3 Yorum

Şimdiki Aklım Olsa Vasat Olma Cesaretini Gösterirdim

Beş Yıldızlı Söyleşiler’in bu seferki konuğu Karadeniz kıyılarından… 3 yaşına yaklaşan bir oğlan annesi Ayşegül Aldoğan’la uykusuzluktan öğretmenliğe, Karadeniz kadınlarından küçük şehirde çocuk büyütmeye kadar konuştuk. Ayşegül’ün ‘Keşke buraya gelsen’ teklifini ‘hakkım baki’ diyerek ileri bir tarihe ertelerken Skype yine yardımımıza koştu… 

***

Bize kendini anlatır mısın? Anne olmadan önceki Ayşegül nasıl biriydi ve Ertuğrul’un annesi Ayşegül nasıl biri?
Anne olmadan önce kitap okumaya bayılan bir kitap kurduydum. Puzzle yapmayı çok sever, tek bir parçayı bulmak için saatlerimi harcardım. Hayatım çok hareketli değildi fakat sinemaya, tiyatroya gitmeye bayılırdım. En önemlisi de hiçbir şey yapmama özgürlüğüne sahiptim. Bazen evde saatlerce hiçbir şey yapmadığım olurdu.

Ah, evet, öyle bir şey vardı, değil mi?
Evet, o Ertuğrul’dan önceydi. Ertuğrul’dan sonra ise (2010 mayısından beri) zamanla yarışmaya çalışıyorum. Çoğu zaman yapılacak o kadar çok şey var ki deyip uyumamayı seçiyorum (ki uyku benim hayatımda önem sırasında ilk yeri alır).

Geçen gün tammmm da bunu dedim Facebook’ta...

Facebook status

Aynen… Ev işleri falan değil sadece kastettiğim; gezme, ailece bir şeyler yapma ve kendimi geliştirme konusunda… Bana hiç yetmiyor 24 saat… Ayrıca çocuğun kişilik gelişimde ilk 3 yıl çok önemli ya, bu düşünce çok baskı yaratıyor üzerimde. Çocuğumun üzerindeki etkim çok büyük olduğu düşüncesiyle çok pimpirikli bir anneyim galiba.

Zaten ne geliyorsa başımıza bu baskılardan geliyor… Ne yapıyorsun kendini geliştirme konusunda?
Okuyorum çok. Kişisel gelişim kitaplarını takip ediyorum. Öğrendikçe o zamana kadar öğrenmediklerimin farkına varıp daha çok okuyorum. Hayat o kadar hızlı ki, sürekli yetişemiyormuşum gibi hissediyorum.

Ne iş yapar Ayşegül?
Okuyanlar çok şanslı olduğumu düşünecek belki… Öğretmenim. Ordu’nun Ünye ilçesinde turizm otelcilik lisesinde meslek öğretmeniyim. Yani öğrencilerime yemek yapmayı öğretiyor, aşçı yetiştiriyorum.

‘İnsanlar şanslı olduğumu düşünecekler’ dedin ya… Bence şanslısın kesinlikle… Ama öyle herkesin dediği gibi ‘üç ay tatilin olduğu için’ değil. Ben hep öğretmen olmak istemiştim, içim gider ne zaman bunu gerçekleştirmiş bir insanla karşılaşsam…
Öncelikle anlaşalım, üç ay değil iki ay. Çünkü biz okul kapanmış olsa da seminer dönemi sebebiyle haziranın sonunda dönemi bitirip eylülün ilk günü okula başlıyoruz. Ve evet, birçok kadına göre daha şanslıyım çalışma saatleri olarak, evet hafta sonlarım bana ait ama emek yoğun bir işte çalışıyoruz. Ve gerçekten okulda bulunduğumuz saatlerde o kadar yoğunuz ki pek çok gün okuldan çıktığımda pillerim tükenmiş hissediyorum. Sanırım karşıdan bakıldığında kolaylıkla anlaşılabilecek bir durum değil.

Kaç senedir öğretmenlik yapıyorsun?
Sekiz.

Eşin de öğretmen. Aynı okuldasınız üstelik… Herhalde sürekli leziz yemekler pişiyordur sizin evde?
Pek öyle olmuyor. Sürekli okulda yemek yaptığımız için evde yapacak halimiz de, isteğimiz de kalmıyor. Zaten kayınvalidem de bizimle olduğundan yemekleri o yapıyor sağ olsun.

Sence öğretmenliğin anneliğini, anneliğin öğretmenliğini etkiliyor mu?
Etkilemez mi? Anne olduktan sonra bir yavru kuşa (tüm canlılara) karşı farklı bir gözle bakarken öğrencilerime karşı bakış açımı değiştirmemem mümkün değil.

Nasıl?
Aslında yaptığımız iş aynı: okulda öğrencilerimizin, evde de çocuğumuzun hayatında gerekli olan bilgileri öğrenmesi için onlara rehberlik etmek… Kendi çocuğumuz için bu hayatının her anını kapsarken öğrencilerimiz için hayatının bir bölümünde bu görevimizi gerçekleştirebiliyoruz sadece.

Screen Shot 2015-03-23 at 1.32.07 PM

Dolayısıyla ben okulda kullandığım bazı öğretme tekniklerini evde de uygulayabiliyorum. Ayrıca öğretmenlikle geliştirdiğim en önemli özellik sabır ve bu da evde çocuğumu yetiştirirken çok işime yarıyor.

Sen benim Ordu’dan ikinci konuğumsun. Daha önce Elvan’la söyleşmiştik. Biraz da sen anlatır mısın bana Ordu’yu? Orada yaşamayı, orada çocuk büyütmeyi?
Ben Bursa’da doğdum büyüdüm. Üniversiteyi Ankara’da okudum. Sonra eşime aşık olup Karadeniz’e geldim. Yaşadığım yer Ordu’nun Samsun’a sınır ilçesi Ünye… Şirin bir sahil ilçesi. Yemyeşil fındık bahçeleriyle kaplı… Büyükşehirlerin kalabalığı ve karmaşasından uzaktayız. İstediğim zaman Ertuğrul’u sahil kenarına çıkarıp yürüyüş yapıyor, kumsalda oynayabiliyoruz.

Screen Shot 2015-03-23 at 1.37.22 PM

Ah ne güzel…
Evet, ancak küçük yerde yaşamanın getirdiği olumsuzluklar da var. Beraber aktiviteler yapabileceğimiz oyun parkımız yok mesela… Sinemamız yok. Sosyal kültürel ve spor aktiviteleri çok az ve içeriği yeterli değil. Oğlumun büyükşehirlerdeki olanaklardan eksik kalmaması için Samsun ve Ordu’daki aktivitelere katılmaya çalışıyoruz. Ayrıca tatillerde Bursa’da olduğumuz için oradaki olanakları değerlendirmeye çalışıyoruz.

Ertuğrul’u kayınvalide desteğiyle büyütüyorsun. Artısından, eksisinden bahsedebilir misin?
Kayınvalidemler Samsun’da oturuyor, bulunduğum yere 1-1.5 saat uzaklıkta. Bu nedenle haftanın 4 günü gelip bizde kalıyor ve oğluşuma bakıyor. Hem de o kadar severek ve isteyerek ki… İçim çok rahat bırakabiliyorum. Ev işleri ve diğer konularda da bize çok yardımcı.

İşte şimdi gerçekten şanslısın diyorum!
Evet. Zaten Karadeniz kadını o kadar çalışkan ki; ilk zamanlar okuldan yorgun geldiğim için ben evdeyken de çocuk bakımını üstüne alıyordu kayınvalidem… Ancak bu benim pek istediğim bir şey değildi. Evde bulunduğum zamanlarda Ertuğrul’un her şeyiyle ben ilgilenmek istiyordum. Kayınvalidemle çok iyi bir ilişkimiz var; araya eşimi koymadan her şeyi konuşabiliyoruz. Bu nedenle 3 yıldır (haftanın belirli günleri de olsa) sorunsuz bir şekilde beraber yaşayabildik.

Ama söyleşi icabı illa bir dezavantaj belirtmem gerekirse beraber yaşamanın getirdiği zorlukları söyleyebilirim. Bir de annesi evde olan eşim, ev işleriyle ilgili hiçbir yardımda bulunmayıp bardağını bile kaldırmıyor. Bu sanırım en olumsuz yanı.

Haklısın ve bu seni de araya sıkışmış hissettirir. Eşine bir şey söylesen bir türlü, söylemesen bir türlü… Sen önündeki maçlara bakıp Ertuğrul’un ileride bardağını kaldırmasına uğraşmalısın belki de…
Evet, herhalde öyle…

Peki, hamilelik ve lohusalık süreçlerinden bahseder misin biraz?
Hamileliğimin ilk 3 ayı mide bulantıların sebebiyle korkunçtu diyebilirim. 2. ve 3. trimester gayet güzel ve rahattı. Ama hamilelik süreci için genel olarak iştahsızdım diyebilirim, hatta o günlerde çocuğum yemek yemek istemezse asla zorlamayacağım dedim (ve tabii bu sözümü tutmak için çok uğraştım).

Lohusalıkta ise depresyon gibi bir sorun yaşamadım ama içimde her an bebeğime bir şey olacak korkusu vardı. Oğlum hasta olmasın diye çok uğraştım, kat kat giydirdim ama o daha çok hastalandı. Bu korkumun üstesinden Ertuğrul 1 yaşına geldiğinde gelebildim.

Nasıl?
Çok basit: Kabul ettim her şeyin benim kontrolümde olmadığını…

Çocuk sahibi olduktan sonra eşinle ilişkiniz nasıl etkilendi?
Çocuklu, yoğun bir hayata geçince bir yandan emzirme bir yandan gece uykuları, bir yandan iş derken çok yoruldum iki sene.. Yorgunluğumu da doğal olarak en yakınım olan eşime hissettirdim (vır vır vır, dır dır dır)

Ahahaa hangimiz yapmıyoruz ki?..
Evet, maalesef… O ise çocuktan önceki hayatına devam etmek istedi. Çok çatışma yaşadık o dönemde… Şimdi birbirimize daha çok vakit ayırmaya çalışıyoruz. Ertuğrul şu anda 3 yaşına yaklaşıyor. Bu zamana kadar birimiz çocukla ilgilenirken diğeri kendine vakit ayırıyordu şu anda ise birçok şeyi ailecek yapabiliyoruz.

Screen Shot 2015-03-23 at 3.07.15 PM

İşlerleyen günler daha da kolaylaşacak, gör bak. Tünelin ucu ışığa çıkıyor, teyitli bilgi! 
Peki, annelik yapmanın seni en çok zorlayan tarafı ne? Keşke farklı bir yolu olsaydı dediğin?
Kararsızlıklar… Bazen neyin doğru olduğunu tam bilemeyebiliyorum. Bugünkü davranışımın onu yıllar sonra bile etkileyeceğini bilmek beni korkutuyor.

Hele de bugünkü ebeveynliğimizin ilerideki beş nesli etkilediğini düşününce oldukça ürkütücü gerçekten. Gel olumlu şeylerden bahsedelim: Anne olmanın en sevdiğin tarafı? İyi ki böyle dediğin?
Onu düşünerek uyanmak.. onunla oyun oynarken hayatın tüm gerçekliklerini unutup masalsı anlar yaşamak.

Sence anne olarak neyi iyi yapıyorsun?
Sevgimi çok güzel gösteriyorum. Sürekli öpüyorum kokluyorum. Her fırsatta sevdiğimi söylüyorum. Daha ne olsun!

Screen Shot 2015-03-23 at 3.10.07 PM

Neyi daha iyi yapmak isterdin?
Sanırım çok şey var.. Bi kere uyku konusunu halledebilmek isterdim. En çok çaba sarfetiğim konulardan biri TV izletmemekti ancak bu konuda da çok başarılı olamadım. Oyun oynamaktan bunaldığım zamanlarda maalesef izletiyorum.

Cümleyi tamamlar mısın: Şimdiki aklım olsa…
Vasat olma cesareti gösterirdim. Mükemmel anne olmaya çalışmaz, mesela ‘ayrı odada yatacak’ diye çok diretmezdim. 4 aylıkken kendi odasında yatmaya başladı Ertuğrul… Ama bu süreçte ben çok yoruldum. Emzik emmeyecek, sallayarak uyutmayacağım diye büyük laflar ettim. Bu kadar çok kurallara bağlamamak gerek her şeyi. Bebeğine bırakmalı insan galiba bazı tercihleri…

‘Vasat olma cesareti göstermek’… Ne güzel bir söz…
‘Evet, David Burns’ün İyi Hissetmek adlı bir kitabında okudum… Kendimi geliştiriyorum demiştim!

Boşluğu doldurur musun: Anne olmadan önce … derdim/zannederdim/düşünürdüm.
Bir kere çevremdeki rahat anneleri çok eleştirirdim. Ama neden böyle olduklarını ve hatta rahat olmaları gerektiğini şimdi çok iyi anlayabiliyorum.

“Anne olunca anladın” mı?
Annemin ve çevremdeki diğer annelerin neden bu kadar kaygılı olduklarını anladım.

Tek cümleyle: sence kime ANNE denir?
İki tanımım var benim birincisi (benim annem böyledir) gözbebeğinden üzgün mü kızgın mı sevinçli mi hasta mı anlayan kişiye anne denir.

Bir de yüreğinde hiç bir zaman son bulmayacak bir kaygı aynı zamanda sevinç hisseden kişiye anne denir.

Prima

Bu söyleşi, Prima’nın desteğiyle yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in tamamını buradan okuyabilirsiniz.

3 yorum

  1. Cok hosuma gitti bu soylesi. Gercekten de mukemmeliyetcilik cagimizin bir nevi hastaligi oldu. Mukemmel kadin, mukemmel kariyer, mukemmel vucut, mukemmel es, mukemmel anne, bu gitmez boyle. Hepimiz bu baskiyla her an kirilmaya haziriz.

  2. Ve bu şartlarda vasat olmak gerçekten cesaret istiyor Değilmi? Güzel yorumun için teşekkürler sevgiler…

  3. http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2015/04/vasat-anne-olma-cesaretini-gostermek.html

    Vallahi çok iyi oldu, içimden geçeni ne güzel özetlemişsin Ayşegül.