17 Yorum

Devlet okulundan memnun muyum?

Şubat-Mart gibi ebeveynlerin bir sonraki sene için okul arayışları başlıyor. Özel okulların tanıtım günlerinin bu dönemlere rastlaması bu yüzden… Şu sıralar bu blogda bir Sıkça Sorulan Sorular listesi yapsam ‘Devlet okulundan memnun musun?’ sorusu başköşeye otururdu.

Ben de yazayım dedim. Hem merak edenlere sorunun yanıtını vermiş olayım, hem de kendi kendime bir durum tespiti yapayım.

Devlet okulundan memnun muyum? Bu sorunun tek kelimelik bir yanıtı yok benim için. Genelde bu soru bana sorulduğunda ‘Devlet okulu standartlarında, evet’ yanıtını veriyorum ben. Şöyle:

Çok iyi bir öğretmeni var. Anlayışlı, sevecen, çocuklara sorumluluk veren ancak onları çocuk olarak da görebilen… Öğretmen o kadar çok seviliyor ki bizim evde, Derin bile -her konuda ileride abisinin izinden gittiğini düşündüğünden- onu gördüğü zaman ‘Sen benim de öğretmenim olacak mısın?’ diye soruyor.

Aslında bu yazıyı burada bile bitirebilirim. Çünkü öğretmen o kadar önemli, okuldan da önemli… Ve o açıdan çok şanslıyız. Ve bu anlamda, bulunduğu devlet okulundan çok memnunuz. Ama devam edeyim.

Etüt var. İki senedir (biz iki senedir bu okuldayız) etüde kalıyor çocuklar. Ödevlerini okulda yapıyorlar. Evde ödev krizi yaşamıyoruz. Hafta sonları ödevi az oluyor, altında ezilmediği için kendi kendine, kolaylıkla yapıyor. Bu, hiç abartısız yaşam kalitemizi etkiliyor.

Eve çok yakın. Yürüyerek gidip geliyoruz okula. İstanbul şartlarında çok büyük nimet. Trafikle ilgimiz yok. (Yolda sırılsıklam ıslanıyoruz bazen, o ayrı!)

Bütün bunları düşününce, okuldan da ziyade, şu anda kurmuş olduğumuz düzenden memnunum ben.

Ama:

Sanat dersleri yok. Resim, müzik yapmıyorlar. Geçen sene ek dersler vardı, veliler birleşip resim, müzik dersi aldırıyorduk. Bu sene yönetmelik mi değişmiş, n’olmuş, izin vermiyormuş MEB. Sayın MEB. ‘Çocuklarınızı özel okula verin’ teşvik (!) projesinin bir parçası olsa gerek…

Spor yok. Beden eğitimi derslerinde birlikte futbol/basketbol oynuyor, koşup duruyorlar ancak öyle kurgulu bir spor altyapısı almıyorlar.

İngilizce haftada iki saat. Bu bizim için çok ciddi bir sıkıntı değil çünkü evde alt yapı vermiştik ve destekliyoruz. Öyle yapmamış olsaydık haftada iki saat İngilizce öğrenmeye yetmezdi.

Eğitimin içeriği düşündürüyor. Acaba bu çocuğa okulda neler öğretiliyor? Öyle şeyler duyuyor ve görüyoruz, MEB kitaplarında öyle tuhaf propagandalara rastlıyoruz ki hafta sonları oturup kitaplarını karıştırıyorum ne anlatılıyor diye…

Bunları bilerek dışarıdan desteklemeye çalışıyoruz birçok şeyi… Hafta sonları spora gidiyor bizimki. Bir de atölye çalışmalarına katılıyor buralarda… Resim, müzik ve çeşitli diğer alanlarda katılabilecekleri atölyeler var Kadıköy’de. Biz seçimi kendisine bırakmıştık, satranç ve deney atölyelerini tercih etmişti. Gerçekten de eğlenerek gidiyor. Ancak içimdeki ‘öğretici ebeveyn’ biraz daha sanat odaklı gitmesini söylüyor. Şahsen ben resim öğrenmesini tercih ederim. Ama kim için tercih ederdim, bilmem… Kendim için?

Bu okulda bir senemiz daha var. Yoksa iki mi? Bilmem ki… ‘4+4+4 sistemi çuvalladı, ilkokula erken başlayanlar da, 10 yaşında orta okula kayanlar da zorlandı, 5+3’e geri dönülecekmiş’ söylentileri var ebeveyn kulislerinde. Hiç şaşırmam… Okullar kapanmadan bu konuda bir gol beklerim MEB’den.

5+3′ geri dönülmesi bence de isabetli, çok geç kalınmış bir karar olur. Erken yaşta ilkokula başlayan, erkenden ortaokullu olan bir sürü çocuk harcanmış olur ama kimin umurunda? Sırf 4+4+4 yüzünden ilkokula planladığımızdan bir sene erken başlatmıştım ben oğlanı… Yoksa bir sene daha bekletecektim. Hatırladıkça o günleri nefesim sıkışıyor.

Ne diyorduk, evet, bir sene daha… En az bir sene daha bu okuldayız. Sonrasında niyetimiz özel okula geçmekti, yola öyle çıkmıştık. Ama emin değiliz. Deniz bile bu düzenin rahatlığının farkında, ‘Anne, bu okuldan sonra da servise binmeyeceğim bir okula gideyim’ diyor. Sınıfında, buradaki devlet orta okuluna devam edecek arkadaşları da var… O noktada birlikte hareket edip bir 4 (3?) sene daha devlete devam eder miyiz? Sanırım zaman gösterecek.

Ne zaman bu konuları düşünsem panik oluyorum. Bir yandan eğitim sisteminin genel geçer çivisi çıkmışlığı, bir yandan halihazırdaki iktidarın baskıcı tavırları… Özel okullar bir nebze koruyor bunlardan seni… Ama o da bir nebze… Ve sadece o kadar… Öte yandan, etrafımda yurtdışına giden, yurtdışından ‘siz deli misiniz hala o ülkedesiniz?’ diyen bir sürü insan… Sürekli ‘Acaba doğru mu yapıyorum, yoksa çocuklarım için en iyisini yapmıyor muyum, ya yapmyorsam???‘ endişesi…

Sonra ‘Okul hayatın merkezi olmamalı’ diye hatırlatıyorum kendime… Evet, okulda aldıkları eğitim ve öğretim elbette çok önemli, ama her şey değil. En azından bu yaşlarda değil… Okul kadar -hatta daha fazla- aile içinde aldıkları eğitim de önemli… İçinde yetişmekte oldukları kültür… Çevre…

E bu konuda biz de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. İstanbul’da, sanata, sosyal etkinliklere yakın bir konumda olmanın avantajını kullanmaya çalışıyoruz. Benim bütün çalışma düzenim onlarla vakit geçirebilmek üzerinde kurulu… Falan da filan…

Devlet okulundan memnun musun? sorusunun tek cümlelik bir yanıtı yok anlayacağın. En azından benim için yok… Okulun hayatın merkezi olmaması gerektiği bakış açısından hareketle, devlet okulundan ziyade devlet okulunun etrafında kurmuş olduğumuz düzenden memnunuz. Şimdilik…

17 yorum

  1. Sevgili Elif,
    Çok güzel özetlemişsin. Çok zor kararlar bunlar, işin kötüsü üniversite hatta master bitene kadar hep bir karar vermek gerekiyor. Ben de 18 yaşında bir genç annesi ve tecrübeli yönetim danışmanı /mühendis olarak bu işe 5 yıldır kafayı taktım:) Hem volenter olarak, hem profesyonel olarak çok sayıda genç ile çalıştım/çalışıyorum. Geldiğim noktalar; 1-Okul seçiminde çocuğun karakteri çok önemli, çünkü ihtiyaçlar o karaktere göre önem değiştiriyor. 2- Okul seçimi ile birlikte gelecekteki çevre(network) seçiminin de bir parçasını yapıyorsun 3- Bir sonra başına gelecek eğitim aşamasını da iyi hesaplamak gerek, yumurta kapıya geldi mi, birşey yapamıyorsun. 4- Şans en önemlisi(öğretmen şansı gibi) … Çocuklarımız hep çok sağlıklı ve çok şanslı olsunlar:) Bir de gözüken o ki bu devlet politikasında, MEB’in üzerindeki maddi yükü azaltmaya çalışıyorlar ve mümkün olduğu kadar öğrencileri her kademede özel okullara yönlendiriyorlar, devlet katkısı vererek özel okulda okumasını teşvik ediyorlar/edecekler.. Son söz: Tüm alternatifleri ayrıntılı şekilde düşünmek, araştırmak sonrasında seçim yapmak gerek, hiç bir alternatife önyargılı olmamak gerek düşüncesindeyim… Sevgilerimle. Nilüfer Akyol okulsecimi.blogspot.com

  2. Özel okul da hangi özel okul? Ben yabancı kolej mezunuyum ve xxx kolejine acayip paralar vermektense yabancı kolejde bir kültür almasını tercih ederim. Yoksa devlet okulu. Çünü inanın velilerin 30000 TL verdiği okuldaki öğretmenlerin halini görünce o velilere üzülüyoruım.

  3. biz küçük bir kentte yaşıyoruz, zaten iki tane özel okul vardı ikisine de göndermek istemedik. devlet okulunda çooook sevdiği bir öğretmeni var. müzik öğretmeni olan velimiz gelip haftada 2 saat müzik dersi veriyor, resim öğretmeni olan veli gelip 2 saat resim dersi veriyor, beden öğretmeni olan veli badminton kursu düzenledi, oraya gidiyor. öğretmenimiz çok çalışkan çocukları sürekli aktif tutuyor. ingilizceyi biz destekliyoruz. ödev krizi için etüte gidiyor. özel okuldan daha iyi koşullarda okuyor. sınıfa dolap yaptırdık mesela eşyalar okulda kalıyor. eğer istenirse bütün imkanlar yaratılabiliyor yani.

    • Küçük bir kent anahtar kelime. Çok özendim doğrusu. Biz de İstanbul’un göbeğinde bu koşulalrı yaratabilir miyiz diye düşünmüştük. Ama sarfedilmesi gereken efor çok fazla ve sürekliliği yok bu işin. Yani özel okula vereceğimiz para ile devlet okuluna yatırım yapalım fikri ne yazık ki geçerli değil artık. Oysa Cumhuriyet’in ilk yılalrındaki vatanperverlik olsa, bu fikir çok iyi iş görebilirdi. Ne yazık ki piyasa koşulları bunu yerle yeksan etmiş durumda.

      Öte yandan İstanbul’da özel okul bile çocuğun ciddi anlamda dışarıda desteklenmesi gerekliliğini doğuruyor. İstanbul’un avantajı atölyeler, müzeler vs. Öte yandan doğa ile daha haşır neşir olmak veya sakin, yavaş ve doğal bir yaşam derseniz sınıfta kalıyor bu şehir.

      Olanakların içinde en iyisine sarılmak kalıyor ebeveynlere…

    • Ne güzel yazmışsınız. Aslında olması gereken bu diye düşünüyorum. Ama maalesef büyük şehirlerde okul içerisinde her zaman bu imkanları yaratabilmek mümkün olmuyor. Kalabalık sınıflar, farklı anlayıştaki veliler, farklı sosyal statülere ve imkanlara ya da imkansızlıklara sahip öğrenciler, idealist olmayan ve sistemin dışına çıkamayan öğretmen ve okul yönetimi bu durumu zorlaştırıyor. Bir de bizden olmayan gitsin özel okulda okusun mantığı ve uygulamaları son yıllarda arttığı için ister istemez maddi durumu ortalamanın biraz üstünde olan her veli artık çocuklarını özel okula gönderme ihtiyacı duyuyor.

      Ben de eşim de üniversite de dahil devlet okulunda okuduk. Ama maalesef kendi çocuğumuzu özel okula göndermek zorunda kaldık. Çünkü çevremizdeki birçok ilköğretim okulu ikiye bölündü ve mutlaka içine imam hatip ortaokulu açıldı. Yani ilkokula verdiğimiz çocuklarımız imam hatip ortaokulundan mezun olma durumuyla karşılaştı. Bazı veliler de ilkokuldan sonra çocuklarını özel okullara vermek zorunda kaldı.

  4. Bence denklemi cozmussunuz ,ilkokulda iyi bir sinif ogretmeni yakalarsaniz olay biter….kulturel ve sosyal acidan eksik kalan parcalari tamamlayabilecek sartlara sahipsiniz…ortaokulda isin rengi biraz degisik…fen turkce sosyal matematik gibi temel alanlardaki ogretmenlerin yetkinligine inanirsaniz yine geri kalanini siz tamamlarsiniz….zaten iyi bir orta egitim alan cocuk iyi bir anadolu ya da fen lisesi adayidir sonrasi da corap sokugu gibi gelir imza:halihazirda bir devlet okulunda ogretmenlik yapip kizi icin bu yolu tercih etmis anne :)

  5. Çok guzel anlatılmış gercekten, bizimkinin okula başlamasına 1 ya da 4+4+4 devam etmez ise 2 sene var ama simdiden araştırmalara başladım … Özel okullar doların uçmasından mıdır yoksa zaten uçuyorlardı da ben mı farkında degildim bilmiyorum ama fiyatları da bir o kadar uçmuş durumda … En dusuk 22-25.000 tl arasında değişiyor … Bunların da genelde 10 taksitte falan ödendiğini düşünecek olursak aylık en az 2,500 tl ediyor … Ki bu bahsettigim fiyat aslında sadece tek bir okulda mevcut o da ticari anlayışın zirvesinde olan ve bir zamanlar kayınvalidemin de öğretmenlik yaptıgı bir okul oldugundan detaylarını bildigim bir yer ve aslında tercih etmeyeceğim bir yer …. Tercih edilebilir durumda olanlar ise oyle devletin teşviği ile olmuyor iste .. Asagi yukarı yemegi, okulu derken yıllık 40.000 tl ye geliyor … Aylık 4.000 tl + kırtasiye + harçlık + servis gibi masraflar da eklenince ellerim ayaklarım titriyor benim … Gercekten bu okullar özellikle son donemde o kadar arttı ve aslında bir o kadar da cok öğrencisi var ki kimler gonderebiliyor gercekten merak ediyorum … Bir yandan da o parayı kenara ayırıp ileride cocuğuma versem daha hayırlı olur diyorum … Ilk 8 sene özel okul yıllık 40,000 tl ‘den 320000 tl ediyor hani bu ücretin her sene artarak katlanacagini saymıyorum bile ….
    Ayrıca bazı özel okullarda da soyle bir durum oluyor ki o da enteresan … Öğrenciyi kayıt ettiriyor ama bakıyor 1 Sene sonunda bu cocuk okulun beklentilerini karşılamıyor (!) bu durumda Veli okula çağırılıyor ve cocuğunuz bu okulda okumak icin uygun degil denerek cocuğun okuldan alınması dahi istenebiliniyor… Yani ben okulu tercih ettigimi sanıyorum ama aslında bir yerde okullar da reklamlarını daha da güçlendirmek icin “Zeki cocuk” arayışında ve aslında ben degil okul beni tercih ediyor gibi bir durum da yasanabiliyor. Cocukların bu durumdaki psikolojilerinin ne hale gelebileceği konusuna dahi girmiyorum siz duşunun …
    Bir yandan ulke zaten her alanda berbat durumda gidemiyoruz da kalamıyoruz da … Ne olduğumuz ve olacağımız belli olmayan bir durumda savruluyoruz resmen …
    Açıkcası bugune kadar özel okula verme taraftarıyım ama hem o kadar sene bu parayı karşılayabilecek gücümün olup olmadıgından şüpheliyim hem de aslında yazınızda belirttiğiniz gibi öğretmenin ne kadar önemli olduğunun farkındayım … Hatta size ufak bir sorum olacak .. Deniz’in son senesi sanırım ogretmeni ile gelecek yıl dediğinize gore bir sonraki donemde öğretmeni 1. Sınıf alacak mı ? Alacak ise bu sekilde tercih edebilirim ciddi ciddi hazır siz memnunken ve hazır asagi yukarı aynı bölgede iken sizinle … Yazı icin cok tesekkurler tekrar biraz daha farklı yönlerden bakmak gerektigini düşündürdü bana da … Sevgiler :)

    • Bizim çocukları okuttuktan sonra emekliye ayrılacak kendisi… Yoksa ne kadar kolay olurdu baĞzı şeyler :)

    • Cok akillica yazmissiniz buyuk paralar gerek yok turkiye gibi bi ulkede

  6. Sevgili Elif,
    tarafsızca ve empati kurarak düşüncelerini sunduğun için teşekkürler.
    her şey ailenin kendi düzeni, hayat şartları çerçevesinde irdelenmeli, hepimiz bu bakış açısından bakmalıyız. Senin gibi esnek çalışma saatlerim olsa, çalışma saatlerimi ayarlayabilsem, ben de devlet okulu düşünebilirdim. Laf aramızda hala da düşünüyorum:) ama şartlar, durumlar farklı. Sen tecrübelerini kendi düzenin ve düşüncelerin, önceliklerin çerçevesinde aktarmışsın, bence çok faydalı oldu. sevgiler

    • O kadar bireysel bir konu ki bu Yeliz, ve içinde bulunduğun şartlara göre o kadar değişiyor ki… Ben yarın öbürgün tüm gün çalışmaya başlasam belki de farklı bir düzen daha uygun gelecek bize… Şimdilik bu şekilde devam ediyoruz ama zaman ne gösterir, hiç bilinmez…

  7. Genelde sessizce okurum ama bir öğretmen olarak sessiz kalmayayım dedim. Meslektaşlarımla genelde şu konuda birleşiriz: kötü okul yoktur, iyi öğretmen vardır diye. Sınıf kapısının ardında neler olur kimse bilmez, bazen öğrenci bile farketmez. Okul ne kadar olumsuzluklarla dolu olursa olsun, neticede öğretmen o okula ‘atanır’. Atanma kriteri de yoktur. Puanın varsa, 25 yıllık bir öğretmensen (yeni yaklaşımlardan bi haber de olsan) genelde istediğin, popüler bir okula atanırsın. Bazıları da böyle popüler okullara ilk atamayla/eş durumuyla şans eseri atanır. Usül böyle. Hiçbir müdür, ‘şu okuldaki süper yetenekli öğretmeni benim okula atatayım(?) da kadrom üner olsun gibi bir yaklaşımda bulunamaz. Ha, sendikal faaliyetlerle ‘görevlendirme’ yaptıranlar var. Velhasıl, ‘iyi’ dediğimiz devlet okullarındaki ‘her’ öğretmen o bütünün bir parçası olamayabiliyor. Ne yazık ki. Mesele bir bütün olarak ‘okul’ değil diye düşünüyorum ben de.
    Öğrencilerine yeteneklerini keşfedecekleri ortamı yaratıp, eğitim programındaki aksaklıkları farkedip kendi çabasıyla gideren, eğitirken öğreten, evet asıl meselenin müfredatı uygulayıp çekilmek olmadığını haykıran, seven sevilen, mutlu bir öğretmen bulmak zor iş. Veli olarak aynı arayışta olmak benim de görevim ve sistemin içinden biri olarak en ‘doğal’ hakkım.
    Sözün özü, ‘özel/devlet’ diye bakmaktansa, önce veli olarak kendi yaşamıma, beklentilerime, katkılarıma bakar, sonra mesleğine mecbur değil de işini seven bir öğretmen arardım. Tavsiyelere kulak verirdim. Müdürlere, vaadlerine, tespitlerine de pek kulak asmazdım

  8. 4+4+4 sisteminden dolayı erken gönderdik çocuklarımızı. Çok duyuyorum bunu. Benim de oğlum erken başlayanlardan. Fakat bu sistemle birlikte derslerde hafifleştirildi. Kimse bundan bahsetmiyor. Daha önceki sistemden anlatılanlar “çocuklarımız iki ayda okuma yazma öğreniyorlar ve çok ödev veriliyor” şeklindeydi. Şimdi ise okuma yazma olayı bütün bir yıla yayılmış durumda. Oğlum 3. Sınıfta ve Aralık 2006 doğumlu. Okul genelinde yapılan sınava bakıyorum bugün oğlumun yaşına göre dahi daha basit sorular mevcut.

    • Olay sadece ilkokula erken başlayanlarla sınırlı değil ki… Bir de 4. sınıfı bitirip ortaokula gidenler var. Onlar da en az o kadar mağdur… Daha dün veli toplantısında öğretmen söylüyordu, ortaokul matematik öğretmeni, ilkokul sınıf öğretmenine soruyormuş bazı konuları çocuklara nasıl anlatacağını. Mağdur değiller çünkü…

      Konular basitleştirildi, evet, sözde… Güya oyunla öğrenme var. Ancak sınıf öğretmenleri buna alışkın değiller… Çok göstermelik bir sadeleştirme o…

      • Oğlumu o sene rapor alıp okula göndermemeyi tercih eden bir veli olsaydım şimdi dahi basit gelen müfredat o zaman oğlumun okuldan tamamen soğumasına neden olacaktı. Öyle olan çocuklar da var. Evet, bizlere istedikleri gibi değiştirdikleri sisteme karşı bir dayatma var. Bu öyle olacak diyorlar bitiyor. Şimdiki velilerden rapor istenmiyor ve veliler eskisi gibi çocukları olağan yaşlarında gönderiyorlar yani çocuk yedi yaşında, altı yaşında alması gereken eğitimi alıyor hep bir yıl geriden başlıyorlar hayata ama herkes durumu kabüllenmek zorunda kaldı.Bunun sonuçlarını da ileri de göreceğiz. Ortaokulda olup olmadığını bilmiyorum ama ilkokulda öğretmenlere konuyu nasıl anlatacağından tutunda, ne tip sorular soracağına kadar verilen bir kılavuz var.

  9. Devlet ya da ozel siz delimisiniz hala o ulkedesiniz cidden bilmiyorum cocugumu turkiyede asla okutamam sanirim