2 Yorum

Türkan’ın İkinci Gebelik Günlüğü, 21. hafta

Merhaba Sevgili Blogcu Anne okurları,

Bu hafta detaylı ultrason ve aylık doktor muayenemiz vardı. İşler bu ara çok yoğun olsa da eşim de ben giriş işlemlerini yapana kadar son toplantısından çıkıp yetişti. Aynı pozisyonda toplamda 3 kişi olduğumuz ve bunun ikisini eşimle ben oluşturduğumuz için birlikte izin almak çok zor oluyor. Bu sefer beraber gidebildik. Tek başına doktora gitmekten hoşlanmıyorum, ya bir soruyu kaçırırsam ya bir şeyi atlarsam tedirginliği oluyor, hem sevincimi eşimle birlikte yaşamak istiyorum. Bir de yurtdışında sigorta kapsamında olmadığımız için hastaneye yaptığımız ödemelerden hakkımız olan kısmı almak için evraklar o kadar önemli oluyor ki maalesef evrak imzalatıp mühür peşinde koşmaktan randevunun tadını alamıyorum bazen. Bu yönden de eşimin yanımda olması beni rahatlatıyor.

Detaylı ultrason yaklaşık yarım saat kadar sürdü, belki biraz daha fazla. Tüm organlara bakıldı, kordon konusunu hatırlattım, bu sefer çok şükür çift damarı gördük. Bebişim haftasıyla uyumlu. O kadar hareketliydi ki doktor ölçümlerini zor yaptı, bu bıcır bayağı aktif olacak sanırım. “Herşey yolunda” müjdesini duyup bir oh çekip kendi doktoruma gittik. Kendisinin doğuma katılıp katılamayacağını sordum, hastane yönetimiyle görüşüp ekstra ödeme yapmamız durumunda doğuma gelebileceğini söyledi. SSVD isteğim olduğunu hatırlattım, riskli bir durum olması halinde acil sezeryana alınabilecek miyim hastane koşulları buna uygun mu diye sordum, hastanenin klinik anlamda iyi donanıma sahip olduğunu bir sıkıntı olmayacağını söyledi. Hem rahatladım hem de doğumu düşününce heyecanlandım. Daha 4 ay var, erken gibi duruyor ama istemediğim durumların olmaması için hala değişiklik şansım varken öğrenmek istiyorum detaylıca.

Turkan21

Doktorun yanından çıkarken çok mutluydum, bu üçüncü görüşmemizdi ve kendisinden güzel bir enerji aldığımı yanında rahat olduğumu farkettim. Kapıda bekleyen birsürü hastası olsa bile hiç acele ettirmeden sorularıma tek tek cevap veriyor. Bir sonraki randevu hakkında bilgi veriyor. Umarım herşey yolunda gider ve -burada olursam- doğumda da yanımda olur.

Kontrolde cinsiyetin erkek olduğunu bir kere daha duyduk, artık alışverişe çıkıp gardrobumuzu mavilerle lacivertlerle doldurabiliriz! El kadar bebelerin giysilerinde o kadar keskin bir ayrım var ki, kızlar illa ki pembe, erkekler illa ki mavi… Diğer renklerde çok az seçenek var. Bulabilirsem hastane çıkışı denilen ilk giyeceği takımını beyaz almak istiyorum. Artık etiketi var mı, tahriş edebilecek bir işleme var mı, yakası boynunu rahatsız eder mi, hangi badiler daha kullanışlı olur, ilk bakışta az çok tahmin edebiliyorum. Oğlumda ilk günler en çok çıtçıtları zıbın gibi yan tarafta birleşen, aynı zamanda alttan da çıtçıtları olan badilerden çok memnun kalmıştım. Başından geçmesi gerekmediği için giydirmek çok kolay oluyordu. Hava sıcak olduğu için çoğunlukla badi ve çorapla geçiriyordu günü, bazen alt pijama da giydiriyordum. Serinledikçe bir kat daha giydirmeye başladım. Üzerini örtmeye de alıştırmadım. Doktorumuzun önerileriydi bunlar hep. Gündüz bir tülbent örterdim sadece, geceleri de bazen ufak bir yastık kılıfı bile yetiyordu. Yelek dünyasıyla hiç tanışmadık diyebilirim, kış gelince gelen hediyeleri denedim ama hiç sevmedi oğlum. Bir de atopik dermatit olup cildi çok hassaslaşınca örgü hiçbir kıyafet giydirmedim. Burada hava zaten sıcak, en soğukta dahi kazak ihtiyacı olmuyor. Klimaları dengeli açarak aynı şekilde alıştırmayı düşünüyorum.

Hava artık gerçek anlamda ısındı, öğlen 38 dereceyi buluyor. Hava değişimleri o kadar sert oluyor ki, bazı günler hava basıncı da düşüyor ve sersem gibi geziyorum, şiddetli başağrıları yaşıyorum. Bunu gebelikten önce de yaşıyordum, doktor da normal olduğunu söyledi. O yüzden bu hafta pek yürüyüş yapamadım maalesef.

Ama dinlenirken de boş durmadım, ilk aylarda ilgilenemediğim caanım hobim kanaviçeye geri döndüm. Birkaç saat işleyince zihnen resetleniyorum sanki. Benim gibi örgüden dantelden, artırma-eksiltme, örnek çıkarma işlerinden anlamayan herkese tavsiye ederim çünkü gerçekten büyük bir beceri istemiyor. Elinizde şablon ve gerekli malzeme olduktan sonra çarpı çarpı işliyorsunuz, ortaya kendinize ait bir eser çıkıyor. Köşe minderleri, hediyelik çerçeveler yaptım. Elim alıştıkça daha ince kumaşlarda çalışmaya başladım. Şimdi bir tablo hedefim var. Doğuma kadar bitmezse sonrasında uzun süre elime alamam, o yüzden bitirsem güzel olacak.

Turkan212

Sevgili oğlum; 400 gramcıksın ama her şeyiyle küçücük bir insancıksın şuanda. İçeride nasılsın, memnun musun menülerden, tesisimizin konforundan? Türkiye’de olsaydık düğün albümü gibi bir sürü üç boyutlu dört boyutlu fotolarımız videolarımız olurdu şimdiye ama maalesef elimde tek bir ultrason hatıran var o da ilk keseciğin.. Ama bak sana cillop gibi günlük yazıyorum. Okuyacaksın (sonra abin başlayacak bana niye günlük yok diye, neyse ki ona da yazdığım mektuplar var), sen hayata hazırlanırken annenin ‘senli’ hayata hazırlanışını öğreneceksin. İtiraf ediyorum, bazen sıcaklardan yorgunluktan bezip de daha bunlar iyi günlerim, bu hamilelik nasıl bitecek dediğim olmuyor değil, ama geride kalan dört ay -çok büyük ihtimalle ve umarım- hayatımdaki son hamilelik dönemi olacak, tadına varmalıyım. İnan şu mini tekmeleri hissetmek için bile gebelik tekrar düşünülebilir -tamam hormonların etkisiyle abartıyor olabilirim ama- gerçekten çok seviyorum. Minik pıtırcığım. Seni çok seviyoruz, heyecanla bekliyoruz…

Türkan

Yazar Hakkında

TÜRKAN C. DAĞDEVİREN – 32 yaşında, diplomat. 3,5 yaşındaki oğlu ve sevgili hayat arkadaşıyla geçici olarak Suudi Arabistan’da yaşarken 2 sene sonrasında nerede olacaklarını ve hayatının kalanında hangi ülkelerde yaşayacağını bilmemenin keyfini çıkarıyor. Her şeyden önce sağlıkla kavuşmak, sonrasında SSVD arzusuyla ikinci bebeğini bekliyor. Kitap okumayı ve kanaviçe işlemeyi seviyor.

Türkan’ın tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

 

2 yorum

  1. 20 haftalık bir gebe olarak hala bebike bir çöp alamadım, galiba bana kalsa alırdım da eşim sağ olsun durduruyor beni erken diye! kontrollere eşlerle gitmenin önemi çok bence onlarda kendilerini sürecin bir parçası olarak görüyorlar. eşim gün sayıyor resmen kontroller için ve ekliyor en son askerde saydım galiba diye :))

    • merhaba Zeynep, alışverişi çok erken yapma taraflısı ben de değilim ama 30a yaklaştıkça hareket etmek zorlaşıyor, sanırım 24-27 arasında halletmek en güzeli. mobilya da alınacaksa daha önce de başlanabilir, bazı ürünlerde karar vermek zor olabiliyor puset, ana kucağı vs.. babaların olayın idrakine varmaları için muayenelere gelmeleri bence de şart:)