0 Yorum

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 29. hafta

Mutluluktan kimi zaman gözlerimin dolu dolu olduğu “Bebeklere Hoş geldin” partimizi düzenledik pazar günü.. Şunu anladım ki, ilginin üzerimde olması beni utandırıyor ama öyle güzel bir şey için şımartıldım ki hayatım boyunca bunu unutamam. Çok dışa dönük gibi görünen ama çoğunlukla utangaç olan ben yine utancımdan halıların altına girmek istedim. Kirlenmek güzeldir reklamının sloganını çalıp “şımartılmak güzeldir” diyorum.

Arkadaşım önerdiğinde böyle bir partiyi, “şimdi nasıl olacak bu parti organizasyonu, hiççççç gücüm yok” demiştim. Fakat “sen oturacaksın, yerinden kalkmayacaksın, bir şey yapmayacaksın” cümlelerine kim direnebilirdi ki? Hem de benim için onca yolu aşmış gelmiş güzel insanlarla çevrelenecektim. Bir hamileyi olumlayan, kendini iyi hissetmesini sağlayan kaç tane dış etmen vardı?

Simal292

Bu olumlu enerji yanında, geçtiğimiz iki hafta içerisinde doktor kontrolleri vs arasında oturduğum yerden eşimden, birkaç arkadaşımdan ve internetten yardım alarak ufak bir hazırlık yapmak geçen zamanı bana hızlandırdı. Geri kalan tüm hazırlık (kek, börek, süslemelerin çoğunluğu vs) gelen arkadaşlar tarafından yapıldı. Parti sırasında ara ara gözlerim doldu, özellikle pastanın kesildiği an, hala mutluluk sarhoşluğumu atamadım. Eğer çevrenizde hamile arkadaşlarınız varsa ve morale ihtiyacı olduğunu düşünüyorsanız biri kek, biri börek yapsın çalın kapısını, var mı daha iyi bir terapi?

Giderek daha fazla “birden çok” can taşıdığımı hissediyorum. Nasıl hissetmem ki, bir göbeğim var benden ileri! Tekil gebeliklerin son haftalarını andırıyoruz, sadece andırmıyor tabii, verdiği ağırlık da öyle. Kimi zaman çorabımı tek başıma giyemiyorum, yatakta bir taraftan diğer tarafa dönmek zaman alıyor. Ama en komiği oturduğum koltuktan kalkmak. Önce dizimden kuvvet alarak yarım kalkıyorum, belimin ağrısından ilk duraklamamı yaşıyorum, sonra destek almak için stabil bir noktaya tutunup doğrulduktan sonra kendimi yavaşça dikleştiriyorum, son olarak adım atabilmek için belimin sızlamasının geçmesini bekliyorum. Bu ritüel yürüyen zombileri dansı gibi görünüyordur uzaktan. Ama bunlar işin eğlencesi işte, sonradan “böyle kalkabiliyordum koltuktan” diyerek güleceğiz.

Haftalar ilerledikçe, madem bu noktaya kadar geldik biraz daha neden gitmeyelim düşüncesi ile her adımıma, her sinyale kulak kesiliyorum. Bunlardan biri pazar sabahı oldu. Misafirler gelmeden fark ettim ki rafadan yumurta beyazı akıntım vardı, panik olmadan hareketlerimi yavaşlattım, ayağa olabildiğince az kalktım ki arkadaşlarım sağ olsunlar inanılmaz özenlilerdi bu konuda. Aynı akıntı pazartesi de devam edince ne olur ne olmaz düşüncesi ile doktora gittik. Toco bağlama ve muayene işleminden sonra “her şey yolunda” cümlesi beni öylesine rahatlattı ki eve döndüğümde tatlı bir uyku bile bastırdı.

Bir diğer önemli nokta da, bunca yoğun duygu trafiği ve ilgimin farklı noktalara kayması ile 3 gün boyunca beslenme düzenimin bozuldu ve biraz sarsıldım. Hem kilo alımını bebekler üzerinde yoğunlaştırma gerekliliği hem de benim düzgün beslenmem adına bir düzenimiz vardı. Meğer ne kadar önemliymiş bu beslenme düzeni. Biraz saati kayıp biraz besinlerin niteliği değişince, üzerine de içtiğim suyun miktarı azalınca konuşacak gücü bile bulamadım bir an. Birkaç öğünü toparlayınca hemen kendime geldim neyse ki…

Hamilelik durduğun yerde bile yorulmak demekmiş, hamilelik programı da öyle diyor. Programın bana yolladığı hamilelikle ilgili notlardan birinde “hamilelik sırasında dağa tırmanan bir dağcının metabolizmasına sahip olduğum” yazıyor, başka türlüsü bana garip gelecekti. Diğer hamileler gibi hareket edemiyorum, yürüyemiyorum, yüzemiyorum ancak iki arkadaş içimde büyümeye çalışınca bedenimin harcadığı eforu fark ediyorum. Yediklerim düzenli olsa da sonuçta durmadan yiyorum ve yiyorum, ancak kendi bedenime değil göbeğime büyüyorum. Bu durumda içimde dağcıların tırmanış yaptığı mantıklı geliyor.

Tüm hamileler nefes nefese kalıyordur, benim ki biraz erken başladı toplam baskı nedeniyle. Geceleri bazen alamadığım nefesin paniği ile uyanıyorum, balkon kapısını açıp derin derin nefes alıyorum. Ya da konuşurken bir an nefesim yetmiyor ve cümlemi bitiremiyorum. Bunlardan şikayet etmiyorum, çok şükür ki bu haftalara geldim de bu sıkıntıları yaşayabiliyorum.

Simal29

Bu arada 18 Nisan’da kardeşim evleniyor. Durmadan “senin evlendiğin gün doğuracağım” şakasını yapıyorum, bir şeyi 40 kez söylersen olurmuş derler ya bakalım ne olacak. İşin eğlenceli tarafı ise tarih alındığında benim bu durumda olacağım bilinmediğinden tarihin 18 olmasının iyi olacağını benim teklif etmiş olmam. Bakalım evren enerjisi bize nasıl bir mesaj verecek.

Tabii işin bir de hüzünlü tarafı var, ben düğüne gidemeyeceğim gibi görünüyor. Ya hastane odasından ya da evden skype ile bağlanacağım düğüne. Zaten kardeşim ve nişanlısı başka ülkede yaşadıklarından kız istemeyi de skype üzerinden yapmıştık, bu da üzerine mum dikmesi olur artık. Ancak hayat her zaman istediğimiz gibi akmıyor.

Nişanlısı düğün için geldi ve bizde kalıyor, bu durumda annem de bizde. Gelmişken minnakların kıyafetlerini yıkadı, ütüledi, bohçalayıp dolaba kaldırdı. Darısı kalan eksiklerin başına…. Bunları yapmak için gelecekti annem ama şimdi daha eğlenceli oldu, tam da o hayal ettiğim kalabalık aile gibi olduk evde. Ben bir yerde, eşim bir yerde annem, kardeşimin nişanlısı, kedim derken evin her yerinde ses var. Yaşasın kalabalık aileler…

Ankara’dan sevgilerle,

Şimal

Yazar Hakkında

ŞİMAL SEVİMAY BOR – 37 yaşında, Ankara’da yaşayan, yıllarca özel sektörde gece-gündüz, uykusuz çalışıp evlendikten sonra memur olmaya karar vermiş bir mimardır. Geç evlendiğinden de olacak ”çocuğumuz olsun” fikri de geç gelmiş, gelince de “eyvah biyolojik yaşım geçiyor!” telaşından “tüp bebek yöntemi” ile hamile kalmıştır. Burcu İkizler, yükseleni Başak olup kendi içinde bile korkuları, telaşları ve şaşkınlıkları kendini aşan bir kız çocuğu iken ikiz bebeklerinin haberini alması ile derin kuyulara düşmüştür. Üzerine “rahim ağzı yetmezliği” nedeniyle düştüğü yerden kalkamamış “yatarak hamilelik” ile tanışmıştır. Renkleri ve dokuları, müziği, kitaplarını ve onları okumayı, araştırmayı, paylaşmayı, ilgi şımarığı kedisi ve eşi ile hayatı paylaşmayı sever.

Şimal’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.