5 Yorum

Sanem ve Deren’in Hikayesi

Bundan tam bir sene önce, 14 Nisan 2014’te, Yase’nin Teo’sunu karşılarken biz posta kutuma düştü Sanem’in Gebelik Günlüğü‘nün ilk yazısı… Ve sonrasında hep birlikte bekledik Deren’i.

Deren 9 Aralık 2014’te annesinin kucağına geldi. Sanem lohusalık günlüğüne başlasa da, Deren’in geliş hikayesini anlatması vakit aldı. Kolay olmuyor, biliyorum. Bir yandan okurlar heyecanla beklese de, annenin toparlanması, olanları sindirmesi, yazacak gücü bulması bazen vakit alabiliyor. Bu yüzden gebe yazarlarımı sıkıştırmak istemiyorum. Ne zaman yazabiliyorlarsa o zaman yazıyorlar.

Ne tesadüftür ki, ilk gebelik günlüğü yazısını gönderdikten tam bir sene sonra -Teo’nun da birinci yaş gününde- Derin’in doğum hikayesini gönderdi bana Senem. İşte onların kavuşma hikayesi…

***

Sanem3

Sanem ve Deren’in Hikayesi
10 Aralık 2014, Hellerup – Danimarka

Geçen sene bugün Sanem’in Gebelik Günlüğü’nün ilk yazısını yazıp yollamıştım Elif’e. O gün altıncı haftasını yeni bitirmiş taze bir –yeniden- gebeydim. Bugün ise, o gün karnımda olan bebeğim dört aylık oldu da bu yazıyı yazarken yattığı yerden bana gülücükler bile atıyor.

Bu hamileliğim ilkine göre karamsar ve endişeli geçti. İki çocuklu hayat, Efe’nin nasıl etkileneceği, ailelerimizden dolayısıyla yardımdan uzakta iki çocukla nasıl yapacağız soruları hep beynimin bir köşesinde durdu.

Toplamda üç aile hekimi görüşmesi, iki kan testi, iki şeker yüklemesi, iki ultrason ve beş ebe görüşmesinin sonunda 40 hafta artı 5 günlük hamile iken ebenin muayenehanesinde ben, sevgilim ve annem ebeme meraklı gözlerle bakıyorduk. “Bu bebek ne zaman gelecek?”

İşte bizim doğum hikayemiz de burada başlıyor:

09 Aralık 2014 Salı – Hafta 40 Gün 5

Saat

12:00

O gün ebe ile son görüşmem vardı. Her zamanki gibi elle muayenesini yaptı. Bebeğin yaklaşık 3.8 kg olduğunu söyledi. Doppler ile kalp atışlarını dinledi. Tansiyonumu ölçtü. Her şey yolundaydı. Herhangi bir doğum belirtisi yoktu. İstersem açılma var mı diye kontrol edebileceğini ama bunun bir şey değiştirmeyeceğini söyledi. Bebeğin keyfini bekleyecektik 41+5’e kadar. Eğer bebek bu tarihe kadar gelmezse hastanede bir hap vereceklerdi. Bu hap cervixi kısaltıp hafif hafif sancıları başlatıyormuş. Eğer o da olmazsa damardan IV ile suni hormon vereceklerdi ve benim bütün bunları isteyip istemediğime karar vermek için bir haftam vardı. Hastanede hapı almak yerine sadece vajinal muayene olup bebeğin de iyi olduğuna emin olduktan sonra eve dönebilirdim eğer doğumun kendiliğinden başlamasını istiyorsam.

Ertesi gün doğum günümdü. ‘Eğer bu kadar beklediyse biraz daha beklesin artık ben doğumgünümü paylaşmak istemiyorum’ dedim en son ebeye. Gülüştük. Çıktıktan sonra Elif’e kısaca durumumuzu özetleyen bir e-posta yolladım. “Her şey yolunda. Daha doğum belirtisi yok ama her an olabilir bu işler biliyorsun…”

18:00

Akşam saatlerinde hafif hafif kasılmalar olmaya başladı. Önce fazla üstünde durmadım hatta dalga bile geçiyordum bizim kız doğumgünümde gelecek herhalde diye ama gerçekten ihtimal vermiyordum. Yemeğe oturduk. Arada kasılmalar devam ediyordu ama bu benim iştahla anne yemeklerini hüpletmeme engel değildi.

20:00

Kasılmaların şiddeti hafiften artmaya başladı. Gerçekten doğum başlamış olabilir mi diye düşünürken Ender telefonunu eline aldı. Çok önceden indirdiği “contractions” uygulamasını kullanmanın vakti gelmişti. Kasılmaları kaydetmeye başladık. Önceleri 15 dakikada bir 30 saniye kadardı. Bir saat kadar aynı tempoda devam edince duşa girmeye karar verdim. Çıkınca hastaneyi arayacaktım.

21:00

Duşta biraz uzun zaman geçirdim. Sıcak suyun altında durmak gevşetip rahatlatıyordu. Çıkınca kasılmaları kaydetmeye devam ettik. 8 dakikada bire düşmüştü. Süresi hala 30 saniye civarındaydı. Bu kadar kısa sürede 8 dakikaya düşünce ben yanlış hissediyorumdur canım bu kadar hızlı ilerlemez diyordum çünkü Efe’nin doğumu gerçekten çok uzun sürmüştü. İkinciler daha hızlı ve kolay deseler de pek ihtimal vermiyordum.

Doğum başladığı zaman aramamız gereken numarayı çevirdim. Kasılmaların sıklığını ve süresini söyledim. Dosyamdan kısaca hikayeme baktı ebe. Sonra da “Acele etmeyin ama çok ağırdan da almayın 1-2 saat içinde hastaneye bekliyoruz doğum sabahı bulmaz” dedi. O noktada hepimizi heyecan bastı. Sevgilim ben traş olayım o zaman dedi. Efe’yi yatırmıştık. Ben de çoğunlukla ayaktaydım. Yoruldukça pilates topumun üzerine oturuyordum.

23:00

O vakte kadar kasılmaları oldukça rahat karşılıyordum. Benim için en rahatı ayakta durmak, kasılma olunca da öne doğru bir masaya ya da sandalyeye eğilip kalçamı sağa sola hareket ettirmek şeklindeydi. Gözlerimi kapatıp derin derin nefes alıp vermeyi unutmuyordum. Hatta telefonum hala elimde haber bekleyenlere güncel durumumu yazıyordum whatsapp’ten. Ama artık taksi çağırmanın vakti gelmişti.

23:20

Taksiye bindiğimde Adele – Rolling in the deep çalıyordu. İşte dedim tam beni havaya sokacak şarkı. Sözlerini bir kenara bırakırsak müziğin ritmi oldukça iyi gelmişti. Kendime doğum için bir playlist hazırlamamıştım. Moduma göre youtube’dan bulup dinleriz diye düşünüyordum ve taksiye biner binmez duyduğum bu şarkı çok iyi gelmişti. Gözlerimi kapattım sadece şarkıyı duyuyordum. Arada taksi şoförü birşşeyler anlatıyordu ama onunla sevgilim ilgileniyordu zaten. Sonradan gözlem odasında beklerken anlattı bana hikayeyi. 2.5 yaşındayken onun da bir kızkardeşi olmuş, başlarda o kadar istememiş ki bebeği fırsatını bulduğu bir aralıkta kızkardeşini çöp kutusuna atmış.

Adele’nin arkasından Eric Clapton – Layla başladı. Bu şarkının ritmini de aynı şekilde o kadar seviyorum ki takside arka arkaya çalması benim için tesadüften öte mucizeydi. Taksi şoförü kısayım isterseniz sesini dediğinde öyle bir “Hayır çok iyi geliyor!” demişim ki sesini daha da yükseltti.

23:45

Ev ve hastane arası 15 dakikalık sürüş mesafesi olmasına rağmen taksiden indiğimde kasılma geldiğinde yürüyemeyecek haldeydim. Doğum katına çıkıp ebeye ulaşana kadar kasılma geldikçe bir köşede durup derin derin nefes alıp kasılmaların geçmesini bekledim.

10 Aralık 2014 Çarşamba – Hafta 40 Gün 6

Saat

00:00

Ebe doğum odasına götürmeden önce gözlem odalarından birine aldı bizi. Burada ilk muayeneniz yapılıyor. Doğum başlamamışsa, yanlış alarmsa eve geri gitme durumunuz da olabiliyor çünkü.

Yine önce elle muayene ve tansiyon ölçümlerinden sonra CTG (NST) makinasına bağladılar. Burada kasılmaların sıklığını ve süresini takip edeceklerdi, arkasından da ne kadar açılma olduğunu kontrol etmek için tekrar gelecekti ebe. Makinaya bağlanınca yatmak gerekiyordu. Sırt üstü rahat edemiyorum yan yatayım dedim tamam dedi ebe gitti, elime de bir buton verdi. Bebeğin hareketini hissettikçe butona basacaktım. Ben o yatakta değil yarım saat 10 dakika yatamadım. Kasılmaları dediğim gibi sadece ayakta öne eğilip sallanarak rahat atlatabiliyordum. Ebeyi çağırdık, bu makinaya ayakta bağlı olmanın bir yolu yok mu diye sorduk. O da cihazı tekrar ayarlamaya çalıştı baktı olmuyor. Neyse bu kadar yeterli zaten dedi.

Sanem1

01:00

Kasılmaların artık sıklığını ve süresini bilmiyordum ama beni oldukça zorlamaya başlamıştı. Nefes almayı unutuyordum çoğu zaman ama sevgilim canım işte tam o noktada “Nefes almayı unutma” diye uyarılarını yapmaya başlamıştı. Bir de kasılma geldikçe sırtımda bel çukuruma masaj yapıyordu. Kasılma şiddetlendikçe daha da çok baskı yapmasını istemeye başlamıştım ondan. Aksi yöndeki bu baskı gerçekten çok yardımcı oluyordu.

Ebe tekrar geldiğinde hiç sevmediğim (kasılmaların şiddetini arttırdığı için) vajinal muayeneyi yaptı. Evet kasılmalarım vardı ve de şiddetliydi ama süresi yeterince uzun olmadığı gibi açılma da sadece 3 santimdi.

Bu sefer ağrı kesici almama niyetiyle bu yola çıkmıştım ama öte yandan biraz dinlenip rahatlamaya da ihtiyacım vardı. Epidural seçeneğim var mı diye sordum ebeye. Sancılarını durdurabilir o yüzden olmaz dedi. İstersen morfin iğnesi yapabiliriz ama dedi. Doğuma hazırlık seminerinden hatırladığım kadarıyla morfin ancak bebeğin doğumuna en az 4 saat kadar bir süre varsa yapılıyor. Bir an için düşündüm ağrı kesici almasam mı diye ama sonra hemen tamam o zaman dedim, morfin yapın.

01:20

İğneden sonra biraz rahatlamıştım. Yatağa uzanacak kadar rahat hissediyordum. Telefonumu da yeniden elime alabilmiştim. Yine güncel bilgileri geçiyordum. O arada benimle ilgilinen iki ebe odaya girdiler doğumgünümü kutladılar. Yukarıda odamın hazırlandığını ve kısa sürede beni yukarıya alacaklarını söylediler.

01:30

O rahatça yatağa uzanma hissi kaybolmuştu. Kasılmaları yine yatarak karşılayamıyordum. Ebeyi tekrar çağırdık, hiç hoşlanmasam da açılmayı kontrol etmesi gerektiğini söyledi. 5 cm olmuştu! Yarım saatte 2 cm açılma. Doğum çok hızlı ilerliyordu. Ben artık aktif doğum sürecine girmiştim. Hiçbir şey duymuyordum. Sadece kasılmalarıma ve nefesime konsantre olmuştum. Bebeğin aşağı doğru ilerlediğini çok net bir şekilde hissediyordum. Tek korkum vurdukları morfin iğnesiydi. Bebeğe zararı olur muydu?

O arada odam hazır olmuştu. Ben sedyeye yatmak istemedim. Yürüyerek gitmek istiyordum. Yarı çıplak olduğum için çarşaf doladılar. Sonra olabildiğince hızlı bir şekilde beni doğum yapacağım odaya götürdüler.

Orada doğumumu yaptıracak ebe Nanna’yle tanıştık. İlk sorum “morfin aldım bebeğe zararı olur mu?” oldu.”Zannetmiyorum ama çocuk doktoru çağıracağız” dedi Nanna. Bu arada kasılmalar geldikçe ben ayakta yatağa gömülüyor ve sallanıyordum, sevgilim bir yandan masaj yapıyor bir yandan da benimle birlikte derin derin nefes alıp veriyordu. Nanna saçlarımı okşayıp çok iyi gittiğimi söylüyordu.

01:55

Suyum geldi. O noktadan sonra kasılmalar artık daha şiddetliydi. Daha ne kadar sürer acaba diye düşünmüştüm o an ama şu an elimdeki doğum hikayemin yazılı olduğu dosyaya bakıyorum da sadece 43 dakika sürmüş.

02:39

Nanna itme hissi gelmedi mi diye sordu. Çoktan gelmişti de o his ben inanılmaz bir şekilde hala bu kadar hızlı olmaz canım dediğimden, şaşkınlıktan itme hissim var bile dememişim. Olumlu yanıt gelince “Sanem yatağa geçmen gerekiyor açılmayı kontrol etmeliyim” dedi. “Açılma 10 cm, biliyorum çok zor ama lütfen itme” dediğinde artık kavuşmamıza çok az kaldığını biliyordum.

02:42

Benim daha hamilelik testinde iki çizgiyi görmeden varlığını hissettiğim, annemin doğumgününü ilk önce ben kutlamayalım deyip daha öğlen hiç belirti yokken gecesinde hızla koşarak gelen sürprizi seven pamuk kızım mırıl mırıl mızırdanarak içimden kaydı geldi göğsüme kondu. Memeyi bulunca da rahatlayıp sustu.

Sanem2

Doğum ne kadar büyük bir mucize ki bir dakika önce bu kasılmalar biter mi acaba diye düşünürken bir dakika sonra bebeğiniz kucağındayken siz de onunla birlikte yeniden doğmuş gibi oluyorsunuz.

Deren’in doğumunda sadece bir ebe ve sevgilim vardı. Göbek bağını babası kesti. Deren’in doğumundan 13 dakika sonra plasentasını doğurdum. Bu “Hayat Ağacı” dedikleri nasıl bir mucize hala aklım almıyor. Deren’in K vitaminini de yaptıktan sonra Nanna bizi biraz yalnız bırakacağını söyledi. Kontrolden sonra benim dikişe ihtiyacım olmadığını söylemişti. Dönüşte yiyecek bir şeyler getireceğini ve de bebeğin ölçümlerini yapacağını da ekledi. Ben çocuk doktorunu sorunca gerek olmadığını Deren’in iyi olduğunu söyledi.

Yalnız kaldığımızda şaşkınlığımız hala devam ediyordu. Sanki 41 hafta hamilelik yaşayan ben değildim. Sanki hiç beklemediğimiz bir anda Deren kucağımıza gelmiş gibi hissediyordum.

Sanem4

Nanna döndüğünde Deren’in ölçümlerini yaptı. Bana da temiz kıyafetler verip duşa yolladı. Sonrasında da biraz uyumamız için bizi yalnız bıraktı. Zira iki çocuklu hayata başlamak için önümüzde sadece 4 saat kalmıştı. İyi değerlendirmek gerekiyordu.

***

Sanem’in Gebelik Günlüğü’ndeki geçmiş yazılarını buradan okuyabilir, devam etmekte olan Lohusa Günlüğü’nü buradan takip edebilirsiniz.

5 yorum

  1. Siz Dereni beklerken bende oglumu bekliyordum. Gebelik haftalarimiz bile yakindi birbirine. Ben oglumu 26 kasimda 39+7 de kucagima aldim. O gunden beri de sizin dogumunuzu, dogum hikayenizi bekliyordum gule gule saglikla buyutun bebeginizi

  2. Iyi ki yazdın Sanem akşam akşam ne iyi geldi bana. Senden daha sansliymisim 25 saat süren ilk doğumdan sonra 2. sadece 5 saat vakit aldı. İlkinde hiçbir şey yapılmazken ikincide suyun erken gelmesiyle sancılar çok şiddetli olduğu için ebeler iğne için çok ısrar etti. Morfin değil başka birşey dediler d ile başlayan emin değilim. Gece 2.30 da teşrif etti bizim minik yumurcak. Seninki nasıl az farkla aynı gün u tutturduysa bizimki de 2 saat farkla ertesi günü tutturdu yani doğumgünümden bi gün sonra yi 🙂 tabi Türkiyede bu kadar rahat bırakılan doğum yok da ben kendim ve yakinlarim şartları mümkün olduğunca sağlıyoruz

  3. Incir'in Annesi

    Cok guzel bir dogum olmus Sanem. Insanin icini isitiyor. Masallah.

  4. Tebrik ederim ve size ve ailenize mutluluk ve saglik diliyorum. Ne guzel bir dogum hikayesi. Gebe gunluklerinin hepsi cok guzel ama benim icin sizin gunlugunuzun, Gokce’nin ve Esra’nin gebelik gunluklerinin dogalligi, sade ve icten anlatimlari ve gercekcilikleriyle ayri bir yeri var.