16 Yorum

Çocuk da yazarım siyaset de…

8 Mart Dünya (Emekçi) Kadınlar Günü yurt çapında şenliklerle kutlanmadı çünkü öyle bir gün değildi. Kadınlara çiçek böcek alınacak, ‘kadınsı’ ürünlerde indirim yapılacak bir gün hiç değildi (ama yapıldı).

Peki neydi? Birlemiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündü. 1857 yılında New York’ta grev yapmakta olan dokuma işçilerine polisin saldırması, işçilerin fabrikaya kilitlenmesi ve ardından çıkan yangında 129 kadın işçinin ölümünü hatırlatan, ”insan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmakta” olan bir gündü (kaynak: Vikipedi).

Anlayacağın siyasi günün hem de önde gideniydi.

Gel gör ki Kadınlar Günü’nü annelere mutfak robotu alınan Anneler Günü’yle ya da sevgililere kalp şeklinde yastık hediye edilen Sevgililer Günü’yle karıştıranlar vardı. Ve onlar, Kadınlar Günü’ne istinaden yapılan paylaşımlara ‘Kadınlar Günü’ne bile siyaset karıştırıyorsunuz’, ‘Bari bunu bu kadar siyasete bağlamasanız?’ falan dediler.

Ne kadar bağlayalım canım siyasete? Ya da neye bağlayalım başka?

Herkes kendine pay biçiyor Kadınlar Günü’nden… Kimi ‘Şşşt, 8 Mart Dünya EMEKÇİ Kadınlar Günü’dür; elitler, kokoşlar elini çeksin’ diyor; kimi ‘Kadınlar Günü kadınların ne kadar çiçek böcek olduğunu hatırlamak içindir’ diyor; içlerinde en sinir olduğum bıyıklı erkek siyasetçiler kendilerine hiç sorulmamasına rağmen kadın olmanın tarifini yaparak yine kendi erkekliklerine pay çıkarıyor.

Bence bu konuda söylenebilecek en güzel sözü Mücella Yapıcı söyledi: ‘Emekçi kadınların tüm dünya kadınlarına armağanıdır 8 Mart’ dedi.

Bak ne diyeceğim: Kadınlar Günü’ne elbette siyaset karıştıracağım. Her şeye siyaset karıştıracağım. Ya ne sandındı? Ülkenin içinde bulunduğu durum, kadın cinayetleri, Özgecan Aslan, çocuk istismarı, eğitimin içler acısı hali, sağlık sektörünün durumu, ekonominin gidişatı, sanatın geldiği nokta siyasetle değil de ay tutulmasıyla mı alakalı?

Kadınlar Günü siyasete bağlamayalım, tamam. Peki Başbakan’ın dinamik nüfusu teşvik etmek için açıkladığı ‘Kariyer teşvik programı (örneğin ‘annelere, büyük fedakarlıklarının nişanesi olarak 192 TL verileceği’ açıklaması) siyasi değil mi?

Ya Kadınlar Günü’nde Avukat olacağım diye anneliği itersen yanlış yapmış olursun‘ diyen Sağlık Bakanı? Kendisi siyasetçi değil de kiropraktör mü?

”Üç çocuk yapmaya el vermediği için” sezaryeni yasaklamaya kalkan, ‘Kadın tecavüze uğrarsa doğursun, devlet bakar’ diyen devlet adamları ne peki?

2015 yılının ilk iki ayında işlenen 36 kadın cinayetinin muhatabı kim? Köşedeki bakkal mı?

Doğum izni sorunu siyasi değil mi peki? Sağlık Bakanlığı’nın ‘ilk altı ay sadece anne sütü’ dediği, Çalışma Bakanlığı’nın doğum iznini doğumdan sonra 14 haftayla kısıtladığı bu konuyu bizim oğlanın okul aile birliği mi çözsün?

Devletin okuluna giden çocuğum her an sistem değişikliğiyle karşı karşıya. Her sene sınav sistemi değişiyor, okullar dönüştürülüyor, devlet okullarının içi iyice boşaltılıyor. Bu sorunu bizim apartman yöneticisiyle mi görüşeyim?

Ya okullarda din dersinin zorunlu olması? Dahası, bu zorunluluğun ilkokula ve hatta anasınıfına inmesi? Dersler besmeleyle açılsın diye genelge yayınlayan ilçe eğitim müdürlükleri, bu ülkenin siyasi sisteminin bir unsuru değil mi?

Bugün zeytinyağının kilosu kaç para biliyor musunuz? 27 lira ödedim geçende markette… Her gün yemek yapan bir kadın olarak (!) oldukça yakından ilgilendiriyor bu konu beni… Bu konuyu kime taşıyayım? Kuzenime?

Memleketin Türk Dil Kurumu, ‘müsait’ kelimesinin karşılığını ‘Flört etmeye hazır olan, kolayca flört edebilen (kadın)’ olarak vermiş. ‘Müsait’ kelimesinin ‘uygun’dan öte bir çağrışım yapmasını bırak, ‘kişi’ dememiş de ‘kadın’ demiş. Ama-onlar-da-dekolte-giymesinler-mini-etekle-gezmesinler ülkesine yaraşır bir tavır. Ama bu konu siyasi değil, değil mi? Çünkü TDK bizim çocukların odasından yönetiliyor…

Bunların hepsi bir kadın olarak, bir anne olarak beni bire bir etkiliyor ve siz ‘siyasete bağlamayın’ diyorsunuz, öyle mi?

Neye bağlayalım? Merkür retrosu size uyar mı?

16 yorum

  1. Elinize, dilinize, kaleminize sağlık…

  2. Incir'in Annesi

    Cok guldum Elif! Harika b8r yazi olmus. Ustelik kadinligin ve hatta anneligin herrrrr alanina karisan, fikir beyan eden, bilgisi olmadan osuruktan tayyare konusan Meclis’ teki en erkek vekiller, bakanlar ve diger politikacilar benim ailem, vucudum hakkinda nutuk atabiliyorlarsa ben neden politika yapamiyor musum? Ne yazacagini (yazacagimizi), dusunup, aciklayacagimizi soyleyenler benim keyfimin kahyasi mi? Pasa gonlum ne cekerse o!!!

  3. Incir'in Annesi

    Baknsimdi nerden nereye… Oyle kizginim ki, surda cikartayim acisini. Bir de bu orda o konusulmaz, burda boyle davranilmaz diyenlere sen artik Turkiye’de yasamiyorsun, seni o kadar da ilgilendirmiyor caniiiimcilari ekle, taaa oralardan buraya yetisiyorsun masallahci imacilarla carp!!!! En son baktigimda hala TC pasaportu tasiyordum ben! Pardon!!!

  4. süpersin. senin sözün üstüne söz yok. yine döktürmüşsün döktüreceğini. hepimizin kalemi olmuşsun. bizim de kadın oalrak unuttuğumuz ya da es geçtiğimiz şeyleri de dile getirmişsin. ağzına kalemine sağlık Elif. iyi ki varsın…

  5. Ne de güzel demişsin, öpüyorum gözlerinden.

  6. Küçük Mucizem

    Elif çok kurcalıyorsun. Kır dizini otur evinde allah aşkına. Eksik eteğin ne işi olur kadınlar günüyle, siyasetle?

    Tiksiniyorum hepsinden. “90 yıllık reklam arası bitti” bitti diyen kadından da. Lale satarak servetine servet kattı. Kimin umurunda senin çocuğunun eğitimi, benim evimin geçimi?

    Bence hepsini Haydar Dümen e bağlayalım olma mı? Çünkü akılları sadece fesada çalışıyor.

  7. Çok güzel bi yazı olmuş, elinize sağlık. Her satırına hak verip her satırına ayrı üzüldüm, üslubunuz çok tatlı olduğu için de her satırında sinirden güldüm! “Ülkenin içinde bulunduğu durum, kadın cinayetleri, Özgecan Aslan, çocuk istismarı, eğitimin içler acısı hali, sağlık sektörünün durumu, ekonominin gidişatı, sanatın geldiği nokta siyasetle değil de ay tutulmasıyla mı alakalı?” bence kesin ay tutulmasıyla alakalı, ya ne olacaktı ki canım ilahi biz?!

  8. Fulya bayraktar

    Kendine artık feminist demekten korkmayan, haklarından bağzı başka “yüce” siyasi değerler için vazgeçmeyen, günlük yaşamında da çeşitli tacizlere sessiz kalmayan, siyasetin sadece mecliste yapılan bir şey olmadığını, yediğimizin, içtiğimizin, yatak odamızın duvarlarının içinde saklanan birşeyler olduğunu artık farkeden, şartları elveriyorsa bir şeyler yapan, yazan, çizen, sivil toplum kuruluşlarıyla çalışan kadınların artması dileğiyle…

  9. Elinize, aklınıza bin sağlık.

  10. O nasıl bir tanımlama öyle Elif, eyvahlar olsun.. “Müsait misin bugün?” dediğinde bana bir arkadaşım, “müsaitim, görüşelim” derim çoğu zaman. Meğer ben ne hafifmeşrep, ne flörtöz, ne “müsait” bir kadınmışım. Aman aman..

  11. Atarlanmana sağlık. ohhhh rahatladım yav.

  12. Daha güzel bir yazı olamazdı Elif! Can-ı gönülden teşekkür ederim! Çok sağol sen!

  13. Cok ama cok guzel bir yazi. Bravo blogcu anne!

  14. Soyle diyeyim vallahi okurken icim sogudu. ferahladim. Oh be dedim. Icimdekiler dokulmus gibi oldu. Sagolasin Elif.

  15. Sizi yıllardır takip ediyorum Elif Hanım ama sanırım ilk kez ‘ ay yakınımda olsanız şöyle sıkıca sarılıp öperdim yanaklarından’ hissi uyandırdınız bende

  16. Waoww!! harika bir yazı olmus bu Elif hanım. Sizi tekrar tekrar kutluyorum.