9 Yorum

Türkan’ın Gebelik Günlüğü

Yepyeni bir gebe yazarım var sayın seyirciler: Türkan Dağdeviren…

Aramıza Suudi Arabistan’dan katılan Türkan, SSVD arayışıyla yola çıktığı ikinci gebeliğini paylaşacak önümüzdeki haftalarda. Hoş geldi, sefalar getirdi!

***

Merhaba,

Ben Türkan, sizlere Suudi Arabistan’da yazıyorum.  32 yaşındayım ve 3,5 yaşında Mete adında afacan bir oğlum var, diplomatım. Anneliği ikinci kere tadacak olmanın mutluluğu ve heyecanı içindeyim. Öncelikle bana ve bebeğime harika bir anı olarak kalacak bu günlüğü yazma imkanı tanıyan Elif’e bir kez daha teşekkür ediyorum..

Ailemden fen lisesinde okumak için 15 yaşında ayrıldım, sonrasında iyi bir üniversitede işletme bölümünde okudum. Okurken bir çok meslektaşım gibi “işletmeci mi olacaksın? ne iş yapacaksın? E niye tıp yazmadın? Bilmemkimin kızı da/ oğlu da işletme okudu, işsiz kaldı…” gibi bilumum sorulara maruz kalsam da, birçok gelgit yaşasam da okuldaki hocalarıma sevgimle ve gelecek hayallerimle mezun oldum. Henüz okurken özel sektöre uygun olmadığımdan emindim. Yıllardır süren sınav silsilesi yüzünden o kadar çok ders çalışmak zorunda kalmış ve yorulmuştum ki akademisyenliği de en başından sildim. Kamu sınavlarına hazırlanıp kariyer memuru olacaktım. Hem iyi bir kamu kurumunda çalışıp yükselebilecektim hem de haklarım birilerinin insafına kalmayacaktı. Ayrıca kıymetli haftasonum benim olacaktı. 1,5 senelik KPSS ve kurum sınavları çalışmaları sonucunda –ki bilenler çok stresli ve zorlu bir süreç olduğunu çok iyi bilir- çok şükür tepemdeki bütün saçları kaybetmeden bir kuruma girdim. İşe girdikten 1 sene sonra benim gibi kamuda çalışan eşimle arkadaş ortamında tanıştık, evlendik..

Birinde gelecek göremedim birinde huzur bulamadım derken üç kurum değiştirdim, her birinde sınavlara yeniden girerek… Sonunda işimden memnundum, yurtdışı master ve istediğimde tayin imkanı vardı. Bir süre sonra hamile kaldım. İş ortamım güzeldi, mezun olduğum üniversitede başladığım yüksek lisans da iyi gidiyordu. Bebek için izinli olduğum dönemde tezimi yazabilir, 2 sene ücretsiz izin alabilirdim. Ben bunları düşünürken eşim o sene hep hayalini kurduğu Hariciyenin sınavını kazandı! Hedefine ve hayaline ulaşmasına elbette çok sevindim, ama meslek hayatıma devam etmek istiyorsam benim de hariciyeye girmem gerekiyordu. Aslında bu tanışmamızdan bu yana hep bir ihtimaldi, eşim bunu bana en başında söylemişti ben de tabii tabii deyip geçiştirmiştim ve işte başıma gelmişti.. İş, ev, sınav hazırlığı ve hamilelik derken en zayıf halka yüksek lisans oldu, tez döneminde bıraktım.

Hamileliğim sınav hazırlığına rağmen çok keyifli geçiyordu, normal doğum istiyor sezeryanı ihtimal olarak bile görmüyordum (aslında bu doğru değildi, hayat planladığımız gibi olmuyor her zaman). 20. haftada kordonda tek umblikal arter (besleyen damar) olduğunu öğrendik, birçok risk vardı ancak en bariz sonuç, bebeğin düşük kilolu olmasıydı. Kordonunu başından beri sevemeyen oğlum 31. haftada boynuna doladı, ama bu normal doğuma engel değildi. Doğum sırasında NST’ye bağlı kalmak zorunda olabilirsin ancak sorun olmaz dedi doktorum. 37.haftada 2 kiloyu anca aşabilmişti bebeğim. Doktorum “zayıf olsun dert etme rahatça doğurursun doğunca da hızla büyür” diye beni teselli ediyordu. Anlaşmalı hastaneleri gezdim, adeta bir ev odası gibi rahat ve hastane görünümünden uzak doğum odaları olan hastaneyi seçtim. Özellikle gidip odayı gezdim ki orada doğum yaptığımı hayal edebileyim…

40 hafta doldu. NST’ye giriyordum; sancı yok, açılma yok, gizli sancı yok, bebek hala çok yukarıda… Son haftalarda kasılmalar olurmuş, ben en ufak kasılma yaşamadım 40 hafta boyunca. Doktor 1 hafta daha bekleyelim dedi. Ben yürümeye ve hurma yemeye devam ettim. Oğlum bu arada tam 1 kilo alarak 3 kiloyu geçti. Ama kordondaki durum yüzünden daha fazla bekleyemeyiz dedi doktorum. İki doktora daha danıştım, sonuç aynıydı. Ani ölüm riski var dendi. Son gece bile suyum gelsin diye bekleyen ben, 2011’in 5 temmuzunda 41. haftada 3280 gr pembe beyaz güzel oğlumu sezaryenle kucağıma aldım. Sütüm hemen geldi, gaz sorunu yaşamadık, sadece o gece annemden yardım aldım, ertesi gün eve geldik ve ikinci geceden itibaren oğlumun tüm bakımını kendim yaptım. Annem yanımdaydı ama gidecekti, sonrasında bocalamak istemiyordum. İçimden “yılların anası” çıkıvermişti, her şeyi sanki daha önce defalarca yapmış gibi kendimden emindim..

Evet, bu arada bir de sınav vardı. Doğumdan tam 5 gün sonra KPSS’ye girdim. Polise “lütfen elle arama yapmayın doğum yaptım” diyerek şaşkın bakışlar altında salona girdim, üzerimde gebelik kıyafetlerimle.. Henüz tam doğrularak yürüyemiyordum bile. Sezaryen olduğum için uzun süre oturmak zor olmadı, şükür çok güzel bir puan aldım. Kurum sınavına başvurmaya hak kazandım.

Doğumdan 8 gün sonra oğlumla evde baş başa hayatımıza başladık. Oğlum ilk 3 ay adeta anne karnındaki hayatını devam ettirdi, beslenip uyuyordu, o uyurken ben sınava çalışmaya devam ediyordum. 3 ay test, yazılı, mülakat süreciyle geçti, sonuçta başarılı oldum..

En büyük hatam “sütün az mı, çok mu, tatlı da yemiyorsun bu süt nereden geliyor, ya sütün yetmezse, senin sütün yağlı değil, bu bebek zayıf, çok kilo almışsın” diye cahilane sözleri çok umursadım ve insanların çok anlayışlı olmalarını bekledim. Bir de takdir bekledim sanırım… Halbuki emzirme sürecim iyiydi, oğlum sarılık geçirmedi bile, kilo alımı da hep iyi gitti. Ben sezaryenden dolayı sıkıntı yaşamadım.. Bebeğim iyi olduktan sonra kimin ne dediğinin ne önemi vardı sanki? Belki yaşadığım yoğun dönemden, belki ilk olmasının verdiği tecrübesizlikten, belki gaz süt uyku sorunu yaşamayınca farklı şeylere odaklanma imkanı bulmaktan, eşimin deneyimsizliğinden ve nasıl yardımcı olacağını bilemeyişinden, doğum sonrası hüzün dönemim uzun sürdü. Çok bahsetmek istemiyorum, bahsettikçe aynı sıkıntıları tekrar yaşıyorum sanki..

Mete 14 aylıkken işe başladım, tayine eşimle çıkabilmek aynı ülkeye atanabilmek için iki yıl izin kullanamadım. Oğlumu nasıl bırakacağım diyordum ama açıkçası iş ortamı bana iyi geldi. Ev düzene girdi, sosyal ortamı özlemişim o da iyi geldi. Oğlum da bakıcısına çabuk adapte oldu ve bu şekilde 1 sene geçirdikten sonra tayinimiz çıktı..

İlk tayin yerimiz öğretmenler gibi “şark görevi” tadında ülkelerden olur genelde, Afrika da dahil şartları zor bir yer bekliyorduk ama Riyad dendiğinde eşim de ben de şoka girdik. Buraya hiç kadın diplomat atanmamıştı daha önce, bizim de tercihlerimizin arasında yoktu zaten. Her şeyin bir ilki var, ilk oldum. Zor bir ülke, birçok açıdan, kadınlar için çok daha zor. İlerleyen yazılarımda yine bahsedeceğim, bu sefer kısaca geçiyorum…

Düzenimizi kurduk, yatılı bakıcımız var, Srilankalı. Çok iyi İngilizce biliyor, tecrübeli. Mete de 6 ay gibi kısa bir sürede İngilizce konuşur hale geldi. Bu sene 3 yaşa uygun kreş bulamadığımız için okula başlayamadı, önümüzde eylülde başlayacak.

İşe 5 dakika uzaklıkta lojmanın olması, bakıcının yatılı olması, 1 sene daha burada olmamız ve açıkçası market alışverişi dışında hiçbir sosyal faaliyet olmadığından, kardeş de şart dediğimizden, ikinci olsun da onu büyütelim dedik, bir daha bu denklemi bulamayabilirdik. Çok şükür bebeğimiz de bizi bekletmeden geldi..

Evet, ikinci kez anne oluyorum. Her gebelik kendine özgü ama tecrübe güzel şey.. En büyük avantajı başınıza neler geleceği konusunda az çok bilgi sahibi olmak… İlk gebeliğimde Türkiye’deydim, güvendiğim ve sevdiğim bir doktorum vardı, burada doktor konusunda deneye yanıla ancak 12. haftada karar kılabildim, sağlık sistemi birçok konuda Türkiye’den çok farklı.. Doktorlarla onların da benim de anadilimiz olmayan bir dilde anlaşmaya çalışmak iletişimi zorlaştırıyor. Yine de iyi hastanelerin olmasına şükrediyorum ve Türkiye’deki prosedürü bildiğimden kıyaslayabiliyorum..

Evet gebelik konusunda deneyimliyim ancak ilk bebeğimde yaşayamadığım ve eğer -her şey yolunda gider de gerçekleşirse- beklediğim bir ilk var bu sefer: Normal doğum. Bu ilk’i “normal” bir normal doğumdan ayıran, sezaryen sonrasında istiyor olmam.. bir SSVD (sezeryan sonrası vajinal doğum) adayıyım bu sefer… İlk doğumunda bebeğini sağsalim epidural sezeryanla kucağına almış, ancak yine de normal doğumdan vazgeçememiş bir SSVD adayı…

Turkan14

Bu ülkede gebelik geçirmek konusunda “iyi ki” diyebileceğim belki tek şey bu: doktorların SSVD’yi normal görmesi… Bunun için fellik fellik SSVD destekleyen cesur doktor aramak zorunda kalmamak. İlk doğum şekli sorulunca çat diye sezaryen randevusunun dayatılmaması… Etrafımda burada uzun zamandır yaşayan kadınlardan sezaryenle doğum yapan yok. SSVD yapan ve SSVD hedefiyle hastaneye giden ancak gerekli açılma olmayınca ikinci sezeryanını en azından “bebeği hazırken” olan iki komşum bana en büyük ışık oldu…

Doktoruma ilk sorularımdan biri “SSVD şansım var mı?” oldu, o da “her şey yolunda giderse neden olmasın” dedi… Elif’e hemen bir e-posta hazırladım. Keyfi sezaryenlere karşı verdiği mücadeleyi ilk gebeliğimden bu yana biliyordum. Ama gönder tuşuna basmak konusunda önce tereddütte kaldım, belki de sonuç normal doğum olmayabilirdi, birkaç hafta gönderemediğim e-maili doktorda karar kılınca gönderdim, Elif’in “sonuç ne olursa olsun, süreç önemli” yanıtı beni çok rahatlattı..

Sonuç ne olursa olsun biliyorum ki bebeğim hazır olduğunda gelecek, SSVD konusunda burada bir okuyucuyu dahi teşvik edebilirsem bu yazılar hedefine ulaşmış olacak.. SSVD’nin -şartlar uygun olduğu durumda- gayet de olağan olduğunu bilmek, “ilk sezaryen hep sezaryen” mantığından arınmak adına… İki sezaryen sonra bile normal doğum yapanların olduğunu bildirmek adına… Talep artarsa arz da artacak, bunu destekleyen doktorlar da artacak… Bu bizlerin elinde… Yeter ki isteyelim.

Sanırım çok uzun oldu, bunalttıysam affola… Herkese sağlıklı huzurlu günler…

Türkan

***

Yazar Hakkında

TÜRKAN C. DAĞDEVİREN – 32 yaşında, diplomat. 3,5 yaşındaki oğlu ve sevgili hayat arkadaşıyla geçici olarak Suudi Arabistan’da yaşarken 2 sene sonrasında nerede olacaklarını ve hayatının kalanında hangi ülkelerde yaşayacağını bilmemenin keyfini çıkarıyor. Her şeyden önce sağlıkla kavuşmak, sonrasında SSVD arzusuyla ikinci bebeğini bekliyor. Kitap okumayı ve kanaviçe işlemeyi seviyor.

Türkan’ın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

9 yorum

  1. SSVD yapmayı çok isteyip destekleyen doktor bulamayan bir iki çocuklu anne olarak merak ve keyifle takip edeceğim günlüğünüzü. Umarım her şey gönlünüzce olurn sevgiler…

  2. PEKİ SONUCU NERDEN Takip edeceğimm.. SSVD konusunu özellikle merak ediyorum..

  3. Gülçin Kök Yücel

    Yazınızı okumak bana çok iyi geldi. Benim de 3,5 yaşında bir kızım var ve şu anda 2. bebeğime tam 13 haftalık hamileyim. 2 hafta önce ikili taramada benim de bebeğime SUA teşhisi konuldu. Sizin bebeğinizi sağlıkla kucağınıza almanız bana moral verdi. Ayrıca ben de ilk doğumumu epidural sezeryan yaptım. 2. doğum şeklimi henüz düşünmemiştim ama bana cesaret verdiniz. SSVD konusunu ben de mutlaka gündemime alıp doktorumla konuşacağım. Yazılarınızı bekliyor olacağım.

    Sevgiler
    Gülçin

    • merhaba, sağlıklı ve huzurlu bir gebelik diliyorum, doktorunuz da umarım sizi cesaretlendirir ve destekler, herşey gönlünüzce olsun..

  4. Hoşgeldiniz Türkan hanım 🙂 Hadi hayırlısı .

  5. Hoşgeldiniz Türkan hanım,
    Uzun uzun yazmanız ayrıca hoşuma gitti.İlk gebeliğimin sonlarına yaklaşmış durumdayım.Pek benzerlik kurduğum söylenemez sizin durumunuzla ama cümlelerinizin birinde olmasa da diğerinde kendimle ilişkilendirdiğim duygular oldu.
    Sevgiler…

  6. Hosgeldiniz. Allah saglikla bebeginizi kucaginiza almayi nasip etsin. Diplomat cocugu olan ve anne babalarinin izinden yurumek isteyen cok arkadasim var. Ben de 13 haftalik hamileyim. Yazilarinizi takip edecegim. Iyi sanslar!