1 Yorum

Türkan’ın İkinci Gebelik Günlüğü, 18. hafta

18. haftamızdan herkese merhaba,

Bizim buralarda rüzgarlı tozlu havalar devam ediyor. Uzun süredir telefonda hava durumu “tozlu” diyor.. Kapalı havanın da etkisiyle sıcaklar iyice arttı ve gündüz dışarı çıkma sezonu artık kapandı. Akşamları biraz daha iyi oluyor ama rüzgar yüzünden çıkmak istemiyoruz. Sıcaklardan yapraklar kurumaya ve dökülmeye başladı. Görüntüde sonbahar ama arka fonda yaz sıcağı…

Artık ikinci trimesterin tam olarak keyfini sürüyorum, halsizlikler geçti ve hareketlerimde bir zorlanma bir kısıtlama yok henüz. Bulantılar çok nadiren yokluyor, kokulara hassasiyetim geçti. Sadece balık kaldı. Hala görmeye bile dayanamıyorum, umarım kısa sürede düzelir, omega 3 desteği alıyorum ama doğrudan balıktan almak en iyisi…

Öğünlerime genel olarak dikkat ediyorum, tatlıyı normalde çok severim ama canım çok çekmiyor şimdilik. Ama bazen pasta börek ailesine dayanamıyorum, canım çok istiyor. Ekmek ihtiyacı hiç duymuyorum ama öğleden sonra canım makarna çekiyor.. Haftasonu Cumartesi günü kendimi “ev ahalisini mutlu etmek” bahanesiyle gözleme yaparken buldum mesela. Gereksiz kilo almak istemiyorum, özellikle son aylarda sıcak yüzünden yürüyüş bandı ve diğer egzersizlerle telafi etmeye çalışacak olsam da dışarıda yürüme imkanımın hiç olmayacağından, sağlıksız karbonhidrat grubuyla arama mesafe koymam gerek. Onun dışında süt ürünlerini hep sevmişimdir, devam ediyorum. Protein dengesine çok dikkat ediyorum. Salatayı eksik etmiyorum, yoğurdu da kendim mayalamaya çalışıyorum. Çayı nadiren içiyorum, kahve içeceksem sade Türk kahvesi tercih ediyorum, yemeklerle 2 saat fark olmasına dikkat ediyorum.

Turkan18

 

Bu hafta SSVD yapanların tavsiyesiyle Marie Mongan’ın “Hynobirthing Mongan Yöntemi” kitabının e-kitabını alıp okumaya başladım. Çok hızlı ilerleyemesem de hedefim kitabı iki kere tamamlamak. Uygulama bölümleri de olduğu için bu şekilde daha iyi olacağını söylediler tavsiye edenler.

Grupta bir de hamilelik yogası tavsiye edilmişti, 10 dakikalık bölümler halinde internetten erişilebilen yoga egzersizleri var. Önce 20 dakikalık bir yürüyüş, ardından 10 dakika yoga daha ilk bölümden çok iyi geldi. Kısa olmasına rağmen çok etkili.

Bebek içerde dış dünyaya hazırlanırken benim de büyük buluşmamıza hazırlanmam gerek, hem ruhen hem bedenen. Bu yazıları yazarken, basit bir yürüyüş bile yaparken bebeğim için ayırdığım anlardan öyle keyif alıyorum ki, doğumu hayal ediyorum, bebeğimi kucağıma alışımı düşünüyorum, heyecanlanıyorum, sabırsızlanıyorum. Ve anlıyorum ki, kaçıncı gebelik olursa olsun bu birliktelik sadece bu yavrucağa ve bana ait, bize özel. Her gebelik ayrı güzel, ayrı heyecan… Ve bu mucizevi süreç aslında ömürle kıyaslayınca çok kısa, o yüzden tadını çıkarmaya çalışıyorum.

Alışveriş konusunda hiçbir adım atmadım. Oğlumdan kalan sakladığım çok az kıyafet var, henüz tek eşyamız onlar. Ha bir de park yatağımız var yine oğlumdan. Bebiş anca 1 yaşına gelene kadar burada kalacağımız için yeni bir yatak almayı düşünmüyorum, oda konusunu gittiğimiz diğer ülkede iki kardeşe birden ayarlamak istiyorum. Oğlum 2 yaşına gelene kadar park yatak kullanmıştık. Çok büyük modellerden değildi, dışı çadır gibi de değildi, memnunduk yani. Göçebe hayatın cilveleri bunlar, genelde geçici ve pratik çözümler bulmak durumundayız…

Bizim hayatımızda ev, araba, güzel eşyalara sahip olmanın bir önemi yok. En uzun süreli düzenimiz 4 sene olduğu için herşey en fazla 4 senelik bizde. Olur da Türkiye’de bir evimiz olsa bile 4 yılda bir 2 seneliğine gideceğimiz için Ayşecikle Ömerciğin filminden acıklı tonda hatırlayacağınız “ordaa bir ev var uzaaktaaaa, gitmesek deee görmesek dee, o eev bizim evimiizzdiirr” şarkı misali, öylece orada bizi bekler sanırım yıllarca, zaten bir evi 4 sene bırakıp gelmek de imkansız olur kanımca.

Zaten 2 yıl için eşya da alınmaz, hem mesai kavramı olmayan bir meslek için işyerine yakın olmak da önemli, yakınlardan eşyalı ev kiralamak en mantıklısı gibi geliyor o yüzden. İlk anda hep böyle yaşayacak olmak zor gelmişti itiraf ediyorum, ama tüm eşyalarımızı dağıtıp valizlerle buraya geldiğimizde şu hayatta gerçek anlamda sahip olunabilecek tek varlığın aile, sağlık ve mutluluk olduğunu öğrenmiş oldum. O yüzden sadece bulunduğum an’ı sahipleniyorum ve mutlu anılar biriktirmeye çalışıyorum. Yıllarca gittiğim heryere gelebilecek tek şey onlar olacak çünkü…

Hepinize mutlu sağlıklı güzel günler..

Türkan

Yazar Hakkında

TÜRKAN C. DAĞDEVİREN – 32 yaşında, diplomat. 3,5 yaşındaki oğlu ve sevgili hayat arkadaşıyla geçici olarak Suudi Arabistan’da yaşarken 2 sene sonrasında nerede olacaklarını ve hayatının kalanında hangi ülkelerde yaşayacağını bilmemenin keyfini çıkarıyor. Her şeyden önce sağlıkla kavuşmak, sonrasında SSVD arzusuyla ikinci bebeğini bekliyor. Kitap okumayı ve kanaviçe işlemeyi seviyor.

Türkan’ın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

Bir yorum

  1. Belli ki göçebeliği sevmeye başlamışsınız, en güzeli eşyalarla mutluluk değil, manevi mutluluk ve huzurunuz 🙂