13 Yorum

Şimal’in İkiz Gebelik Günlüğü, 30. hafta

Hem “ikiz gebelik” yaşıyor olmak hem de “riskli gebelik” anneyi nasıl arada ters köşe yapabilir fiiliyatının kendini iyiden iyiye hissettirdiği haftalara, hoş geldik!

Geçen hafta cuma günü 29 hafta+4 günlük olmamıza rağmen ben kafamda planları hep 30 haftalık olduk yaşasın duygusu ile yapıyordum, ne cahiliye… Kendi “Murphy Bulutumu” nasıl da hep yok sayıyordum! Paçaları erken sıvamamak gerekti…

Neydi unutmamam gereken?

“Ohh!” duygusundan kaynaklı “iyi düşünme halleri”ne düşmeyeceksin… Düşüneceksen yine düşün, hamilelik mutluluğu hak etmektir, ama kendini o pamuksu kollara asla bırakmamak gerek…

Simal30

Hem 30’lu haftalara yaklaşıp doktorların “iyi gidiyorsun” cümlelerinin getirdiği rahatlık hem de kardeşimin yaklaşan düğünü nedeniyle aile içi atraksiyonlarla geçen hafta sonuna kadar reflü, uyuyamama gibi “ufak” sorunlarla kendi halimdeydim. Arayıp halimi hatırımı soranların “ee daha ne kadar var doğuma?” cümlelerine duraksamadan “33. hafta ile 35. hafta arasında olabilir diyor doktorlar” diyordum… Hala inancım bu yönde ama aradaki olası aksaklıkları nasıl yok saymışım şimdi buna şaşırıyorum.

Çalışan bir anne adayı olarak hamilelikte düşünülmesi gereken unsurlardan biri izin, rapor vs. gibi sosyal hakların alınmasıdır. Benim de hamileliğimin bir kısmı yatmak zorunda olduğumu belgeleyen raporumu hastane ile kurumum arasında iletme telaşı ile geçti. Arada rapor konusunda bazı aksaklıklar olsa da bu haftaya kadar heyet raporu ile gelmiş olduğum izinli durumuma bu hafta itibari ile doğum öncesi iznim ile devam edeceğim.

Yasal olarak çoğul gebeler 30. hafta itibarı ile doğum öncesi izne ayrılma hakkına sahipler. Gerçi “çalışabilir raporu” alıp 37. haftaya kadar dayanabildikleri yere kadar çalışabilirler ve böylelikle doğum sonrası izinlerini uzatabilirler. Kocaman karnım var, uykusuzum, halsizim ama çalışmaya devam ediyorum ya da etmek zorundayım diyen bu anne adaylarının alnından öpüyorum. En başta bu göbeği alıp bir yerden bir yere taşımak bile başlı başına bir iş.

Benim hali hazırda bu zamana kadar zaten raporlu geldiğim düşünülürse “çalışabilir raporu” almam düşünülemezdi, yasal doğum öncesi izin süreci başlayacaktı. Ancak yasal doğum öncesi iznim ile raporumun bitişi konusunda teknik bir sorun yaşanmıştı ve benim bu izinleri bağlamam gerekiyordu. Bu nedenle eşimle cumartesi gecesi hastaneye “mecburi” bir ziyarette bulunmuştuk. İyi ki de gitmişiz hastaneye…

Hastaneye gelmişken de “bu hastanede doğum yapmam durumunda” odaların nasıl olduğuna dair konuşmalarımıza bir son verelim diyerek 2 kez de yatış yaptığım kata çıktık. Çıktık da bize kilitli camlı kapıları açacak kimse yoktu ve benim ayakta durmam zorlaşmaya başlamıştı, oturmak ya da yaslanmak istiyordum bir an önce, bu nedenle daha fazla bekleyemeden, odaların olduğu kata da giriş yapamadan hastaneden çıkmak üzere aşağıya indik.

Planımız hastaneden çıkmaktı, “şöyle bir oturayım çok yoruldum” cümleme kadar. Çıkış kapısının hemen yanındaki sandalyeye oturduğumda sırtımda soğukluk hissettim. Eşim doktorunu arayalım diye baskı yapıyordu, bense gerek yok şimdi geçer sanırım yoruldum, diyordum ki baktım arıyor. Doktorum, servise çıkın muayene yapsınlar ve nst’ye bağlasınlar seni dedi.

Servise çıktık, muayeneyi yapan nöbetçi doktoru da tanıyordum artık. İlk olarak rahim kanalı muayenemi gerçekleştirdi, sorun yoktu. Yine de nst’ye bağlanmam gerekliydi. Rahim kanalında sorun olmayınca ben “amannnnn canım nasılsa bunda da sorun çıkmaz” rahatlığı içinde hatta “o kadar sırt üstü yatacağım şimdi belim de ağrıyacak” mutsuzluğu içinde doktorun peşinden gittik. Alete bağlandım, 20-25 dakikaya bitecek ve ben evime gidecektim. Evde kardeşimin nişanlısı bizi bekliyordu kedicikle.

Sonuç benim istediğim gibi olmadı. Nöbetçi doktor bana “bu sancılarla nasıl duruyorsunuz” derken kendi doktorumu arıyordu.

Hastaneye yatış kaçınılmazdı. Önce, sancıları engellemek için 12 saatte 1 aldığım ilacı yükleme usulü 20 dakikada 1 olarak 4 adet verdiler, başka birkaç ilaç sonrasında serum bağladılar. Ve aylardır gündemimizde yeri hep olan ancak hala vurulmamış olan “ciğer geliştirici iğne” ile hemşire karşımdaydı. Hâlbuki nasıl vurulacak, ne zaman yapılacak, öyle mi böyle mi diyerek ne kadar da üzerinde düşünmüştük.

Gece gece bunca yükleme sonucunda kolumda serumla 3 – 4 saat bile olsa pelte olarak uyuyabilmişim. Yeni serum şişelerinin geldiğini, ilaçlarımın içirildiğini hatırlamıyorum, hatta kolumdan kan alındığını da hayal meyal hatırlıyorum.

Sabah tekrar alete bağlandığımda tehlike görünmüyordu artık, ama benim kalışım kesindi, hiçbir şey yoksa bile iğnenin devamı yapılacaktı. Gün boyu takiple geçti. Artık nabzımın kaç çıkacağını, tansiyonumun değerlerini biliyordum. Gece iğnenin ikincisi yapıldı.

Ciğer geliştirme iğnesi, anne karnında 34. haftada iyi seviyelere ulaşacak solunum fonksiyonuna ulaşma güçlüğü yaşayacağı düşünülen bebeklerin ciğer gelişimlerini hızlandırmak amaçlı vurulan kortizon iğnesidir özünde. Bende uygulanma şekli kalçadan 24 saat ara ile oldu. Hasta ya da duruma göre saat ve dozunda farklılık gösteriyor mu bilmiyorum ama önemli olan uygulanmış olması. Bu arada bu iğnenin uygulanma sıklığı açısından ekol farklılıkları da varmış. Şimdi tercih edilen yöntem 24 saat ara ile vurulan 2 doz haricinde ve bir daha uygulanmayacak. Ancak eskiden bu ikili doz belli aralıklarla tekrarlanırmış ki artık bu tercih edilmiyor.

Sonrasında ödem oldu bende, ayaklarım ve bacaklarım mayalı poğaça gibiydi. Gerçi iğnenin başladığı gece bağlanan 4 şişe serum yanında ben de sürekli su içiyordum. Sanırım günlük su tüketimim serum hariç 4 litreyi buldu. Zaten hemşireler gelip sürekli ne kadar su içtiğimi ve ne sıklıkta tuvalete gittiğimi sordu. Bunlara rağmen ayaklarımda ve bacaklarımda ödem oldu, çok sıvı tüketimim ise bu ödemi atma konusunda sonrasında yardımcı oldu. Şimdi ödem neredeyse kalmadı. Hala 3 ile 4 lt arasında su tüketimime devam ediyorum.

Üçüncü günün sabahında ben tekrar uykusuzluk ve bitmeyen, artık yarattığı acıdan ağlamama neden olan mide yanmam ile hastaneden çıkmayı dört gözle bekliyordum. İlk kez bu kadar yorgun ve moral olarak yıpranmış hissediyordum kendimi. Sonuçta sancılar normale dönmüştü, tekrar kendi hayatıma dönebilirdim, ama ben de robot değildim. Serklajın yapılamayıp bana bebeklerden birini aldırmayı teklif ettikleri günden bu güne ilk kez kendimi çok yorgun hissetmiştim.

Sonunda hastaneden çıkıp eve döndüğümde dakikalarca eşimin omzunda “çok yoruldum” diye ağladım, ağlamak rahatlattı, biraz uyudum ve bıraktığım düzene geri döndüm. Beni ağlatan yaşadığım fiziki yorgunluk değildi sadece, haftalardır yaşanılan belirsizliğin verdiği yorgunluk da vardı. Eee vardı da, sonuç? O ruh halinde kalamazdım, yoksa kalan günler geçmezdi. Hem iyiydim, yoksa hastaneden çıkarmazlardı. Ayrıca bebekler iyiydi, hala rahim kanalımda açılma yoktu. Moralimi yüksek tutup ilaçlarımı almaya devam ediyorum.

Sonradan düşününce doktorun “nasıl duruyorsunuz bu sancılarla” demesi bana eğlenceli bile geldi, hissetmiyordum ki! Bana ikizler içerde hopluyorlar gibi geliyordu hep. O kadar hareketliler ki, ve bazen karnım o kadar ilginç şekillere giriyor ki inanılmaz geliyor. Hastaneye yattığım gece karnım kare görünümünü aldı, bebeklerden biri bir köşeye diğeri diğer köşeye geçti. Kendi başıma gelmese bilim kurgu filmini anımsatacak bu görüntü hayat boyu unutulacak bir şey değil…

Şimdiki hedefimiz 32. hafta diyor ve Ankara’dan sevgilerimi yolluyorum.

Şimal

Yazar Hakkında

ŞİMAL SEVİMAY BOR – 37 yaşında, Ankara’da yaşayan, yıllarca özel sektörde gece-gündüz, uykusuz çalışıp evlendikten sonra memur olmaya karar vermiş bir mimardır. Geç evlendiğinden de olacak ”çocuğumuz olsun” fikri de geç gelmiş, gelince de “eyvah biyolojik yaşım geçiyor!” telaşından “tüp bebek yöntemi” ile hamile kalmıştır. Burcu İkizler, yükseleni Başak olup kendi içinde bile korkuları, telaşları ve şaşkınlıkları kendini aşan bir kız çocuğu iken ikiz bebeklerinin haberini alması ile derin kuyulara düşmüştür. Üzerine “rahim ağzı yetmezliği” nedeniyle düştüğü yerden kalkamamış “yatarak hamilelik” ile tanışmıştır. Renkleri ve dokuları, müziği, kitaplarını ve onları okumayı, araştırmayı, paylaşmayı, ilgi şımarığı kedisi ve eşi ile hayatı paylaşmayı sever.

Şimal’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

13 yorum

  1. Benim kızkardeşimin de pek normal kabul edilmeyen ikiz gebelik süreci olmuştu.30. haftalara nasıl gelicem ben diyerek geçirmişti.Fakat 36+5 ‘te yoğun bakıma dahi gerek duymadan 2700 gr. civarlarında bir kız bir erkek yeğenlerim dünyaya geldi.1 yaşlarını tamamladılar.Şimdi (ikisine de maşallah) yaşıtlarından hiç farkları yok.Siz de içinizi ferah tutun.İçimizdeki minnaklar bizden daha inatçı ve azimliler…

    • Tugba hanimmmmmm,
      Iste hayalimdeki kendim icin istedigim hikaye budur 😀
      Ablaniza kocamannnnnn sevgilerimi iletin lutfen. 36+ harika bir hafta.
      Sevgilerimle

  2. Merhaba Simal,

    Bence harika gidiyorsun!!! Seni cok takdir ediyorum, ve sana cok inaniyorum 🙂 Aglayacaksin tabii, ki rahatlayacaksin 🙂 Sonra dimdik ayaga kalkacaksin. Masallah diyorum, elele yola devam 🙂

    Sevgiler

    • Selamlarrr,
      Insanoglu cok ilginc, aslinda hersey icimizde var 😀
      Cok tesekkur ederim ayrica 🙂 Insallah ileri haftalari da paylasiriz.
      Sevgiyle

  3. Allahım size kolaylık versin Şimal hanım, bakın bir hafta da böyle geçti. Az kaldı 🙂

    • Selamlarrrrr,
      Oyle boyle derken geciyor haftalar. 35’i gecsek ne guzel olur degil mi 😀
      Sevgiyle…

  4. Yazılarınızı okudukça eski günlere geri gidiyorum. 70 gün kolunda serumla hastanede sancı ve korku içinde yatmış biri olarak sizi çok iyi anlıyorum. Ama az kaldı ve en tehlikeli dönemi atlattınız. İnşallah onları sağlıkla kucağınıza alacağınız günler de gelecek ama şimdi değil:)

    • Güliz hanim cok güçlüsünüz. Yasamayan bahsettiginiz 70 günün ne demek oldugunu zor anlar.
      Güzel dilekleriniz icin sonsuz tesekkur ederim.
      Cocugunuzla guzel gunleriniz olsun hep.
      Sevgiyle.

  5. Gebelik haftamiz ayni o yuzden sizin gebelik gunlugunuzu daha bir heyecanla okuyorum 🙂 Bence siz 32. haftayi da rahatlikla gecireceksiniz. Akliniza hic olumsuz seyler getirmeyin. Dualarim sizinle….

    • Ilknur hanim merhabalar,
      Umarim 35 ya da 36. haftalara kadar beraber devam ederiz. :). Dogumunuzu haber verin lütfen :D.
      Hep beraber size sevgilerimizi yolluyoruz.

  6. Merhaba Şimal hanim yazdıklarınızı okuyunca kendimden çok şey buldum..benimde erken doğum tehlikem var şimdi tam 30 haftaligiz bizde… 26. Haftada ciğer geliştirici iğneleri yaptık günlerce hastanede kaldım şimdi evde dinleniyorum ama bu sancılarım beni korkutuyor..sizden öğrenmek istediğim bişey var 12 saatte bir kullandığıniz ilaçtan bahsetmissiniz o ilacın adı ne acaba ve sancıları durduruyor mu? Cevaplarsaniz çok sevinirim sağlıcakla kalın

    • Betul hanim selamlar. Oncelikle umarim son haftasna kadar saglikla devam eder gebeliginiz.
      Ilacin ismi “Nidilat”, ancak ilac piyasada yok, bende zar zor buldum, bulabilirseniz harika ;). O ilaci simdi 6 saatte bir kullaniyorum. Muadili olarak da “Adalat” isimli bir ilacin yarim dozunu verdi doktorum. Ama lutfen siz de doktor kontrolunde kullanın, bunlar erken dogumu engelleseler de doktor kontrolunde kullanilmali.
      Gelismelerden haberdar edin 😉 sevgiler

  7. Şimal merhaba,
    Daha önce de yazmıştım sana, 38. Haftada doğurmuş ikiz annesiyim, şimdi altı aylıklar.O kadar tanıdık geldi ki haftaları sayman:)) Seni mutlulukla takip ediyorum, bak gör 32’yi de sağlıkla geçeceksin inşallah.
    Sevgiler:)