13 Yorum

Türkan’ın İkinci Gebelik Günlüğü, 17. hafta

Merhaba sevgili Blogcu Anne okurları,

Belgeye isim verirken “17. hafta” yazınca vay be dedim, zaman ne kadar hızlı geçiyor, inanamıyorum. Sürecin yarısını tamamlamaya az kaldı. İkinci bebekte evde bir de ilgi bekleyen çocuk olunca zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyor insan.

turkan17

Bu hafta doktor kontrolümüz vardı. Geç saate randevu alıp eşimle gidebildik bu sefer. Bebeğim erkekmiş! Bir oğlum daha olacakmış… Çok şükür sağlıklı, haftasıyla uyumluymuş, bir sonraki ay detaylı ultrason varmış. Sağlıkla hayırlı huzurla gelsin küçük kuzum. Hafta içi bir rüya gördüm, bebeğin erkek olduğunu öğreniyor ve eşime isim teklifinde bulunuyordum, o da bir başka isim daha ekliyordu söylediğim isme, sonra rahmetli amcamı gördüm bir arabanın içinde, hatta rüyamda bile vefat ettiğini biliyorum ve görmek beni çok mutlu ediyor, amca diyorum “oğlum olacak adı sence ne olsun?” Adı “huzur” olsun diyor ve gülüyor bana. Dileği kabul olsun, evimize huzur getirsin mutluluk getirsin…

Bu hafta bir başka önemli gelişme ise doğum için Türkiye’ye gitmemeye (nerdeyse) karar vermemdi. Memleketten tanıdığım doktor ssvd’ye sıcak bakmadığını söyledi, risklerden bahsetti ikinci sezeryanın riski daha azmış gibi…İtiraf edeyim o kadar makale okumama ve risk oranlarını bilmeme rağmen kısa süre tereddüt ettim, sonra ssvd grubunda 1 haftada tam 6 ssvd haberi alınca ve harika hikayelerini okuyunca arzum daha da arttı. İnternet araştırması yaptım ve bizim memlekette SSVD’yi destekleyen bir doktor bulamadım. Ayrıca bahsettiğim gibi iznimin yanmasını istemiyorum, evimde daha rahat olurum annem gelemese bile bakıcı var, eşim var. Hastanede 4 gün kalabilirim, tüm bakımı yapıyorlar, refakatçiye ihtiyaç bile yok. Yine de daha çok zaman var önümde, süreç ne getirir bilmiyorum, şimdilik bu şekilde karar verdim. Yavrucuğum nüfus cüzdanında doğum yerin Riyad olabilir, sana bir Vaşington bir Londra sunmayı çok isterdim ama elimizdeki bu.. Bandar Seri Begawan da olabilirdi, ya da Ugudugu… Telaffuz bile sorun..

Geçen hafta sıcaklardan şikayet ettim ya, ertesi gün tepemize resmen kum yağdı. Buraya geldiğimizden beri yaşadığımız en büyük kum fırtınasını yaşadık. Bahsediyorlardı ama anlamamışım nasıl birşey olduğunu. Önce gökyüzü bulutlanır gibi oldu, hava da sıcak zaten, yağmur geliyor sandık, öğleden sonra başlayan rüzgarla gökyüzü kısa sürede koyu kahverengiye döndü, saat 3-4 gibi akşam oldu adeta. Sonra rüzgarla beraber havadaki kum arttı, arttı…Ofiste koridordaki hava bile tozdan puslandı, o derece… Eve dönerken ağzımızı burnumuzu peçeteyle kapatmak zorunda kaldık, mümkün olduğunca az nefes aldık ve şu tek seferlik maskelerden bulundurmak gerektiğini anladık. Evde hemen balkon kapılarını kağıt bantla kapladık, hava sirkülasyonu için klimayı açtık. Yine de dış kapıdan gelen toza ve kokusuna engel olamadık.

Bu ülkede çok fazla astım bronşit vakası var, aklıma astımlı çocuklar geldi, dışarıda çalışmak zorunda olan işçiler geldi, ne kadar zorlandıklarını düşündüm nefesim iyice daraldı düşündükçe… Sabah uyandığımızda rüzgar durmuş, havadaki tüm kum toz toprak yere inmişti. Keşke sadece yere inseydi tabi, arabalara, balkonlara, ağaçlara, bulduğu boşluklardan evin ve işyerinde odamızın her köşesine… Çok fenaydı çok. Güneş azcık yüzünü gösterebildi, kum fırtınalarında toz bulutu bulut gibi gökyüzünü kapladığı için güneşe direkt bakabiliyorsunuz, dolunay gibi duruyor, ama korkutucu bir manzara hakikaten. Hava hala düzelmiş değil, ara ara rüzgar çıkıyor toz kaplıyor yine, bazı seneler böyle geçiyormuş, umarım o şanslı (!) senelerden birini yaşamıyoruzdur.. “yok canım sadece mevsim geçişi, ondan böyle, sıcaklar iyice bastırınca kumların bile havada uçacak mecali kalmayacak inan bana” diyor iç sesim, hadi inşallah…

Karnım hızla büyüyor, gebelik pantolonlarına çoktan geçtim, üst giysiler için baya direndim ama artık tüm sevinci ve genişliğiyle “ben hamileyim” diye haykıran gömleklerin zamanı geldi sanırım. Gebelik tişörtlerimden iki tanesini saklayıp getirmiştim hem sevdiğim için hem de bulamazsam seçenek olur diye, gebe mağazası bulmak ummadığım şekilde çok kolay oldu, Türk tekstilciler burada Hintli ve Çinli rakiplerine fark yaratabilmek için hamile ve büyük beden kıyafet işine girmişler, ne iyi yapmışlar, tek mağazada aradığım her şeyi bulabildim. Biz bizi beğenmeyiz ama tekstil konusunda hakkaten iyiyiz, yurtdışında yaşayınca kıyaslayabiliyor insan.

Hava muhalefeti nedeniyle dışarıda yürüyüşlerime devam edemedim, evde de yürüyüş bandına ne zaman çıksam oğlum gelip musallat oldu. Onun uyumasını beklesem benim de pilim bitiyor. Bu hafta maalesef spor karnem kırık notlarla dolu, kaldığım yerden devam edeceğim tabi, pes etmek yok.

Bu hafta bizden böyle, herkese güzel mutlu günler…haftaya görüşmek üzere…

Türkan

Yazar Hakkında

TÜRKAN C. DAĞDEVİREN – 32 yaşında, diplomat. 3,5 yaşındaki oğlu ve sevgili hayat arkadaşıyla geçici olarak Suudi Arabistan’da yaşarken 2 sene sonrasında nerede olacaklarını ve hayatının kalanında hangi ülkelerde yaşayacağını bilmemenin keyfini çıkarıyor. Her şeyden önce sağlıkla kavuşmak, sonrasında SSVD arzusuyla ikinci bebeğini bekliyor. Kitap okumayı ve kanaviçe işlemeyi seviyor.

Türkan’ın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

13 yorum

  1. SSVD yapmak isteyip de doktor desteği bulamadığım için yapamadım. Icimde kaldi 🙁 umarım sizin SSVD hikayenizi okuruz haftalar sonra burda…

    • gayret göstermeniz önemli olan bence..şartların uygun olmamasına yapabileceğiniz bişey yok malesef.. yavrularınızla sağlıklı güzel günler..

  2. SSVD yi sonuna kadar destekleyen ve zorunlu olmadıkça sezeryan yapmayan sevgili doktorum Dilek Yağmur’ u tavsiye edebilirim size.

    • Dilek hanımın adını duydum Ankara’da veya istanbul’da çok sayıda doktor var ancak diğer şehirlerde çok az malesef..

  3. Sağlıkla sıhhatle gelsin oğluşun, size gelirken huzur getirsin mutluluk getirsin inşallah:)

  4. huzurunuz sağlıkla gelsin inşallah.

  5. Türkan Hanım yazılarınızı baştan beri takip ediyorum, SSDV’yi destekleyen doktor arayışınız bana kendi arayışımı hatırlatıyor. Ben tüp bebek tedavisi sonrası 15 haftalık hamileyim. Beni 3 yıldır takip eden ve tedavimde çok katkısı olan doktoruma normal doğum istiyorum dediğimde yüzüme bakıp güldü ve senin tipin normal doğuma uygun değil dedi! Sonrası arayışlar arayışlar. Ankara’da bizim gibilere hemen sezeryan önermeyen birkaç doktor buldum gibi. En son gittiğim doktor bana tabii ki normal doğum yapabilirsin ne tedavi görmüş olmak ne de önceden sezeryan olmuş olmak normal doğuma engel değildir dedi. Yine de bu doktorla sadece bir kez görüştüğüm için tavsiye edecek durumda değilim. Umarım hayalinizdeki gibi güzel bir doğum yaşarsınız. Sevgiler

    • tipiniz mi uygun değilmiş:) çok merak ettim neye göre anlamış.. “ben yaptırmıyorum, karşıyım, endişelerim var, risk almak istemem” gibi cevapları anlarım saygı duyarım ama doğumu “sen” yapamazsın diyen zihniyeti algılayamıyorum ve annelere ve bebeklerine yapılan bir haksızlık olarak görüyorum. ayrıca tüp bebek tedavisiyle sahip olup “kıymetli” diyerek sezeryana baştan karar vermemiş olmanız da çok güzel, Ankara’da normal doğum destekçisi çok doktor var, umarım memnun kalırsınız ve istediğiniz gibi bi doğum yaşarsınız..

    • Allam ya bu doktorlar nereden uyduruyor boyle ya…

  6. Ben de 16. haftada oldugum icin yazilarinizi ilgiyle takip ediyorum. Eger VBAC kriterine uyuyorsaniz tereddut etmeyin. Eger isterseniz “From Tiny Tot to Toddler Quebec” diye google’da arasaniz, Quebec eyaletinin hamilelere verdigi gebelik/dogum/bebek bakim kitabinin pdf versiyonunu okuyabilirsiniz. VBAC’le olan kismi ilginc olabilir. Gayet pozitif, sansasyonsuz ve dogal anlatilmis. Vbac yapmak isteyen bayanlarin 75%nin de sonunda vbac yaptigini yazmislar.