12 Yorum

Öncelik sıralaması

İkinci bebeğime 35 haftalık hamileydim. 35 haftanın 35’ini de ‘acaba ikinci çocuğumu da birincisi kadar sevebilecek miyim, ya sevmezsem, ya daha fazla seversem, ya -en kötüsü- bebek yüzünden ilk çocuğumu ihmal edersem???’ diyerek geçirmiştim.

Bu korkularımın yersiz olduğunu sonradan görecektim, ancak o zamanlarda benim için tek gerçek vardı: İkinci bir bebeğim olacak diye birinci bebeğimi ihmal etmemem gerektiği… O kadar ki, 35’inci haftanın üçüncü gününde sabah beklenmedik bir şekilde kasılmalarla uyanıp, doktor randevusundan ‘5 santim açılmanız var, eve gidip, çantanızı alıp, hastaneye yatış yapıyorsunuz’ diye çıktığımda bile ilk adresim ev değil, oyuncak dükkanı olmuştu. Derin yola çıkmıştı, Deniz abi olacaktı, kardeşi geliyordu, eh, ‘eli boş’ gelecek değildi ya, abisine bir hediye getirmesi gerekiyordu elbet… Ya Deniz hastaneye geldiğinde ben ona ‘abi olma hediyesi’ni hazır etmemiş olsaydım, ya kardeşinden gıcık kapsaydı, ya onu ihmal ettiğimizi düşünseydi, kim verecekti bunun hesabın ha kim?!?!?

[Derin nefes…]

Neyse sonuç olarak ben o gün doğuma gitmeden Derin’in Deniz’e getirdiği lego duplo treni aldım, hastane çantama koydum, doğumumu yaptım ve Deniz kardeşini görmeye geldiğinde de ona ‘abi olduğu için’ hediyesini verdik. İşlem tamamdı. Harika bir anneydim ben… Hiç ihmal etmemiştim büyük çocuğumu… Aferindi bana…

Doğumu takip eden ayları da Deniz’i ihmal etmemek üzere kurguladık ve öyle de geçirdik. Üç buçuk senedir ailesinin ilgi odağı haline gelmiş bir yavrucağı sırf kardeşi oldu diye bir kenara atmak doğru olmazdı tabii… Derin uyurken ben zaten Deniz’leydim, yardımcımız da vardı artık, ondan destek alıyorduk çoğu zaman. Her ne kadar ben süper-kahraman-anne olarak her şeyin altından kalkmaya çalışsam ve iki çocuğuma tastamam yetmeye çalışsam da bu o kadar kolay olmuyordu. Çoğu zaman kendimi bölük pörçük hissediyordum.

O dönemlerde miydi, yok, daha önceydi sanırım, yanlış hatırlamıyorsam Ebru Şallı’ydı, ‘Kocamı çocuğumdan daha çok seviyorum’ gibi bir açıklama yapmıştı. Hatta sanırım bayağı bir eskiydi bu olay, biz Amerika’da falan mıydık neydik, annem bana telefonda anlattıydı diye hatırlıyorum. Neyse işte demiş ki ‘Kocam çocuğumdan önce gelir. Çünkü o olmasa oğlum da olmazdı.’ 

Amanın ne topa tuttulardı kadını… Vay efendim ne biçim anneymiş de kocasını çocuğundan daha çok seviyormuş da analık kutsallık falan da filan diye bayağı bir üzerine gittilerdi. Ben de -o dönemde anne miydim onu bile hatırlamıyorum ama- aaa Cık cık ne biçim laf o falan diye göz yuvarladım gibi kalmış aklımda… (Aha da röportajı buldum)

Neyse işte bak ne dicem. Bundan iki hafta önce bir ilişki terapisti Stan Tatkin’in verdiği bir seminere katıldık biz. HT Hayat’ın düzenlediği semineri geçen haftaki HT Hayat köşemde anlattım, buyrun okuyun. İşte seminerin sonuna katılımcılardan biri bir soru sordu: 7 yaşında bir oğlu varmış, bir de 6 aylık mı ne bebeği… Oğlu birinci sınıftaymış, birinci sınıfa alışma sürecindeymiş. Evde ilgi daha çok büyük çocuğun üzerindeymiş, anladığım kadarıyla hem okul telaşesi yüzünden, hem de bebeği kıskanmasın falan diye… Bebek zaten bebekmiş henüz çok ilgi istemiyormuş, onlar da ilgilerini büyüğe yönlendirmişler, doğru mu yapıyoruz diye sordu anne…

Stan Tatkin dedi ki ‘Hayır, yanlış yapıyorsunuz.’ 

İçimden dedim ki ‘Bence de yanlış yapıyorlar, ikisiyle de aynı ilgilenmeliler’

Dedi ki Stan Tatkin

Önce bebekle
Sonra birbirinizle (eşinizle)
Ondan sonra 7 yaşındaki oğlunuzla ilgileneceksiniz…

Ve ekledi:

Eşler olarak ilgi sıralamasında birbirinize öncelik tanımak için bilinçli bir çaba harcamanız gerekiyor. Bu sizin sorumluluğunuz… Sadece eş olarak değil, ebeveyn olarak da sorumluluğunuz. Çocuklarınızın, anne-babalarının birbirlerini sevmelerine ve bu sevgiyi göstermelerine ihtiyaçları var. Sizin ilişkinizin niteliği çocuklarınıza doğrudan yansıyor. Onlar, ancak sizin ilişkiniz kadar iyi olabilirler.

Bak sen! Demek Ebru Şallı doğru söylüyordu. Demek ‘Kocamı önde tutuyorum çünkü o olmasa oğlum da olmaz’ dediğinde boşuna topa tutmuşlardı kadını, demek gerçekten de önce sevgilimiz gelmeliydi.

40 yaşıma yaklaşıyorum, hala annemle babamın birbirlerine sevgi gösterdiklerini, ne bileyim, el ele tutuştuklarını falan görsem içim kıpraşır. Küçük bir kız gibi sevinirim ‘Yaşasın, annemle babam birbirlerini seviyorlar!’ diye… İçimizdeki küçük çocuğun bunu hep bilmeye ihtiyacı var belki de…

Hafta sonu, kahvaltı da mıydık, akşam yemeğinde mi hatırlamıyorum. Öyle yorucu geçiyor ki hafta sonları, hepsi birbirine giriyor zaten… İşte bi şey oldu, babaları oğlanlara ‘Sizi o kadar çok seviyorum ki, her şeyden çok seviyorum’ gibi bir şey söyledi. Deniz durdu, ‘Peki ya anneyi?’ diye sordu. Bunu niye sordu bilmem… Belki onu test etmek için, belki de birbirimize sevgimizi test etmek -ve kendini güvende hissetmek- için…

Birbirimize baktık o an ister istemez. ‘O başka…’ dedi sevgili… Çünkü o olmasa siz de olmazdınız.’ 

Ve sonsuza dek mutlu yaşadılar…

018_DortKalp

12 yorum

  1. Çok güzel bir yazıydı bayıldım. 2 aylık bebek ve 3 yaşındaki çocukla ben de böyle hissediyordum ama kocamı da çok özlüyorum. Yine de her sabah çocukların gözü önünde birbirimize sarılıp bir öpücük verebiliyoruz :) Doğru yapıyormuşum demek ki .;)

  2. anaaa gözlerim doldu sonunda… :) :)

  3. Cok cok kendimi buldugum yazilarimdan biri daha Elif

  4. Cok cok kendimi buldugum yazilarimdan biri daha Elif

  5. Yalnız tarih Ebru Şallı’yu az buçuk haksız çıkardı sanki ? Röportajın birkaç yerinde Beren evlenip gidecek, Harun kalacak benimle diye emin emin konuşmuş ama işte zaman geçer, insanlar değişir…

  6. son cümle…
    direkt gözlerim doldu :)
    çok güzel…

  7. Allah bozmasın, çok tatlısınız,

  8. ….annemin 12 yıl çocuğu olmamış..geçmiş zaman eski kafanın çokluğunda ”bunu boşa çocuğu olmuyo” diyenlere inat babam hep kulaklarını tıkamış..hatta yaşadığı yeri değiştirmiş annem üzülmesin diye.ki annem ‘allahım çocuğum olsun,ses vermesin ,yeterkii olsun’ diyede dua etmiş,etreftaki ‘kısır’ damgası yüzünden…yıllarca öyle çocuk hasreti yaşamışki,ne acılar,ne tedaviler,ne hacılar hocalar ..her yolu denemiş..sonra her yolu bırakmışken ablam ,ben ve kardeşim olmuşuz.. henüz biz çok küçükken ve bize doymamışken ,babam kötü bir hastalığa yakalanıp ,4 yıl felçli şekilde yaşayıp vefat etti..hayal meyal hatırlıyorum babamı.30 yaşındaki annemin 4 yılda 3 çocukla ,felçli bir eşle neler yaşadığını tahmin bile edemezsiniz :'( annemin şimdiki hayat görüşü şöyledir:” şimdi sizleri çok seviyorum,rabbim iyiki vermiş bana ..tırnağınız taşa değse içim sızlar… ama eşimi kaybettikten sonra anladımki herşeyim oymuş.. keşke hiç çocuğum olamasaymış,yıllarca o acıyla yaşasaymışım,çadırda yaşayıp,gün bulup gün yiyeymişim,hiçbirşeyim olmayaymış ama kocam yanımda olaymış..evladımın olmayışına dayanırmışım ,ama buna dayanamıyorum.yanımda olsunda bir yığın et parçası gibi dursun ,yeterki var olsun ..” evlatmı kocanmı deselerdi kocamı alma evlat verme derdim diyor.. aklıma geldikçe dahada kıymetini bilirim kocamın…tabiki evlatlarım başka ,ama onsuzda yapamam..

  9. harikasınız yaa.. maşallah size. elifcim yazını eşime mail attım. akşam ilk geldiğinde paçasına yapışan oğlanı bıraktı evde birşey arar gibi geziyor zannettim küçüğün sesini duydu onu arıyor. yerini söylemek için kafamı uzattım kucakladı hemen beni :) çok şaşırdım hiç yapmazdı halbuki. bi ara günde 10 dk anne-baba saati koymuştuk o bile uzun sürmemişti. biz birbirimize sarılınca büyük oğlum -ki kendisi henüz 3 bile değil- siz benim tatlılarımsınız deyip ikimize birden sarıldı. birkaç gündür aramızdaki soğukluk da senin yazın sayesinde giderilmiş oldu teşekkür ederiz :)

  10. Sunun surasinda 5-6 haftaya kadar ikinci bebegimi dogurmus olucam bende. Ilk oglum daha 2 yasinda ve o korkular o endiselerle gecirdim her haftami. Gobegim kocaman ve ogluma sarilip kisikca kulagina fisildiyorum eger bi an cok yorulup ipin ucunu kacirirsam korkma annecim hemen toplarim sana kocaman sarilirim diye.. Ayrica bizde cocukla birlikte sarisma ve opusme olayini extra atlamiyoruz, dogru olduguna sevindim. Sevgiler

  11. Ne güzel yazmışsınız, içim ısındı :)
    Bu arada resim harika olmuş :))

    Sevgiler…

  12. Lise asiklari Dogan ve Elif – askiniz her sene bin katlansin, mutluluga bogulun insallah. Ogullariniz da sizin gibi sevgi dolu evlilikler yapsinlar ya da sevgi dolu hayat yasasinlar. Gosterdiginiz ulkude. :)