23 Yorum

Emel ve Duru’nun Hikayesi

Pozitif Doğum Hikayeleri’ni ilk yayınlamaya başladığımda amacım, doğal doğum bilincine katkıda bulunmaktı.

Doğum üzerine oldukça okuyup ettikten, kendiminkiler de dahil olmak üzere toplamda beş farklı doğuma girdikten sonra geldiğim noktada anladım ki mesele sadece doğal doğum da değildi. Mesele kadına saygılı doğumdu, ne şekilde olursa olsundu…

Elbette hala ‘tıbbi bir gereklilik olmadığı sürece sezaryen olmamalı’ görüşümün arkasındayım, ki kadına saygılı doğum da bunu gerektiriyor zaten. Ancak herhangi bir sebeple sezaryen olması gerektiğinde de nasıl olması gerektiği konusunda bayağı bir fikrim var artık. Ya da herhangi bir normal doğumun, sırf vajinal yolla gerçekleşti diye, ‘kadına saygılı doğum’ olarak değerlendiremeyeceğini biliyorum. 

Aşağıdaki pozitif doğum hikayesi işte bunu ortaya koyuyor… 

***

Emel ve Duru’nun Hikayesi
16 Ocak 2013, İzmir

Her zaman normal doğumdan yana olmuştum. Annem, teyzem, ninem nasıl doğurduysa öyle doğuracağım ben de derdim hep. Korkum yoktu, ne acılı doğum hikâyeleri, ne bilmem kaç santim yırtıklar, ne de saatler süren sancılar tesir etmiyordu kararıma. Doğada işler nasıl yürüyorsa öyle deneyimlemeliydim ben de eşsiz doğum hikayemi. Üstelik kadın doğum uzmanlarının itinayla destekleyip pekiştirerek yarattıkları sezaryen piyasasına da ifrit oluyordum. Doktorlara da güvenim minimum düzeydeydi doğumun şeklini belirleme işine gelindiğinde. Hasta güvenliği işini abartıp, “riske atmama” bahanesi/kılıfı/ gerekçesi altında son dakikaya kadar normal denen doğumların sezaryenle sonuçlandığını çok duyduğumdan olsa gerek… Şimdi düşündüğümde günümüzde birçok kadının yap(a)madığı normal doğumu –en azından yakın çevremde-  başaran –parmakla gösterilesi nadir-  “kahraman” olma dürtümün de bu kararımı sabitlediğine kanaat getiriyorum.

EmelveDuru

Gebeliğimin müjdesini aldığımda doktorumu belirlerken normal doğum yanlısı doktor bulma gayretine girmedim hiç. Tek umurumda olan bebeğimin kalp atışlarını duyabilmekti. Bebeğimin sağlıklı takip ve izlemini yapsındı yeter. Sonra düşünürüz dedim geçiştirdim. Ve son derece popüler olan karizmatik doktorumuzla başladık serüvene…

Aylar birbirini kovaladı, yolun yarısını geçtikten sonra doğumu düşünmeye başlamıştım bile. O sıralarda da yakın bir arkadaşım yeni bir kadın doğum uzmanına gitmeye başladığını ve farklı bir doğum şeklinden bahsettiğini anlattı. Çok etkilenmiş görünüyordu. Doktor da bir hastasının talebi üzerine tanışmış “doğal doğum”la ve öyle etkilenmiş ki sezaryenci doktorların kol gezdiği bir arenada eğitim alıp uygulamaya soyunmuş. Arkadaşımla o sohbetimiz bugün gibi canlı zihnimde: “Yatarak doğumu beklemek işin mantığına aykırıymış, yerçekiminden faydalanmak gerekiyormuş doğumu hızlandırmak için, ayrıca epidural, suni sancı gibi dışarıdan müdahalelere de karşı bu akım. Doğru nefes almayı öğrenerek süreçle başa çıkmayı öğrenebiliyormuşsun. Bebek doğar doğmaz annenin kucağına veriliyormuş, göbek kordonu kan atımı bitene kadar kesilmiyormuş, daha bağ sürüyor diye…” Konuştukça konuştuk, efsunlandık. Eminim ikimizde de şüpheler vardı ama içten içe istedik.

30. haftaya geldiğimde hypnobirthing kitabını almış okumuştum bile. İyiden iyiden donanımlıydım. Doktoruma yöntemi anlattım ve fikrini sordum. Tabii ki burun kıvırdı; “biz çok gördük kendim doğuracağım diye gelenleri, başaranı görmedim, umarım sen ilk olursun.” Elbette benim hevesim kursağımda kaldı. Haftalar süren gelgitlerden sonra çoğuna göre radikal bir karar aldım ve arkadaşımın sözünü ettiği doktorla tanışmaya karar verdim.

33. haftadaydık. Yeni doktorumla aynı dili konuşuyorduk, beni çok iyi anladığını hissettim, üstelik o da çok hevesliydi ve benim yapabileceğime inanmıştı. Tek günlük hızlandırılmış bir kurs düzenledi kliniğinde, eşimle katıldık. Kursun eğitici içeriğinin yanı sıra, doğum için eşimle çabalıyor olmak ve babaya doğumda aktif rol yüklenmesi çok hoşumuza gitmişti. Her şey içimize sinmişti, iyi ki bu hamleyi yapmış doktorumuzu değiştirmişiz diyorduk ama bir engel görünüyordu: Haftalar ilerliyordu ama bebeğim hala popo üstünde oturuyordu karnımda. Doğum pozisyonuna geçmiyordu bir türlü. Pozitif Doğum Hikayelerinde “Bahar ve Işık’ın hikayesi”ni okumuştum o sıralarda, hemen tavsiye ettiği sitelere baktım, yöntemleri uygulamaya giriştim. Koltuktan baş aşağı mı sarkmadım, kızımı ışığa, müziğe mi çağırmadım, türlü türlü yöntemler denedim. Denedim. Denedim. Çok gerildim, kafama taktım, saplandım. Fazlaca önemsedim bu durumu. Ama Duru kızım bana ebeveynliğimin ilk dersini verdi “her şey senin planladığın ya da istediğin gibi olmayabilir anne!”

Son haftalarda hüzünlü bir şekilde kabullenmiştim doğal doğumun bana kısmet olmayacağını. Ama doktorumun teklifi teselli oldu bana: “Sezeryan yapacağımızı bilsek de planlı, randevulu yapmayalım. Bırakalım Duru istediği zaman gelsin, hormonlar salgılansın sen ve bebeğin oksitosinin getirdiği mutluluğun tadına var.” Bu kez de ben buna yoğunlaştım, kızımın vaktini bekliyorum, o ne zaman isterse diye geziniyorum ortalıklarda hoplaya zıplaya, hatta düzenli olarak gittiğim havuza bile devam ediyorum. (Havuzda amuda durmayı ihmal etmeden tabii. Bebeğin dönmesine katkısı var diye okuduğumdan, umut dünyası işte!)

39+4’deki rutin kontrolümüzde NST verileri normaldi ama ben ultrason okumayı artık öğrendiğimden ekranda yazan kilo değerini görünce içime ateşler düştü. İki hafta öncesinin değeriyle aynıydı; 2,950! Doktorum da kaygımı doğrular şekilde kilo alımı çok yavaşlamış dedi. Aslında NST ve doppler bulgularında sorun yok ama riske atmayalım, bir hafta sonrasına sezeryan randevusu alalım dedi. Bu arada sen bol bol hurma ye, yürüyüş yap doğumun kendiliğinden başlamasına yardımcı olmak için dedi.

Doktordan çıkınca önce sakindim, en azından ne zaman olacağı belliydi, eşimin seyahat durumu da vardı, babası kızını kesin görebilecek diye teskin ettim kendimi. Ama zaman geçtikçe düşündüm, düşündüm, düşündüm; ben ne hata yaptım, iyi beslenmedim mi, bebeğimi niye büyütemedim… Ağladım, ağladım, ağladım. Duru duymuş olacak ki azabımı “merak etme anne ben iyiyim” dedi ve o gece gelmeye karar verdi. Suyum geldiğinde sevinçten ağlıyordum, apar topar hazırlanıp hastaneye gittik. Epidural yapılırken doktorum geldi, beni hissedeceklerim hakkında bilgilendirdi, canım yanarken elimi tuttu. O soğuk ve yabancı ameliyat odasında güven veren, şefkatli bir yüze o kadar ihtiyaç duyuyor ki insan…

Sonrası ise bilindik sezaryen süreci. İçimdeki boşalma hissiyle eşzamanlı gür bir çığlık… Ne güçlü,  ne savaşçı, ne yaşama tutunan bir çığlık! İzmir’in sezaryen koşullarında doğar doğmaz bebekle vakit geçirmeyi hayal edemezken, operasyonun geri kalanı tamamlanana dek bebeğimin göğsümde kalmasını yine sevgili doktorum ebemizin de anlayışıyla mümkün kılabildi. Koklaştık, seviştik, konuştuk. Çok çok güzel geldi bana Duru kızım. Bizi beklemekten bitap düşmüş sevgilime bebeği götürdüler hemen; arkasından ben güle oynaya “gördünüz mü ne kadar güzel kızım” diye diye indim odama. Doğumdan hemen sonraki en kritik iş olan emme süreci ise o kadar tatlı gelişmedi maalesef… Başka bir yazı konusu olacak kadar uzun, ayrıntılı ve maceralı bir süreç oldu ama özetle Duru kuşum emsin diye çok çok uğraştığımı ve yıprandığımı söyleyebilirim.

Bazıları boşu boşuna gebeliğin ileri aşamasında doktorumu değiştirdiğimi düşünebilir; zira tüm çabama rağmen normal doğuramadım. Oysa geriye dönüp baktığımda iyi ki yapmışım diyorum. Çok değerli, aynı dili konuşabildiğimiz bir doktorum oldu, normal doğum yapmam için çok uğraştı, bebeği dönmeye teşvik etmek için yöntemler bulup akşamın bir saatinde mesajla bana yolladı. Bebeğin dönmeyeceğini anladığındaysa teselli etti, “bebekler geliş yöntemlerine kendileri karar veriyor, mutlaka bir nedeni var bizim bilemediğimiz” diyerek. Doğum anında çok güven verici, sakinleştiriciydi. Yapmasaydım bu hamleyi, keşke diyecektim, keşke deneseydim. Doktorumun dediği gibi doğumun ne şekilde gerçekleştiği değildi önemli olan, “keşke”siz olmasıydı. Belki doğumumu hayal ettiğim biçimde gerçekleştiremedim ama hiçbir aşamasında “keşke” demediğim, eşi benzeri olmayan, çok büyülü ve özel bir doğum hikayemiz oldu.

Emel Akay Tunal

***

Pozitif doğum hikayeleri, kadının bedenine ve tercihlerine saygı duyan, doğumun doğallığını ve mahremiyetini dikkate alan, tıbbi müdahelelerin minimum kullanıldığı ya da gerekmedikçe kullanılmadığı doğumların paylaşıldığı hikayelerdir. Pozitif Doğum Hikayeleri hakkında buradan daha fazla bilgi alabilir, diğer hikayeleri buradan okuyabilir, paylaşmak istediğiniz bir hikayeniz varsa buradan bilgi alabilirsiniz.

23 yorum

  1. Ne güzel bir hikaye :) “Keskesiz” anahtar kelime sanirim.

    Hurma ne ise yariyormus bu arada? Hic duymamistim.

  2. Çok benzer bir hikayemiz var. Çok istemiştim vajinal doğumu ama yoga yapmama, yüzmeme t rağmen dönmedi Poyraz :) Yapacak bir şey yok iki sezaryen yaptım ikisi de çok keyifliydi…

  3. Çiğdem-Üzüm

    Bu güzel paylaşım için çok teşekkürler, Duru’ya sağlıklı uzun bir ömür dilerim….

    Elif, iyi ki böyle bir pozitif doğum hikayesi paylaştın. Sezaryeni hayatımızdan tamamen çıkarmak gibi bir niyetimiz olamayacağına göre (dünyanın en harika kurtarma ameliyatı zira); gerektirğinde yapılan bir sezaryen nasıl olmalıdırı daha çok dillendirmek gerek. E bir de ben sezaryen yaptım ama benim doğumum da pozitifti diyen kadınların sesinin de duyurulması gerekiyordu…Sevgiler

    • Niyetim tam da buydu Çiğdem. Böyle sezaryenler de var demek için…

      • Ben de bu paylasim icin cok tesekkur ederim. Neredeyse ayni hikayeyi ben de birebir yasadim. Son ana kadar bebegim doner diye bekledikten sonra sezeryan olmustum.
        Hamilelerin kendini her turlu ihtimale karsi hazirlamasi gerektigine kesinlikle inaniyorum, cunku bazen kosullar kendi elimizde olamayabiliyor.kSezeryan ile gerceklesen dogumlardan da pozitif dogum hikayesi cikabilecegini ne kadar cok duyurabilirsen o kadar iyi olacak :)

  4. bende 27+2 günlük gebeyim. normal doğum hk düşüncelerimiz aynı hatta ben biraz da sezaryandan tırsıyorum. bebeğim ters duruyormuş inş. döner ve beni üzmez.

  5. ben de kendimi çok hazırlamıştım normal doğuma.bebeğimin pozisyonu da normaldi.her şey normal giderken.bebeğim son üç hafta çok fazla kilo aldı ve 4 küsür kiloya ulaştı.o son haftalar 4 kiloya ulaşmasın doğurayım diye çok şey yaptım ama olmadı nasip. 4 kilo üstü doğurmayı da göze alamadım doğrusu nihayetdinde sezeryan oldu kısmet böyleymiş dedim. önemli olan sağlıkla kucağımıza almak.

  6. Ne guzel bir hikaye, tebrik ederim. Yaklasik 12 haftalik bir gebe olarak cok duygulandim. Sanki gebelik yeterli kadar stresli degilmis gibi, bayanlarin doktor doktor dolasmak zorunda kalip, “acaba son dakikada uyduruk bir nedenden sezaryene mi yonlendirilecegim???” kaygisiyla yasamalari, yasamak zorunda kalmalari, cok ama cok buyuk bir haksizlik. Bunu okumak beni cok uzuyor.
    Cok sansliyim cunku bebegim saglikli oldugu muddetce doguma Allah izin verirse, doguma rahat girecegim. Sezaryen olursam gercekten sezaryen gerektigi icin olacagimi bilerek girecegim. Cunku oyle bir ulkede yasiyorum. Doktor doktor dolasmak zorunda kalmiyoruz ilk elektrigi yakaladigim surece, cunku zaten dogumuma kim girecek, bilmiyorum. Sistem vardiyayla calisiyor. Doktorum sadece 9 ay boyunca muayenelerimi yapiyor. Dogum artik hangi doktora kismetse. O yuzden sezaryen kotu, dogal iyi diye bir kaygim yok.
    Ama Turkiye’deki hemcinslerimi ve ailelerini bu strese sokan saglik sistemini kiniyorum.

  7. Incir'in Annesi

    Cok hosuma gitti bu dogum hikayesi. Epiduralli sezaryenle dogum yapmis bir kadin olarak tabii hosuma gitti. Hikayelerimiz cok farkli olsa da, son dakikaya kadar donmemis bir bebegi dondurtmek icin yaptiklarimiz, komplikasyonsuz gecmis bir sezaryen anilarimi gozlerimin onune getirdi. Siklikla olumsuz taraflarina yogunlastigim dogumumun aslinda ve cok sukur guzel oldugunu hatirlatti.

    Sevgiler,

  8. Merhabalar
    Ben acikcasi vaginal dogum konusunda israrci ve saplantili olunmasini pek saglikli bulmuyorum. Kesinlikle de doktorlarin deneyimsizligi ve hastalari sezaryana yonlendirdigini de dusunuyorum. Vaginal dogum da isteniyorsa da gebelik esnasinda da anne kendini huzurlu ve rahat birakmali. O zaman zaten dogum istendigi sekilde de gereceklesir ve anne de buyuk hayal kirikligi yasamaz sezaryan olursa da. Ornegin 36.haftaya kadar iki dogumumda da dr umla dogum seklinden bahsetmedik bile.(tabi bunda yurtdisinda olup normal dogumu destekleyen bir dr umun olmasinin yuzde yuz etkisi var) Eninde sonunda her anne dogumu nasil olursa olsun bebegini saglikli bir sekilde dogurdugina sukretmiyor mu?

    • Katiliyorum. Ben de yurtdisinda doktorumla dogum konusunu acmadim bile, ucuncu trimesterde sorarim. Ama maalesef Turkiye’de sistem sezaryene oturtuldugu icin bayanlarin israrci olmasi gerekiyor.
      Beni hamile kaldiktan sonra yavas yavas sinir eden, daha once pek takilmadigim, “normal” ve “dogal” dogum sozde kavramlari. Simdi epidural alirsam bebek dogal dogmus olmayacak mi? Bal gibi de dogal dogacak. Dogum kanalina girip, vajinadan cikacak. Ben yine itecegim, kasilmalari hissedecegim. Turkiye’de ya da baska yerde nasi uyguluyolar bilemem, tek bildigim tanidigim herkesin kasilmalari hissettigi ama caninin yapmadigi ve “aslanlar gibi” ittigi. Hangi kurulus koymus ki bu kavramlari? Dogal ve normal diye, e resmi kriterleri neymis? Nerde bu liste? WHO kriteri mi var? Bilemem, belki vardir. Kim karar vermis? Simdi epidural almasam ama vakum yapsalar normal mi dogal mi? Ya da yine epiduralsiz yapsam ama dikis atmak zorunda kalsalar? Ya annem gibi epidural almadan, acilma sorunu yasamadan ama iterken zorlanirsam ve bana son dakika panikle yardim etmek icin damardan ilac verseler? Hala anlatir hemsirenin panikle eline takisini. Normal mi dogal mi? (epidural olsaymis, epidural karsitlari “baaaaak epidural yuzunden itemedin” derdi). Sonucta regl agrisi icin ilac aldigimizda “dogal mi normal mi regl oldum?” diye sorgulamiyoruz.
      Ya sezaryen olmussunuzdur, ya da vaginal dogum olmustur. Bence gerisi hikaye.

  9. Canım arkadaşımın çok sevdiğim bir blogda tesadüfen karşıma çıkan etkileyici hikayesi…ikimnizde o gün pespembe ve Cok güzeldiniz. ..

  10. Alinin annesi

    Hikayeniz kendi doğum hikayemi hatırlattı. Ben de kadına saygılı doğumun daha önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü 39+6 da normal başlayan , devlet hastanesindeki çok tatlı doktorumun desteği ile yattığım sancı odasından 36 saat sonra vücudum kitlenmiş ve doğurmamış olarak resmen kaçtım. Çünkü ortam ve ebelerin tavırları o kadar kötü ve moral bozucu idi ki resmen vücudum doğumu durdurdu. Ertesi gün bir özel hastanede hayatımda ilk kez gördüğüm ancak halime acıyan bir doktor görüşmesinden 1 saat sonra ameliyathanedeydim. Zaten artık sezaryeni kasap yapsa razıydım yorgunluktan ve açlıktan :)çok iyi bir ekip ilgilendi benimle ve sorunsuz bir sezaryen ameliyatı oldum.insan tavrı heşeyden önemli. Oysa ben 9 ay normal doğum hayalleri kurmuştum. Böylesi kısmetmiş. Sonrasında hiç sorun yaşamadım ve ayaktaydım.

    • Yaşadığınız çok doğal bir tepki… Doğumla ilgili derslerde anlatılır hep bu tür sert tutumların doğumu durdurabileceği… Doğada doğum yapmakta olan bir ceylan örneğin, kendini tehdit altında hissederse doğumu durdurup kaçarmış. Doğumu tetikleyen hormonların salınımı durur, adrenalin devreye girer, doğum dururmuş… Sizin başınıza gelen tam da o…

  11. Dogunun bi ilcesinde yasiyorum aslinda ancak Sirf normal dogum yapabilmek icin izmire ailemin yanina geldim. Buyuzden Izmirde olusunuz ve doktorunuzun tavri beni cok etkiledi. Sezaryan planli olmamali ve nitekim sizinde oyle olmus bebeginiz kendi gelecegi gunu kendisi secmis. Sezeryandan cok korkuyorum. Suan devam ettigim bi doktor var ancak guvenmiyorum. Paylasimi yasak degilse doktorunuzun adini ogrenmek istiyorum. Bebeginiz ve size saglikli uzun omurler

  12. evet, İzmir’deki bu doktoru ben de öğrenmek isterim. Ahmet Akkoca olabilir mi?

    • Emel Akay Tunal

      Çok doğru tahmin Gülşah, doktorum Ahmet Akkoca:)

    • Ahmet Bey kızkardeşimin de doktorudur. Emel ve Duru’nun hikayesinden tam iki sene sonra yeğenimin dünyaya gelişine yardımcı oldu kendisi… ‘Kadına saygılı doğum’ diye bir kavram varsa eğer, Ahmet Bey bunun öncülerinden, kesin… Bütün kadın doğumcular onun gibi olsa çok farklı olurdu her şey…

    • Teşekkür ederim cevaplarınız için :)
      Elif sayenizde bir arkadaşımızdan tavsiye almış gibi oluyoruz, bu paylaşım ortamı çok güzel, emeğinize sağlık.

    • Merhaba,

      Ben de 29 +3 gündeyim. Doktoruma ben de maalesef güvenemiyorum ve değiştirmek istiyorum fakat uygun bir doktor bulabileceğimden de endişeliyim açıkçası. Ankara’da tavsiye edebileceğiniz normal doğum destekcisi bir doktor var mı?
      Bir de bebek 4 kilonun üzerinde olunca normal doğum yapılamıyor muu??? Benimk şimdiden 1.5 kilo ki eşimin 5 kilo doğduğunu düşünürsek (ki tabi ki normal doğum ile) fındığımın da 4 kilodan aşağı olmayacağını düşünüyorum.

  13. Derin'in Annesi

    Çok güzel bir hikaye tıpkı diğer doğum hikayeleri gibi hepsini tek tek okudum ve hepsinden ayrı ayrı etkilendim. Normal doğumu saplantı derecesine getiren ben bir nebze olsun sezeryanın da olabileceğine aklıma getirmiş oldum bu doğum hikayesi ile birlikte o yüzden Esra hanım bu hikayeyi paylaştığınız için çok teşekkürler.Doktorlar hakkında ki kaygıyı bende çok yaşıyorum. Hele ki doktorumun son 3 yıldır hiç normal doğum yaptırmamış olduğunu duyduğumdan beri. Artık 30 haftalık olduk bu saatten sonra doktorda değiştirmek istemiyorum ama son anda bi bahane ile beni sezeryana almasından çok korkuyorum. Tecrübeleriniz ne der bu konuda merak ediyorum. Düşünmekten bebeğime zarar vereceğim diye korkuyorum.

  14. Canım arkadaşım, güzel kızına kavuşmanı, beni sabah arayıp ” Özge Duru geldi” değişini öyle tatlı bir anı olarak saklıyorum ki…burda hikayenizi, benzer şeyleri yaşayan, yaşayacak olan herkesle paylaşman ve istediğinde her koşulda “keşkesiz” doğum yapılabileceğini göstermen ne kadar güzel! Duru’cuğumun onu çok seven insanlarla güzel bir ömrü olsun umarım…

  15. Emelcim diline, kalemine sağlık. okurken kimi yerde gözlerim doldu. doğum mucizevi bir şey, yazını okurken bir kere daha hissettim. Çok güzel yazmışsın.