4 Yorum

Deniz’in İkinci Gebelik Günlüğü, 12. hafta

Sevgili Blogcu Anne Okurları,

Tekrardan merhaba!

Bu hafta bebişimi ultrasonda görmek mutluluğuna eriştim! 11. ve 14. haftalar arasında yapılması gereken, bebeğin boyun kısmında biriken sıvı miktarının ölçülerek Down Sendromu veya diğer kromozom anormalliklerinin istatistiksel olasılığının hesaplandığı detaylı NT ultrasonuna girdim. Bebeğim oldukça uslu ve akıllı görünüyordu, kocaman kafası ve minnacık vücuduyla karnımda sakin sakin uyuyordu. Bunu söylüyorum çünkü, abisi aynı haftada aynı ultrasonda öylesine kıpır kıpırdı ki, o zamanki doktor ölçüm yapmak için bir türlü doğru pozisyonu bulamamıştı. Beni de sınır bozucu bir gülme tutmuştu o ultrason sırasında. Ve o gün bugündür Sinan hala kıpır kıpır. Umuyorum ki, kardeşi daha sakin bir çocuk olur!

Doktorun karnıma bastırmasıyla biraz hareketlense de sakinliğini korudu bebişim. Kafatasının içindeki beynini, kalbinin atışını bile gördüm! Bu sefer, ilk hamileliğime göre biraz daha stresliydim açıkçası, çünkü 35 yaşın üstündeki hamileliklerde genetik bozuklukların görülme olasılığı 35 yaşın altına göre çok daha fazla. Öyle ki, 25 yaşında 1/1200 olan bu oran, 40 yaşında 1/100’e kadar çıkıyormuş. Neyse ki sonuç içimi rahatlattı, risk oldukça düşük çıktı. Hatta doktor sonucu görünce 36 yaşında olduğuma inanmadığını bile söyledi! Yine de ultrasondan sonra, eğer istersem kliniğin genetik uzmanı ile konuşabileceğimi ve riskler ve ek testler hakkında detaylı bilgiyi ondan alabileceğimi söyleyince, aklımda bir şüphe kalmaması için kabul ettim.

Genetik uzman doktor, eşimin ve benim etnik kökenlerimizi ve anne-babalarımızın hayatta olup olmadığını sorarak bir şablon çıkarmaya başladı. Kardeş sayımızı, ailede varolan herhangi bir genetik hastalık olup olmadığını sordu. Sonra, test sonuçlarımı inceledi. Bu ultrasondan bir hafta önce de kan vermiştim yine bu konuyla ilgili olarak. Sonucu hesaplarken hem kan hem de ultrason sonuçlarını, hem de yaşımın getirdiği riski birleştirerek bir olasılığa ulaşıyorlar. Daha sonra, 15. ve 20. haftalar arasında yapılacak olan ikinci bir kan testiyle de, yeniden bir olasılık hesaplanacak ve çıkan sonuca göre amniyosentez yaptırıp yaptırmama kararımı soracaklar. Eğer kesinlikle bir anormallik vardır/yoktur cevabı almak istiyorsam, CVS denilen plasentadan örnek alınarak bakılan testi bu haftalarda yaptırabileceğimi söyledi.

Hem amniyosentez hem de CVS’in çok az da olsa düşük riski taşıdıkları bilindiğinden, ben şimdilik elimdeki olasılık rakamlarıyla yetinmeye karar verdim. Bunda geçen hafta anlatacağımı söylediğim gelişmiş genetik tarama testinin de etkisi var. Gelelim bu teste… Doktora kontrol için ilk gittiğimde, 9. haftada yapılabilen yeni bir kan testinden bahsetmişti. Yeni diyorum çünkü, 4 yıl önceki hamileliğimde böyle bir testin adını dahi duymamıştım. Tahmin ettiğiniz üzere bu çok daha özel ve pahalı bir test, ama yine yaşımdan ötürü sağlık sigortası büyük bir kısmını karşılıyormuş neyse ki. Bu testin en büyük özelliği, anneden alınan kan yoluyla bebeğin DNA’sını ayrıntılı olarak inceleyerek Down Sendromu ve diğer kromozom bozukluklarını %99 doğruluk payıyla bulması. Benim için çok daha heyecan verici tarafı ise, kromozomlara baktıkları için bebeğin cinsiyetinin de henüz 10 haftalıkken ortaya çıkması! Tabi eğer bilmek isterseniz!

Tıp her geçen gün hızla ilerliyor, özellikle genetik alanında pek çok gelişme yaşanıyor. Bu kadar detaylı bilgiye sahip olmak hem iyi hem de kötü aslında, çünkü pek çok zaman da yanlış pozitif sonuçlar çıkabiliyor ve anne adayları, belki de hiç gerek yokken, hamileliklerini bebeklerinin sağlığından endişe ederek geçirmek zorunda kalıyorlar. Sanırım çok uzak olmayan bir gelecekte, bebekler daha doğmadan, genetik haritalarına bakarak ileride ne gibi hastalıklara yakalanabileceklerini öğreneceğiz. Ama dilerim ki, hiçbir anne adayı bebeğinin yaşamı ile ilgili zor kararlar vermek zorunda kalmasın, kalanların da Allah yardımcısı olsun!

Netice itibariyle, ben bu testin sonuçlarını ve dolayısıyla ikinci bebeğimin cinsiyetini son bir haftadır biliyorum! Ama bu hafta kafanızı testler ve olasılık hesaplarıyla oldukça karıştırdığımdan ötürü, bu müjdeli haberi, sizi biraz da merakta bırakmak için, haftaya saklıyorum!

Haftaya görüşmek üzere,

Deniz

Yazar Hakkında

M. DENİZ TURAN – 36 yaşında, yüksek jeoloji mühendisi. 9 yıl önce doktora yapmak icin geldigi A.B.D’den, gün gelip ulkesine dönmeyi ve deniz kenarında yaşamayi hayal ediyor. 8 yıldır üniversite aşkıyla evli ve son 3 yıldır ara verdiği akademik dünyayı 3 yaşındaki oğlu Sinan’la fazlasıyla dolduruyor. Çalışmayan anne olmanin hem tadını çıkarıyor, hem de zorluklarını birebir yaşıyor. Simdi ise, 4 yıl önce sonlandırdığı gebelik günlüğüne, yakında doğacak olan ailenin 4. üyesini anlatmak için geri dönüyor. Okumayı, alışveriş yapmayi ve çocukları çok seviyor.

Deniz’in tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların gebelik günlüklerini buradan okuyabilirsiniz.

4 yorum

  1. Ahh Deniz, birden geçmiş aylara döndüm sen bunları anlatınca. Biz 10. haftadan 26. haftaya kadar uğraştık bu anlattığın tüm testlerle. Ense kalınlığı yüksek çıkmıştı bizde.

    Dileğine canı gönülden katılıyorum, umarım hiçbir anne bebeğinin hayatı ile ilgili zor bir karar vermek zorunda kalmasın. Biz yaklaşık 16 haftayı bu olasılığı düşünerek geçirdik, çok zordu. Sağlıklı olduğunu öğrendiğimizde 7. ayı geçmiştik bile.

    Neyse ki şimdi herşey yolunda, bugün 35. hafta yazım yayınlanıyor, çok şükür.

    Sağlıklı, huzurlu, mutlu bir gebelik geçirmeni dilerim.

    Sevgiler

    Öznur

    • Selam Oznur! Benim tam olarak anlatmak istedigim sey de buydu iste! Uzuldum o kadar stresli haftalar gecirmenize, ama cok sukur sonuc iyi cikmis! Bebegini kucagina almana da cok az kalmis gordugum kadariyla. Saglikli ve kolay bir dogum dileklerimle…

  2. Bizde ugrasmistik bu amniyosentezle falan cok zorlu bir surecti gercekten Allah kimseyi evladiyla sinamasin