3 Yorum

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 27. hafta

Hamileliğimi evde koltukta oturarak ya da yatarak geçirdiğimi duyan birçok insan aynı tepkiyi verdi: “büyük şans, keyfini çıkar”. Çok ironik geliyor bu cümle bana. İş hayatının veya iş dışında da var olan hayatın içindeyken, bir zamanlar benim de dahil olduğum koşturmaca içindeki insan grubunun zaman zaman hayattan beklentisi benzerdir, tatil ya da durup dinlenmek. Ama bir düşünün bu iki eylem de süresi belli ve rahatlayıp sevdiklerinizle güzel zamanlar geçirdiğiniz zaman dilimleridir.

Sonra yüzünüzü bana çevirin, ben tatilde değilim ya da durup dinlenmiyorum. Sınırları belirlenmiş bir “evde bulunma hali” sürecini yönetmeye çalışıyorum. Evet, yanlış bir tanımlama değil bu, yönetmek. Yönetmek sadece şirketi, okulu vs için kullanılan bir fiil değildir. İçinde bulunduğunuz herhangi bir durumu şekillendirip akışını sürekli hale getirdiğimiz her hangi bir yaşanmışlık hali için de geçerlidir, örneğin kriz yönetmek.

Benim yaşadığım süreç ise, evde keyfini çıkarıp, güzel güzel film seyredilen ya da kitap okunan bazı günler hariç (evet arada böyle güzellikleri de yaşadım) yönetilmesi gereken bir zaman dilimi olarak ilerliyor, özellikle son haftalarda, çünkü ağrılarımdan uyuyamıyorum. Bacak ağrısı, bel ağrısı, mide yanması, ürtiker kabarması derken akşam saatleri geçip gece yarısı olduğunda ben yorgunluktan tavana boş boş bakarken ve hala önümdeki uzun geceyi nasıl geçireceğimi düşünürken buluyorum kendimi. Bazen artık yorgunluktan sızdığımda saat sabah 6 gibi oluyor ve 8 gibi tekrar uyanıp yorgunluk zehirlenmesinden kolumu bile kaldıramaz halde boş boş duruyorum.

Simal27

Özellikle bacak ağrılarımın çözümünü tam bulabilmiş değiliz. Denediğimiz yöntemler: kan dolaşımını düzenleyen çorap, yattığım pozisyonda yaptığım bazı egzersiz hareketleri, magnezyum çözeltileri, maden suyu, ayran, evde kısa mesafe dolaşmak. Bunlara rağmen sabah ışıklarını karşılamışsam bitkin halde geçen günün sonunda belki işe yarar umudu ile hamilelerin içebildiği ağrı kesiciden bir tane alıyorum. Kısacası, ben yönetmeye çalışsam da yönetilemeyen durum beni sarıp sarmalamış görünüyor.

Şimdi bu anlattıklarımın kolik bebeği olan, emziren ya da herhangi bir şekilde uykusuz geceler geçirmiş anneler gözünde önemi yoktur eminim. Ancak hamilelik döneminde beni endişelendiren bu süreç, naçizane, önemli ve dinlenmenin bir yolu olmalı. Çünkü doktorların da arada tembihlediği, ana rahmindeki çocuğa kitap okuyun onunla konuşun, gevşeyin sizin huzurunuzu hissetsin gibi bebeğin dış dünya ile ilk temaslarını yapmam mümkün olmuyor çoğunlukla. Korkum bu yaşadığım yorgunluk ve yorgunluğa bağlı gerginliğimin minnaklara geçiyor olması ve doğumdan sonra huysuz ve huzursuz olmaları. Çünkü okuduğum kitaplar ve kaynaklar hamilelik döneminde annenin yaşadığı sürecin ana rahmindeki bebek tarafından hissedildiğini belirtiyor. Bunu doğrulayan birkaç hikaye de duydum annelerden. Örneğin ilk hamileliğimde çok sakindim ve ilk kızım çok sakindir, ancak ikinci hamileliğimde ailevi problemler vardı çok zor günler yaşadım ve ikinci kızım çok hırçın çok asabi diyen teyzemin komşusun bu cümleleri aklıma kazınmış.

Bu nedenle sevgili anneler, anne adayları; biliyorum anne olunca uykuyu çok arayacağım, bu günlerin bir dönemini arayacağım. Ancak yatarak hamilelik geçirenler siesta zamanında değiller. Onlarında acaba bebeklerime ne olacak, acaba sağ salim tünelin ucunu görebilecek miyim, bu hafta doktor kontrolünde acaba ne olacak streslerinin yanında yaşadıkları bedensel acılarla birlikte zor bir toplam var. Zaman keyfini çıkar zamanı değil, annelik toz pembe olmasa da keşke hamilelik toz pembe olabilseydi…

25.02.2015 bu tarih bizim için önemli, minnakların 1’er kilogramı aştıklarını öğrendiğimiz gün, 26+2 günlükken. Doktorlarımızın yaşam sınır kriterlerine yaklaşıyoruz. Doktorlarımız genel olarak 28 haftayı aşın ve bebekler 1.5 kg’ı aşsınlar yaşam şansları çok artıyor dediler ve bizi bu yönde motive ettiler. Asker yolu gözler gibi her gün eşimle bir an geliyor ve göz göze gelip, 27+0 oldu ne güzel değil mi!, şeklindeki cümleler ile kendimizi mutlu ediyoruz.

Tabii bu mutlu gelişmenin duyulması ile birlikte çok yakın bir arkadaşım “o zaman sana babyshower yapalım” dedi. Ben uygulamanın yurt dışından olduğu gibi gelme halini pek sevemedim. Belirlenmiş hediyelerin getirilmesi aile bütçesi açısından rahatlatıcı olabilir. Ancak içinde bulunduğumuz coğrafyanın bize işlediği kodlar yadsınamayacağı için ben böyle bir liste kimseye dikte edemem, hatta bana göre bak bana şunu getir demek başlı başına ters (böyle bir liste olsa seve seve hediyemle giderim ama ben isteyemem). Sevdiğim insanlarla doğum öncesi toplu olarak bir araya geliyorum ve bunun hediye ile ilişkilendirilmesi bana rahatsızlık veriyor. Denilebilir ki doğum günlerinde hediye gidiyor, ama işte coğrafi kodlar meselesi, belki yıllar sonra bu da bize doğal gelecek ama ben içinde bulunduğum zaman dilimi açısından hazır değilim henüz. O yüzden ben arkadaşlarımla bebeklerin tehlikeli süreci çok büyük oranda atlattığı 29 ile 30. hafta kesişiminde “bebeklere hoş geldin”’i kutlamayı istedim.

Olay zaten benim “tamam sadece toplanıp eğleneceğiz” dememle bir imeceye dönüştü. 4 birbirini tanımayan arkadaşım kendi aralarında whatsapp grubu kurup kek, börek olayını organize etmeye başladı. Bu hafta yurt dışına gidip uzun süre dönemeyecek bir arkadaşım “madem olamıyorum başına taç olayım beni unutama o gün” dedi ve bana cici bir taç hediyesine girişti, bu tacı onca yoğunluğu arasında benim için özel tasarlattı. Bense oturduğum yerden yaşasın kız arkadaşlar diyorum.

Bu arada uzunnn aramalar sonunda birden iki lohusa geceliğim oluyor. Biri başka ilde yaşayan bizim beyin kardeşinin eşinden (elti demek de bana zor geliyor). Onunla 6 hafta ara ile hamilelik yaşıyoruz, telefondan bile olsa süreci paylaşmak eğlenceli. Kendisine zamanında hediye gelen çok cici bir gecelik takımının aynısından kendine ve bana aldı sağ olsun. Diğeri ise internette haftalardır bakmama rağmen bulabildiğim olura en yakın modele 30’lu haftalara yaklaştığım için tamam dedim, verdim siparişi. Listenin bu kalemi de aradan çıktı… İyi de oldu keza beni gören “karnın aşağıya inmiş, doğum yakın sanırım” diyor. Hayır yakın değil diye çığlık atmak istiyorum ama yine de tedbiri elden bırakmadan hastane çantası eksiklerini bir an önce tamamlamak gerekli, lohusa geceliğinden başladık. Şimdi sıradaki….

Ankara’dan mutlu ama uykusuz anne adayı Şimal….

***

Şimal’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

Yazar Hakkında

ŞİMAL SEVİMAY BOR – 37 yaşında, Ankara’da yaşayan, yıllarca özel sektörde gece-gündüz, uykusuz çalışıp evlendikten sonra memur olmaya karar vermiş bir mimardır. Geç evlendiğinden de olacak ”çocuğumuz olsun” fikri de geç gelmiş, gelince de “eyvah biyolojik yaşım geçiyor!” telaşından “tüp bebek yöntemi” ile hamile kalmıştır. Burcu İkizler, yükseleni Başak olup kendi içinde bile korkuları, telaşları ve şaşkınlıkları kendini aşan bir kız çocuğu iken ikiz bebeklerinin haberini alması ile derin kuyulara düşmüştür. Üzerine “rahim ağzı yetmezliği” nedeniyle düştüğü yerden kalkamamış “yatarak hamilelik” ile tanışmıştır. Renkleri ve dokuları, müziği, kitaplarını ve onları okumayı, araştırmayı, paylaşmayı, ilgi şımarığı kedisi ve eşi ile hayatı paylaşmayı sever.

3 yorum

  1. Ne yazikki her sorunlu gebe böyle sacma yorumlarla karsilasabiliyor. Kafana takma ve kimseden aferin bekleme. Ben böyle astim, yoksa cok mutsuz oluyorsun. Gelelim asil konuya 🙂 merak etme, bebeklerin huysuz filan olmayacak. Nereden mi biliyorum, kendi oglancigimdan 🙂 stres küpüydum hamileyken, her ay kanama oldu. Kac defa hastanede yattim, 29. Haftada dogmaya kalkti. Ictigim tonla ilac da cabasi… sonuc kolik bir bebek olur diye dusunuyordum ama masallah cok huzurlu bir bebek oldu.

    • Özlemmmmm, buni duymak çok iyi geldi 😉 Bu mesele bende gerçekten büyük dert olmuştu. Çünkü hem zavallıcıklara acı çektirmek istemiyorum hem de iki huysuz minnakla basa cikma konusunda korkudan titriyorum bile diyebilirim. Umarim senin bebisine benzerler. Sevgiyle.

  2. Pasaklı Kız

    O yorumları seni iyi hissettirmek adına yaptıklarını düşün bence 🙂 Pozitif olmakta yarar var, hamileyken yatmadım ama yatarak hamilelik geçirmek kolay bişi değildir eminim. İnsanın isteği dışında olan hiçbir olayı kabullenmek kolay değildir ama bardağın iyi tarafından bakmaya çalış. İnsanları da iyi niyetli gör. Boşver, sayılı gün çabuk geçer derler ya bu günler de geçecek ve sen inşallah sağlık ve mutlulukla bebeklerini kucağına alacaksın ve güzel düşün güzel olsun, bebeklerin çok huzurlu minnaklar olucak inşallah 🙂 Sevgiyle kal 🙂