2 Yorum

Türkan’ın İkinci Gebelik Günlüğü, 19. hafta

Merhaba sevgili Blogcu Anne okurları,

Bu hafta benim için sakin sessiz bir haftaydı, iş dışında evdeydim çünkü eşim bir toplantı için Türkiye’ye gitti. O olmayınca en fazla evin arkasındaki parka kadar uzaklaşabildik evden. Yine de oğlumla güzel zaman geçirdik. Haftasonu yaşadığımız Diplomatik Alan’daki yüzme havuzuna gittik, en son gebelikten önce gitmiştim, gebeyken ilk kez yüzdüm. Allahım ne keyifliymiş! Oğlumla ve komşularla baya eğlendik, akşamına da hanımlardan biri mantı ziyafeti verdi sağolsun…

Fırtınanın etkisi çok şükür geçti de tozlu bulutlar kalkınca o aşırı sıcaklar şimdilik gitti. Akşam üzeri çok tatlı bir hava oluyor bikaç gündür (lütfen devam etsin Allahım), biz de ondan faydalandık, oğlumla çıktık gezdik kum oynadık. Kalan zamanda evde bonibonlu kurabiyeler yaptık.

Turkan19

Yürüyüşlerime devam ediyorum, yogaya da… Evde, işte uzun süreli oturmamaya çalışıyorum. Koridorlarda turluyorum. Yüzmeye daha sık gitmek istiyorum yapabilirsem. Yediklerime dikkat ediyorum ama çok da kısıtlamıyorum kendimi. Omega 3 hala kullanıyorum, doktorun verdiği d vitamini+kalsiyum ve demir ilacı var, bir de B12 çinko vs bileşimi bir destek. Hangisi bilmiyorum ama biri sanırım dokunuyor ve sanki kaşıntı yapıyor, kuru havadan da olabilir emin olamıyorum. Doktoruma ulaşamadım danışıp ona göre devam edeceğim. Şimdilik gece acıkmalarım yemek sonrası atıştırma isteklerim yok, umarım olmaz da..

Kararımı burada doğum yapmak olarak belirlesem de bir yandan B planım da olsun ve o planda da üzerime düşeni yapayım diye memlekette SSVD yapan bir doktor bulma araştırmalarıma devam ediyorum. Bir isme ulaştım, Ankara’da da görev yapmış ve gebeleri tarafından çok sevilen bir doktormuş. Bir umut oldu bana, iletişim bilgilerine ulaşıp telefonda görüşmeye çalışacağım.

Bu hafta annem rahim ameliyatı geçirdi, menapoz sonrası birkaç ara kanaması oldu, gerekli tetkiklerden sonra rahminin alınması gerektiğini birkaç doktordan duyunca annem de onayladı. İlk duyduğumda çok afalladım, ondan uzakta olmak ameliyatta yanında olamamak destek verememek çok zoruma gitti, sonra İstanbul’da kardeşimin doktor arkadaşı yapabileceğini söyleyince biraz moral oldu bana kardeşim yanında olacak diye. Operasyon başarılı geçti, birkaç güne taburcu olacak inşallah. Canım annem…Böyle durumlarda uzakta olmak gerçekten çok kötü.

Eşimin gittiği akşam oğlum uyuduktan sonra film seyretmek için belleği aldım, açınca “foto” klasörü gözüme çarptı, du bi bakiim dedim, Mete’nin doğumundan beri on kere oraya buraya kopyaladığımız tüm videoları fotoğrafları olan dosyaydı bu. Dayanamadım tabi, açtım doğum videomu, her seferindeki gibi ağlaya ağlaya seyrettim, doktorun “annesi baak ne tatlı” dediği ve beynime kazınan o ilk buluşmayı sanki yeniden yaşadım. Klasik bir epidural sezaryendi benimki, sadece yanağını yanağıma getirdikleri an beni duyup susmuştu, o sırada ekipten biri kamerayı alıp babamızı da sahneye dahil ediyordu, bir aile oluveriyorduk, harika bir manzara ama işte bir şey eksik, oğluma dokunamıyordum bile. Orada o anda da öyle çok istemiştim ki alayım göğsüme basayım, öpeyim, bebeğimi sakinleştireyim…Bunu talep edebileceğimi düşünmemiştim bile, artık ten tene temas sezaryenlerde de yapılıyor, ikinci doğumumda bu tür taleplerimi en ince detaylarıyla doktora ileteceğim…

Videoda sonra 20 dakika içinde yukarı çıkarılıyorum, gayet kendimdeyim mutluyum. Ama o arada bebeğim o kadar ağlıyor ki bebeğin kıyafetini düzelten hemşireye “yahu çabuk olsana yavrum mahvoldu orada” diye çıkışırken buldum film seyrederken kendini kaptıran teyzeler gibi… Neyse efendim, her ne kadar en hızlı şekilde bebeğimi emzirmiş olsam da ikincide normal doğumu istemek için hemen dokunabilme, kavuşabilme imkanı bile tek başına yeter benim için… Elbette sağlıklı olsun, yeter ki ikimiz de sağlıklı olalım, gerekirse sezaryen olsun, ama bu ilk buluşmamızı orada gerçekleştirmemize engel değilmiş bunu biliyorum artık…

Sonra da ay ay fotolarına baktım, “attıııı” diye top atışı, oturamayıp hooop geriye yatışı, tombik ayakları, gamzeli elma yanakları, lüle lüle sarı ilk saçları… Halbuki yaşarken ne kadar da sıradandı. Annemlere de bazı fotoğraflar gönderdim, onlar da duygulandı. Vurucu cümle babamdan geldi, “işte biz de sizin anılarınızla yaşıyoruz artık” dedi… Benim doğumum için beklerken içtiği sigaranın kağıdını bile saklayan romantik yengeç babacığıma bir kez daha hak verdim. Sonra ne mi yaptım, aldım oğlumu yanıma, sarıldım, öpe öpe, koklaya koklaya uyudum, ne de olsa şimdi gözüme büyük görünen oğlumun bu halleri birkaç yıl sonra ufacık kalacaktı yine…

Türkan

Yazar Hakkında

TÜRKAN C. DAĞDEVİREN – 32 yaşında, diplomat. 3,5 yaşındaki oğlu ve sevgili hayat arkadaşıyla geçici olarak Suudi Arabistan’da yaşarken 2 sene sonrasında nerede olacaklarını ve hayatının kalanında hangi ülkelerde yaşayacağını bilmemenin keyfini çıkarıyor. Her şeyden önce sağlıkla kavuşmak, sonrasında SSVD arzusuyla ikinci bebeğini bekliyor. Kitap okumayı ve kanaviçe işlemeyi seviyor.

Türkan’ın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

2 yorum

  1. Ten tene temas için doktordan ziyade hastanenin şartları uygun olmaliymis. Çok istediğim halde ne ssvd yapabildim ne de istediğim gibi bir sezaryen dogum. Yanimda biraz daha kalsin lutfeenn dedim ama ortam soğuk, üşür annesi cevabını aldım. Yine de o sicacik, ipislak ilk öpücük unutulmuyor 🙂 buna da şükür diyor insan. Ben bebekten bir saat sonra ancak cikabilmistim odama.

  2. Anneniz için acil şifalar diliyorum. Geçmiş olsun. Babanız da çok tatlııı:)