3 Yorum

Peki TÜRKİYE’DE Bebek Arabası Alırken Nelere Dikkat Edilmeli?

Geçtiğimiz hafta (3-10 Mayıs) Trafik ve İlk Yardım Haftası’ydı, biliyor muydunuz? Ben de bilmiyordum, ilkokul velisi olmamdan mütevellit öğrendim. Oğlanın okulundaki panoda, üzerinde ‘Motosiklet kullanırken mutlaka kast takın’ yazan bir görsel vardı. Motosiklet? Bisiklet olmasın o? Kaç ilkokul çocuğu motosiklet kullanır ki?

Gönül isterdi ki Trafik ve İlkyardım Haftası’nda ilkokullarda ‘okul servisinde kemer takma’ ve ‘arabada seyahat ederken oto koltuğuna oturtmanın gerekliliği ve önemi’ şeklinde bilgilendirmeler yapılsın (Aslında bu bana fikir verdi bak, ben neden gidip yapmıyorum ki? Aa, dur bakayım).

Türkiye’nin nüfusunun yaklaşık beşte birinin İstanbul’da yaşadığından hareketle, bir sokak anketi düzenleyecek olsaydık, 5 kişiden 1’i ‘Trafik nedir?’ sorusuna ‘İstanbul trafiğidir’ şeklinde yanıt verirdi herhalde… Dibi görünmeyen, içine girince çıkılmayan, gün geçtikçe beter olan bir kara delik.

Oysa trafiğin çok daha geniş bir anlamı var.

Trafik, insanların, hayvanların ve taşıtların kara, hava, deniz ve demir yollarındaki hareketidir.

diyor Vikipedi. Yani ‘çok trafik var’ dediğimizde gramer açısından yanlış bir cümle kuruyoruz aslında… ‘Trafik çok sıkışık’ demek daha doğru…

Bugünkü Türkçe dersimizin ardından asıl konumuza gelebiliriz: Bugüne kadar seyahat güvenliği kategorisinde hep araç trafiğinde güvenli olmak, oto koltuğu seçmek ve kullanmak gibi konulardan bahsettik. Ancak en az o kadar sık gerçekleştirilen ve önemli bir konu daha var: pusetle yolculuk etmek.

Şimdi burada bebek arabası alırken nelere dikkat edilmeli, kullanırken nelere önem verilmeli gibi konulara yer verebiliriz (ki burada yer verilmişi var), gel gör ki bunların hiçbirini yaşadığımız ülkenin kaldırımlarından bağımsız değerlendiremeyiz. Siz istediğiniz kadar hafif, kolay itilen, efendime söyleyeyim, tek elle katlanan, uzay çağı teknolojisiyle üretilmiş bir puset alın kendinize, o puset Türkiye şartlarında çoğu şehrin kaldırımlarında gitmeye başladığı andan itibaren yetersiz kalabilir. Önünüze araba çıkar, elektrik direği çıkar, çöp tenekesi çıkar, hiçbir şey olmazsa ağaç çıkar ve siz ilerleyemezsiniz. Önünüze bir şey çıkmazsa kaldırımda çukurlar vardır, o yoksa kaldırım bile yoktur derken bizim kaldırımlarımızda, yollarımızda sorunsuz ilerleyebilecek bebek arabası bence henüz üretim bandından çıkmadı. Çünkü böyle bir bebek arabasının bugüne kadar görülmemiş bazı niteliklere sahip olması gerekir. Örneğin:

Zıplama özelliği: Kaldırımın sonuna geliyorsunuz ve arabanın biri park etmiş. Yan tarafta da arabalar var. ‘Zıpla’ düğmesine basıyorsunuz ve puset, park etmiş arabaların üzerinden zıplıyor. Tabii bunu içinde bebekle ve oldukça güvenli bir şekilde yapıyor çünkü hayalgücünün sınırı yoktur.

Havalanma özelliği: Yukarıdaki zıplama özelliğine benzer, ancak birden fazla engelle karşılaştığınızda kullanılan bir özellik. Kaldırımın sonuna araba park etmiş, bir sonraki kaldırımın başında da araba var, aradan da sokaktan çıkmaya çalışan bir başka araba… Hemen ‘havalan’ düğmesine basıyorsunuz, tüm bunların üzerinden havalanıp en güvenli yerde sizi bekliyor bebek arabanız, tabii içinde bebeğinizle birlikte…

Uçma ve uçurma özelliği: Kaldırımın inşaat araçları, civardaki kafe/restoranlara gelip de kaldırımı babasını malı sandığı için park eden arabalar ve kaldırımda olmaması gereken birçok şey tarafından komple bloke edilmiş olması ya da kaldırımın olmaması halinde sizi ve bebeğiniz tutup uçurmaya yarayan işlev. Bloke edilen mesafe boyunca puseti, içindeki bebekle ve puseti tutan kişiyle birlikte havalandırıyor, engellerin kalktığı yerde geri indiriyor. Maalesef henüz sadece tek bir kişiye uygulanabiliyor; örneğin yanınızda yürüyen bir çocuğunuz daha varsa onu uçarken kucağınıza almak durumundasınız.

20150512Kaldirim

Araba çizme özelliği: Yukarıda bahsedilen durumlar sizin sinirinizi oldukça bozuyor tabii… Bir şeyler yapmak istiyorsunuz ama kimseyle de papaz olmak istemiyorsunuz. Hemen bebek arabanızın ‘Çiz’ düğmesine basıyorsunuz; havalanmadan önce, kaldırımı engelleyecek şekilde park eden arabanın haddini bildiriyor. Bakın bir daha öyle park ediyor mu o araba?

Çukur doldurma özelliği – Diyelim siz giderken giderken birden kocaman bi çukur çıktı kaldırımın ortasında… Öyle zamanlarda size bile hissettirmeden bebek arabanız orayı dolduruveriyor, siz yolunuza devam ediyorsunuz.

Katlanıp cebime girme özelliği – Uçma ya da zıplama hamlelerinin lojistik olarak mümkün olmadığı durumlarda işe yarayan harika bir özellik bu. Tek bir düğmeyle pusetiniz katlanıp cebinize giriyor, üzerindeki çantalar, sepetindeki her türlü mont, eşya ile birlikte… Siz de bebenizi kucağınıza alıp yolunuza devam ediyorsunuz.

Kendi kendine katlanıp bagaja girme özelliği – Pusetin katlanıp cebine girebileceğine inanıyorsun da, aynısını yapıp bagaja giremeyeceğine mi inanmıyorsun? Bebekli annelerimiz taksiye binmeye çalışırken, taksici kılını kıpırdatmazken, anne bir elinde bebeğini tutup bir elinde eşyaları taşıyıp bir yandan da puseti katlamarken devreye giren bir özellik bu. Size düşen sadece çantaları taksiye yükleyip bebeğinizi kucağınıza almak. Bebek arabanız tek bir hamleyle katlanıp taksinin bagajına atlıyor. (Tabii tam tersini gittiğiniz yerde de yapıyor — bagajdan çıkıp kendi kendine açılıp sizi bekliyor).

Görünmez kalkan özelliği – Malum, kişisel alanları yok denilecek kadar az bir memlekette yaşıyoruz. Çoğu kimse -iyi niyetle de olsa- hijyeninden emin olmadığınız elleriyle bebeklerimizi ellemekten, yanaklarını sıkıştırmaktan, makas atmaktan çekinmiyor. Bebek arabalarındaki bu görünmez kalkan koruması, pusete belirli bir mesafeden fazla yaklaşan yabancılara karşı devreye giriyor ve bebeğe herhangi bir şekilde dokunmak isteyen kişinin bunu yapabilmesini engelliyor.

Bu yazımızda sadece kaldırımlarda rahat gitmek için gerekli özelliklerden bahsettik, ancak tabii ki ‘AVM’lerde, pekala yürüyen merdiveni tercih edebileceği halde asansöre binerek bebekli müşterilere yer bırakmayan iki ayaklılara karşı karate dokunuşları özelliği‘ ve ‘toplu taşıma araçlarına -özellikle de engelli otobüslerine- binip inerken platformu indirmekte direnen şoföre kısa süreli elektrik şoku verme özelliği‘ gibi uygulamaları olması gerektiğini de düşünüyoruz; buradan tüm puset üreticilerine ve AR-GE birimlerine çağrıda bulunmuş olalım.

Siz siz olun, Türkiye şartlarında bebek arabası kullanacaksanız alacağınız modelin bu tür gelişmiş (!) özellikleri olmasına dikkat edin. Hayatta başarılar.

Kiddy

Bu yazı, bebek ve çocuklar için seyahat güvenliği ürünleri üreten Kiddy’nin desteği ile yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Bu bölümdeki diğer yazıları buradan okuyabilirsiniz.

3 yorum

  1. yazıyı okumadan başlığa baktım ve “dört çeker olmasına” dikkat edilmeli diye düşündüm. Ben çok kullandım çocuk arabası. tam da izmir metrosunun yapılma aşamasına denk geldi bizim dönem. Bir defa kaldırımdan arca ben ve bebek arabası yuvarlanmıştık. çocuğun alnı balon gibi şişmişti. of ne günlerdi…

  2. Gercekten platformu indirmekte direniyor mu soforler bebekli/engelli biri otobuse binmek istedigi zaman?? Okuzlugun bu kadari cok ender oluyordur umarim:(