16 Yorum

Öznur’un Gebelik Günlüğü, 31. hafta

Normal bir gebelik geçiriyor olsaydım bu haberi nasıl verirdi bilmiyorum ama şeker yüklemesi sonucunda hipoglisemi olduğumu gayet önemsiz bir durummuş gibi söyledi doktorum. Sanırım bu yaklaşımında onca test ve sendrom ihtimali karşısında çoğu zaman sakinliğimizi korumuş olmamızın etkisi büyük.

Çok ciddi bir durum olmadığını söyledi, biz de önemsemedik böyle bir yanıt alınca.

Oznur31

Yine de karbonhidratı tamamen kesip, öğünleri az ve sık ayarlamamız gerekiyor. Aslında bu sadece hipoglisemi için değil kalan dönemi rahat geçirmem için de uygulamam gereken bir yöntem. Şu ana kadar 11 kilo aldım, bunu maksimum 14-15 aralığında tutmam lazım. Hem kolay doğum yapabilmek, hem de doğum sonrası kiloları rahat verebilmek için önemli bir durum bu. Spor yapabilsem belki dengede tutmam daha kolay olacak ama belimdeki ağrı sol bacağıma ve kalçama vuruyor. Bazen de kuyruk sokumuna. Hatta kuyruk sokumundaki bazen işi o kadar abartıyor ki oturup kalkarken çığlık attığım bile oldu. Doktorum doğuma kadar böyle devam edebileceğini söylüyor, hafif ağrı kesicilerle idare edeceğiz dedi. Ama bu “hafif” ağrı kesiciler ile geçecek bir ağrı değil, bu yüzden hiç içmemeyi tercih ediyorum.

Doğum izni konusuna hala karar veremedim. Her akşam servisten bel ağrıları ile kıvranarak inerken “yok, olmayacak bu iş, nisan sonu izne ayrılıyorum” diye sinirle söyleniyorum. Araya haftasonu girip dinlenme fırsatı bulduğumda aklıma ufacık bırakacağım bebeğim geliyor, “bari ek gıdaya geçene kadar bırakmayayım” diyip 37. haftaya kadar uzatmaya karar veriyorum. Anneme de bırakacak olsa bebeğime kıyamıyorum ama hem nefes darlığı hem bel ağrısı epey zorlamaya başladı. Son ana kadar sabredeceğim. Bu arada izin planlamasını yaparken 32 ile 36. haftalar arası evden çalışabilirim önerisini yaptım şirketime, hele bir 32. haftada sağlam raporu al, sonrasına bakarız dediler. Hedefim mayıs ayında haftanın 2 günü şirkette olmak, 3 günü de evden çalışmak. Kabul ederlerse bebeğimle 1 ay fazladan vaktimiz olur. Etmezlerse, bir ay erken bırakacağım gibi görünüyor.

Başka gebeler ne düşünür bilemiyorum, ben de hayatımın çoğunda farklı düşünmüştüm aslında ama artık gebelerin çalışmaması gerektiğini savunacak kadar yorgun hissediyorum kendimi. Belki bu kadar saat oturmaya mahkum olmasaydım ya da günde 3-4 saat trafikte ve serviste vakit geçirmeseydim bu kadar isyan etmeyebilirdim. Ama böyle bir tempoda çalışmak, gebelikte zor zanaat. En azından bana zor geldiğini söyleyebilirim. Hayatımda bir balayımı bu kadar iple çekmiştim, şimdi de doğum iznimi.

Doğum iznine çıktığımda vaktimin çoğunu İstanbul’a yakın bir sayfiye yerinde geçirmeyi düşünüyorum. Eşimin işyeri orada, kalabileceğimiz ufak bir çatı katımız da var. Hem yaz başı doğanın güzelliği, hem açık hava, hem bel ağrılarıma çare olabileceğini düşündüğüm küçük çaplı orman ve sahil gezileri planladık. Hayali bile o kadar güzel geliyor ki…

Hamilelik garip bir dönem. Mutluluk, üzüntü, umutsuzluk, şaşkınlık, sabırsızlık gibi duyguların hemen hepsini yaşadım. Üstelik bir çoğu da aynı gün içerisinde. Hem hassassım, hem daha güçlü. Bir yandan bebeğim sağlıklı olduğu için mutlu oluyorum, bir yandan bel ağrısından sızlanıyorum. Bir yandan da sızlandığım için kendimi suçlu hissediyorum.

İşte bu suçluluğun nedeni de toplum baskısı dediğimiz terane, şahsen en çok sıkıldığım anlar bu baskıyı hissettiğim anlar oluyor. Ağrım var diyorum, ”eskiden kadınlar tarlada….” cümlesi başlıyor. Günde 3 saat trafikte bunalıyorum, nefes darlığı yaşıyorum diyorum ”ay falancanınki çok rahat geçmişti”  diyip, aslında “amma da çürüksün” manasına gelen cümleler kuruluyor. Sanki problemlerimi ifade edersem durumun kutsallığını(!) bozuyormuşum gibi hissettiriliyorum. Halbuki bazı sıkıntılarımın olması ve bunu dile getiriyor olmam kızımın içimdeki varlığına şükretmediğim anlamına gelmiyor.  Bu anlamda ideal bir hamile değilim toplum gözünde yani. 32. haftada işi bırakmak bile bir dayanıksızlık göstergesi olmuş. İki saat sebep açıklıyorum 32. haftada işten ayrılacağımı söylerken… Halbuki geri kalan zamanı her şeyi çok bilen kişilerden uzakta, daha keyifli, sakin ve huzurlu geçirmeyi istemek bile başlı başına bir sebep olamaz mı?

Başta üzülüyordum ama artık böyle konuşanlarla muhabbeti uzatmıyorum, çoğuna cevap vermeyip anlamsızca suratlarına bakmakla yetiniyorum. Ama içimden küfür ettiğim doğru.

Bu arada 32. haftaya az kalmışken rahatlığın suyunu mu çıkardık acaba diye düşünmüyor değilim. Tamam hastane çıkışında çıplak kalmayacak bebe orasını kesinleştirdik ama kanepede yatırmayı düşünmüyorsak artık yatağını, dolabını almamız lazım bir zahmet. Bakalım şu doğum izni bir gelsin, içimdeki gezgin ve enerjik gebe açığa çıkar sanırım.

Haftaya görüşmek üzere,

Öznur

***

Yazar Hakkında

ÖZNUR – İstanbul’da yaşayan, günde yaklaşık 4 saatini trafikte geçiren, tahammül sınırlarını oldukça genişletmiş ama bunun yanında sinir sahibi olmuş ve günün birinde delirip mutlaka Ege’ye yerleşecek olan (klasik) bir bilişim sektörü çalışanıdır. 38 yaşında olup, ilk gebeliğini anlatıyor.

Öznur’un tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

16 yorum

  1. insanlar hemen antitez yaratmaya meraklı, boşver sen..ben de hamileyken 3 saatimi yolda geçiriyordum..metrobüs falan ve kimse de yer vermezdi! 37. haftada çıktım izne..şimdi birisine sorsan “aa pelin metrobüslerde ayakta geldi, günde 3 saat yoldaydı gıkı çıkmadı” der ki nasıl yalan! gel sen onu anneme sor, eşime sor, bana sor o 3 saat nası geçti..boşver..zor çok zor hamile halde işe gelip gitmek..iznimin ilk gününde sabah bir saat salonda boş boş oturup “nası gelip gitmişim o yolu bunca hafta!” diye düşünmüştüm..Allah kolaylık versin.. 🙂

    • 32. haftada izne çıkmak en iyisi. Hele de yaptığın o güzel plandan sonra 🙂 ben 18. haftada o günlerin hayalini kuruyorum özellikle sağdan sağdan vuran ağrıları yaşadıkça. Ben hayatta güçsüz olma hakkımı sıklıkla kullanmayı tercih ediyorum. Her türlü zorluğun üstesinden gelen ve bunları hiç söylenmeden yapanları çok takdir ediyorum ama üzerimde öyle olmak zorundaymışım gibi bir mahalle baskısı yaratılmasından hoşlanmıyorum 🙂 Bir de şu tarlada çalışan kadınlar konusu var ki orası apayrı. eminim onlar da bizim hayatlarımızı yaşamak zorunda kalsalardı çeşitli zorluklar yaşarlardı, sonuçta bu bedenlerimizin alışkanlıkları ile ilgili.

    • Pelin, iyi dayanmışsın. Ben servisle başa çıkamıyorum, sen 3 saat metrobüs diyorsun. alnından öperim valla.

      • yok yok öpme sen alnımdan 🙂 en azından metrobüs, metro/tren falan derken ben hareket ediyordum..sen servisde üç saat oturmak zorunda kalıyorsun o daha zordur ya…

        neyse neticede geçiyor yahu 🙂 gün gelecek sen de “nası gidip gelmişim” diye düşüneceksin 🙂

  2. Lutfen sizi kimsenin uzmesine izin vermeyin mumkun oldugunca…. bebegimin ilk 6 ayinda bazi insanlar tarafindan cok uzuldum simdi keske izin vemreseydim, o kiymetli zamanlarimiZi aldilar elimizden diye hayiflaniyorum, hayatimdan cikarttim kendilerini ve simdi kafam o kadar rahat ki…

  3. bahsetttiginiz bacak/kalca/kuyruk sokumu agrisi icin kayroprakter’i ne kadar tavsiye etsem azdir. drunuz ne der bilemeyecegim ama turkiyede bilinen birsey degil o yuzden belki cekinir. yine de hem kalcanizin dengesini saglar ve agriniza faydasi olur, hem de doguma muthis faydasi olur onceden tedavi gormus olmanizin. amerikada hamileler hep gider gayet guvenli bir sey, en kotu ihtimalle ise yaramaz ama birseyi de bozmaz. istanbulda da cok iyi kayroprakterlar var her iki yakada da, bir zarari yok, cok yumusak ve basit hareketlerle duzeltebilirler.

  4. Sevgili Öznur, 26.annelik gününden merhaba. Buraya bir gel şu doğum iznini iple çekme konusunu bir daha konuşalım derim

  5. Selam Oznur,
    Cuma gunu dondum Turkiye’den. 8 gun Istanbul’da arkadas ziyaretleri bir o kadar da kendi sehrimde aile ziyaretleri ile gecti. Ben 11yildir Italya’da yasiyorum, son 1,5 yildir issizim ve hamile de oldugum icin cok da kafaya takmiyorum. Her ne kadar Istanbul’da gezme tozma icin yollarda olsam da aman yarabbi geberdim yorgunluktan. Karnim cok yok ama 6 aylik hamileyim ve biraz ekstra efor sarfedince pestilim cikiyor kaldi ki iyi kotu duzenli spor yapan biriyim. Yok ya, hic anormal degilsin. Hamileyken calismak, hele de Istanbul’un kosusturmasinda, kalabaliginda cok cok zor. Ben hamileliklerini son haftalara kadar calisarak geciren arkadaslarim icin cok uzuldum. Kimse kolay demesin bence. Off, evime dondum kac gundur kendime gelemedim 🙂
    Calisan butun hamilelere cok cok kolayliklar diliyorum.
    Bu arada yazdim mi bilmiyorum, bizim amniyo sonucu da temiz cikti, ben de attim kendimi Turkiye’ye. Coceeme tattirdim kebaplari, lahmacunlari, baklavalari. Cok begendi sanirim cunku hep kipir kipirdi 😉
    Sevgilerimle

    • Deniz, çok sevindim sonuçların iyi çıkmasına 🙂

      Bak bizim de tüm testler iyi çıkınca etrafa sardırmaya başladık, bunlar iyi dertler 🙂 Ben zaten kararımı verdim, 2 haftam kaldı, izne çıkıyorum. hamileliğimin işkenceye dönüşmesine izin vermeyeceğim. olmazsa bir ay ücretsiz izin alıp doğum sonrası bu açığı kapatırım diye düşündüm.

  6. Aman insanlarin “ooo bilememkiminki soyle zordu, o da bisi mi” laflari aslinda hep insanlarin mutsuzlugundan ve kendilerine olan guvensizliginden kaynaklaniyor. Allah Allah bir insan “yorgunum” diyorsa yorgundur. Kimsenin kimseden izin almasina gerek yok.
    Ben 17.5 haftalik gebeyim. Sansliyim cunku istersem 24. haftada dogum iznine ayrilip, 70 hafta izin kullanabilirim. Istanbul trafigini de cekmiyorum. Ama iki ay hyperemesis gravidarum gecirdim, sick leave’deydim iki ay. Ve acikcasi 99% gectigi halde pestilim cikmis durumda. Ustelik trafikte uc Saat degil, yarim Saat harciyorum. Ve evet, cok sikayetciyim ve dogum iznimi dort gozle bekliyorum. Kanada yasalarini Amerikali sinir patronuma anlatmaya calisiyorum. O da sinirimi bozuyor, seytan diyor “heeeee, 36. haftada gitcem de, sonra 24. hafta “hadi 70 hafta sonra gorusuruz” diyip cek git” diyor. Ama o bile beni dusunduruyor. 16 haftayi bebegimden calmak demek. Beterin beteri olmasi su anda hic umrumda degil.

    • Deniz, hamilelikte “çalışmak” zor. İlla üç saat trafik çekmen gerekmiyor yani zorlaşması için. her insanın “zor” tanımı farklı. Kimseyle kimseyi karşılaştırmasak ne güzel olur böyle durumlarda, tek ihtiyacımız olan bu.

      Bu arada 70 hafta neymiş ya, hesap bile edemedim birden. 🙂

  7. 38. haftaya kadar çalışmak zorunda kaldım. (16 haftalık doğum iznimi olabildiğince oğlumla geçirebilmek için…) Buna rağmen o en hassas zamanlarda “şu şu doğum yaptığı güne kadar çalışmıştı ama” gibi cümleler duydum! 24.haftamda kan değerlerimden ötürü erken doğum riskiyle karşı karşıyaydım. “Korkma artık 6 aylık doğanlar bile yaşıyor” oysa ben bebeğimin “yaşamama” ihtimalini bile düşünemezken onlardaki bu rahatlık benim sinirlerimi geriyordu. Bebeğim doğum sonrası 3 ay küvezde niye kalsın? Doğum yapıp evime bebeğim olmadan mı girecektim? Emzirmediğim için sütüm de mi gelmeyecekti? Kafamda korkunç sorularla geçti son 14 haftam. Belki de beni o “bir şey olmaz bu kadar pimpirikli olma” manasındaki cümlelerle rahatlatacaklarını sanıyorlardı ama tam ters etki yaptığını görmüyorlardı. Hamileliğin dünyanın en keyifli ama en en en zor dönemi olduğunuı bilmiyorlar mıydı yoksa?
    Daha neler neler bakın yine gerildim. Lafı daha fazla uzatmayayım. Binlerce şükür ki oğlumu sağlıklı bir şekilde kucağıma aldım, şu an 9 aylık oldu kuzum. 5 aylıkken de işe döndüm.
    Kolay doğumlar ve sıkıntısız bir lohusalık dilerim 🙂

  8. 18 Günlük anne olarak ben de hamileyken doğum iznimi iple çekerdim.iş stresinden kurtulup ayağımı uzatıp kızımla bütün gun sadece kitap okuyup müzik dinleyecektim tabi kızım doğum iznim bitmeden üstelik hazırlıklar tamamlanmadan 36+5 te gelmeye karar vermeseydi 🙂

  9. 32.haftada izine çıkmak en güzeli. Bana da çok dediler madem ücretsiz izin alacaksın yorma kendini çık izne diye ama 36.haftaya kadar sabrettim ne gerekliyse. Kimse sana madalya takmıyor 37.haftaya kadar çalıştığında. Sen yorulduğunla kalıyorsun bir de o kadar yol var. Benim yolum 20dkydı. Son hafta ayaklarım fena haldeydi. Hatta raporu götürürken eşimin terliklerini giyip gittim 😀

    Biraz nefes almak sana da gerekli sonrasında dinç olabilmek adına. Kendine vakit ayır, son zamanlarında gez dolaş. Sonrasında dinç kafayla kızını kucağına sağlıkla al inşallah. Ayrıl gitsin 32de 🙂