22 Yorum

Hay ekran kadar…

Hafta sonu nihayet bahar geldi İstanbul’a. Sonunda!

Öyle olunca tabii parklara bahçelere koştu İstanbul halkı. Dün Moda’da iğne atsan yere düşmüyordu, kesin bilgi!

Eh, biz de vurduk tabii kendimizi parklara, bahçelere… Hafta sonunun ilk gününde, nispeten serince bir bahar gününde gittiğimiz bir parkta çocuklar koşturuyorlardı. Yanımda oturan kadının yanına yanaştı oğlu, ‘Anne, eve gidebilir miyiz, ben sıkıldım, iPad oynamak istiyorum’ dedi.

Dedim ki vah vaaaah… Çocukların geldiği hale bak. Parkta sıkılıyor artık çocuklar… Parktan eve gidip iPad oynamak istiyorlar. Yazık! 

Bir süre sonra bizimki gelmez mi yanıma, anne, eve ne zaman gideceğiz? diye. Neden oğlum? E sen söz vermiştin ya bugün iPad’la oynicaz diye?

Lanoğlum manyak mısınız nesiniz?! demedim tabii… Canım, evet, bugün oynayabilirsiniz dedim ama şimdi hava çok güzel, haftalardan sonra ilk kez dışarı çıkmışız, iPad oynamak için eve gidemeyiz, kusura bakma, dedim.

Yemin ederim iPad’in icat edildiği güne lanet etmek istiyorum. Sadece iPad değil, hani neredeyse internete lanet okuyacağım, o kadar. Yahu bu nemenem bir şeydir ki çocukların sürekli aklındadır? Okul dönüşlerinde çocuklarla aramda sürekli şu muhabbet geçiyor: ‘Anne falanca filmin fragmanına bakabilir miyiz? Anne, bilmemne oyunu çıkmış, yükleyebilir miyiz’ Ya da ‘Anne, Karlar Ülkesinin şarkısını bi dinleyebilir miyiz?’ Ay bi gidin ya! 

Ekran

Çocuklara diyorum ki: Evladım. Bak, böyle her istediğiniz şeye her istediğiniz an ulaşabilmeniz sizin kafanızı karıştırıyor. Biz küçükken sadece tek bir kanal vardı, onda da sadece pazar günleri çizgi film olurdu. Gözleri faltaşı gibi açılıyor öyle deyince. E yalan mı ya? Bütün hafta Pazar günkü Red Kit’i beklerdik biz. Sonradan sonraya He-Man falan çıktı da okul sonrasında seyreder olduk. Ama o kadardı. Başlardı, ve biterdi. Böyle birbiri ardına, durmadan yayın yapan kanallar da yoktu, internet olmadığından aklımıza gelen her şeyi o an izleyebilme imkanımız hiç yoktu! Radyoda bir şarkı çaldığında başını kaçırdığımıza hayıflanan bir nesildik biz, çünkü o şarkıyı bir daha ne zaman dinleriz, garantisi yoktu…

Bence çağımızın en büyük sorunlarından biri erişilebilirlik. Her türlü içeriğe bir tıkla erişebilme kolaylığı, bir çeşit lanet aynı zamanda… Geçenlerde İnternet Bağımlılığı üzerine bir seminere katıldım, notlarını ayrıca paylaşacağım, oradan da öğrendim ki internete erişimi olan herkes potansiyel bağımlı. Negzel!

Biz ekran (televizyon, tablet, internet) erişimini sınırlı tutan bir aileyiz. ‘Hafta için ekran yok’ kuralı var evimizde. Okul sonrasında televizyon seyretme alışkanlığını yaklaşık iki sene önce kaldırdık, çok da isabet oldu, öğretmenleri de destekliyor bu kuralı. Dolayısıyla tek kötü polis ben olmuyorum, Aaa bakın öğretmeniniz de öyle diyor!

Ancak ‘aç bırakılan zavallı çocuklar’ algısını pek kıramıyoruz. Sanırsın dünya üzerinde televizyon seyretmeyen, tablette istediği zaman oyun oynamayan tek çocuklar bizimkiler ve korkunç bir şeyden mahrum bırakılıyorlar. Etraflarındaki arkadaşları oynuyor -ve sürekli bahsediyor- eh, anneanne-babaannenin evlerine gittiklerinde televizyon seyrediyorlar (bizde yayın da yok), garipçikler kendi evlerinde bir nevi tutsak hayatı yaşıyorlar!

Onlara geçenlerde anlattık:

Bakın evladım, internet (ve aslında tablet) evet, çok güzel, çok eğlenceli ve çok faydalı… Ancak bir o kadar da zararlı… Bakınız biz küçükken her yerde sigara içilirdi. Evde, arabada, uçakta, otobüste (böyle deyince inanamadılar). Neden bu böyleydi? Çünkü sigaranın ne kadar zararlı olduğu o zaman bilinmezdi. Anlaşılınca, sigara her yerde yasaklanmaya başladı (şimdi şeker için de benzer bir süreç yaşanıyor).

Bak çocuğum, bu aletler radyasyon yayıyor, bir. Ve bu kadar yakından, bu kadar uzun süreli radyasyona maruz kalmanın etkileri bir 50 sene sonra falan anlaşılacak. Ayrıca, sizi çok fazla şeyden alıkoyuyor bu meretler (meret demedik tabii), ikiii. Oturup parka gideceğine, kitap okuyacağına, ya da en basitinden sıkılacağına oyun oynamak istiyorsunuz. Haklısız da… Öyle bir alışkanlık yaratıyor çünkü bunlar… Bizler, anne-baba olarak sizleri korumak zorundayız evladım. O yüzden, her ne kadar sizi kısıtladığımızı düşünseniz de, sizin iyiliğiniz için bu şekilde hareket etmemiz gerekiyor. İleride bizi anlayacaksınız.

dedik. Sanki şimdiden anladılar gibi. Anladılar ama katılmadılar. Bu da bir şey…

Şimdi tabii burada bık bık konuşmanın hiçbir anlamı yok, eğer dediklerimizi biz yapmazsak, biliyoruz. Ben evden çalışıyorum, eh, sürekli olmasa da beni bilgisayar başında görüyorlar. Elimde telefon, her türlü iletişim için -arkadaşının annesine ‘parka gidiyoruz’ mesajı atmaktan tut, banka hesabıma erişebilmeye kadar- kullanıyorum. Telefonumda oyun yok, ‘anne lütfen oyun yükle’ taleplerine boyun eğmiyorum, ancak bu, telefonu eğlenmek için elime aldığım algısını da değiştirmiyor (ki doğru, sosyal medyada eğleniyorum da). Kızkardeşim bebek yeğenimin fotoğraflarını Whatsapp’ten gönderiyor, her an olmasa da süreli bir iletişim orada da var. Sonuç olarak telefon eğlenceli bir şey oluyor, evet.

Bir şeyi ne kadar yasaklarsan o kadar kıymetli olacağını bildiğimizden, hafta sonları izin veriyoruz tablete. Kontrollü olarak tabii… İşte, revaçta olan oyunları yüklüyoruz, Minecraft falan. Mahrum kalmasın yavrucaklar, arkadaşları bahsederken yabancı kalmasınlar, peh! Yine de, her ama istisnasız her seferinde, oyun faslı bitince kıyamet kopmasının, en azından sinirlerin bozulmasının önüne geçemiyoruz. Sonu olmayan bir şey olduğundan ‘Biraz daha, biraz daha’ları engelleyemiyor, her seferinde ‘Bi daha size tablet yok!’ şeklinde içi boş tehditler savuruyoruz.

Çevresel faktörler olmasa biz iyiyiz aslında… Gayet güzel yöneteceğiz süreci… Kontrollü kontrollü, yumuşak yumuşak vereceğiz çocuklarımıza tableti de neyi de… Ancak o kadar fazla uyaran var ki etrafta, o kadar fazla maruz kalıyorlar ki bunun ‘olmazsa olmaz’ olduğu algısına, o kadar çok görüyorlar ki parkta, bahçede, restoranda, her yerde telefonda/tablette oyun oynayan çocukları, kendileri dünyanın en büyük eğlencesinden mahrum kalıyormuş gibi hissediyorlar… Geçenlerde gittiğim bir AVM’de, restoranlardan birinde her masada iPad vardı mesela. HER.MASADA.IPAD. Çocuk müşteriler oturuyor, bir yandan yemek yerken bir yandan oyun oynuyor, çizgi film seyrediyor. Bu değil, olmamalı…

Bindik bir alamete ya, hakkımızda hayırlısı…

22 yorum

  1. Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. Kafamdaki bazı sorulara cevap oldunuz yine. Teşekkür ederim. Bazen diyorumki madem çevresel koşullar bu kadar zorluyor, boşvereyim gitsin. Sonra sayenizde düşünmeye başladığım sigara örneğini düşünüyorum. İleride teşekkür ederler mi acaba bize? Ya da doğrusunu yapıyoruz dimi?

  2. Internet okulda derslere kadar girdi maalesef. Sizin cocugunuz internette bile olsa arastirma yapmasina ragmen hala eski yontemle odevlerini el yazisi yazip ogretmenine gotururken, diger cocuk direk internet ciktisini alip ogretmenine veriyor. ve iki cocugunda aldigi not ayni olursa nasil dersiniz ki cocugum sen el yazisinla yap odevini daha iyi daha cok uzerinde emek var diye. herseyde bir kolaycilik var artik. e cocuklarda bu durumda her imkandan yararlanmak istiyorlar.

    birde hersey ailelerde bitiyor sanirim bizimkinin her arkadasinda cep telefonu var biz hala israrla hayir diyoruz. bakalim bekleyip gorecegiz…

  3. Elinize sağlık. Yine güzel bir yazı olmuş.

    Bu konuyu ben de bu günlerde çok düşünür oldum. İpad in ekrani 2 sene evvel 2 kez üstüste kırılınca bir daha yaptırmadık. Telefon ise çok sıkıştığımızda 15 dakikaya alarm kurarak veriyoruz. Tv bazı günler hiç açılmıyor. Onun yerine boya yapma, çiçekleri sulama, tohum ekip takip etme, kek-kurabiye yapma, evi süpürüp silme gibi anneleri anbean çıldırtan etkinliklerle meşgul etmeye çalışıyoruz. Fakat dediğiniz gibi çocuk aç, gördüğü anda yapışıyor. Buna engel olamıyoruz. Neyse ki hala park-bahçe deyince uçuveren çocuklarımız var da biraz içim rahat.

    Sevgiler,

    Yasemin

  4. Çok güzel tamda kafayı yediğimiz bir konu 2 yaşındaki çocuk bile abisinden gördüğü için tablet diye gözünü açıyor. Haftaiçi bizde de yasak sadece haftasonu birkaç saat oynayabiliyor yetiyormu memnunmu hayır tabii ki hep bi isyan modunda. Tv uzun zamandır yasak hem kardeşi acısından hemde ilerleyen göz numarası yüzünden 1 yıldır tv izleyemiyor zaten derdide tv değil tablet. Keşke baştan beri hiç almasaydık dyroum ama çevre işte ben almazsam başka anne babalar alıyor bu sefer iş tutturma moduna geçiyor. Baba olunca sende beni anlarsın oğlum demek istiyorum gülüyor ve susuyorum 🙂 hangimiz annelerimizin yasaklarını o dönemde anladık ki 🙂

  5. Ben de uzun bir sure kotu polis olmayi gize alip zararlarini anlatip kurallar koyup denetlemeye calistim. Ve evet, pek cok kez kurallarin net olarak anlasilmis, karsilikli sozler verilmis, kurallara uymamanin sonuclarina katlanilmis olmasina ragmen “sure bitti” dedigim andaki krizlerin ve “falancanin soyledigi oyunu yukler misin, lutfeeeen”lerin yarattigi vicdan azabinin onune gecemedim. Ayrica kotu polis olmaktan biktim. O yuzden artik “sure bitti” demiyorum ben; ya elektrik / internet kesiliyor (!), ya tv bozuluyor (!) ya da yuklenen oyunun suresi dolmus ve kendiliginden silinmis (!) oluyor. Boylece hem onun uzuntusu/ krizi daha kisa suruyor hem de tepkisnin muhattabi ben olmuyorum. Ben ne yapayim canim internetciler daha fazla internet vermiyorlarsa! Velhasil kelam, krizleri kontrol edemeyen kizgin anne olmaktansa sahtekar anne olmayi sectim 5 yilin sonunda. Simdi onun vucdan azabiyla basetmeye calisiyorum!!!

  6. Çok haklisin blogcu anne çok da doğru yapıyorsun tebrikler… ben televizyon yasağını koymadim henüz, okul sonrası izliyor. Ama tabletin dikkatini nasıl dagittigini görünce kaldırdım 10 gun önce. Kaldirmak değil aslında yasakladim. Soruyor sürekli yasak ne zaman bitecek diye, bilmiyorum diyorum ki sahiden bilmiyorum. Sanirim sizdeki gibi olur sadece haftasonu sadece 1 saat gibi… yazık sahiden biz ne eğlenceli cocuklarmisiz meğer. ..

  7. yakın zamanda ozgur bolat ve kayhan karlı nın cocuklarda teknoloji kullanimi temelli bir seminerine katildim.çocukların teknoloji bağımlılığının neden okuldaki teknolojiye olmadığı sorusunun cevabı ile başlayan aydınlanma yasamami saglayan bir gun oldu.artık korkmuyorum inetrentten de ipad den de:) en iyi sartlarda “2032” yilinin is dunyasinda yer alacak cocugum icin kendi cocuklugumun dinamikleriyle endise duymamaya karar verdim 🙂 dikkate etmek gereken noktalar da var elbet.Hemfikir olduk ki cocuk kabul gormek,kontrolu elinde tutabilmek,hayatin akis alaninda kalmak ve kesfetmek gibi dort temel/ana ihtiyacini eger teknoloji sayesinde karsiliyorsa evet alarm caliyor demek.Ama bu temel ihtiyaclara teknoloji disinda da sahip oluyorsa oyle anlari da varsa restoranda ipad demis yolculukta ipad oynamis falan falan…. O zaman teknoloji bagimlilik yaratmaz.dunya degisiyor durudugum yerden degil cocugumun yıllar sonra duracagi yerden bakmaya karar verdim ben de artık.Her aile kendi rutininde degerlendirmeli elbet bu durumu.

    • FAcebok da yazmıştım aşağıdaki yorumları, sizin bu yorumunuza katıldığımı belirtmek için buraya da kopyalayayım dedim:

      Hep beraber yemek yenilip konusulacak, etrafi izleyecek, can sıkıntısından yeni icatlar bulunacak, parkdaysan hoplayip ziplanilacakken gidip ellerine i-pad verilmesine karşıyım evet, AMA… Dediğin gibi sadece haftada birkez cizgi film olan bir donemde yetismiş bizler için bu yeni çağ farklı. Yakınlarda izlediğim bir konuşmada ilerisi için yorumları/kitapları ile bilinen ve eğitim kökenli biri 2000lerden önce doganlar için “dijital göçmen (digital immigrant)” sonra doganların ise “digital native (dijital ana dili)” ifadelerini kullandı. Ve önemüzdeki yıllarda eğitimin, işlerin, bütün işleyişlerin bu yönde hızla evrimleşeceğini, şu an mevcut bile olmayan iş kollarının çıkacağını öngörüyordu. Bizlrin anne babaları nasıl telefonun bile nadir olduğu zamanlardan gelip smart phonelara adapte olmaya çalışıyorlarsa, bizde çocuklarımızla çağı yakalayabilmek için daha neler neler öğreneceğiz. Olaya biraz da bu yönden bakmalıyız bence. Bu arada bizde ipad yok Oldukça eski android sistemli bir tablet var, “benim” olduğu için arada bir izinle kullanıyorlar, 9 yaşındaki oğlumun kendi pc.si var, üzerinde gerekli filtreler var, mine craft oynuyor (başkaları ile bağlanığ oynamayı denemedi bile), ödevleri için falan kullanıyor vs vs. Ben biraz gevseğim sanırım, oyle “ekran yasak” falan gibi laflar pek geçmiyor bizde.. zaten çok otururlarsa sıkılır benimkiler Neyse cok yazdım , herkese iyi günler

  8. yetişkinlere bile sınır koymak lazım, ben elimde telefonu azcık fazla tutsam ellerimde tuhaf bi ısı hissediyorum, radyasyondan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. benim oğlan henüz 4 yaşına geliyor, ipad iphone pc yasak. ağlasa da bağırsa da yasak. ekranlarda şifre var. tablette sadece masal anlatan bi uygulama var, onu da beraber izliyoruz bazen. sadece apple tv var, tvden youtube a bağlanıp video açıyoruz, zaten aramayı kendisi yapamıyor henüz, bize istediği çizgifilmi söylüyor, açıyoruz, toplamda 15-20 dk olacak kadar mesela 2-3 bölüm seyrediyor ve kapatıyoruz. kendisi de alıştı buna. ama dediğin gibi kreşe gittiğinde okulda arkadaşlarında gördüğünde bunlar kesmeyecek ve daha fazlasını isteyecek bunun da farkındayım.

  9. Çok vakit kaybettiriyorsun bana elif çok.. uykum genişliyor okurken. Teşekkür ederim.

  10. Eskilerin “göster evladım amcaya bübünü”sünün şimdiki karşılığı “bak amcası daha 1 yaşında ama nasıl ekranı kaydırıp açıyor, bak teyzesi nasıl programı kapattı, istediği diğer programı açtı” sanırım, çünkü bununla övünen anne babalar görüyor ve şaşı bakıp şaşırıp kalıyorum. Bizim gibilere de hafif böyle acıyarak bakarak “manuel anne bu garibim” diyorlar ve soruyorlar “ay nasıl zaman geçirebiliyorsun?”.. Kolay; oyun oynayarak, doğayı inceleyerek, kitap okuyarak.. Hani bizim çocukluğumuzdaki gibi.. Ve de sıkılmıyor / um / uz 😉

  11. Bizde baba maalesef enn bagimlilari oldugu, bilgisayardan kaldirsan ipade ondan kaldirsan telefona yapistigi icin cocuklara fazlasi soyle kotudur boyle bilmemnedir diye anlatmak hic ise yaramiyor bizim evde. Tek kotu polis benim, ucu birlesiyor karsimda etkisiz kaliyorum sonunda. Poff.

  12. Bir yıldır evimizde televizyon yok tablet de günde yarım saat kullanımda.Her duyan uzaydan geldik muamelesi yapıyor.Yaptığımın doğru olduğuna emin(!) olmama rağmen kendimi, abartan fazla önemseyen aşırı kuralcı anne gibi hissettirenlere sesleniyorum KARIŞMAYIN!LÜTFEN YAZIYI OKUYUN! Keşke duysalar…siz ve sizi takip edenler heryerde olsa ne olur…

  13. Elbette ki hoş değil, parkta eğlenmek varken tablet, iPad, televizyon aşkıyla yanıp tutuşan çocuklar görmek. Yetişkinlerde bile katıldığım toplantılarda sıkılıyorum artık internet cafeyemi geldim diyecek oluyorum. Sohbet etmek varken bütün anneler ellerinde telefon yok facebook şu bu. Ne sinir bozucu. Evde üç günlük bir televizyon yokluğu yaşamıştık bir keresinde. Ne verimli üç gündü ama. Bir kere evim pırıl pırıldı. Zatı muhterem ben bile ne çok takılıyor muşum bunu farketmiştim. Çocuklar ise harikalar yaratmıştı. Kısa dediğimiz ömrümüz meğer ne de uzunmuş. Ömrümüzü kısaltan çağın bize getirdikleriymiş. Eşime çok söylemiştim eve televizyon almayalım diye de dinletememiştim sözümü. Velhasıl her bir şey var evimizde artık çok şükür mü demeliyim, yeter artık mı bilemedim. Bir şekilde yasaklamayarak, uzaktan gözlemleyerek gerektiğinde uyarılar yaparak dizginlemeye çalışıyorum çocuklarımı. Dört yaşındaki oğlumun eğlencesi bol bol resim yapmak neyse ki, sekiz yaşındaki oğlumun eğlencesi de Legolardan kendi çapında sanat eserleri yapıyor zaman zaman. Zaman sana uymuyorsa sen zamana uymalısın gibi özdeyişler ve Ebru Hanımın da dediği gibi “2032 yılının iş dünyasında yer alacak çocuğum için kendi çocukluğumun dinamikleriyle durduğum yerden değil, çocuğumun yıllar sonra duracağı yerden bakmaya çalışmak” gibi görmeye çalıştığımız tablo çok ayrıntılı ve çok dikkat edilmeli. İnsanoğlu inanılmaz bir mekanizma.

  14. 🙂
    Benim fındık daha 3,5 olmadı az kaldı.. evde laptop pad med hiçbişi görmüyor. internet yok zaten.. eşimle işyerimizde internet var gündüz işlerimizi hallediyoruz akşama akıllı telefonumuzda olmadığı için oğlum da uzak kaldı.. tabi bir yerde görünce ilgileniyor elliyor izliyor.. eminim biraz daha büyüyünce isteyecek ve yavaş yavaş o da girecek bu dünyaya.. o zaman da sanırım sizin gibi direnme zamanı başlayacak 🙂
    sevgiler, mutlu haftalar

  15. Ben Ceren’e bizim zamanımızda tek kanal vardı dediğinde bana medeniyet soruları sormaya başlıyor. “Anne, sen çocukken tren icat edilmiş miydi?” “Anne, sen çocukken peçete var mıydı, nasıl bir şeydi?”…. :)))

  16. Ben çok “hayır”cı bir anne değilim. akıl çerçevesinde çoğu şeyi onaylarım, engellemem. bembeyaz halılı-mobilyalı salonun ortasında parmak boya yapmak bile dahildir buna. ama bazı şeyler vardır ki esnetilemez bence kurallar. Televizyon-telefon-tablet bunların başında geliyor. evimizde televizyon açmıyoruz büyük kızım doğdugundan beri. akşamları yarım saat cizgi film acıyoruz internetten, buyuk ekran olarak kullandıgımız, kablolu yayını bile olmayan eski bir televizyonumuz var. babasını iş dışında bilgisayarla ugrasırken görmuyor kızlarım. beni ise hiç gormuyorlar, cunku bloguma da yazılarımı onlar uyuyunca yazıyorum. etrafta bilgi edinebilecekleri bir suru malzeme varken sanal hayattan bunları alsınlar istemiyorum. biz de onlarla birlikteyken hic tv izlemedigimiz, telefonu konusmak ya da foto cekmek dısında kullanmadıgımız icin istemiyorlar. bir kac kez arkadaslarından etkilenip istedikleri oluyor ama cevap her zaman cok net hayır oluyor. ebeveynlerin kararlı-tutarlı davranısları zaten cocuklara etki ediyor bence

  17. Zavalli ablamin yillar yili cektigi cile. Gunde yarim saat, haftasonu 1’er saat olarak verilen ekran izni ve etrafindaki arkadaslarina bakip isyan ustune isyan cikaran bir yegen. Kabus. O kadar cok ebeveyn var ki bu is kolayina gelen, bunu resmen tercih eden. Korkunc.

  18. Nurten Karahan

    Merhabalar,

    Blogunuzu 1 aydır takip etmeye çalışıyorum. Özellikle ”5 Yıldızlı Söyleşiler” i okumak çok keyifli.
    Bu yazınızı da okumaktan büyük keyif duydum. Benim de 4 yaşında bir oğlum var. Eşim oğlumuz 2,5 yaşındayken bir tablet almıştı. Yemek saatleri işkenceye dönüşen bir anneyim ben! Ve o tabletle oynarken yedirmeyi çok kolay başarıyordum. Aradan 1 hafta geçti, çocuk uyandığında tableti sorar oldu, yemeğini yerKen farkında olmadan ağzını açmaya başladı (ki ağzını açması için dakikalarca yalvaran, ne şaklabanlıklar yapacağını bilemeyen bir anney-di-m). 1 hafta sonra ”eyvah!” dedim çocuğum tablete bağımlı hale geliyor; ki zaten nerde elinde bir tablet olan çocuk görsem annesine kızardım:)
    Sonra dedim ki kendi kendime (üstelik çok zorla yemek yediren bir anne olarak, bir öğünü tam 1,5 saat uğraşarak yedirebiliyorum) oğlumu tablete esir etmeyeceğim!
    Tableti kaldırdım ortalıktan. Bir kaç kez istedi. Tamirde dedik, kırıldı dedik vs. Sonra unuttu!! Ve evde her ihtimale karşın eline geçebilir diye ofisteki çekmecemde saklıyorum tam 1,5 yıldır:)
    O uyanıkken bilgisayar açmamaya azami gayret gösteriyorum. Ki çok acil bir işim yoksa açmıyorum. Telefon ise sadece konuşmak için veya fotoğraf çekmek için kullanılıyor onun yanında.
    Telefonda oyun istemez, çünkü alışmadı, bilmiyor. Ama dediğiniz gibi ”çevresel faktörler olmasa” biz çok iyi yöneteceğiz bu süreci.
    Mesela büyük kuzenleri, sevmek istiyorlar oğlumu, (ya da dışarıda bir yerde bir abla-abi) sevdirmediğinde ”ama sana telefonda şu oyunu açarım”gibi rüşvetler çıkıveriyor ortaya:)
    Haliyle o saatten sonra senin telefonunda neden oyun yok moduna giriyor bizimki. Anlatıyorum gerekçelerimizi, sizin dediğiniz gibi en azından onaylamasa da anlıyor gibimize geliyor.
    Bizde de çok fazla TV izleme olayı yok. Hatta çocuk kanalı adı altında yayın yapan bir çok kanalın çizgi filmleri de malesef çocuklarımıza fayda yerine zarar verebilecek türden:(
    Ben de bu kanallar yerine daha çok CD-DVD alıp izlemesini uygun gördüğüm filmleri izlemesini sağlamaya çalışıyorum.
    Çalışan bir anne olarak evet çok zorlanıyorum bunları yaparken. Çünkü o TV izlerken ben de keyfime bakabilirim, o tablette oyun oynarken ben de onunla ilgilenmek yerine dizi izleyebilirim vs. Fakat geleceğimizi, çocuklarımızı bir kutu içine hapsetmeyi doğru bulmuyorum. Mümkün olduğunca ben de onu dışarı çıkarmaya çalışıyorum. İstiyorum ki koşarken düşsün, dizleri kanasın, ama o kanayan dizinin sızısını 2 dakika sonra oyun oynarken unutuversin, çiçeklerin ve çimenlerin kokusunu duysun, toprağa değsin eli ayağı…
    Sevgiler,

  19. Şimdinin çoğu anne-babası tabletlerin ve sosyal medyanın sınırını bilmiyor, çocuklara keşfetmeleri, hareket etmeleri gereken zamanda ve yerde bile tablet veriyorlar, çocuklardan yetişkinlik bekleyerek onları sürekli bir ekrana maruz bırakıyorlar. Babam deniz kenarı bir restoranda aşçı, gelen aileleri gözlemlerken genelde çocukların elinde hep bir tablet görüyorum, deniz kenarı burası yahu, neden çocuklar havalar güzelken kumlarla oynamıyor? Daha da önemlisi, anne-babalar deniz kenarında ilgilenemeyecekleri, parka götürmek yerine tabletle oyalayacakları, hareketli olmalarını hayretle karşıladıkları bu çocukları neden yapıyor? Bu ağır bir laf ancak bu lafı kesinlikle çocuklarıyla mecburiyetten ilgilenemeyen ailelere söylemiyorum, hayatın binbir türlü hali var, benim annem de ben 7 yaşımdayken çalışmaya başladı, bunun dışında, çocuğunuzla açık bir alana gidiyorsanız eline tablet vermeyin yahu. Bırakın çamurlu kumdan pasta yapsın, ot yolsun, zaten ilkokula gitmeye başladığında ödevleri için internete girmesi gerekecek, ortaokulda tüm arkadaşlarının Facebook, Twitter, Instagram hesapları olacak… 90 sonrası doğmuş biri olarak 7 yaşından önce çocukları teknolojiyle çok tanıştırmama yanlısıyım, 7 sonrasında ise anne ve babanın bir gözü hep çocuğun sosyal medya hesaplarında olmalı, çok fark ettirmeden, herhangi bir cyber-bullying vakasında ise ”bilgisayarı kapat” denmemeli.

    Aslında çocuklardan önce, tek kanallı televizyondan bugüne gelen ailelerin teknoloji eğitimi alması gerekiyor.