8 Yorum

Ayşe Nur’un Lohusa Günlüğü

Sevgili Blogcu Anne Dostları,

Hepinize 21. annelik günümden merhaba. Ya kızlar ne zorlu birkaç gündü. Hani neredeyse hepinize küseceğim. Söylemediniz böyle olacağını! Öyle hamilelik ve doğum anlatmaya benzemiyor, sürecin en zorlu kısmı burası bence. Bu yüzden sona yaklaşmış anne adaylarına tavsiyemdir: bu kısma iyi hazırlanın, yardımcılarınızı iyi belirleyin. Özellikle uykuyu seviyorsanız, ki ben sevmem, fiziksel olarak çok güçlü değilseniz geceleriniz için mutlaka hazırlıklı olmalısınız.

Lohusa_Gunlugu

Masal’ı alıp eve geldiğimizde ilk iş kedilerle tanışmasını sağlamaya çalıştık. Ana kucağını salona bıraktık gelip kokladılar filan, çok da fazla ilgilenmediler. Zaten ev o kadar kalabalıktı ki dikkatlerini çeken insanlar, çiçekler vb. bir sürü şey vardı. Sonrasında ilk günler 3 saatte bir uyandırma rutini ile devam etti. Bebeklerin özellikle ilk günlerinde 3 saatte bir uyandırılıp emzirilmesi gerekiyormuş, yoksa kan şekerleri düşüyor ve uyanmaları sorun oluyormuş. Tabii 3 saatte bir emzirme deyince anne için durum şöyle gerçekleşiyor, 15-20 dakika emse -gazını çıkar- uyut vb. zaman da 1 saati alıyor, geriye anneye kalsa kalsa uyumak için maksimum 2 saat kalıyor. Burası ciddi bir kısır döngü.

Babamız da izin alarak ilk hafta bize eşlik etti. İlk haftamız bu şekilde az uykulu, çok ağlamalı geçti, sonrasında doktor kontrolümüze gittik. Ben kesin ortalığı birbirine katar diye tedirgin bir şekilde gittim. Topuk kanı alındı, sarılık bakıldı, her şey normaldi. İlk hafta evde ağlamaktan sesi kısılan Masal hanım hastanede melek gibiydi, herkes ‘uslu bir bebek galiba’ dedi. Oysa ben hastanenin pediatri kısmında havalandırmaya sakinleştirici bir şeyler yaptıklarını düşünüyordum!

Bu arada bana yardımcı olan annem, babamın kontrolü için evine dönmek zorunda kaldı ve ben bir süre yalnız kaldım. İşte bu kısım gerçekten çok zorluydu. Hayatta herkesin yanında birileri olmayabilir ve bebeklerine bu aşamada yalnız bakmak zorunda kalabilirler. Allah’ım sen onlara yardım et, aile büyüklerinden biri telefonda kutlama sırasında “Bizim uykularımız da onun olsun” dedi. Ben de kendi uykularım için bebeklerine hem lohusa olup hem de yalnız bakmaya çalışan anneler için diyebilirim.

Lohusa_Gunlugu2

Annem bugün-yarın geldi geliyor derken ben daha fazla dayanamayıp önce babamı sonra annemi arayıp neden uzattıklarını ve gelmediklerini sorup lohusalığımı gösteriyorum. Sonrasında annem yardıma geliyor tabii ki ve biraz daha rahatlıyoruz. Bu arada yalnızken doktorumuzu yine görüyoruz, Masal hanım kilo almış, demek ki süt sorunumuz yok diye seviniyoruz. Bu kontrole ise yalnız gitmek zorunda kalıyorum ve az kalsın evden çıkacakken vazgeçip geri dönmeye kalkıyorum çünkü Masal durmadan ağlıyor. O haftanın tamamında inanılmaz depresifim, gözyaşları gözümün yanında, hık desem düşmeye hazır.

Bu akşamlardan birinde eşim işten geliyor, günün nasıldı dediğimde halsiz bir şekilde çok yoğun diyor. O an Masal’ı emzirmeye gidiyorum ama bir ağlama geliyor ki durduramıyorum. Eşim gelip neden ağladığımı soruyor konuşamıyorum. Sonra dudaklarımdan “seni çok özledim” dökülüyor. O kadar alışkınız ki baş başa zaman geçirmeye bünyem bir başkasının sadece bana bağımlı yaşamasına itiraz ediyor, henüz senkronize olamıyorum. Sonrasında biraz daha fazla zaman geçirmeye çalışıyoruz. Mesela Masal uyurken yanında beraber oturuyoruz. Gece en azından bir uykusunu mutlaka yanımızda uyumasını sağlamaya çalışıyoruz. (Masal yatak odamıza alınan park yataktan nefret etti, kendi odasında uyumak istiyor, haliyle ben de kendi yatağımda değil yanında yatmak zorunda kalıyorum, bu da ayrı bir yazı konusu olmalı, aldıklarımdan ne kullandım ne kullanmadım.) Bu şekilde biraz daha düzen kuruyor gibiyiz.

Sonuçta ilk 20 günden çıkardığım şudur: bence anneliğin % 50’si sabır, % 30’u paranoya, % 20’si de geri kalanlardır. Süreç içerisinde bu yüzdeler değişebilir tabii ama bu aşamada ben bu şekilde sınıflandırabiliyorum.

Bugün annemle yarı 40 ritüeli yaptık. Yıkama küvetinin içine 1 adet yumurta kırıldı, yumurta kırılırken sadece tepesi delindi, sonra o yumurta kabuğu ile kırk tane yıkama suyuna konuldu. Küvetinin içerisine annem altın bileziğini bıraktı. Su dökünerek dualarla yıkadık. Zenginlik, bolluk bereket, güzellik elbette olsun hayatında. Ama bence en önemlisi doğru, dürüst, saygılı, herkese faydalı, insan gibi bir insan olsun inşallah…

Ayşe Nur

Yazar Hakkında

AYŞE NUR TURAN – 35 yaşında. İstanbul’da yaşıyor. 7 yıldır evli, 12 yıldır keyifle aynı ilişkiyi sürdürüyor. Bir şirkette departman müdürü olarak çalışıyor. Evi ve işi bir birine yan binalarda, sabah trafiği nedir, mesai yapılınca gece yarısı eve gelinir bilmiyor. Eşi finans sektöründe çalışıyor. Okumayı, yazmayı, yemek yapmayı, denizi, hayvanları, İstanbul’u seviyor. El becerisi gelişmiş; tesisattan, matkap kullanmaya kadar her türlü işi yapabiliyor. Son bir yıldır hamileyken evinde aldığı siyah bir kedi ve onun kalan bir yavrusu ile aynı evi paylaşıyor. Müzmin ikizler burcu, asla uslanmıyor. İlk bebeğine 2015 yılı baharında kavuşmuş olmanın mutluluğunu yaşıyor.

Ayşe Nur’un geçmiş Gebelik Günlüğü yazılarını buradan, Lohusa Günlüğü’nü buradan okuyabilirsiniz.

8 yorum

  1. Gebelik günlüğünüzden sonra biraz değişik bir yazı olmuş. Masal haklı kendi çapında, dışarıya alışmaya çalışıyor. Ama birde şöyle düşünün en zor kısımları atlattınız 🙂 Bütün uykular Masal’a . Ne güzel de uyuyor öyle .

  2. Ayşenur selam,

    Doğum iznimi iple çekiyorum biliyorsun, sırf doğumdan sonra daha fazla yorulacağımı bildiğim için de 32. haftaya çıkmaya karar verdim, sakin sessiz, huzurlu bir ayım olsun bari 🙂 yoksa gebeliğim boyunca yaşadığım sıkıntıyı, gerilimi düşünecek olursak içimden çaki çıkacak diye korkmuyor değilim 🙂

  3. Oy! Lohusa gunlugume arkadas gelmis! Hosgelmis 🙂

  4. Ben lohusayken, benden 3-4 ay önce doğum yapmış bir arkadaşım ” İnsan ırkı devamını, kadınların lohusa dönemlerini unutmasına borçlu bence ” demişti 🙂 . Sanırım çok ciddi bir sorun yaşanmadığı sürece o dönem yaşananlar unutuluyor, o yüzden de kimse anlatmıyor. Bol uykulu, huzurlu günleriniz olsun Masalınızla. Yine benden deneyimli bir arkadaşımın lohusa günlerime ışık olan sözlerini hatırlıyorum : ” Gittikçe daha kolay olacak merak etme “. Gerçekten de öyle oluyor, sağlıkla, analı babalı büyüsün Masal Bebek.

  5. Ayşenur,

    Yine son iki-üç haftadır aklımı kurcalayan konuyu dile getirmişsin. lohusalık dönemi zorlukları. nasıl olacak, ne yapacağım diye düşünürken bu yazıda göz yaşlarımı tutamadım.
    bir arkadaşım bu süreci “bebek neredeyse 5 aylık olunca ancak onu sevmeye başladım” diye tariflemişti. dediğin gibi sabırlı olmak en önemlisi.
    yanlız değilsin arkadaşım, hepimiz geçtiğin yollardan geçeceğiz,veya geçiyoruz.

  6. Merhaba
    25 günlük kız annesiyim. Bilin ki yalnız değilsiniz.yaşadıklarımız aynı.hayatım boyunca ağlamadığım kadar çok ağladım geçtiğimiz 25 günde. Herkesin söylediği tek şey geçecek bu günler. Umarım çok çabuk geçer. Emmeyi çok seven buna karşın uyumak istemeyen bir kız annesi olarak tükenmiş hissediyorum kendimi. Dediğiniz gibi iki kişilik hayata o kadar alışmışız ki üç kişilik hayata adapte olmakta zorlanıyorum. Allah hepimizin yardımcısı olsun.
    Sevgiler

  7. eylülün annesi

    Yazıyı okurken aklıma tam 2 yıl öncesi ve lohusalığım geldi. gözlerim doldu. Ne zor günlerdi 🙁 aynı sıkıntıları bende yaşadım.Ama ek olarak sütüm azdı, kızımın kilo alımı sıkıntılıydı, kan uyuşmazlığımız olduğu için kızımın sarılığı çok fazlaydı (fototerapiden kıl payı döndük), bu nedenle uzunca bir süre gün aşırı doktora gittik ve bir de sarılığı çok fazla olduğu için kızımı uyandırmak çok zor oluyordu. tabii ateş basmaları ve sürekli terlemekten bahsetmiyorum bile. Allah herkese lohusayken yardımcı olacak birilerini versin; zira birileri varken bile çok zor geçen bir dönem.