2 Yorum

İyi adamlar yetiştirmek

Bir süre önce kuzenim bir makale gönderdi bana. Huffington Post’taki ‘Oğlan annelerinin bilmesi gereken 9 gerçek’9 truths moms of boys need to know– başlıklı makale oğlan annesi olmanın nasıl bir şey olduğunu sıralıyordu. Bunların arasında ‘onların ilk aşkısınız’ gibi romantik ‘gerçekler’den ‘kız annelerinin yaşadığı dramalardan uzak kalma’ya kadar klişeler de vardı. Klişe diyorum, çünkü kızlar şöyle oğlanlar böyle türünden genellemelere gıcığım. Bizim evde dün akşam yarasa kostümünü kim giyecek yüzünden kopan dramatik kavgayı size anlatsam aklınızdaki bütün genellemeler tuzla buz olur…

Bu ‘9 oğlan anası gerçekleri’nden sonuncusu ‘İyi adamlar yetiştirmek’ti. Amiyane tabirle ‘Adam gibi adam’lar yetiştirmek. ”Kadınlara ve çocuklara nasıl davranılması gerektiğini bilen, sevgi dolu eşler yetiştirmek” olarak tanımlıyordu yazar bunu…

Ben buna hem katılıyorum, hem katılmıyorum. Bir yandan tutumların öğrenildiğini biliyorum. Çocuklar, anne-babalarını, en çok da anne-babalarının arasındaki ilişkiyi izleyerek öğreniyorlar kendi ilişkilerini ileride nasıl yaşayacaklarını. O yüzden annenin, babanın ona nasıl davranmasına izin verdiği önemli. Böyle bakınca, anne elbette belirleyici.

Öte yandan, anne, bir yetişkin olan babanın davranışlarından da sorumlu değil ki? Evet, ilişkiler çift taraflı yaşanıyor, evet, etki-tepki var ancak adam öküzün önde gideniyse (Bkz. yatılı Rus bakıcı isteyen dangoz) anne istediği kadar ‘iyi adamlar’ yetiştirmeye çalışsın, çocukların ‘iyi adam’ olma ihtimali -iyimser bir tahminle- yüzde elliden ibaret!

Geçenlerde Cumhuriyet’in Pazar ekinde çok güzel bir yazı vardı: Feminist bir kadın ve oğlunun hikayesi.

Diyordu ki:

Bir erkek çocuğun annesiyseniz, -aslında annelik üzerinden örmeyi sevmiyorum ama başka kelime bulamıyorum şu an-, siz istediğiniz kadar hane içinde uygun yaşayın, dışarı çıktığı anda patriyarka her taraftan üzerine geliyor. Ne kadar arındırsanız da cinsiyetçi kodlamalarla büyüyor.

Hal buyken her şeyi ama her şeyi anneye bağlamak, örneğin bir sosyopat için ‘onu da bir anne yetiştirdi’ demek, ‘Analar çeker yükü’ diye şarkılar söylemek kolaya kaçmanın önde gideni oluyor. Ve içinde bulunduğumuz ataerkil değirmene su taşımaya devam ediyor.

Bizler anne olarak elimizden geleni yaparız. Çocuklarımıza iyi bakarız, severiz, öperiz, koklarız, sağlıklı bir şekilde beslenmeleri için uğraşırız, iyi bir eğitim almaları için çalışırız.

Ancak bizim anne olarak elimizden geleni yapmamız, babaların sorumluluğunu azaltmaz.

Başka sözüm yok sayın hakim.

2 yorum

  1. Elif Demirbaş

    Kesinlikle katılıyorum,babalar da çekmeli ve çeksin yükü….

  2. Ben de her şeyi annelerin üzerine atmalarına son derece “kıl”ım! Geçenlerde Özgür Bolat’ın harika bir yazısını okudum bu konuda, çoğu kadın yazar bile konuyu “annelere” bağlamışken, Özgür Bolat’ın, “olay annelerde değil” yaklaşımı bende “oh bee nihayet bir allahın kulu da duruma akılcı bakmış, nihayet!” hissiyatı doğurmuştu. Şimdi senin yazdıkların da öyle oldu.
    http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/ozgur-Bolat_313/ozgecan-vahseti-neyin-urunu_28240240
    Bir de şu yazısının sonunda da esas olayın eğitim sisteminde olduğunu güzel anlatmış:
    http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/ozgur-Bolat_313/cocuklar-soru-degil-sorun-cozmeli_28492349