18 Yorum

Çocuğunuz Oto Koltuğuna Oturmak mı İstemiyor, Siz Ağlamasını mı İstemiyorsunuz?

Ne zaman oto koltuğu kullanımı ile ilgili bir yazı yazsam devamında ‘Bu konu çok önemli, lütfen yazmaya devam et’ gibi mesajlar alıyorum. Bir de sorular: ‘Benim bebeğim üç/beş/dokuz… aylık ya da bir/üç/beş yaşında. Oto koltuğunda çok ağlıyor, oturtamıyoruz. Ne yapacağımı bilemiyorum.’

Böyle sorulara şu şekilde cevap vermek istiyorum aslında: ”Doğru mu anladım? Çocuğunuzu oturtamıyor musunuz? Emin misiniz? Bir kendi cüssenize bakın, bir çocuğunuzun cüssesine… Belki de oturtmak istemiyorsunuz, belki de yeterince kararlı değilsiniz!”

Oto koltuğu konusunda çok şey konuşulabilir: hangi marka oto koltuğunu tercih etmeli, nasıl bir model almalı, oto koltuğu seçimi nasıl olmalı, arabada en güvenli yer neresi… Ama bizler dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz: Çocuğum oto koltuğuna oturmuyor.

Cocugum_oto_koltuğuna_oturmuyor

BaĞzılarımız için böyle sahneler hayalden ibaret, neden?

 

Öncelikle size bir haberim var: İsterseniz çocuğunuzu oto koltuğuna oturtabilirsiniz. Bunun için tek yapmanız gereken çocuğunuzu oto koltuğuna OTURTMAK ve kemerini BAĞLAMAK. Sorun, çocuğunuzun oto koltuğuna oturduğunda AĞLAMASI ise o zaman soruyu şöyle sormak gerekir: ‘Çocuğum oto koltuğuna oturmaktan hiç hoşlanmıyor, sürekli ağlıyor, ne yapabilirim?’

Çocuğun ağlaması her ortamda yeterince sinir bozucu ve endişe vericiyken bunun bir de arabanın içinde gerçekleşmesi hem fazlasıyla yıpratıcı, hem de tehlikeli. Sürekli ağlayan bir bebekle, durmadan tepinen bir çocukla trafiğe konsantre olabilmek çok zor.

O halde sorun çocuğumuzun oturmaması değil, oturduğunda ağlaması… Peki bunun nasıl önüne geçebiliriz?

Ebeveyn koçu Janet Lansbury, Car Seat Struggles başlıklı yazısında, oto koltuğuna oturmakta direnen çocuklarla ilgili şöyle önerilerde bulunuyor (dikkatinizi çekerim, bu yazıyı yazmasına sebep olan ebeveyn çocuğunun oto koltuğuna OTURMAMASINDAN değil, OTURUNCA AĞLAMASINDAN şikayet ediyor. Yani ne yapıp, ne edip oturtuyor çocuğunu)

  • Kendisi konuşamasa bile, bebeğiniz sözlerinizi anlıyor. Onun duygularının farkında olduğunuzu hissettirin (Biliyorum, bu koltukta oturmak istemiyorsun) ve kısa ve öz bir şekilde durumu açıklayın (Ancak güvenliğin için oturmak zorundasın)
  • Bebeğinizle iletişimde kalın. Oturmak istemiyorsun, biliyorum. Seni buraya oturtmak zorunda olduğum için üzgünüm. Çok sinirlendin, anlıyorum. 
  • Yaşına göre, ona alternatif sunabilirsiniz: Koltuğuna sen mi oturmak istersin, ben mi seni oturtayım? (Biz bunu yapardık Derin’de… İlkini tercih eder, kendi çıkıp otururdu. Böylece o sürecin hiç olmazsa bir kısmının kendi kontrolünde olduğunu düşünüp tatmin olurdu)
  • Bebeğinizin ağlaması çok normal. Hele de hareketlendiği dönemlerde bir yere bağlı kalmaktan hoşlanmaması oldukça anlaşılır. Henüz size ‘Buraya bağlanmak istemiyorum’ diyebilecek yaşta olmadığına göre sıkıntısını ağlayarak dile getiriyor.
  • Sorun, çocuğumuzun ağlamasını önlemeye çalıştığımızda ortaya çıkıyor. Siz ne kadar sakin ve kararlı olursanız o da yapmak istemediği -ancak zorunda olduğu- bir şeyi yapmayı o kadar kolay kabul edecektir.

Çocukların -seyahat güvenliğinden de fazla- ihtiyacı olan şey ne, biliyor musunuz? Tutarlılık. Anne-baba arasındaki tutarlılık, bir. Ve ebeveynlerin kendi içlerindeki tutarlılık, iki. Annenin A dediğine baba B diyor, ya da anne (ya da baba) bugün A dediğine yarın B diyorsa çocuğun kafası karışıyor, en nihayetinde kendi kafasına göre hareket ediyor. ‘Aaa, niye yaa, geçen gün ne güzel annemin kucağında gidiyordum, hem bi yandan meme emiyordum, dışarı seyrediyordum falan, şimdi niye bu koltuğa bağlanıyoruuuooooooaaaaaaaamm!’ 

Biz ‘büyükler konuşurken küçükler susar’ diyerek büyütülen bir nesiliz. Aynısını çocuklarımıza yapmamak için çabalıyoruz şimdi. Fena da değiliz bu konuda, çocuklarımızın fikirlerini soruyor, onları ilgilendiren kararlara ortak etmeye çalışıyoruz.

Ancak tartışmaya açık olmayan konular var. Güvenlik bunlardan biri… Çocuğunuzun güvenliğinden siz sorumlusunuz, nokta. Ona bu konuda tercih hakkı veremezsiniz, bitti. Çocuğunuzu oto koltuğuna oturtmamak gibi bir alternatifi sunamazsınız, konu kapandı.

Bebeğiniz oto koltuğunda oturmaya direniyorsa, çocuğunuz ağlıyorsa deneyebileceğiniz çok şey var. Onunla konuşun, ninni söyleyin, emzik verin, müzik çalın, kendini görebileceği bir ayna koyun. Çıngırağını sallayın, dikkatini dağıtın, komiklik yapın, eline oyuncak tutuşturun. Ağlama krizine mi girdi? Sağa çekip, kucağınıza alıp sakinleştirin. Ama ne yapın, ne edin, çocuğunuzu oto koltuğuna oturtmadan arabayı hareket ettirmeyin.

Çocuğunuzun oto koltuğuna oturmak istememesi anlaşılır. Çocuğunuz oto koltuğuna oturmak istemiyor diye sizin onu oturtmamamız anlaşılamaz ve kabul edilemez. Eğer çocuğunuz koltuğa oturmak istememesine boyun eğiyorsanız lütfen alıcılarınızın ayarlarıyla oynayın. Ve kendinize şunu hatırlatın: Oto koltuğuna oturtuldu diye ağlamaktan ölen çocuk yok. Ama oto koltuğuna oturtulmadığı için hayatta olmayan çocuklar var.

O yüzden, bir dahaki sefere çocuğunuz oturmamak için direndiğinde kendinize sorun: O oturmak mı istemiyor, siz ağlamasını mı istemiyorsunuz?

Kiddy

Bu yazı, bebek ve çocuklar için seyahat güvenliği ürünleri üreten Kiddy’nin desteği ile yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Bu bölümdeki diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz.

18 yorum

  1. Yan komsum araba aldi, 1 yasinda kizi var ve sehirleraradi yolculuk yapmaya basladilar bile. Gecenlerde annemlerdeydim o komsu da geldi konusu acildi oto koltugu alip almadigini sordum. ‘Almadim ne gerrgi var’dedi. Konuya sinradan dahil olan annemse ” arka koltukta annesinin kucaginda oturur ne gerek var birde o yervkaplicak arabada” diyince resmen dumur oldum.
    Annem gibi kendini gelistirmekten cekinmeyen, bizleri yetistirirkenimkaninin elverdigi muddetce en en en iyisini yapan bir kadindanbu cumleyi duyacagim hic aklima gelmezdi. 🙁

  2. Kesinlikle her bir kelimesine tek tek katılıyorum. Daha önce de sanırım yine sen yazmıştın (ya da bir okur yorumu da olabilir emin değilim), benim için çok vurucu bir cümleydi mesela o (hamileyken okuduğum için hiç aklımdan çıkmıyor): “O 5 dakika ağlamayacak diye ben ömür boyu ağlayamam.”

    • bu laf benim fiks cümlemdir! ne zaman birisi oto koltuğu ya da başka bir güvenlik önlemi için “abarttığımı” veya “çocuğumu boşuna ağlattığımı” söylese hemen yapıştırırım “bir ömür ben ağlayacağıma 5 dk o ağlasın!” 🙂

  3. Çok doğru daha bende bu hafta yazdım blogumun da.Ağlıyor diye hangi anne cocugunun eline bıcak verir ki bu da onun gibi bisey yeterki tehlikenin farkında olsunlar.Hele önde kucağına bebeğini alıp oturanlara diyecek hiçbirsey bulamıyorum.

  4. Söz konusu oto koltuğu olduğunda içinden bir Canan Karatay çıkıyor , farkında mısın blogcu anne 😀 böyle bi kizmalar, atarlanmalar, yok canım gayet sakinimler 😀 ama devam et, her yazida 2 kişi bilinclense kâr. ..

    • Şöyle diyeyim o zaman: Bu, yazının yumuşatılmış, törpülenmiş hali… Üzerine yattım kalktım da ‘Yok o kadar da demeyeyim’ dedim 🙂

  5. Bebek doğduğu günden itibaren oto koltuğuna oturtulursa, araçta seyahat etmenin tek şeklinin bu olduğunu düşünüyor bence. Tavsiyem daha hastane çıkışından başlayarak bebeklerin oto koltuğuna oturtulması ve bebeklerin bunu hayatın normal akışının bir parçası gibi algılaması. Bizim 2 yumurcakta bu şekilde alıştı ve öyle devam ediyorlar.

  6. Benim oğlum da çok ağlıyordu. Ama ben orada oturmasının mecbur olduğunu ve ağlasa da almayacağımı söyledim. Bir kaç kez ağladıktan sonra sustu. Şu anda 8 yaşında ve arabaya binince ilk işi oturup kemerini bağlamak olur.
    Anneannem derdi ki : “Ben ağlayacağıma sen ağla”. Kesinlikle katılıyorum. Çocuğumuza birşey olduğunda biz ağlayacağımıza onlar varsın oturmamak için ağlasın. Nasıl olsa sonunda susar.
    Blogcuanne’nin bu konuya önem vermesi çok güzel. Eğitimli bir anneyim.Etrafımdaki arkadaşlarımda eğitimli ama çocuğunu koltuğa oturtmak konusunda hiçbirinin bir ısrarı yok. Ve arkadaşlarımın çocukları 4-5 yaşından itibaren koltuğa oturmak istemediler ve oturmamaya başladılar. Halen inanamıyorum. 7 yaşındaki çocuğu ön koltuğa oturtan bile var. Tabi oğlum bana kötü anne olduğumu da söylemekten geri kalmıyor çünkü arkadaşı ön koltukta bile seyahat edebiliyor. Oğlum edemiyor.

  7. bu otokoltuğu konusu kesinlike tartışmaya açık bir konu değil bence..çok şükür arin mızırdanmıyor koltuğuna oturunca..doğduğundan beri iki sokak öteye de gitsek koltuğuna oturdu..anakucağındayken de o anakucağı sıkıca sabitlendi..ben de onun yanında arka koltukta otururken daima kendi kemerimi taktım ve hep ona anlattım “ikimizde kemerlerimizi takalım, yolculuk başlasın :)” vs. şimdi ön koltuğa terfi etmeye başladım yavaştan 🙂 ancak şükürler olsun ki hala mızırdanma yok, koltuğuna oturtunca sessizce kemerini bağlamamızı bekliyor 🙂
    anneler siz de çocuğun yanında otururken kemerinizi bağlayın..hem güvenlik için çook önemli hem de çocuk sizden gördüğünü yapar aslında..
    elif şu konuya bu kadar özenle eğildiğin için çok teşekkürler! 🙂

  8. Bu konuda gerçekten çok çektim. Kızım 2 yaşına kadar 10 saniyeden fazla sakince oturmadı koltuğunda. Hatta neye güvenerek çıktığımızı bilmediğim 6 saatlik yolculuğu, ağlama krizini durduramayıp sağa çeke çeke 10 saatte bitirdiğimizde 1 yaşındaydı. Durmaksızın bu konuda onunla konuştuk. Evet, çok ağladı, hatta ben de çok ağladım ama inat ettik. Biraz bizi anlamaya başladığında güvenli bir yerde ani fren simülasyonu yapıp neden koltukta oturup kemer takması gerektiğini anlatmaya çalışmıştık. Hiç beklemiyorduk ama çok iyi anladı. 2 yaş itibariyle koltuğuna oturup kemerini takmadan arabayı çalıştırmamıza bile söylenir hale geldi. Bazı çocuklar için bunun çok zor olduğunu biliyorum ama alternatifi yok. Direnince kazanılıyor 🙂

  9. Hastaneden çıkarken Başlayan bir yolculuk oto koltuğu. Nereye gidersek gidelim o koltukta oturması gerektiğini anlamıştı kızım da. Bebekler ne öğretirseniz hemen kavrayabiliyorlar. Ki benim kızım da Cook Ağlayan bir bebek OLMASINA rağmen bu konuda sorun çıkarmadı.

  10. 9 saatlik İtalya yolunun 7 saati ağlayan ve ağlamaktan sonunda kusan bebeğinden bahsetmişti arkadaşım, ben gözlerimi koca koca açıp inanamamıştım. İnsan durur, bebeği alır, hoplatır, rahatlatır falan diyorum içimden (Türk anasıyız ya) ama bir ortası olsun yaaa, di mi? Benim bulduklarım şunlar: uzun yolculukları uyku saatine getirmeye çalışın, mutlaka ama mutlaka oyuncaklarını, kitaplarını, kullanıyorsanız tablet bilgisayarı alın, sağlıklı atıştırmalıklar ve içecekler elinizin altında olsun. Müzik seviyorsa (ki genelde severler) açın. Bir de benim gibi tabletsiz ekransız çocuk büyütenlere oyuncak önerisi: ipler alın ve oyuncaklarını bağlayın, hani askılık oluyor ya, ordan geçirin ipi ve itme çekme oyunları oynayın.
    Çocuğun yüzü gidiş yönüne bakacak halde oturma yaşı gelince birden rahatlıyor yolculuklar ama burda 1,5 yaşa kadar ters oturma kuralı var, o nedenle olay biraz sorunlu 😉 Yaratıcılık ve oyalamada çağ atlıyorsunuz 😀 Kolay gelsin!
    Ayrıca bu konu ÇOK önemli ve ülkemizde ne yazık ki pek umursanmıyor, sizin dönem dönem yazmanız gerçekten bilinç düzeyini arttırır, bu sayede birkaç can bile kurtarılır, elinize sağlık!

  11. Bu konuya her değinişinizde yüzüme kocaman bir gülümseme yayılıyor. Hala oto koltuğu gerekli mi değil mi tartışmalarının sürdüğü bir milletiz ama sizin gibi bilinçli ve kararlı anneler sayesinde kullanım oranı artıyor bence.
    Benim iki kızım var. ikisi de ilk oturduklarında çok ağladı. ama her seferinde inatla oturttum ve kemerlerini bağladım. bir gün bile hadi kucakta gitsin demedim. ikisi de midesi bulanan ve kısa mesafelerde bile kusan çocuklar. bazen yolda üstünü başını kirletecek kadar kustukları oldu. kenara çekip üstlerini değiştirdim. koltuklarına çarşaf ya da battaniye serip tekrar oturttum ve bağladım. tabi yol boyunca çocuk şarkıları ya da masallar dinleyerek gidiyoruz. uzun süredir arabada radyo dinlediğimi hatırlamıyorum mesela 🙂

  12. Oğlum 2 yaşında. Son zamanlarda koltuğa gerçekten “oturtamıyoruz”. Pek öyle cüsse meselesi değil, 2 kişi sağlı sollu uğraştığımız halde tüm vücudunu yay gibi gerdiği anda bitiyor maalesef, dikkatini dağıtarak zayıf bir anını yakalayıp gevşetemezsek imkanı yok oturtamıyoruz. Arabada poposu o koltuğa değmiyor hiçbir şekilde, kemerini bağlayamadan aşağı düşüyor, oradan kaçmaya çalışıyor, yakala, yeniden dene, kan ter içinde kalıyoruz vallahi. Başlarda işe yarıyordu ama son günlerde dikkatini başka şeye de çekemez olduk, yemiyor, yay gibi durmaya devam ediyor. Öyle saçma bir inat ki, olur da gevşetirse vücudunu kemerini bağladıktan sonra bir iki dakika içinde her şey normale dönüyor, sanki o mücadele hiç yaşanmamış gibi sakin sakin oturuyor. Gideceğimiz yere gitmekten vazgeçiyoruz oturtamazsak. Kararlıyız, o koltuğa oturmadan seyahat edilmeyecek. Ama yani bu inat dönemi ne kadar sürecek? Arabayı çok sık kullanmıyoruz ama aslında bebekliğinden beri alışık kendi koltuğuna. Yazıdaki tavsiyeler güzel de, bu geçici olduğunu sandığım dönemler için ne yapmalı, her seferinde böyle güreş mi tutacağız, var mı tecrübesini paylaşacak olan acaba?

    • işe yarar mı emin değilim ama önce siz yanındaki koltuğa otursanız ve kemerinizi ona anlatarak bağlasanız sonra da eşiniz oğlunuzu koltuğa oturtmaya çalışsa..belki “aa annem de kemer takıyor” falan der ve oturur..ya da eşiniz otursun önce ama yanına oturan kişi tekrar kalkmasın, seyahat boyunca kemeri bağlı bir şekilde yanında oturmaya devam etsin..belki denemişsinizdir..kolay gelsin umarım işe yarar..

    • Benim bu konuda tecrübem yok, ancak taviz vermediğiniz sürece doğru yoldasınız bence… Ama güzellikle, ama bazen güreş tutarak devam ettikçe siz, ve bunu neden yaptığınızı anlattıkça sonunda uzlaşacaksınızdır diye tahmin ediyorum.

      Bir de belki oyuncaklarını deneyebilirsiniz. Onları oto koltuğuna oturtsanız, işte onlar da kemer takıyor bak bıdı bıdı… İşe yarar mı ki? Belki de denediniz bile…

      • Tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Yazdıktan sonra bir kez arabaya bindik. Sabahtan başladık “arabaya binip şuraya gideceğiz, arabada herkes kendi koltuğuna oturacak ve kemerini bağlayacak, koltuğa oturup kemer bağlamazsak gidemeyiz” demeye. Gidişte her zamankinden daha az direndi sanki. Ama asıl ilginci dönüş yolunda oldu. Ben trafiğe çıkmaya başlayalı çok olmadı, oğlum şimdiye kadar hep babasını şoför koltuğunda görmüştü. Dönüşte ben kullanınca koltuğa otururken direnmek bir yana, 1,5 saatlik dur-kalk trafikli yolda gık çıkarmadan kendi kendine oynadı. O kadar şaşırdık ki… En keyifli zamanlarında bile 1,5 saat trafik çileden çıkartırdı çünkü yavruyu. Keramet arabayı annenin kullanmasında mı, konuşmakta mı bilemiyorum. Umarım böyle devam eder 🙂