gerek yok, Yasar Kemal’i, Nazim Hikmet’i ve nicesini okuyabilsin, benim hissettiklerimi hissetsin diye. Cok guzel ifade etmissin Elif.

  6. Cumartesi akşamı’ndan beri gözlerim dolu dolu geziyorum zaten Elif, yazdıkların ağlattı beni.

    8 yaşındaydım, henüz birkaç aylık evli ablamın evine birkaç günlüğüne kalmaya gitmiştim. Çocukları yoktu henüz ve bir süre sonra canım sıkıldı haliyle. Yaşıma uygun bir kitap bulma ümidiyle kitaplıklarına göz gezdirmeye başladım. Onca kitap arasında ” İnce Memed ” takıldı gözüme. O yaşta bir kız çocuğu için pek çekici değildi aslında; adı, kapağı, koskoca iki cilt oluşu…( O zamanlar henüz iki ciltti, diğer iki cilt henüz yayımlanmamıştı. ) Ama hatırlıyorum daha ilk satırları okurken bile nasıl beni içine çektiğini. Bırakamadım, iki cilti de
    su gibi okudum. Ne hoş bir tesadüftür ki benim de çocuk edebiyatı dışında okuduğum ilk romandır, beni büyütmüştür.

    Yıllar sonra yirmili yaşlarımda tekrar okuduğumda o küçük kızı içine çeken şeyi daha iyi anlamıştım. Dünyayı kelimelerle gözlerimin önüne seriyordu; doğayı, insanları, iyileri, kötüleri…Okuyanın içindeki İnce Memed’i uyandırıyordu… Bir kez okuyan aynı kalır mıydı ki?! Böyledir işte, İnce Memed’in de Yaşar Kemal’in de üzerimde emeği çoktur.

    Bugün ben de eşimle cenazedeydim Elif, o emeğe teşekkür edebilmek için… Her cenazede en çok hoca helallik isteyince gözlerim dolar, öyle oldu yine, içimden ” benim ne hakkım olur ki?! Yaşar Kemal bize hakkını helal edebilir ancak ” diye geçirirken döküldü cümleler ağzımdan…

    Helal olsun, helal olsun, helal olsun…

  7. Ben de bu yaziyi kendime saklayacagim Elif musadenle. Cok sagol

  8. 🙁
    Sanırım bu, bu blogda okuduğum en çarpıcı, en dokunaklı, en insanın içine dokunan tarihe not yazısı olmuş.
    Çok teşekkürler Elif.

    • Aynen katılıyorum size.. Yüreğine sağlık Elif, gözlerim doldu okurken ..

  9. Elif , senin yazında saklanacak bir yazı olmuş, gözlerim doldu okurken ..

  10. Çok teşekkür ederim tüm yorumlar için! Hislerimi anlatabildiğime, paylaşabildiğime nasıl mutlu oldum, bilemezsiniz…