19 Yorum

Kundakta durduğu gibi durmuyor

Cuma günü çocukları okuldan aldım. Önce Migros’a uğradık Dünyalı‘nın yeni sayısını almak için. Bir de ne görelim! Süper Penguen de çıkmış, Meraklı Minik de… Hepsini yüklendik.

‘Anne, bi yere oturup okuyalım mı bunları?’ dedi biri… ‘Çıkışta bir kahve içelim mi?’nin çocukçası bu. ‘Tamam’ dedim. Moda’nın yeni sayılabilecek, ancak her gün en az bir mekanın açıldığı düşünülünce eskimiş bile sayılabilen mekanlarından Bubada’ya gittik.

Bubada

Çok cici bir yer. Duvarlarda huzu verici resimler, şeyler… Bir arkadaşım da gelecek kızıyla, oturup kahve içeceğiz biz, çocuklar da işte dergi okuyacaklar.

Hı hı, oldu, görürsem söylerim…

Oturduk masaya… Daha doğrusu, önce üzerimizdeki eşyaları boşaltmamız gerekti yandaki masaya: Deniz’in okul çantası, Derin’in okul çantası, Deniz’in beslenme çantası, Derin’in okula haftanın konusu için götürdüğü peluş hayvanların olduğu çanta, ayrıca kütüphaneye gittikleri için ‘bu kitabı da götürücem, bunu da!’ dediği kitap çantası… Ve tabii ki kat kat montlar, hırkalar… Sırf yüklerimizi boşaltmamız 10 dakika sürdü.

Ardından ‘çişim geldi!’ dedi biri… ‘Benim de!’ dedi diğeri… Eh peki, zaten ellerinizi yıkamak için gidecektik tuvalete…

Tuvalet alt katta ve merdivenler çok dik. Öyle böyle değil, hem dik, hem araları eşit değil falan. Çocukların bensiz inmeleri mümkün değil, yuvarlanıverirler… Beni bekleyin geliyorum dedim, arkadaşıma mesaj atıyorum o sırada nerede olduğumuzu söylemek için… İnmeye yeltendiler bizimkiler. Ben ‘durun!’ diye seslendim ama dinleyen yok, kafe çalışanı ‘Hanfendi, ya siz inin ya ben ineyim çocuklarla…’ dedi, bir kaza çıkmasın diye… Babaannem çıktı içimden: Lanoğlum bekleyin! Durun, hemen inmeyin! 

Neyse, koştum gittim yanlarına, el ele tutuştuk indik yuvarlanmadan. Dar alanda kısa paslaşmalar yaparak halletmeye çalışıyoruz işimizi… ‘Kakam geldi!’ dedi biri… ‘Benim de!’ dedi diğeri… Şaka mı yapıyorsunuz?! Yine atladı babaannem: Lanoğlum, niye yolda söylemiyorsunuz, eve giderdik??

Sırayla yaptılar kakalarını… Bir 15 dakika da bu fasıl sürdü. Ne o? Biz kahve içmeye geldik. Onu temizle, bunu sil, onun ellerini yıka, bunun fermuarını çek derken güç bela çıktık yukarı… Dedi ki kafe çalışanlarından biri: Geçmiş olsun. Vallahi öyle!

Çıktık yukarı, çay kahve içecez, ki onca mücadeleden sonra beni-kesmez-ama-evet. Baktım bunlar kurabiye ısmarlamışlar, bir yandan yiyorlar, bir yandan biri Süper Penguen’e bakıyor, diğeri Meraklı Minik ‘okuyor. Asayiş berkemal.

Arkadaşım geldi kızıyla… Sözüm ona çocuklar dergi okuyacaklar, biz de iki lafın belini kıracaz. Güya…

Biri dergideki iki resim arasındaki sekiz farkı bulmak için kalem istedi. Tek kalemi ona verince Sudoku çözmek isteyen ve labirenti tamamlamaya çalışan diğer ikisi kalemsiz kaldı. ‘Kasadan isteyiverin yavrum’ deyince ‘annemin kalemini ben isterim!’ dedi beriki, o ona verdi, diğeri ondan çekiştirdi, bu sırada aman çay devrilmesin, durun kahve düşmesin falan derken ne ne dediğimizi bildik, ne ne yediğimizi… Ben diyeyim yarım saat, sen de kırk dakikanın sonunda, çekirge sürüsü gibi geldiğimiz mekandan ayrılırken dedi ki kızcağız: Kolay gelsin, dışarıdan çok sevimli görünüyorlar ama işiniz zor.

Evet, dedim, kundakta durduğu gibi durmuyor!

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

19 yorum

  1. çok samimisiniz yahu günlük hayatta kullanılan dilimizi ‘biip’lemeden paylaşabildiğimiz nadir ortamlardan biri herhalde ”lan oğluuum” çok sevdim sizi EliF!

  2. Bir teyzemiz vardi, cocuklar icin bir yere gidince yutucan eve gelince kusucan cocuklari derdi, 1-2 yil daha var sonra rahatsiniz, yutmaya da, kusmaya da gerek kalmayacak o zaman, sevgiler…..

  3. Bu kaka/çiş olayı ne hikmetse hep sokakta, kafede, restoranda geliyor akıllarına.

  4. bana bu tarz şeyler söylendiğinde çok çok canım sıkılıyor çok üzülüyor ve çok çok sinirleniyorum..
    ne durumda olursa olsun herkes yapıcı moral verici cümleler kurarım..
    anne olmadan önce de böyleydim..
    belki de o yüzden bana da öyle yaklaşılsın istiyorum..
    aslında kendime kızıyorum herkesin kendi fikri ama bana böyle şeylerle gelmeyin ne olur yaaa
    zaten çok yorgun yok bıkkın oluyorsunuz bir de karşınızdaki işin zor deyince tüm yelkenlerim batıyor
    tüm çocuklar böyle ne güzel sağlıklı akıllılar maşallah hep güzel günlerini görün deyin geçin
    zaten o anne biliyor işi zor karşıdan söylemeye gerek yok
    çok hareketli uykusuz bir oğlan anası olarak bu konuda çok doluyum
    en yakınlarımın bile ayy nasıl beceriyon nasıl bakıyon nasıl altından kalkıyon ay hiç durmuyor demelerinden nefret ediyorum
    napayım bakmayım da napayım sokağa mı atayım ne saçma bir cümle bu
    ki ben tüm sabrımla sevgimle peşinde koşuyorum ona yetmeye çalışıyorum
    size noluyor
    zaten bir hayrınız dokunmuyor bari sözlü ferahlık verin
    destek olmasanız bile köstek olmayın arkadaş
    bana böyle şeyler söylendiğinde maalesef gözüm dönüyor
    bir daha da o ortama girmek istemiyorum 🙁

    • Söylediklerinizin altına imzami atıyorum. Bende aynı sizin gibi insanlara hep yapıcı konuşurum aynısı bana yapılmayinca ćok üzülüyorum.

    • Aman zaten terslenince “sadece kendi fikrimi soyluyorum” diyenlere guluyorum. Kendisiyle alakasiz bir anne ve cocuguna (ya da herhangi bir kimseye) dalasmak, moral bozmak, onlari kirmak, sorulmadan elestirme nezaketsizligini gostermek ne zaman ifade ozgurlugu oldu… Sevsinler bu ifade ozgurlugu anlayisimizi.

    • Bence de halihazırda zor durumda olan bir insana ‘Vah vaaaah, işiniz zor’ demek oldukça sinir bozucu bir durum. Ama bu olay özelinde söyleyebilirim ki, beni rahatsız etmedi. Gerçekten empati vardı orada, ben hissettim. Hatta çocuksuz bir insana (oldukça gençti), çocuklu hayat hakkında fikir verebildiğimi düşünüp mutlu oldum bile diyebilirim 🙂

  5. Daha kafeye oturma asamasinda bu tip seylerden oturu siparis bile veremeden olay yerinden kacmisligimiz cok bizim de 🙂

  6. Elif Hanım tam olarak kaç senedir okuyorum yazılarınızı bilmiyorum. O kadar çok şey öğrendim ki bu sitede paylaştıklarınızdan ve o kadar çok yazınızı paylaştım ki sevdiklerimden, sayamam. Her gün sitenize girmek büyük bir keyif benim için. Gizli gizli değil açıkça hayranınız olduğumu söyleyebilirim 🙂
    Yakın zamanda sizinle yollarımız kesişecek 🙂 umarım. o gün kendimi hatırlatırım size.

    Sevgilerimle..
    Damla

  7. yorgunamamutluanne

    Yazıda resmen kendimi buldum 🙂

  8. Ben de kızım büyüsün rahat edicem diyordum, hayalmiş meğer 🙁

  9. hahah ben de aynı bunu yaşıyorum bide tek çocukla.. bi kafeye gidip çay içmeyeli 5 sene kadar oldu :))

  10. Yazida olup bitenleri pek cok cafe ziyaretmizde yasiyoruz, hic garipsemedim ve gulmeden duramadim.. Olay aninda gecici bir sinir harbi yasansa da, sonradan yine ne deli dolu bir gun yasadik diye tebessum ediyoruz cogunlukla. Yorumlari okurken bir sey dikkatimi cekti, bir suru yoruma – bence de, ah kesinlikle katiliyorum diye yanit vermek istedim. Acaba yorumlara da bir anne itiraflarinda gibi “Bence de” gibi bir button eklenebilir mi ki? Pek cok kez yorum yazmasam da, aslinda yorumlari tek tek okuyorum ve bazilarina harfiyen katiliyorum, ne var ki bu belirtebilecegim hizli bir fonksiyon yok yorumlar bolumunde… bu arada; yazmaya hep devam et Elif, olur mu? Icerik ne olursa olsun, gunume, uykusuz gecmis bir gecenin sabahina bir samimiyet, bir tanidik ses ve bir “silkelen kendine gel” enerjisini katiyorsun!

  11. Okurken çok güldüm ve çok sevimli buldum, benzer halleri yaşayan bir anne olarak …ha doymuş muyum, hayır ki 2. bebeği istiyorum bu aralar ve aklımda sürekli gelecek nasıl olacak soruları 🙂

  12. Aralarinda 21 ay benim cocuklarin. Buyugu de 3 yasinda. Ne kadar buyuk denirse artik. Her seferinde acaba bu sefer rahat duracaklar mi heyecaniyla silahlarimi kusanip( bilumum oyuncak)icim pirpir ede ede kahveye,yemek yemeye cikiyorum disari. Garip bi sekilde benimle basbasayken daha sakinler. Babalari bile olsa bizimle, illaki peslerinden kosturtuyorlar. Artik bi kahve icebilirsek kar kardir. Icemezsek de canlari sagolsun

  13. Elif Hanım yazılarınızı okumak çok keyif verici; hele çocuklarınızın kitaba, dergiye, bulmacaya olan bu merakı beni hayran bırakıyor kendilerine