7 Yorum

Emeklerimizin karşılığı…

Reklamıyla, brunch’ıyla, indirimiyle satışıyla bir Anneler Günü’nü daha geride bıraktık.

Amerikan futbolunun, bizim buradaki lig şampiyonluğuna denk gelen bir Super Bowl maçı vardır. Her sene Ocak ayında oynanır. İşte o Super Bowl kadar, devre arasında gösterilen reklamlar da ilgi çeker ve tartışılır her sene… Amerika’daki reklam harcamalarının önemli bir bölümü o devre arasında gösterilen reklamlara yapılır. Herkes o reklamları bekler, onları konuşur.

Burada da Anneler Günü öyle olmaya başladı. Anneler Günü’nden önceki hafta markalar reklamlarını döndürmeye, sosyal medya da bunları konuşmaya başladı. Çoğunlukla iç bayıcı, ‘annenize bir ev aleti alın ki size daha iyi baksın’ türünden mesajların olduğu reklamlardı bunlar. Hatta ilginizi çekerse şurada bir Cinsiyetçi Anneler Günü Reklamları listesi var. Ancak arada sıyrılan ve gerçekten eğlendiren, güldüren reklamlar da vardı. Kipa’nın reklamı da bunlardan biriydi. Nebahatnan kapışıcakmış. Allah iyiliğini versin!

Ne diyorduk? Ha, evet, cinsiyetçi Anneler Günü mesajları. Bunlar genelde ‘anneler bizim çiçeğimiz, ipek böceğimiz, başımızın tacı annelerimiz’ minvalindeki, artık bayıklıktan fenalık getirecek türde mesajlar oluyor. Bir de erkeğe oynayan mesajlar var (ki yukarıda cinsiyetçi reklamlardan bazıları da böyle). Babalara ‘anneler sizin ve soyunuzu devam ettirecek olan çocuğunuzun hayatını idame ettirebilmesi için gerekli hizmetlilerdir, kıymetini bilin’ mesajı veriyor bunlar. ‘Bugün onun günü beyler! Çocuğunuzun annesinin emeklerinin karşılığını vermelisiniz’ diyenini de gördüm.

Neymiş canım benim emeğimin karşılığı? Pazar kahvaltısıymış. Köpük banyosuymuş. Kız arkadaşımla, annemle istediğim kadar telefonda konuşmak, o gün boyunca tek bir ev işi yapmadan dizi seyretmekmiş.

N’oluyormuş bunları alınca ben? 364 gün boyunca 4 kişilik hanenin bütün iş yükünü çekiyormuşum da, o gün ‘beyler’ köpük banyosu yapmama izin verdi diye bütün yorgunluklarımı mı unutuyormuşum?

Canım, ona emek denmez, iş denir. Ev işidir o. Ev hayatının devam edebilmesi için yapılması gereken işler bütünüdür, ve birilerinin yapması gerekir. Olması gereken, evde yaşayan herkesin üzerine düşeni yapmasıdır, her şeyin tek bir kişinin (annenin) üzerine kalması değil.

Emek, bir şey üretmektir, ortaya çıkarmaktır. Çocuğu büyütmektir emek, ve onun karşılığı da yoktur. Karşılıksız yapılır bu; içgüdüsel, kadınsal, insani bir duygudur. Bulaşık yıkamak emek değildir. Çamaşır yıkamak emek değildir. Bunlar iştir ve tarih boyunca ’emek’ kontenjanından kadının üzerine yıkılmıştır. Karşılığında bir buket çiçek ya da bir inci kolye verilmesi bunu değiştirmez.

Ben emeğimin karşılığını istemiyorum. Ben, herkesin üzerine düşmesini yapmasını istiyorum.

Anlaştık?

7 yorum

  1. Sizin gibi düşünüyorum, böyle olduğunu anlatmaya çalışıyorum ama gel görki evdeki koca, anası, danası bilumum eşrafı hayır onlar senin görevlerin yapacaksın tabi deyip her şeyi üstüme yıkıyorlar. Gelip tekrar bunları okudukça sinirlerim kalkıyor, kocam ve bilumum eşrafından nefret ediyorum. Yazmayın demiyorum ama acaba bazen okumasam mı diyorum 😀 😀

  2. Bugün şu anda bunlardan daha iyi durumu anlatacak başka söz olmadığını düşünüyor ve %100 katılıyorum.

  3. Ya aslında objektif bakarsak bu kapitalist firmalar babalar gününü de es geçmiyor…blendar’lar oluyor tıraş makinesi gibi…bence asıl sorun bu çarkta herkese biçilen kaftana ne kadar uyulduğu yani anne dediğin nasıl olsa evde çocuğuna bakıyor bir zahmet ev işlerini de o yapsın çünkü zaten bütün gün evde ne olur ki? Baba da çalışsın eşek gibi eve ekmek eşe çiçek çocuğa çikolata alsın kimse sesini çıkarmasın kurallar böyle…

    • Esasında kapitalist sistem gerçekten de babalar günün de es geçmiyor ama babalara traş makinası alınırken annelere neden blenderlar uygun görülüyor? Bir baba da blender kullanamaz mı?

      Ben evliyim ama çocuğum yok. Daha çocuğum yokken bile eşimin ev işi yapmadığını görebiliyorum zaten. Haksızlık etmek istemem tabii, balkon yıkamak, evi süpürmek gibi işleri yapıyor. Ama zaten balkonu haftada bir kere yıkıyoruz, kışın neredeyse hiç. Ev süpürmek de her gün yapılan bir iş değil bizim evimizde. Ama yemek her gün yapılıyor, sofra her gün kuruluyor. Ben her gün işten eve gelip mutfağa koşuştururken o bilgisaayrın başına geçiyor. Sofrayı kurar mısın dediğimde sofra kurmaktan anladığı sadece masa örtüsü sermek oluyor. Ayda en az bir kere bunun yüzünden kavga ediyoruz. işin komik yanı akşam yemeğine düşkünlüğüm yoktur. Yemek olmasa üzülmem, hatta eşim evde değilse çoğu zaman kahvaltı falan ederim ben. Yani o detaylı sofra da onun için kuruluyor. Yemek seçiyor, çeşit istiyor falan filan.

      Mesela bizim evimize temizlikçi gelmiyor. O yüzden de tuvaletleri de biz (ben) yıkıyorum, ütüyü de ben yapıyorum. Neden sadece ben? Ben bunları yaparken kocam nasıl bilgisayarla oynayabiliyor mesela?

      Evet benim çocuğum yok, çocuk sahibi olmak isteyip istemediğim hakkında da bir fikrim yok açıkçası, yaş oldu 30, ben hala pek bir rahatım kendi hayatımın içinde. Zaten bir çocuk var evde peşindne dolaştığım, ikinciye ne gerek var değil mi? Ama özellikle erkek çocuk anneleri lütfen çocuklarınızı böyle yetiştirmeyin. Pek çoğumuz için durum budur. Kocamıza bakalım, nasıl çocuk yetiştirilmeyeceğini görelim.

      • Valla dunya erkekleri genetik midir nedir, birbirine benziyor. Esim yabanci, o yuzden bircok bati erkegi gibi hizmet beklemez. Ama ev hanimi, evin her isini goren bir anne tarafindan buyutuldugu belli. Ben durtmezsem, hatirlatmazsam ve bazen azarlamazsam ortalik iyice batmadan “yahu evi les goturdu, temizleyelim bari” olana kadar elini kaldirmiyor bazen. Bir de tabaklarini bulasik makinesine koymaz, ben “ucacaklar galiba tezgahin ustunden bulasik makinesine” derim. “yine unuttum, annem hep tezgaha koyun ben kaldiririm derdi” der. Be adam onbes yildir annen babanla yasamiyorsun. Bu nasil bir sartlanmadir. Ha benim mi yapmami bekliyor? Hayir. Bunun esit sorumluluk oldugunu biliyor, kulturu oyle. Ama es ister Turk, ister yabanci olsun bunun sorumlulugu bizde de var. “Bana dusen bu, bunun disinda yapmiyorum” demek ve kararli olmak bizim sorumlulugumuz. Ne munasabet yemek beklemek, cesit sormak ikimiz de calisiyorsak, o yemek beraber yapilacak, beraber toplanacak. Ha sen bilgisayar basinda olmak istiyorsun, o zaman ben kendi yemegimi yapar, kendi tabagimi kaldiririm, sen de acikinca basinin caresine bakarsin…

  4. Biz özel gün kutlamalarını kaldırdık. Çiçek senede bir kez ile sınırlı. İster özel bir güne denk getirir alır isterse bahçeden toplar canı istediği zaman yani. Kapitalist sistemin ürünü çoğu gün. Ben ona hediye almayı severim o yüzden alacaksam da özel gün beklemem. Eşim de son zamanlarda düzeldi. 4.seneye girmek üzereyiz ve benim yılda bir gün değil haftada bir gün tatilim var 🙂 ev işini o gün yapmıyorum.Kahvaltı keyfim gelirse hazirlarim yoksa da hiç ses çıkarmaz o gün. Gece beni uyutmayan çocuğu sabah 5.30da uyandığında sessizce alır ben uyanana kadar oynatır. O gün gezer tozariz kişisel işlerimi yaparım kendime vakit ayiririm. Lakin o gün de çok sıkıcı geliyor bütün gün hızlı rutine ulaşan bir insan için 🙂 bütün hafta saat 4 ten sonra yatmamanin gece çocukları yatirmanin ve bilumum işlerin sonucunda yorgun düşen bir anneye saygı duruşu o gün bizim icin. Yeni evliler yahut yeni cocuklular. Diyeceğim o ki Soylenmeyin sadece söyleyin bir müddet sonra farkindalik uyanıyor beylerde.

  5. Zaten emegin karsiligi mi olurmus, kim odeyebilir boyle bir ‘borc’u? Yok oyle bir sey.

    Anneler gunu denen pazarlama gunu hakkinda beni en cok tiksindiren sey: Annesi vefaat etmis arkadaslarimin her sene cektigi izdirap biiir… Iki sene once melek kizi losemi kanserinden olen arkadasimin caresizligi iki. Bir de oksuz/yetim arkadasim olsa tam olacak ‘Anneler gunu’ denen bencil izdirap zinciri. Ben artik tiksindim.